Bir Süper Kahraman Figürüne Giden Yol: Kilink Custom

İlk gençlik dönemimde “Bizim memlekette de süper kahraman olamaz mı?” diye düşünürken yanımda belirmişti Korku karakteri. Heyecanla yazmıştım ilk maceralarını; çeşitli profesyonellerden yardım alarak görselleştirilmesi için uğraşmıştım fakat bir noktada her şey rafa kalktı. “Nasıl rafa kalktı, neden rafa kalktı, Korku’ya ne oldu?” gibi soruların cevabı da elbet bir gün bir Korku macerasında ortaya çıkar ama gelelim biz bugünlere.

Pandemi döneminde Ali Çetinkaya ile yolların kesişmesi sonucunda 120 sayfalık bir Korku çizgi romanı üretme imkânımız doğdu. Böylece “tam macera” görünümlü dolu dolu bir cilt sunabilecektik okurlara. Senaryoyu yazdıkça Korku’nun bıraktığım yerde beklememiş olduğunu fark ettim. İlk maceralarında “kahramanlığın hakkını veren” karakterim tükenmişlik sendromu yaşıyordu; yaşlanmıştı ve aklını kaybetmenin eşiğinde dolanıyordu. Yine de pandemi koşullarında kurtarılması gereken bir dünya vardı ve içindeki kahraman, çağrıya cevap vermeliydi.

Böylelikle Korku, yorulmuş bedeniyle parazitlenmiş zihnine tutunarak ayaklandı; dünyayı saran gizemli bir pandeminin arkasındaki gizli hesapları anlamak için yollara düştü. Korku, paranoyalarıyla gerçekler, post-hakikatler ile kimin iyi kimin kötü olduğunun ayırt edilemediği görünümler arasında mücadele içinde buldu kendini; ortaya Korku: Pandemi cildi çıktı.

Korku’nun ilk albümü sonrasında macera bitmedi. Yol bu sefer de memlekette özel yapım oyuncak üretmek gibi bir deliliğe cesaret eden Kilink Custom firmasının kurucusu Burak Ersöz’le kesişti. Kilink Custom enerjisiyle Korku bedenlendi, müthiş bir figüre dönüştü.

Tek kopyalı, zanaatkârında dahi ikizi bulunmayan benzersiz figür bugün büyülü bir totem gibi beni gözlüyor. Başka bir macerasını üretir miyiz, şartlar buna el verir mi bilmiyorum; belki bir noktada her şey yine rafa kalkar ama tahminimce Korku’nun yürüyüşü durdurulamaz. Bana bakan figürün gözleri öyle söylüyor.

Bakalım Burak Ersöz neler söylüyor? Ben sordum, o Kilink Custom adına cevapladı; buyurunuz:

Kilink Custom'ı başlatma kararını ne zaman, nasıl verdiniz?

Pandemi sürecinde, 2020 yılında, bolca vaktim varken kendime bir “Dünyayı Kurtaran Adam” figürü yapma fikri ortaya çıktı. Figürün sahte bir markaya ait olması gerektiğini düşündüm. Grafik tasarımcılığım üzerinden ambalaj tasarımı zaten ilgi alanımdaydı, markayı destekler şekilde tamamlayıcı olacaktı.

Fantastik Türk sineması etkisi ile antikahraman duruşunu harmanlayan Kilink karakterinin adını Star Wars figürlerinin oyuncak firması Kenner tipografisinde denediğimde sonucu etkili buldum. Dünyayı Kurtaran Adam custom figürü için kullandığım temel karakter yine Kenner’ın Han Solo figürüydü.

Bu öğeler birbirini tamamlayınca sonraki projelerimde de Kilink Custom Toys isim ve logosunu kullanmaya devam ettim. 2022’den beri, poliüretan döküm, kalıp, 3D modelleme, proje yönetimi, elektronik bileşenler konusunda birlikte düşünen ve üreten dokuz kişilik bir ekip olarak yolumuza devam ediyoruz.

Kendinizi oyuncak üreticisi olarak mı tanımlıyorsunuz? Oyuncak kavramı sizin için ne anlam ifade ediyor?

