ve Aykan
Brody ve Wozencroft,
Rockport, Williams,
Walter (+ DM),
Osterer ve Stamm
Type, Form & Function, Jason Tselentis, 2011
Alt başlığı: Tipografinin Temelleri El Kitabı [A Handbook on the Fundamentals of Typography]
Bir itirafla başlamak istiyorum: Bir şeylerin temellerini anlattığını iddia eden kitaplara karşı yıllar içinde takıntılı hâle geldim ben, önyargılıyım bunlara karşı. Eğer bir kitabın kapağında “... Temelleri” diye ibare görürsem biraz işkilleniyorum, bir ayağım geri gidiyor. Bir şeyin özünü açıklamak yekûnunu açıklamaktan çok daha zor ve detaylı bir iş olmalı bence. “Temelleri” kitaplarında bana doğru gelmeyen şey bu sanırım. Temel tanımıyla özeti kastediyorlar galiba. Ama özeti de oldukça sığ ve doğruluğu muallakta olan sübjektif bir tavırla gerçekleştiriyorlar.
Bu kitaptan örnek vereyim mesela: “RENK” diye bir başlık açılmış. Zemin renginden girilmiş, sarıdan maviden çıkılmış. Tipografi terminolojisinde “renk” demek “tipografik gri” demektir. Dilediğiniz tipografi veya yazı tipi tasarımı kitabını açıp bakabilirsiniz. Dizinden “colour” kısmına gittiğiniz anda bu konu karşınıza çıkar. Emil Ruder renk hakkında yazarken kırmızı, mavi vs. renklerden, bu ayrımı yaptıktan sonra bahsediyor. Başka bir sayfada Display Type diye bir başlık açılmış. 15 punto üstü yazıların başlık sınıfına girdiği söylenmiş, oysa o büyüklükler en fazla ara başlık (veya spot) formatını temsil edebilir, çünkü display format için üretilen fontların anatomik özellikleri o kadar ufak ebatları çoğu zaman desteklemez. Ayrıca bu kadar kesin bir sayı verilmesi de doğru değil. Yazı tipinin hangi ebatlarda nasıl çalışacağını yazı tipi tasarımcısı belirler. Yine aynı başlıkta serifsiz fontlarının display format için tercih edilmesinin nedeninin genellikle büyük x-yüksekliği olduğundan bahsedilmiş ama serifsiz başlık fontlarıyla ilgili konuşulacak ilk ve tek şey x-yüksekliği değildir, “Çünkü x-yüksekliği…” deyip susulmamalıdır. Oraya gelene kadar birçok temel değişken var.
Örnekleri çoğaltarak ne kendimi yormak ne de sizin değerli vaktinizi almak isterim. “Temelleri” kitaplarını sevemiyorum maalesef. Emek verilmiş hiçbir şey için kolay kolay olumsuz konuşmam. Kitabın yazarına selamlar, bu referans kitabını istifademize sunduğu için de teşekkür ederim ve fakat herhangi bir konuda yazılmış “Temelleri” kitapları benim fobim. Tamamen kişisel.
“Bana en çok sorulan ikinci soru ‘Yazmak isteyen tasarımcılara ne gibi bir tavsiyede bulunabilirsiniz?’ Pratik ve sabır bir hayli ilerlemenizi sağlar. Henüz işin başındayken iyi editörlerle çalışmak da yardımcı olur. Ve eğer mümkünse yazmaya ayırdığınız zaman kadar okumak için de zaman ayırın.”
Fuse 1-20; Neville Brody, Jon Wozencroft, 2012
Hayranlık duyduğum kitaplardan biri. Denis Villeneuve’ün yönettiği Arrival filmindeki Dünya dışı varlıkların alfabesini gördüğümde aklıma ilk gelen şeylerden biri Fuse’dur; çünkü Fuse’a göre böyle bir alfabe gayet olasıdır ve neden olmasındır? Fuse’un gözünden bakarsak günümüz alfabesinin öyle bir tipografik yaklaşıma evrilmesi işten bile değil.
