Tipografi Literatürü 2
Burt, Day, Ruder
ve Blumenthal

A Psychological Study of Typography, Sir Cyril Burt, 1959

İngiliz tipograf Stanley Morrison’ın geniş önsözünden bile okuma alışkanlıkları, okuma konforu, gözün yazıyla ilişkisi gibi konularda rafine bilgiler edinilebilecek bir kaynak. Birçok tipografi, yazı tipi tasarımı kitabı ve akademik araştırmalara temel kaynak olmuş ve olmaya devam eden, yazı tipi tasarımcılarının konferanslardaki konuşmalarında veya yayımladıkları font tanıtım kataloglarında “Efenim, bizim tasarladığımız yazı tipini ötekilerinin yanına koyduk. Test ettik, ölçtük biçtik ve bizimkinin yüzde bilmem kaç oranında daha iyi okunduğunu tespit ettik” minvalindeki sunumlarına ilham kaynağı olmuş çalışmalardan biri. Her bir cümlesi birbirinden değerli ve besleyici. Harf büyüklüğü, x-yüksekliği, satır uzunluğu, satır boşluğu, kâğıt yüzeyi, ortam ışığı, font seçimi, fontların anatomik özellikleri, baskı kalitesi vb. konuların okunabilirliğe etkisinin gözlem ve deneylerle tartışıldığı bir çalışma. Harflerin okunaklılığı, yazı tipi sınıflandırması ve sınıflandırmaya konu olan yazı tiplerinin tarihi geçmişini de konu ediyor. Kitapta bahsi geçen incelemeler, kıyaslamalar, sınıflandırmalar Times New Roman, Plantin, Bembo, Baskerville, Caslon, Bodoni gibi dönemin serifli yazı tipleri seçilerek yapılmış. Bu incelemelere ait herhangi bir çizim bulunmuyor. Kitap sadece metinden ibaret ve literatürdeki mihenk taşlarından biri.

“Çoğu psikolog kendini harflerin tekil okunaklılığıyla sınırlandırmaktadır; fakat çocuklara okumayı öğretmek için kullanılan modern yöntemde kelimelerin bir bütün olarak okunabilirliği, harflerin tekil okunurluğundan daha önemlidir. Bu iki farklı yöntem her zaman aynı sonucu vermez. Eksiksiz bir araştırma ortaya koyabilmek için ikisinin de incelenmesi gerekir.”

Book Typography 1815-1965, Kenneth Day (ed.), 1966

Kitap sekiz yazarlı olduğu için başlığa yazarın değil editörün ismini yazdım. Avrupa ve Amerika kıtasının 150 yıllık dönemini ele alan kitapta, bu kıtalarda yer alan ülkelerin her birini ayrı bir yazar incelemiş. Kitabı keyifli ve verimli kılan şey her ülkenin metodolojisinin yazarlara ve ülkenin o yıllardaki aktivitelerine göre değişmesi. Bazı yazarlar konuyu düz bir metin olarak ele alırken bazıları 150 yıllık dönemi çeşitli başlıklar altında incelemiş. Örneğin Belçika’yı yazan Fernand Baudin, 1815–1852 arasındaki “Belgian Contrefaçon” olarak isimlendirilen döneme dikkat çekmiş. Almanya’yı yazan Georg Kurt Schauer, Münih Rönesansı, Jugendstil, Otto Eckmann, ciltleme, işlevselcilik ve biçimcilik benzeri birçok başlık açmış.

Art of the Printed Book’un aksine metin ağırlıklı ansiklopedik bir tarihçe bu. Yazarların isimlerini anmadan bitirmeyeyim: Fernand Baudin (Belçika), Gerard Blanchard ve Maximilien Vox (Fransa), Georg Kurt Schauer (Almanya) P.M. Handover (İngiltere), Franco Riva (İtalya), G.W. Ovink (Hollanda), Willy Rotzler (İsviçre), James M. Wells (Amerika).

“Pro captu lectoris habent sua fata libelli.”
[Kitapların kaderi okurun kapasitesine bağlıdır.]