Benim için oyuncaklar, çocukların hayal güçlerini, olmak istedikleri karakterleri, mutluluklarını, korkularını, duygu durumlarını ifade etmek için kullandıkları güçlü iletişim araçları. Çoğu zaman belirli yaştan sonra oyuncaklarla çocukluk dönemindeki iletişim kayboluyor. İletişim araçları çeşitlendikçe oyuncaklar iletişim için gereksiz ve ilkel görülebiliyor.

Bu süreçte üretim kısmına daha yakın oldum. Oyuncakları üretmek, yan yana görmek, onlara bakıp tebessüm etmek, arkadaşlarıma anlatmak hoşuma gidiyor. Şu anda ürettiğim oyuncaklar benim için çocukluğumdaki gibi bir iletişim aracı oldu. Bu sayede benimle benzer düşünen değerli insanlarla bir araya geldim ve birlikte projeler, “oyunlar” ürettik.

Kilink ismini daha çok özel proje ortaklıklarıyla duyuyoruz. Bugüne kadar kimlerle çalışmalar gerçekleştirdiniz?

Bu tarz özel projeler işimizin çokyönlülüğünü göstermek, farklı kitlelere ulaşmak ve ortak iletişim kanalı oluşturmak adına önemli fırsatlar sundu. TN Yapım’la dizi figür projelerinde, Can Evrenol’la kitap figür projelerinde bir araya geldik. İthaki Yayınları’yla yaptığımız işbirliği çok olumlu geri dönüşler aldı. Baco Studio’yla gerçekleştirdiğimiz viral kampanyada Ezhel ve “Gibi” Serpil Teyze figürü öngördüğümün ötesinde beğeni topladı.

Caz Plak’la Okay Temiz figürü üretme fırsatımız oldu. Armageddon Turk’le işbirliği yaptığımız albüm kapağı projesi Grafik Tasarımcılar Meslek Kuruluşu Ödül Töreni’nden başarı ödülüyle döndü. Orkun Tunç’un proje yönetmenliğinde gerçekleştirdiğimiz “Teoman 17” projesiyle farklı bir noktaya ulaştığımızı hissettim. Artı Stüdyo’yla Gulyabani kutu oyunu üzerinde çalışıyoruz.

Sanatçı dostum MRE ile ortak gerçekleştirdiğimiz 32 santimetrelik sanatçı oyuncağı da sanatçı dostum Halil Karasu’nun cardboard illüstrasyonu figürlerini bizim ürettiğimiz çalışma da yepyeni noktalara uzandığımız işlerdi.

Korku figürü için ortak çalışma teklifi geldiğinde Korku: Pandemi çizgi romanını incelediğinizi düşünüyorum; memleketten çıkan dünyalı bir süper kahramanla karşılaşmak size neler hissettirdi?

Çizgi roman kültürüm çok geniş değil fakat şunu fark ettim: 120 sayfalık güzel bir hikâye, etkileyici çizimlerle desteklenen aksiyonlar ve karakterlerle anlatılınca film gibi akmış. Çizgi romanı incelediğimde çizimlerin ve hikâyenin daha geniş kitlelere ulaşması gerektiğini düşündüm.

Güzel düşünülmüş ve bence harika çizimleri olan bir hikâyeyi ülkemizde görmek heyecan verici. Pilot karakterine ayrıca ısındığımı da belirtmeliyim.

Gelecek macerayı sabırsızlıkla bekliyorum, çünkü bazı şeylerin yeni dünyada çözüleceğini düşünüyorum. Sonraki macera olarak duyurulan Korku: Son Varyant gerçekten ilgi çekici görünüyor.

Korku figürünün üretiminde nasıl bir yol izlediniz?

Süreci ayrıntılı anlatmam zor fakat bir çizgi roman karakteri figürü üretme fikri her zaman aklımda vardı, denemek istiyordum bunu. Korku: Pandemi çizgi romanı işbirliğiyle sonunda bu fırsatı elde etmiş oldum.

