Tipografi Literatürü 10
Bodoni, Hyndman, Seddon, Kemmer, Hartwich, Henestrosa, Meseguer, Scaglione
ve Aykan

Manual of Typography, Giambattista Bodoni, 2016

Mainz’daki Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde Kitap Araştırmaları Enstitüsü başkanı ve aynı üniversitedeki Gutenberg Kürsüsü’nün sahibi Stephan Füssel’in biyografik değerlendirmesiyle başlayan kitap, Bodoni’nin Manuale Tipografico’sunun tıpkıbasımıyla devam ediyor ve Giambattista Bodoni’nin İngilizceye çevrilmiş önsözüyle son buluyor.

Pekiii, Giambattista Bodoni’nin ölümünden sonra 1818 yılında yayımlanmış ve Taschen tarafından 2016 tekrar yayımlanan bu font kataloğu genel kültür dışında ne işe yarar?

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: 1950’lerden sonraki tipografi ve yazı tipi üretimi/tüketimi anlayışı ile 50’lerden önceki anlayış ve kültür çok farklı. Tipografideki kuşak çatışması Gutenberg’den bu yana var oldu, ancak hiçbiri 50’lerden sonraki kırılma kadar radikal değildi. Yazı tipi tasarımcıları için harfler, tipografi ve nesne olarak kitap neredeyse ibadet kadar kutsalken (ki yazının gelişmesinde dinlerin rolü gerçekten de hiç az değildir ancak bu başka bir konu) 50’lerden sonra hepimizin malumu olduğu üzere çevremizle ve çevremizi oluşturan bileşenlerle aramızdaki ilişki farklı bir noktaya evrilmiş. Tüketici davranışları da aynı şekilde evrilmiş. 19 yüzyıl sonlarına kadar olan dönemde okurun bir kitaptan beklentileri de yazı tipi tasarımcılarını ve matbaacıları diri tutan önemli faktörlerden biri olmuş. Bu faktörler yazının yüzlerce yıllık yolculuğunda emin adımlarla, nereye niye gittiğini bilerek –günümüzün aksine– yol almasını sağladı. Bu nedenlerle günümüzde bile yazı tipi tasarımcıları dönüp dolaşıp tarihin tozlu raflarından buldukları fontların revival sürümünü tasarlıyor. Yine aynı nedenle Jonathan Hoefler, Netflix’e çektiği belgeselde eline bir büyüteç alıp kütüphanelerde, mezarlıklarda, saatlerde ve hemen her yerde esinlenebileceği esaslı harfler arıyor (Bu belgeselde ya zaman kısıtından ya da başka nedenlerle Hoefler’in kendini yeterince ifade edemediğini de düşünmekteyim. Yazı tipi tasarımcılarının bir tür arkeolog olduğu fikrine katılmıyorum ancak Hoefler’in neyi kastettiğini de anlıyorum).

Tasarımcıların harflerle, tüketicilerin kitaplarla olan ilişkisi çok uzun bir açıklamaya muhtaç... Bunun üstüne geniş bir araştırma bile yapılabilir. Sorumuza dönecek olursak: Bu ve benzeri kitaplar ne işe yarar? Harflere bakış açımıza yeni bir katman ekler. Yazıyla aramızdaki birkaç kuşak önce kaybettiğimiz bağı hatırlatır. Bunun sadece okumakla olmayacağını biliyorum. Tasarım gereci olarak kullandığımız ve yazıyı tükettiğimiz parlak ekranlar buna müsait değil, biliyorum. Günümüz üretim teknolojilerinin ve tüketim ortamının ve bunca gürültü ve şamatanın yazı ile insan arasındaki ya da herhangi kadim olgu ile insan arasındaki bağın tekrar kurulmasına imkân sağlamaya müsait olmadığını biliyorum. Ama bu ve benzeri kitaplar en azından bunu biraz da olsa anımsatma ve hissettirme potansiyeline sahip.

“...Zarafet, harflerin güzelliği için gereken dördüncü ve son nitelik. Zarafet olarak tanımlanan bu güzelliğin, çekiciliğin ve sevimliliğin tarifini yapmanın ne kadar zor olduğunu herkes bilir. Doğal ve kışkırtıcı görünmesi için muhakkak spontan ve zahmetsiz olmalı. Bunu Tanrı’nın ve doğanın olağanüstü, mükemmel ve saf bir armağanı gibi görünen herhangi bir şey de aramak yanlış olmayacaktır.” —Giambattista Bodoni

Why Fonts Matter, Sarah Hyndman, 2016

Sarah Hyndman fontların rutinimizdeki yerine değiniyor. Bildiğiniz üzere farklı fontların farklı etkileri vardır. Kimisi dişi, kimisi erkek, kimisi resmi, kimisi komiktir. Fontların temsil ettiği düzinelerce duygu vardır ve bunların tercihlerimiz üzerinde etkisi bulunur. Hyndman bu kitapta fontlarla aramızdaki içgüdüsel bağı somutlaştırma gayretinde bulunmuş.