Typographie, Emil Ruder, 1967

İsviçreli grafik tasarımcı ve tipograf Emil Ruder’in bu kitabını modern tipografinin mihenk taşlarından biri olarak tanımlamak yanlış olmaz sanırım. Kitap aynı zamanda tipografide yeni bir dönemin başladığını resmileştiren kaynaklardan biri. “Resmileştirmek” tam doğru bir tabir olmadı sanki; ele alınan tipografi meselelerinin keskin formüllere dayandırıldığı anlatım dilinin bu kitabın yayılmasına ve araştırmalardaki temel kaynaklardan biri hâlini almasına imkân sağlayarak tipografideki modern yaklaşımlara temel oluşturmasını, akademide yer edinmesini ve aktarılmasını kolaylaştırdığını söylesem daha doğru olacak sanırım. Çünkü daha önce de modern tipografinin formüle edilmeye çalışıldığını biliyoruz. Ancak bu kitabın ana akım temsilcisi hâline gelmesi Ruder ve benzeri tasarımcıların tipografik yaklaşımlarının sektöre yerleşmesinde önemli rol oynamış gibi görünüyor. Adrian Frutiger’in yazdığı önsöz de bu görüşümle örtüşüyor. Ruder, ölümünden üç yıl önce yayımladığı kitabının Almancaya, İngilizceye, Fransızcaya, Slovenceye ve Hırvatçaya çevrilmesine ve dünya çapında elde ettiği başarıya tanıklık edememiş maalesef.

İçeriğe gelirsek… En dikkat çeken öğelerden biri kuşkusuz görseller. Ruder’in ele aldığı tipografik konuların görsel anlatımları o dönem için çok yeni ve bu yaklaşımı oldukça iyi ifade ediyorlar. Sadece bu yeni yaklaşım değil, yüzyıllardır tipografların gayet farkında olduğu terimler de görsel olarak çok iyi ifade edilmiş. Ayrıca 20. yüzyıl başlarından ortalarına kadar olan dönemde yayımlanan tipografi kitaplarında serifli ve serifsiz fontlar hemen hemen aynı oranda ele alınırken Emil Ruder burada sadece serifsizlere [sans-serif] odaklanmış; biçim ve işlev, tipografik gri, renk, ritim vb. diğer konuları sans-serif fontları referans alarak incelemiş.

Emil Ruder’in Typographie’si kadar suistimal edilmiş başka bir öğreti yoktur sanırım. Bu nedenle, günümüz şartlarında, bu kitabı ve “modern tipografi”yi Frutiger’in önsözündeki kadar coşkuyla karşılayamasam da tipografi tarihinin dönüm noktalarından biri olduğu, çok değerli bir eser olduğu aşikâr. Özellikle son yirmi yıldır tasarımcılar akademik metinlere eskisi kadar sadık değil; kendi doğrularını araştırıyor ve inşa ediyorlar. “Doğru”nun veya “ideal”in zaman ve mekân farkına göre şekillendiğinin her geçen gün daha da farkına varıyoruz. Emil Ruder de değişimlerin çaba gerektirmeden dönemin ihtiyacına ve ruhuna göre kendiliğinden geldiğini belirtiyor zaten. İnsanların düşünmeye devam edebilmesi için radikal fikirlere dayanan tezlerin veri sağlaması gerekir ve insanların kendini konumlandırabileceği bir nokta için de farklı tezlerin yarattığı zeminlere gereksinim vardır. Typographie bu yönüyle son derece saygın, kült ve istifade edilmesi gereken kitaplardan biri.

“...Tipografinin tek bir yalın görevi vardır ve bu da bilgiyi yazılı olarak iletmektir. Hiçbir argüman tipografiyi bu görevden alıkoyamaz. Okunamayan basılı bir çalışma, amaçsız bir ürün hâline gelir.”

“...Fakat aynı zamanda saf işlevselliğin iyi bir form için yeterli olmadığını gösterirler.”

