Tipografi Literatürü 7
Van Gaalen, Bantjes, Abou Rjeily, Heller
ve Talarico

Never Use More Than Two Different Typefaces, And 50 Other Ridiculous Typography Rules, Anneloes van Gaalen, 2010

Kuralların saçma ya da sadece acemiler için olduğunu savunan bir serinin tipografi ayağı için hazırlanmış bir kaynak. Moda, sanat, grafik tasarım, film, reklamcılık, web gibi konularda seri devam etmekte. Bence bu kitap amacının tam tersine hizmet ediyor. Kitapta elli kural var; bazıları birkaç sayfaya yayılsa da her kurala genellikle karşılıklı iki sayfa ayrılmış. Bu sayfaların birine o kuralı var eden alıntılar yerleştirilmiş, diğer sayfada da kurala tezat düşen bir görsel bulunuyor. Elli birinci kuralda ise kuralların kırılması gerektiğini belirten birkaç alıntı var.

Karşı argümana yeterince yer verilmemesi, kurallara göre tasarlanması, kurallara karşı çıkan görsel örneklerin yetersizliği nedeniyle bu kitabın kendisiyle çeliştiğini ve işlevini yerine getiremediğini düşünüyorum. Tipografi kurallarıyla ilgili literatürde söylenenlere göz atmak için çok iyi bir kaynak olabilir. Metin baştan aşağı alıntılardan oluştuğu için yüzlerce alıntının arasından birini seçmek zor.

I Wonder, Marian Bantjes, 2010

Muazzam bir kitap daha... Okula yeni başlamış bir grafik tasarım öğrencisi için travmatik olabilecek kadar güçlü bir dile sahip. Kazara karıştırdığı ilk mesleki kitaplardan biri olursa, bir öğrencinin hayatının geri kalanında geometrik şekillerden ve minimalizmden nefret etmesine ve bunlardan bahsederken Greta Thunberg gibi bir tavra bürünmesine neden olabilir. Aslında bu yönüyle Emil Ruder’ın Typographie’sine epeyce benzemekte. Savunduğu fikirlerin arkasındaki güçlü argüman ve bu argümanı korint sütunları kadar sağlam ve ihtişamlı destekleyen görsel dil okurun beynine kazınıyor. Okurun beynindeki bir bölgeye kalıcı olarak yerleşme arzusu kitabın her kelimesinde ve her bir deseninde çok yoğun hissediliyor. Bantjes’in bu başarısı din kitaplarındaki görsel dili kavrama çabasında ve retoriğinde yatıyor sanırım. Defaatle vurguladığı gibi: zengin malzeme, bolca detay, mükemmel zanaat... Ayrıca her başlıkta okura yönelttiği sorular, kapağını kapattıktan sonra da kitapla aramızdaki ilişkinin devam etmesini sağlıyor.

Kitap on üç bölümden oluşmakta. İlk bölümde süslemelerin dini kitaplardaki kullanımı, kullanım amacı, Hıristiyanlıktaki farklı mezheplerin süslemelerle ilgili tartışmaları, Bantjes’in tüm bunlardan yaptığı çıkarımlar yer almakta. Bu bölümde İncil süslemeleri ile Kuran’daki süslemelerin amacını birbirinden ayırması açıkçası beni çok şaşırttı. İncil’deki süslemeleri bir tür misyonerlik aracı olarak yorumlarken Kuran’daki süslemelerin kaynağının kelimeleri serbest bırakma arzusu olduğundan ayrı bir başlıkta bahsetmesi benim için ilginçti, çünkü insan bu tür kitaplarda daha toptancı bir yaklaşım bekliyor ya da ben sadece bu beklentiye girmişimdir, bilemiyorum. Her neyse, ilk bölümün Marian Bantjes’in benimsediği tasarım anlayışının temellerini attığı kısım olduğunu söyleyebiliriz.

Tüm bölümlerden tek tek derinlemesine bahsedemeyeceğim, malumunuz sırada bekleyen birçok kitap var. Ancak beni en çok etkileyen kısımlar kraliyet armalarındaki görsel dili deşifre ederek şirket logoları için standart oluşturmayı teklif ettiği “Ye Olde Graphic Designer” bölümü, Beatrice Warde’un meşhur The Crystal Goblet kitabındaki şarap kadehi benzetmesini “hürmet” kavramını baz alarak tartıştığı “Honour” bölümü, Gizlerin cazibesinden bahsettiği ve dikkatli bakmazsanız metin olduğunu anlayamayacağınız “Secrets” bölümü ve son olarak geometrik serifsizleri mizahi bir dille yerden yere vurduğu ve yazı tipi tasarımıyla ilgili şimdiye kadar okuduğum en sert eleştirilerden biri olan “The Alphabet: A Critique” bölümü.