İlkin karakterin pelerini dikkatimi çekti. Çizimlerde pelerinin hırçın bir görünümü vardı ve figürlerde daha önce bu tarz pelerin denememiştik. Doğal ve kalıplı duran bir kumaş kullanarak denemeler yaptım, fakat kalıp çok kalın geldiği için ambalaja sığmadı. Sorunu daha hafif bir kumaşla aynı etkiyi yaratarak çözdük.

Yaptığımız işlerin her zaman bir edisyon numarası ve imzası bulunur. Farklı olarak, Korku figüründen tek bir adet ürettiğimiz için daha detaylı bir sertifika hazırladım. Sanatçı dostum Kadir Çıtak’ın atölyesinde katıldığım serigrafi workshop’undan edindiğim bilgilerle sertifikayı özel olarak tasarladım. Serigrafi ve edisyonlu iş mantığı yaptığımız figürlerin biricikliğini tamamlıyor diyebilirim.

Korku figüründe ilk kez denediğim teknikler ve edisyon mantığı önceki işlerimizden farklı bir ilerleme kaydetmemizi sağladı. Bunun da işin değerini artıran bir nokta olduğunu düşünüyorum.

Çizgi roman, animasyon, oyuncak ve figür sektörleri yurtdışında hayli iç içe. Burada ise hepsinde genel bir kuraklıkla karşı karşıyayız. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Kesinlikle katılıyorum. Bu tür kombinasyonları ülkemizde de görebilmek isterdim. Her biri ayrı ayrı düşünülmesi gereken, emek ve sabır gerektiren süreçler. Örneklemek gerekirse Cengiz Üstün’ün çizgi romanı Kunteper Canavarı’nın figürlerini gördüğümde etkilenmiştim. Bülent Üstün’ün çizdiği Kötü Kedi Şerafettin animasyon filminin ise nasıl zorlu bir süreçle hayata geçirildiğini meraklıları bilir.

Günümüzde ise ekonomik sıkıntıların, değişen tüketici kitlesinin, popüler kültür ve jenerasyon etkisinin bu tür projelere kaynak bulunmasını etkilediğini düşünüyorum. Üretim süreçlerini bilen biri olarak durumun zorlayıcılığını ilk elden gözlemliyorum.

Umuyorum ki biz daha fazla yaşlanmadan bu tarz projeleri takip edip değer veren genç jenerasyonlar bize “Vay be, işte yapmışlar!” dedirtebilecek yeni ve güzel işlerle ortaya çıkarlar. Bu konuda umutluyum; gelecekte bu tür projelerin değerini bilen ve destekleyen bir kitle oluşacağına dair inancım var.

Toyistila isimli bir etkinlik gerçekleştirdiniz. Hem bilmeyenleri haberdar etmiş olacak şekilde içeriğini anlatmanızı rica edeceğim hem de çıkış noktasını ve geleceğini.

Sanatçı dostlarım MRE ve Bülent Gültek’in ortak girişimiyle farklı disiplinlerde eserler üreten 18 sanatçının bootleg figür ve sanatçı tasarımı oyuncak üretimleri Toyistila sergisinde buluştu. Maksat az sayıdaki üreticiyi bir araya getirmek ve Türkiye’de henüz çok yeni olan bu kültürün gelişmesi için ufak adımlar atmaktı. Malum, ülkemizde bu tarz girişimlere çok ender rastlıyoruz.

Epey olumlu geri dönüşler aldığını gözlemliyorum. Etkinlik kendi oluşturduğu çizgisinde elbette ki devam edecektir. Farklı üreticilerden farklı üretimler görmeye devam edeceğiz. ToyArt-ist bu konuda oldukça açık ve destekçi bir yol izliyor.

Alanınızda üretim süreci nasıl başlar ve genel anlamda nasıl yaklaşımlarla ilerleyebilir; Kilink figürlerinde izlediğiniz farklı teknikler üzerinden örnekleyebilir misiniz?