Fuse 1-20, 1990 yılında başlayan bir oluşumun ve 20 yıl boyunca devam eden süreli yayınların 20. yıla özel kitabı. Tüm yayınlar tek bir kitapta toplanmış. Toplamda 20 konu, 100 afiş, 114 font içeriyor. Sırasıyla Invention, Runes, (Dis)information, Exuberance, Virtual, Codes, Crash, Religion, Auto, Freeform, Pornography, Propaganda, Superstition, Cyber, Cities, Genetics, Echo, Secrets, Revolation, Entropy konuları ele alınmış. Her konunun önsözü Jon Wozencroft’a ait olsa da Dr. Rachel Armstrong, Jeffrey Keedy, Zaid Hassan, Gerard Unger, Adrian Shaughnessy, Erik Spiekermann, Phil Baines gibi isimlerin de yazılarıyla katkı yaptığı bölümler mevcut; bu isimlerin bakış açılarından da istifade edebiliyoruz. Her bölümde ele alınan olgunun kavramı yazarlar tarafından tartışılmış ve bu olguyu ifade eden tipografik dil arayışlarıyla, afişleriyle ve tasarımcıların ifadeleriyle son bulmuş. Hem edebi yönden hem de tasarım yönünden gayet zengin ve özgün, odamıza yeni bir pencere açarak bakış açımıza yeni bir katman kazandırma potansiyeli yüksek olan bir kitap.
“Tekdüzeliğin yaygın olduğu ve toplumsal itaatin hüküm sürdüğü dünyada, karanlık çatlaklarda yeni çiçekler coşkuyla açar. FUSE, genetik mutasyonla meydana gelen, yeni yaşam formlarının yayılabileceği duvardaki çatlaktır. Dilimiz varlığımızdır ve düşüncelerimiz dillerimize koşullanmıştır. Ancak bir takviyeyle olasılık sınırlarımızı genişletebiliriz. Dijital teknolojinin imkân tanıdığı tipografik dilin sağladığı ham ve patlayıcı bir keşif olarak olarak başlayan şey, daha sonra entelektüel ve çok katmanlı bir yapıya evrildi.”
Typography Referenced, J. Tselentis, A. Haley, R. Poulin, T. Seddon, G. Leonidas, I. Saltz, K. Henderson, T. Alterman, 2012
Kitabın öne çıkan özelliği, yazı tipi tasarımındaki interpolation işlemi ve yazı tipi testlerinde dikkat edilmesi gereken konular gibi konuları günümüz teknolojisi üstünden değerlendirmesi, yazı tiplerinde giderek genişleyen karakter kümeleri, günümüz yazı tipi şirketleri, okulları, filmleri, müzeleri, bloglar vb.
Bence birkaç bölüm dışında güncel bilgiyi çok fazla tekrar eden bir kitap. Farklı türdeki bilgileri tek bir yerde toplama fikri iyi ancak bu gibi referans kitaplarında eğer dikkat edilmezse tüm başlıklar yetersiz kalabiliyor.
“Sanat, tasarım, pratik ve araştırmalara dayalı birçok tipografi kitabı var. Bundan dolayı böyle bir kitaba her zamankinden daha çok ihtiyaç var, tipografiyle ilgili her şey için kapsamlı bir referans kitabı.”
Type Matters!, Jim Williams, 2012
Görüp görebileceğiniz en basit anlatımlı tipografi kitabı. Hap gibi anında yutabileceğiniz bir kaynak. Zaten ortaya çıkış hikâyesi de yazarın şirketlerle ve öğrencilerle yaptığı tipografi eğitimleriyle başlıyor. Kitabın not defteri formatında tasarlanması bu yönüyle anlam kazanıyor. Tipografi terimleri, dizgi kuralları, noktalama işaretleri vb. konular sadece bir ya da birkaç cümleyle açıklanıyor.
“...Ayrıca tipografiyi demokratikleştirdi ve geniş kitlelerce rahatlıkla ulaşılabilmesini sağladı. Böyle dönemlerde konunun temellerinin unutulma tehlikesi ortaya çıkar.”
Fifty Typefaces That Changes The World, John L. Walters (ve Design Museum), 2013
İngiltere’de farklı tasarım disiplinlerine ev sahipliği yapan The Design Museum’un çıkardığı kitap serilerinden biri de dünyayı değiştiren 50 yazı tipi. Serinin devamı 50 çanta, 50 bisiklet, 50 araba, 50 sandalye, 50 elbise, 50 şapka, 50 ayakkabı şeklinde. Genel okur kitlesine hitap ettiği için Alexander Lawson’un The Anatomy of a Typeface kitabında olduğu gibi yazı tiplerinin tarihsel süreciyle ilgili detaylı metinler içermiyor. Kitabın metni grafik tasarım dergisi Eye’ın editörü ve aynı zamanda müzisyen, besteci ve eleştirmen olan John L. Walters’a ait.
