Çarpışmalar

Bütün sorunların Descartes’la başladığı söylenir; çünkü zihnin ve bedenin iki ayrı şey olduğunu düşünmüştür. O düşünceden beri kültür aynı büyük sorunlarla boğuşur: İnsanın merkezi zihin midir beden mi? Hangisi hangisinin içinde durur? Zihnimiz bedenimizde belli bir yere mi sıkışmıştır? Kendimi bilmem mümkün mü? Kendimi bilirsem başkalarını da bilebilir miyim? Tam tersi de geçerli: Kendimi bile bilmiyorken başkasını nasıl… Bir yerde sorular değişmiş olmalı ki şimdi “kendi” dediğimiz şeyi ancak “başka”yla tanımlıyoruz.

Yadsınmak ve bastırılmak bağlamlarından bahsettiğimiz sürece her şey; nesneler, kişiler, kültürler, ilişkiler… “başka” veya “öteki” olabilir. Zihin-beden ikiliğinde de birisi öteki kalmak zorundadır. Bu iş genellikle istekleri ötelenen ve ayıplanan bedene düşer.

Alex Garland, Annihilation, 2018,
kaynak: IMDb

“Kendi”, sınanmadığı sürece varlık gösteremeyeceğinden “öteki”nin varlığını da olumlamak üzeredir. Buradan itibaren “kendi” kavramı da her şeyden çok “yabancılık”la ilişkilenir. “Yabancı olan”ın ötekiliği bedenin sınırlarında başlar. Bana benzemeyen, benden ayrı, bana tanıdık gelmeyen yabancı, bir ayna rolü yapar. Kendi, tüm bu farkları görerek kim olduğunu bilir; o değildir. Yine de şüphe varlık gösterebilir. Ben ve o bir yansımayla var olabildiyse eğer, sadece birer yanılsamaya da dönüşebilirler.

Yabancının yadsınması ile “iğrenme” aynı dürtüden gelir.* İğrenme, tahammül edilemeyeni ve anlaşılamayanı önce bedenden ve sonra zihinden kesin bir ayrılıkla uzak tutmaya çalışır. Şiddetli bir çabayı ortaya çıkaran iğrenme tam da bu sebeple, şiddeti doğurduğu için arzuyu yaratır. Buradaki arzu “iğrenç olan”a dokunma isteği ya da ondan uzak durma gayreti de olabilir. Önlenemez şekilde onun gözlerinin tam içine bakmak ya da ondan korku duymak da. Sınırı çizen şey bulaşma veya o şeye bulanma tehlikesidir. İğrenmenin kendisi de bir kışkırtan olarak arzuya dönüşür. Kötü, çirkin, çürüyen biçimsiz şey iğrenme hissi aracılığıyla imgelemde mutlak bir biçim kazanır. Kendi, “iğrenç olan”ın imgesine arzu duymaya başlar.

Alex Garland, Annihilation, 2018,
kaynak: IMDb

Dilde, zihinde ve bedende yaşadığı ikilikler öznenin bir olmasını engeller. Kendi veya kendilik, teklikte var olabilmek için şimdi “öteki”yi yaratmak zorundadır. Onu bulana dek “kendi” de “öteki” kalır, bedenine ve zihnine artık dışarıdan bakar. Özne olarak bildiği ve inşa ettiği her şeye yabancılaşır. Bu nedenle önce kendi kendisini yadsır. “Ben”liğinden iğrenir. “İğrenç olan”a duyduğu arzuyla karışık korku, onu savunmaya geçmeye zorlar ve kendi içinde bölünür. Artık ben ve öteki arasındaki çatışma değil, içerisi ile dışarısı arasındaki çatışma varlık gösterir. İçeride sırayla konuşan başkaları değil, aynı anda yürüyen çokseslilik vardır: Her şey içeridedir. Dışarısı ortadan kaldırılır. Dışarısı da içeridedir.

Alex Garland, Annihilation, 2018,
kaynak: Screenmusings

Lena’nın elinde silah var.

Karanlık mağaranın içinde, ışığın kaynağına yürüyor. Dr. Ventress’i görüyor. Dr. Ventress anlatıyor: Muhteşem bir zihin. Fener ve deniz.

Deniz fenerinde neyin saklandığını bilmek istemişti. Şimdi onu biliyor; artık onu içinde taşıyor, kendisinden çok farklı o şeyle bütünleşiyor. Dr. Ventress’le içine giren o şey bölüm bölüm, bir tek parça kalmayana dek eriyorlar.

Yok oluyorlar.

Çarpışma

Kahramanını yitiren asıl çocuk Ryuji, bir yabancının sırlarına ortak olan Kaptan, uzun zaman önce tanıştığımız Doktor Jekyll. Ve bir kadın, Lena. Diğerleri, böylece çarpışıyor.

Lena yola devam ediyor.

O şeyi görüyor: Gördüğü an görülüyor.

Bulaşma başlıyor.

Lena hayatta kalıyor.

Dışarıya çıkıyor.

Artık biliyor.**

* Yazıda Julia Kristeva’nın “abjection” kavramı dışında özellikle referans verilen belirli bir kaynak bulunmuyor. Söz konusu kavramın aktarıldığı kitap Türkçeye de çevrildi: Julia Kristeva, Korkunun Güçleri: İğrençlik Üzerine Deneme, çev. Nilgün Tutal (İstanbul: Ayrıntı Yayınları, 2009).

** “Çarpışma” bölümünde bahsi geçen kişi referansları, sırasıyla: Yukio Mişima, Denizi Yitiren Denizci, çev. Seçkin Selvi (İstanbul: Can Yayınları, 2013); Joseph Conrad, Sır Ortağı, çev. James Cem Yapıcı (Ankara: Yedi Yayınları, 2020); Robert Louis Stevenson, Dr. Jekyll ile Bay Hyde, çev. Celâl Üster (İstanbul: İş Bankası Kültür Yayınları, 2015); Annihilation [Yok Oluş], yönetmen: Alex Garland, 2018.

Alex Garland, Annihilation, beden, Ezgi Alkan, iğrenme, Julia Kristeva, René Descartes, sinema, zihin, zihin-beden düalizmi, zihin felsefesi