Art of the Printed Book 1455-1955, Joseph Blumenthal, 1973

Bu kitap Amerikalı yayıncı, tipograf ve kitap tarihçisi Joseph Blumenthal tarafından derlenmiş ve tasarlanmış olup, günümüzde kütüphane ve müze olarak hizmet veren, eski adı the Pierpont Morgan Library olan The Morgan Library & Museum tarafından yayımlanmış. Aslında 11 Eylül–2 Aralık 1973’te düzenlenen sergiye ait bir sergi kataloğu; ancak içeriği ve baskısındaki özen nedeniyle katalog demeye dilim varmıyor. Katalog, insanların bir şeylerin fotoğraflarına hızlıca bakıp kenara attığı, parlak sayfalı ve kötü kokan mönü gibi bir şeyi anımsatıyor bana. Ama bu, kitap. KİTAP! Tasarımını Joseph Blumenthal’ın, baskısını The Stinehour Press’in, klişelerini Meriden Gravure Company’nin yaptığı bir kitap. Satırlar üzerinde parmağınızı gezdirirken metal dizginin kâğıtta yarattığı girinti ve çıkıntılarını hissedebileceğiniz, lupla harfleri incelediğinizde tarihe tanıklık edebileceğiniz bir kitap. Ayrıca içindeki 125 adet tam sayfa görsel o kadar özenle fotoğraflanıp basılmış ki örneğin aslını elinizde tutuyormuşsunuz gibi hissetmenizi sağlıyor. Bu sulu romantizmi bir kenara bırakıp takdime geçelim.

Kitap ilk bölümünde 15.-17. yüzyıl arası matbaacılığı Almanya, Londra-Basel-Brugge, İtalya, Fransa ve Hollanda olmak üzere coğrafi olarak ayrı başlıklarda ele almış, ikinci bölümünde de 17.-20. yüzyıl arasındaki matbaacılık dönemi incelemiş. Bu incelemeleri matbaacılığın ve yayıncılığın kırılma noktalarını ele alarak sunmuş. Sonrasında da sergiye konu olan kitapların görselleri arz edilmiş.

Açıkçası tipografi ve yazı tipi tasarımı kitaplarında art sözcüğünü okuduğumda genelde burun kıvırırım; ancak Art of the Printed Book’u incelediğimde eskiden insanların neden tipografiye “bile” sanat, grafik tasarımcıya “bile” grafik sanatçısı dediğini, ancak günümüzde birileri sanattan dem vururken neden bu kelimenin ağızlarda bu kadar eğreti durduğunu biraz da olsa anlayabiliyorum. Sürekli birilerinin tipografi ve kitap kalitesi hakkında tartıştığını okuruz ve duyarız. Bu kaynak söz konusu tartışmaların konu edildiği nesneleri son derece somut bir şekilde hissetmenizi sağlıyor. Unutmayalım ki bu kitaba konu olan gösterişli kitaplar üretildikleri dönemde de seçkin ve nadir örneklerdi ve günümüzde de seçkin ve nadir tasarımlar yapılıyor. Ancak toplum 20. yüzyıldan önce kitabı oluşturan bileşenlere karşı bilinçliyken bugün böyle bir bilinçten söz etmek mümkün değil. Eser miktardaki tasarımcının ve üreticinin arz ettiği değil de toplumun belli bir kaliteyi tasarımcıdan ve üreticiden talep ettiği döneme ait eserleri incelemek ve en azından böyle bir dönemin yaşandığını bilmenin yarattığı tekerrür ümidi insana kendini mutlu hissettiriyor. Sanat, zanaat, estetik, güzellik kavramları asırlardır tartışılıyor ve tartışılmaya devam edilecek. Ama anlayın işte, öyle yani...

“...Bu kitabın aynı zamanda Morgan Kütüphanesi’ndeki yayınların geçmişteki ve gelecekteki kalitesini temsil edeceğine inanıyorum. Kütüphanelerin ve müzelerin yayınlarının tipografisiyle daha az ilgilendiği dönemde baskı ve röprodüksiyon kalitemizi korumaya ve mümkünse iyileştirmeye çalıştık.”
—Charles Ryskamp

{fotoğraflar: Murat Çil}

grafik tasarım, kitap, Murat Çil, tipografi, Tipografi Literatürü