Broken English Goodbye,
E S Kibele Yarman,
yayımlayan: Onagöre, 2021.
16 × 20 cm, 88 sayfa;
fotoğraflar: Zeynep Fırat
Broken English Goodbye ya da
Taş Kâğıt Makas

Broken English Goodbye, Şubat 2021’de yayımlanan, yaşanmış ve düşlenmiş bir Eren Su Kibele Yarman1 kitabı. Yaşamın hakikiliğini, fırtınasını, yirmili yaşların sınamasını bir kitabın içinde kitapla beraber, onun karakterine bürünerek keşfeden atmosferik ve otobiyografik bir deneme. Söz, imge ve çizginin birbirine eşlik ettiği, hayal gücü ve hafızayla buluşan, yeryüzü ve ay arasında kalan farklı katmanlar, zamanlar arasında geçen bir yolculuk. Ölçüleri ve koordinatları değişen yirmi takımyıldızıyla nesnesini alt eden bir “mimari” evren. Bu evren, fırtınada iyi kalabilmek, belki de yalnızca “var” kalabilmek için koca bir şiire dönüşmüş. Düz bilinçler için yerleşmiş bir kitap formu, bir okuma formu, bir anlatı formu, bir şiir formu, bir görsel imge, bir zaman ve mekân algısını sarsıyor. Kitabı en temel işlevinden hayli arındırıp daha görsel ve dokunsal bir deneyimi ön plana çıkarıyor. Atmosferik anlatısı, sinestetik2 bir deneyimi çağırıyor.

Kibele Yarman’ın 16 × 20 cm ölçülerindeki ofset baskı kitabını elimize aldığımızda, ilk olarak şeffaf bir ambalaj ve ambalajının üzerinde yer alan ve henüz sadece sözle kurulan bir şiir fragmanıyla buluşuyoruz. Kibele’den ve kitaptan kopup gelen ve şimdi tamamen bizim olan bu fragman, bir sticker. Her an bir kâğıt yaprağının yüzü, bir defter, elimizde tuttuğumuz bu kitap, başka bir kitap, her gün karşısına geçtiğimiz bir ayna, bir dolap kapağı, bir duvar ya da ilişkilenmesini istediğimiz başka bir domestik ve hatta kentsel bir yüzeyle, başka bir bağlamla buluşmaya müsait. Yeni bir yüzeye bir katman olarak eklenebiliyor. Bizim kendi otobiyografik anlatımıza dahil olup etrafını kurmaya başlayabiliyor. Bizim çizgimiz, sözlerimiz, görsel imgelerimiz, yaşamımızla buluşup bizim elimiz, zihnimiz ve gözümüzle, gündüz düşlerimizle ve hafızamızla, heyecan ve korkularımızla yeniden var olabiliyor.

Ambalajı açtığımızda, dokunarak hissettiğimiz kâğıt ağırlığı ya da kalınlığı dışında, kapak ve iç sayfa karakter ayrımı ortadan kalkmış bir kitaba bakıyoruz. İçi ve dışı birbirine akıyor, bir. Kâğıt seçimi hassas: Munken Pure. Hızlıca sayfaları çevirdiğimizde Kibele Yarman’ın kitapta ön ve arka yüz olma hâlini, iç ve dış olma hâlini kırdığını, mevcut kitap algımızı sarsan başka bir süreksiz süreklilikle kitabı tasarlamış olduğunu hemen fark ediyoruz. Kitapta sayfa numaralarına yer verilmemiş; daha ilk karşılaşmada doğrusal bir okuma önermekten kaçınılmış. Ama belirtmeliyim ki doğrusal bir okuma yapmak istesek bile bu okuma, kitabın biricikleşen sayfa tasarımları sayesinde yine doğrusal olmayan bir biçimde, her bir sayfada farklı gerçekleşiyor. Sayfaları sırasıyla çevirmek yerine kitabı karıştırırken ilk arzulanan, merak edilen sayfadan ya da kitap kapalıyken ön kenarda okunabilen, istenen bir yaprak renginden de kitaba dahil olunabiliyor. İçerisinde sıçramalı, ileri ya da geriye doğru bir okuma yapılabiliyor. Dolayısıyla kitap, tasarım kurgusu gereği her seferinde başka başka üretilebiliyor. Uğranan sayfalar montajlanıp kitap yeniden ve yeniden yazılabiliyor. Broken English Goodbye sadece Kibele Yarman’ı değil okur olarak bizi de olası bir yazar hâline getiriyor. Anlatıcı ve anlatılan ilişkisi parçalanıyor; okur, kitabın (yeniden) üretiminde bir katılımcıya dönüşüyor.3