Şunu belirtmek istiyorum: Düşünmek, düşündüğünü ifade edebilmek, düşünmeye başlamak için bilgi ve tecrübelerden oluşan bir sermaye oluşturmak çok ciddi bir gayret gerektirir. Bu bir zanaattır. Bir tür meslektir. Bence, düşünebilmek ve ürettiğimiz fikirler için bir ifade yöntemi belirlemek en az bir meslek erbabı olmak kadar zaman ve gayret gerektirir. Ne kadar hayatın içinde kendiliğinden gerçekleşebilirmiş gibi görünse de günlük yaşamın dışında zaman ayırmamız gereken ayrı bir uğraştır. Ve bu zanaatta ustalaşmış insanlara tüm kalbimle her zaman saygı duymuşumdur. Konuları daha önce hiç aklımdan geçirmediğim yönleriyle tartışması bir yana, mükemmel zanaatla birleşen zengin ve bol görsel malzeme başka bir yana, bu kitabı benim için özel kılan şeylerden biri de budur. Asık suratla ve büyük bir ciddiyetle yapmayı sevdiğim şeyler arasında kitap yorumu bulunmadığı için girişte biraz laubalilik yapmış olsam da bu kitaba ve içindeki kelimelere büyük bir saygı duyduğumu belirtmeliyim. Benim saygıma ihtiyacı olmamasına rağmen belirtmeliyim.

“...Ayrıca, işlevi fiziksel fonksiyonla kısıtlamak, şeylerde deneyimlenebilecek manevi yönleri görmezden gelmek ve yaşamdan zevk almak için gerekli olan hayal gücü ve hazzı inkâr etmek demektir.”

Typography Sketchbooks, Steven Heller ve Lita Talarico, 2011

Adından da rahatlıkla anlaşılacağı üzere yüz on yedi farklı tasarımcının tipografi veya yazı tipi tasarımıyla ilgili yaptığı eskizleri ele alıyor. Her tasarımcının kısaca takdiminden sonra eskiz yapmanın o tasarımcı için ne anlama geldiği, profesyonel hayatındaki işlevi ya da tek bir eskizin hikâyesi gibi bilgileri edinebiliyoruz.

Bazı eskiz defterleri eskiz için teşvik ediciyken bazıları eskiz defterinize bakıp somurtmanıza neden olabiliyor. Ama eskiz iyidir. Eskiz yapılmalıdır. Ekranda yapmaya başladığım tasarımın tahayyül ettiğimle örtüşmediği anlarda ben de kâğıt ve kaleme sarılırım hemen. Tasarımımı kâğıt üstünde tahayyülümle örtüştürdükten sonra tarayıcıya sokarım. “Karalayarak başlasaydın zaman kaybetmeyecektin işte!” diye kızarım kendime her seferinde. Eskiz çok süper bir şeydir. Evet.

“Akıcı olamayan bir grafik tasarımcı grafik tasarımcı değildir.”

Cultural Connectives, Rana Abou Rjeily, 2011

Lübnan doğumlu Rana Abou Rjeily, Central Saint Martins’te yüksek lisans yaptığı sıralarda Arapça konuşan tek öğrenciymiş ve Ortadoğu kültürünü ve bu coğrafyada kullanılan alfabe olan Arap alfabesini etrafındaki insanlara izah etmekte hayli zorlanmış. Yüksek lisans projesinde de Arapça öğrenmeyi kolaylaştıracak bir font tasarlamış ve projenin son kısmı olarak “Cultural Connectives” isimli bu metin bölümünü geliştirmiş.

Dolayısıyla bu kitap Arap alfabesinin kolayca anlaşılması amacıyla üretilmiş. Rana Abou Rjeily, Latin alfabesi ile Arap alfabesini kıyaslayarak gayet basit ve kolay anlaşılabilir bir içerik ortaya koymuş.

“Cultural Connectives, Arap ve Latin alfabesi arasında köprü kurmakla ilgilidir. Batı’yı ‘oryantalize’ etmeye yönelik bu yeni yaklaşım, kültürel engelleri çözme ve bunları kültürel anlayış ve karşılıklı saygıyla değiştirmeye yönelik geniş kapsamlı ve önemli bir başka girişimdir.”

{fotoğraflar: Murat Çil}

kitap, Murat Çil, tipografi, Tipografi Literatürü