Önceliğim dikkat çeken veya çekebilecek ayrıntıları değerlendirip iyi bir fikirle birleştirmek. Devamında fikrin somut hâle gelmesi sürecin temelini oluşturuyor. Güzel bir ambalaj tasarımı da olmazsa olmaz. İşin adedine veya destek alınması gereken noktalara göre ekip olarak bir araya gelebiliyoruz. Yaptığımız işler genellikle bu ince fikir teması üzerine kurulu.

Örnek olarak, TN Yapım’ın Çıplak 2 dizisi için yaptığımız viral kampanyada Eylül karakterinin mezarından çıkış sahnesine gönderme yapmak için biraz toprak aldım ve Dracula figürünün elini kesip ten rengine boyayarak topraktan çıkıyormuş gibi ekledim. Cardback için ise Eylül’ün mezarının göründüğü sahne üzerinden kimsesiz mezar mizanseni tasarlayıp Can Evrenol’la paylaştım. Beklemiyordum ama TN Yapım tarafından 12 adet sipariş geldi. Dracula elinin kalıbını alıp çoğaltarak, poliüretan reçine kullanarak, cardboard üzerindeki çizimleri tamamlayıp teslim ettiğimiz bir proje oldu. Genellikle benzer süreçleri yaşıyoruz, hem motivasyon hem de işin sürekliliği açısından bu tarz projelerde yer almak bana kendimi iyi hissettiriyor.

Yaptığınız işin hem zanaata hem sanata dokunan bir tarafı var. Sanat eseri, sanatçı, yazar ya da heykeltıraş; okuru zenginleştireceğini düşündüğünüz sizin için önemli kimi referanslardan bahsetmenizi isteyeceğim.

Çeşitlilik üretim süreci için hayli değerli. İlk olarak John Kricfalusi isminden bahsetmeliyim, Ren & Stimpy çizgi film animasyon serisinin yaratıcısıdır; çocukluğumda en sevdiğim çizgi filmdi.

Okurlara kapı açacağını düşündüğüm kimi isimler vermek gerekirse: Bahadır Baruter, Emrah Ablak, Sam Raimi, Ruggero Deodato, Lucio Fulci, Dario Argento, John Carpenter, Çetin İnanç, Yılmaz Atadeniz, Mustafa Altıoklar, Fatih Akın, Tolga Karaçelik, Can Evrenol. Fantastik Türk Sineması, Cüneyt Arkın, Kemal Sunal, Müjde Ar. Grafik Tasarım duayenleri İhap Hulusi, Eli Acıman, Bülent Erkmen. Kutlukhan Perker, Yıldıray Çınar, Kelly Reemtsen, Adam Perocchi ve hayatıyla ilgili en çok etkilendiğim sanatçılardan Jean-Michel Basquiat.

Elbette bootleg figür oyuncak üretim süreçleri ve eserleriyle ilgili pek çok kaynağı takip ediyorum. Bu geniş yelpazede edinilen ilhamlar üretim sürecini zenginleştiriyor ve kesinlikle farklı perspektifler sunuyor.

Kilink, oyuncak yapımı dışında projelere de uzanacak mı?

Daha önce NFT projeleri ürettik; şimdilerde Artı Stüdyo’yla Gulyabani kutu oyunu projesi üzerinde çalışıyoruz. Özel edisyonlu hologramlı kartlar ve sticker albümü gibi yenilikler de gündemimizde.

Kilink Custom Toys olarak üç yıl içinde birbirinden farklı çok sayıda projede yer aldık; dolayısıyla farklı üretim süreçlerini deneyimleme şansımız oldu ama gündem de ülke ekonomisi de hızlı değişimler gösterdiği için bu üretim süreçlerine istikrarla ayak uydurmak kolay değil.

Ancak esneklik, uyum yeteneği ve yaratıcılıkla bu zorlukların üstesinden gelebilirsiniz. Önemli olan, değişen şartlara uyum sağlamak ve yeni fırsatları keşfetmek için sürekli olarak kendinizi de yaptığınız işi de geliştirmeye devam etmek.

Ali Çetinkaya, Burak Ersöz, çizgi roman, karakter, Kilink Custom, Korku (karakter), Korku: Pandemi, Ömer Altan, oyuncak, pandemi, süper kahraman