Burada belki de salt bir okumadan değil, artık bir kitap deneyiminden, bir yolculuktan bahsetmemiz mümkün. Broken English Goodbye tasarımın iletişim gücünü test eden bir karşılıklılık talep ediyor ve bizim de inisiyatif almamızı bekliyor. Kibele Yarman tasarımında temsil ve algılayan arasında “atmosferik bir ilişkilenme biçimini” odağına alıyor. “Duyu(m)sal açıdan daha iletken” olmayı amaçlıyor.* Kitabın özgün kurucu bileşenleri renkler, yoğun tekstür ya da neredeyse leke ya da taramaya dönüşen, neye baktığımızdan tam emin olmadan içgüdüsel olarak yaklaşabileceğimiz soyut ya da bulanık imgeler, gökyüzü, derin sular, deniz canlıları, Ay’ın aydınlık ve karanlık yüzü, ünlü bir çehre, ultrason gibi belirgin, adı dilimizin ucuna gelen tanıdık görseller, yerler, akışkan çizgiler, oklar, hacimlenen çizgiler, kesik çizgiler, sürekli çizgiler, kara delikler, içi boşaltılmış delikler, yüzeyden eksiltilen ya da yüzeye eklenen amorf geometriler, sözler, birer fragman olarak kâğıdın sonsuzluğuna, uzayın boşluğuna fırlatılmış birer uyarıcı. Her birinin ayrı ayrı ve birlikte güçlü görsel ve dokunsal çağrışımları, bizde uyandırdığı zengin tepkiler var. Kitapta bu bileşenlerle kurulmuş tekrara dayalı, aynılaştırıcı ilişkiler, tekdüzeleşen sayfa tasarımları görmüyoruz. Öyle ki aralarında kesin, bilindik, tutarlı ve tamamlanmış ilişkiler yaratmaktan da bilinçli olarak kaçınılmış. Rahatsız ediyorlar, merak uyandırıyorlar, şüpheye düşürüyorlar, kaybolmamızı istiyorlar. Bileşenlerin ölçüleri, konumları ve formları, birbirleriyle olan mesafeleri değişiyor ve bununla birlikte her sayfada başka başka montajlanıyorlar. Böylelikle, içinden geçtiğimiz atmosferler biricikleşiyor. Bizde birtakım karşılıklar, duyular, hisler uyandırmak istiyorlar. Hafızamızı ve hayal gücümüzü tetikliyorlar. Sayfalar arasında yolculuk, bir atmosferden diğerine doğru ilerliyor. Kendimizi konfor alanına alıp rutine bırakmamızı engelleyen amaçlı, sürekli bir yeniden inşa hâli var. Emin olma değil meraklı ve şüpheci olma hâli var. Dolayısıyla, Broken English Goodbye’da onunla ilişki kurduğumuzda sürekli yenilenen bir temas söz konusu. Karşılaşmalara açık;4 açık ve hareketli bir yapı deneyimi sunuyor diyebiliriz. Şeylerle bu türden müstesna bir ilişki kurmayı Stéphane Mallarmé’nin “Le Livre” şiirinden, Alexander Calder’in mobil heykellerinden, Bruno Munari’nin işlerinden, İşe Yaramaz Makineler’inden5 biliyoruz.

Yanı sıra Kibele Yarman, bir kitapla kurmaya alışkın olduğumuz bedensel ilişkimizi de temelden sarsıyor. Bir elimizle kitabı yatayda, bir satırı okuma yönünde sabit tutup diğer elimizle sayfaları çevirmek yerine yine uzayda serbest hareket etmeye çağrılıyoruz. Elimize de kitabın konumuna da, kitabın sayfalarına da, hatta aynı sayfadaki bileşenlere de bakış açımız sürekli değişiyor. Onunla statik değil dinamik bir ilişki kuruyoruz. Bazen bir sayfasını ters yöne çevirip bakmamız, bazen ön kenarından bakmamız, bazen de keyfimizce ilişki kurmamız pekâlâ mümkün. Hatta her biri kurucu bileşenin peşinden giderek çatallanan yeni patikalar açmak, hypertext’ler üretmek, bu kitabı pek çok kez katmanlandırmak, çoğullaştırmak olası.