“Her font veya yazı tipi, duygularınızı uyandırarak ve sahneyi ayarlayarak okuduğunuz sözcükleri yorumlamanızı etkileyen bir kişiliğe sahiptir. Bunu içgüdüsel olarak anlıyorsunuz, ama bilinçaltı bir seviyede oluyor. Yazı tiplerinin duygusal yönlerinin farkında olmak eğlenceli olabilir ve sonuçta verdiğiniz kararlar üzerinde size daha fazla kontrol sağlayabilir.”

Overlap – Web & Typography, J. Kemmer, T. Hartwich, 2016

Yazı tiplerinin ekranlardaki çalışma prensiplerine odaklanan bir kaynak. Web tasarımcılarını yazı tiplerinin ekrandaki işleyişiyle ilgili bilgilendirmek için hazırlanmış gibi görüyor. 1968 yılında geliştirilen OCR-A isimli fonttan başlayarak dijital ekranlar için üretilen fontların tarihi incelenmiş. Sonrasında da font formatları, internet tarayıcıları, web fontu tedarikçileri, web fontlarında dikkat edilmesi gereken özellikler, çeşitli fontların performans analizleri, web tasarımında fontu yönetmenizi sağlayan kodlamalar vb. birçok teknik konuya değinilmiş.

Web tasarımıyla pek aram olmadığı için bu kaynağın web tasarımcıları için ne ifade ettiği bilemeyeceğim açıkçası. Kitabın ele aldığı konuların web tasarımı literatüründeki yerini profesyonel olarak bu alanla ilgilenenler daha iyi değerlendirecektir. Font formatları, hinting vb. gibi yazı tipi tasarımcılarını ilgilendiren konular da günümüzdeki birçok tipografi kitabında işleniyor. Dolayısıyla bu kitabı benim için ayrıksı yapan, 12 adet farklı fontun ekran performanslarının değerlendirildiği bölüm. Bu bölüm hem yazı tipi tasarımcıları ve tipograflar hem de web tasarımcıları için özgün veriler içeriyor bence.

“Daha fazla yazı tipi ortaya çıktıkça tasarımlarımıza en iyi şekilde nasıl hizmet edebileceklerini anlamamız ve seçimlerimizde yeniliğin ötesine geçmeye gayret etmemiz gerekiyor. Eğer web çoğunlukla metinden oluşuyorsa –ki oluşuyor– web tipografisi güçlü bir araç olabilir.” —Jason Santa Maria

Let’s Talk Type, Tony Seddon, 2016

Stephen Coles’un The Geometry of Type adlı kitabının tasarımcısı Tony Seddon tarafından hazırlanan yazı tipi tasarımı ve tipografi sözlüğü. İlk bölümde harflerin anatomisi, ikinci bölümde noktalama işaretleri, üçüncü bölümde tipografi terimleri, dördüncü bölümde yazı tipi sınıflandırması konu edilmiş. Son bölümde ise 43 fonttan oluşan bir katalog mevcut. Kalın kitapların içinde sözlük aramaktansa bu minik kitapçığa başvurmak daha pratik bir çözüm sağlayabilir tabii ki. 

How to Create Typefaces, C. Henestrosa, L. Meseguer, J. Scaglione, 2017

Yazı tipi tasarımına yeni başlayacaklar için çok iyi bir ön hazırlık kitabı ve amatörler için de kapsamlı bir kaynak. Daha kaç tane fonta ihtiyacımız olduğu ve bir yazı tipinin kapsaması gereken diller gibi en temel ve ilk akla gelen sorulardan başlıyor. İlerleyen bölümlerde de harflerin anatomisi, eskiz yöntemleri, üretim süreci, pazarlama ve lisans konuları arz ediliyor. Son bölümde ise yazarlar sektördeki profesyonel tecrübelerini paylaşıyor. Her yazar farklı bir bakış açısıyla tecrübelerini aktarıp yazı tipi tasarımcılarının ortak sorunlarıyla ilgili harika tavsiyelerde bulunuyor.

Bence en ideal başlangıç kitaplarından biri, hatta belki de şimdilik az bir farkla en iyisi. Leonidas’ın da dikkat çektiği üzere, bu kitabı okuyan biri yazı tiplerinin nasıl tasarlandığından ziyade nasıl oluşturulduğuyla ilgili fikir edinebilir.