Bahsi geçen 50 yazı tipi her zaman olduğu gibi Gutenberg’in 1455 yılında dizdiği 42 satırlık Gutenberg İncil’inden başlıyor. Blackletter ile başlayan kitap 2011 yılında piyasaya sürülen Ubuntu isimli yazı tipiyle son buluyor. Metin gazetecilikte kullanılan 5n 1k yöntemiyle yazılmış: Ne? Ne zaman? Nerede? Nasıl? Neden? Kim? Kısa, öz, net, her kitle tarafından anlaşılır. Bu sorular birkaç paragrafta cevaplandıktan sonra yan sayfada ilgili yazı tipiyle ilgili bir ya da birkaç kullanım örneği verilmiş. Görsellerin açıklamaları da mevcut.
“Yazı tipi tasarımcıları, beş yüzyılı aşkın bir süredir alfabedeki harflerinin kendilerine özgü versiyonlarını hazırlamak için uzun mesailer harcadı. Eğrinin kalınlığı, kontur açısı gibi küçük değişiklikler bu türdeki bir sayfanın görünümünde büyük farklılıklar yaratır. Müzik aleti yapımcıları gibi, yazı tipi tasarımcılarının da repertuar veya sanatçılar üzerinde hiçbir kontrolü yoktur.”
Adrian Frutiger Typefaces. The Complete Works; Heidrum Osterer, Philipp Stamm, 2014
Muhteşem ötesi, fevkaladenin fevki, olağanüstü bir kaynak. Rahatlıkla usta-çırak ilişkisi kurulabilecek bir kitap.
Eğer bu yazımda elimdeki kısmi tipografi literatürünü incelemek ve düşüncelerimi yarı akademik bir dille açıklamak gibi bir görev edinmemiş olsaydım bu kitap için “Hayatımda tanıştığım en iyi öğretmenlerden biri” diyerek lakonist bir tavırla geçip giderdim. Gerçekten de böyle, çünkü cansız bir varlık gibi değil bu kitap. Kapağını aralığınızda Frutiger’in beyninin tipografiyle ilgili kısmını aralamışsınız gibi hissettiriyor. Bir yazı tipi tasarlıyorsunuz ve bazı konularda kararsız mısınız? Tecrübelerine ve bilgisine güvendiğiniz birinden fikir mi almak istiyorsunuz? Bu öğretmenin o konuyla ilgili doğrudan ya da dolaylı olarak söyleyecek en az bir şeyi vardır.
Bu kitapta Adriar Frutiger’ın tasarladığı 51 yazı tipinin her bir Bézier eğrisinin hesabını verdiğini söylesem abartmış olmam sanırım; her yazı tipinin arkasındaki öyküyü, tasarım aşamalarını, şirketlerle arasında yaşananları, kısacası o yazı tipiyle ilgili verilebilecek tüm detayları vermiş. Frutiger’in beyanlarının yanı sıra her sayfada bulunan dar sütunlarda yayıncıların notları var. Bu notlar ilgili sayfada bulunan ve genişletilmesi gereken kavramlar, isimler, fikirler, ürünler üstüne ve içerik olarak çok zengin ve özgünler.
Tüm bunların yanında, Frutiger’in kariyerinin kilometre taşlarını kısaca özetlediği ve yazı tipi tasarımıyla ilgili birkaç görüşünü paylaştığı, daha doğrusu yazı tipi tasarımıyla ilgili görüşlerini şekillendiren kırılma anlarını paylaştığı “A typeface is a tool” bölümü, Osterer ve Stamm’ın bu kitabı nasıl meydana getirdiklerini 1994 yılındaki Linotype gecesinden başlayarak anlattıkları “How we made this book” bölümü, Adrian Frutiger’in öğretmenlerinden ve akıl hocalarından uzuun uzuuun bahsedilen “Adrian Frutiger’s teachers and mentors” bölümü, Adrian Frutiger’in bizzat kullandığı teknikler olan metal hurufat üretim tekniğinden dijital döneme kadar olan dönemi kapsayan 12 farklı üretim tekniğinin kariyer akışına uygun olacak şekilde periyodik aralıklarla sunulduğu “Production of type” bölümü, Frutiger’in 1957-2008 yılları arasında tasarladığı logolar, Frutiger yazı tiplerinin sinopsisi, notlar ve diğer detaylar kitapta yer alıyor.
Ne diyebilirim ki?! Derya deniz, inanılmaz, dantel gibi ilmek ilmek dokunarak oluşturulmuş bir kaynak. Soyut tabirlerim için kusura bakmayın ancak somut kelimelerin olası çeşitliliği beni bu kestirme yola itti. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
Herhangi bir alıntı kitabın içeriğine dair yetersiz kalacağı ya da yanıltıcı olabileceği için bu kitaptan alıntı yapamayacağım maalesef.
{fotoğraflar: Murat Çil}