Broken English Goodbye, bir nesne olarak Kibele Yarman’a ait bir kitap tasarımı olduğu kadar ona ait yaşayan/canlı bir kartografya da.6 Kartografya diyorum, çünkü onun gözünden, zihninden, elinden, düşlerinden, hafızasından kopup gelen sözlü ve görsel fragmanlar, yeni zaman-mekânsal bir bütünü, şimdi ve burada, performatif olarak (yeniden) bir araya getirerek bir şiir formunda kuruyor. Sözlerle domine edilmeyen, görsel ve dokunsal başka bir şiir formu bu; daha heterojen, kendine özgü yazma ve okuma hâllerini çağıran, etkileşime ve çağrışımlara açık. Bu kitap aynı zamanda bir defter ve günce. Dolayısıyla da otobiyografik bir kayıt, Kibele Yarman’ın yaşanmış ve düşlenmiş evrenine tanık olduğumuz açık uçlu bir harita gibi çalışıyor. Kitabın tamamını tek bir şiir olarak okumak mümkün. Üstelik, bir kitap hacmindeki bu koca tek bir şiir, fiziksel ve dilsel sınırları kasıtlı bir biçimde ihlal edip söz ve görsel arasında birleştirici anlamları arıyor. Kibele Yarman’ın şiir yazma mekanizması bu bağlamda, bir feminist kritik olarak Gloria Anzaldúa, Nancy Spero ve Jenniffer Bloomer’in montaj teknikleriyle7 benzeşiyor.

Şiirin mekanizması boşluklu bir yapıya sahip. Şiirin mekânı olarak kitabın her bir sayfası ise tasarlamanın ve yaşamın karmaşıklığını örten bir sterillik yerine onun çoksesliliğiyle barışık.** Nötr, saf, duyguları alınmış ya da öznellikten, bir aura’dan yoksun değil. Atmosferik, belki de meteorolojik bir anlatı.8 Sözlü ve sözsüz sayfalar, görselli ve görselsiz sayfalar, çizgili ve çizgisiz sayfalar var. Her bir yaprakta kâğıdın görkemli boşluğunu, bitimsiz uzayı hâlâ bize duyumsatan, alışılagelmedik bir boşluklu dolulukla karşılaşıyoruz. Bu boşluklu doluluk, bir bütünün fragmanlardan oluşan, Kibele Yarman’ın hayal gücü ve hafızası, geçmişi ve bugünü arasında bir diyalog yaratan bir çokkatmanlılıkla yaratılıyor. Fragmanlar parçalandıkça açılıyor, kendi takımyıldızlarını kuruyor: renkler, soyut ya da bulanık imgeler, belirgin imgeler, tekstürler, taramalar, hacimlenen ve daralan, başka karakterlere bürünen çizgiler, amorf ve düzgün geometriler, kesikler, boşaltmalar, eklemeler, sözler, büyüyen ve küçülen harfler. Kitapta her bir fragman, artık bir şeyin temsili değil, neredeyse doğrudan birer imge gibi beliriyor. Böylelikle şiir sadece sözle değil takımyıldızlarıyla kuruluyor; görsel imge ve çizgiyle de. Kibele Yarman böyle yirmi takımyıldızı üretiyor. Onun şiiri, kâğıdın mekânını inşa etmek ve nesnesini alt etmek üzere özgün arayışları, Broken English Goodbye’ı, Bruno Munari’nin kitap tasarımının işlevini ve iletişim gücünü sorguladığı, spekülatif boş sayfalı Okunaksız Kitapları’na, şiirin mekânıyla sistematik bir şekilde oynayan, sözlerin doğrusal bir dizilimi ve anlamlı bir bütün oluşturma kuralını ihlal eden Mallarmé’nin dil oyunlarına, şiiri okunmaz hâle getiren, beyaz üzerinde siyahın izini süren, şiirin imgesini arayan ve onu hacim dilinde çizgiyle yeniden yazan Marcel Broodthaers’nin mekânsallaştırmalarına9 yaklaştırıyor.

Bitirirken neredeyse iki bin yıllık, Çin’den çıkan antik bir çocuk oyununu çağırıyorum: Taş kâğıt makas.10 Taş makası ezer, makas kâğıdı keser, kâğıt da taşı sarar, yener. Broken English Goodbye ya da Taş Kâğıt Makas.