“Kitap isminin Yazı Tipleri Nasıl Tasarlanır değil de Yazı Tipleri Nasıl Oluşturulur olması dikkate değerdir.” —Gerry Leonidas

*

BONUS: YAYIMLANMAMIŞ DOKTORA TEZİ

“Türkçenin Özgün Dil Motifinin, Frekanslarının Araştırılması ve Bu Araştırmaya Dayalı Bir Metin Fontu Tasarımı”, Anıl Aykan, 2014

Son birkaç yıldır akademik çalışmaları takip edemiyorum, eminim çok iyi tezler yazılmıştır, iyi eserler hazırlanmıştır, zira son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de yazı tipi tasarımına büyük ilgi var. Gözümden kaçan çalışmaların sahiplerinin affına sığınarak şunu belirtmeliyim ki şimdiye kadar yazı tipi tasarımı ve tipografi üstüne hazırlanmış benim bildiğim en kapsamlı Türkçe metin Anıl Aykan’ın doktora tezi. Neden böyle düşündüğümü açıklayayım.

Örneğin tez, yazının başından beri birkaç kez dile getirdiğim okunaklılık [legibility] ve okunabilirlik [readability] kavramlarıyla başlıyor. Genellikle bu kavramların tanımları birkaç cümlede yapılıp geçilir. Ancak Anıl Aykan bunlar hakkında yapılan tartışmalara da beş sayfa boyunca dolu dolu değinmiş. Tartışmalardan bahsettikten sonra da söz konusu kavramların nihai anlamını vurgulamış. Üstünde durulması gereken çok fazla başlık olsa da format gereği maalesef tüm başlıklardan tek tek bahsedemeyeceğim, bu örnekten yola çıkarak metnin ne denli akademik ciddiyetle ve özenle hazırlandığını siz düşünün. Şakası yok. Hiç yok hem de. Her bir başlık aynı özenle ve ciddiyetle hazırlanmış.

Temel kavramların detaylı ve özgün örneklerle ifade edilmesinin yanı sıra çalışmayı özel kılan veri, dil motifi ve harf frekansları konusu. Bu konu Avrupa dillerini (İngilizce, Almanca, Fransızca, İtalyanca, Hollandaca, Lehçe, İsveççe, Portekizce, İspanyolca) kapsayacak şekilde irdelenmiş. Tabii ki bu araştırmalar Türkçenin etrafında şekillenmiş. Harf kullanım sıklığı profili, sık kullanılan harflerin biçimi, harf temas motifi, sık kullanılan harf grupları, sık kullanılan kelimeler, yaygın kelime başlangıçları ve bitişleri, sesli-sessiz harf dağılımı vb. bir dilin tipografik dokusunu belirleyen faktörler Türkçe odaklı incelenmiş. Ve son olarak bu bulgular ışığında Türkçenin özgün yapısı için Atatype isimli serifli bir metin fontu tasarlanmış. Kısacası, eğer bir dile özgü bir font tasarlamak istiyorsanız bu eser nasıl düşünmeniz gerektiğiyle ilgili harika bir kılavuz olacaktır. Sadece bu yönüyle değil, yazı tipi tasarımıyla ilgili temel konular üstüne bilgi edinebileceğiz bir metin.

Akademik makaleler çeşitli nedenlerle kitaplara göre genellikle çok daha detaylı olur. Psikoloji biliminin de gelişmesiyle birlikte özellikle 19. yüzyıl sonlarından 20. yüzyıl ortalarına kadar disiplinlerarası çalışmalarla tipografi ve yazı tipi tasarımıyla ilgili birçok bilimsel araştırma yapıldı. Bu nedenlerle 2014 yılında teslim edilmiş bir doktora tezinin bu kadar çok detay barındırmasını bazılarınız belki olağan karşılayabilir. Ancak gerek literatürü rafine bilgiye dönüştürme yöntemi olsun, gerekse araştırmalarla ortaya koyduğu bilgilerin niteliği olsun muazzam bir eser ve kendi klasmanında uluslararası standartları yakalamış bir çalışma.

“Dilin yapısı, özgün frekansları ve dil motifinin araştırılması, özellikle yakın bir dönemden beri Latin alfabesiyle yazılan dillerin basılı tipografik dizgisinde daha okunaklı ve okunabilir sonuçlar elde edilmesi için önemlidir. Aynı zamanda tipografi tarihini oluşturan, Avrupa’nın temel dillerinin tipografik dizgisinde edinilen yetkinlik ve tecrübe, bu dillerin tipografik dizgisinde henüz mevcut değildir. Bu nedenle bu ülkelerde, yazı karakteri tasarımı, mikro tipografi tasarımı ve dil arasındaki ilişkinin anlaşılması, yüzeysel bir tipografi anlayışının yerleşmesinin önüne geçilmesi ve tipografi disiplininin gelişebilmesi için son derece önemlidir.”

Günün birinde bu çalışmanın yayımlanması için protesto gösterisi düzenlemek isterseniz lütfen bana da haber verin. Times New Roman ile yazılmış pankartımla aranızda bulunmaktan büyük mutluluk duyarım.

{fotoğraflar: Murat Çil}

font, grafik tasarım, kitap, Murat Çil, tipografi, Tipografi Literatürü