* Güncelleme (27.01.2022): Bu metni yayına hazırlarken, Manifold’da yayımlanan “Atmosferik Temsiller” dizisine referans vermek gerektiğini atlamışız. Yazarı Aybike Batuk’tan ve okurlardan özür dileriz. (ed.)

** Güncelleme (27.01.2022): Aybike Batuk, “Atmosferik Temsiller: Lekeler, Taramalar, Konturlar”, Manifold.

1. E S Kibele Yarman, 2017-2020 yılları arasında Manifold’da yazan, grafik tasarım disiplinini eleştirel bir biçimde görsellikle temsil eden ve sözle ifade eden, tartışan önemli iştirakçilerinden biri. Hatta, 30 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirdiği atölyeyle, en erken katkı yapan Manifold iştirakçilerinden biri demek yanlış olmamalı. Kibele disiplinler arası bir grafik tasarımcı, sanatçı ve yayıncı. Aynı zamanda, yerleşim arkeolojisi üzerine çalışan bir doktora araştırmacısı. 40. GMK ödülleri olmak üzere pek çok tasarım ödül aldı. Eylül 2021’de doğan Dante ve Istakoz, konu, ifade ve formu değişen, ancak biricik olmayı ya da kalmayı önemseyen, disiplinler arası yaratıcı işbirliklerine açık bir Kibele Yarman yayımlama projesi. 3AM Exodus, Bekledim ve Heavy Handed, Dante ve Istakoz’un ilk üç kitabı.

2. Sinestezi, bir tür “potansiyel” algı bozukluğu, birleşik duyu. Sözgelimi bir rengi duymak, bir sesi tatmak gibi. Eşleşmelere dayanıyor. Dünyayı aynı anda birkaç duyunun bütünleşmesiyle hissetmek, gerçekliği aynı anda çok daha yoğun, tuhaf ve büyüleyici kılabilme imkânını yaratmıyor mu? Belki de bu bir sorun değil, varlığı kutlayan bir hediye mi olmalı? Kibele Yarman’ın işlerinin tamamının böyle okunabileceğini iddia ediyorum: yoğun, tuhaf ve büyüleyici ve çok duyulu.

3. Bu noktada, Roland Barthes’ın “Yazarın Ölümü” başlıklı yazısını hatırla(t)mak yerinde olacak. Bkz. Roland Barthes, “Yazarın Ölümü”, Dilin Çalışma Sesi içinde, çev. Ayşe Ece (İstanbul: YKY, 2013), 61-69.

4. Umberto Eco, Açık Yapıt, çev. Tolga Esmer (İstanbul: Can Yayınları, 2016).

5. Eco’nun Açık Yapıt’ta değindiği ilham verici üç örnek.

6. Çokkatmanlı topografyalar ve otobiyografik anlatıları, Manifold’daki çizim ve çizim enstrümanları üzerine düzenli yazdığım yazı serimde, masa üzerine olan dörtlemenin temel motivasyonunu oluşturan edebi, mekânsal ve konstrüktif karşılaşmalar olarak okuyorum.

7. Jane Rendell, “Fragment of the imagination: assembling new narratives from old”, The Architectural Review, 14 Temmuz 2021.

8. Tim Ingold, canlı ya da yaşayan çizgileri incelemek için hava durumunu da incelememiz gerektiğini savunuyor. Yürümek, dokumak, gözlemlemek, şarkı söylemek, hikâye anlatmak ve yazmak için neyin ortak olduğunu soran bir çizgiyi tamamlamak için nefes, zaman, ruh hâli, ses, hafıza, renk ve gökyüzünün ortak paydasını arayan bir meteoroloji geliştiriyor. Bu payda atmosfer. Bkz. Tim Ingold, “Weathering”, The Life of Lines içinde (Abingdon: Routledge, 2015), 51-111.

9. Jacques Rancière, Kelimelerin Mekânı: Mallarmé’den Broodthaers’e, çev. Elif Karakaya (İstanbul: Lemis Yayınları, 2020).

10. Tim Ingold, “Scissors paper stone”, Correspondences içinde (Medford & Cambrige: Polity Press, 2021), 85-93.

Bilge Bal, Broken English Goodbye, grafik tasarım, Kibele Yarman, kitap, kitap tasarımı, mekân, Onagöre, şiir, tasarım