çizim: Tuğba Ferah
Sarasarpa

Ezilen kabuk sesleri salyangozların. Bay Tavuskuşu’nun skatt stili gevelemeleri. Ödül güzellemeleri. Anlamın peşi sıra dizilmeyi reddeden harflerin esrik klavyesi. Fazla düşünmenin halüsinasyonları.

Sınıraşımlarına itildikçe zihin, ödünç aldı bedenin dirliğini; bir savaş çalgısından doğuyormuşçasına dikenlendi kanın müziği. Yazılan yazıldı ve fakat yıldızlara baksan da bataklığından; şarkını söyleyecek kimsecikler kalmadı.

Aynalardan rüya falları dilen şimdi. Yarısı yıkık mutfakta kömürleşen mısır koçanlarının kokusunu içine çek. Gurur duyacağın vesileler hayallendir. Van Gogh mektuplarından öykünmeler kırpıp çocuk temennilerle geleceği şekillendir.

Çağır Weldon Kees’i karanlıklardan. Gerekirse baştan başlaman. Ürkekliğin yeniden zırhlara ihtiyaç duyarsa. Üşürsen ve bir daha asla ısınamayacağın sanısına kapılırsan.

Nerede binlerce yıllık hikmetin ışıltılı kayıtları, çevrimiçi kütüphanelerin tozlu rafları, kötülük maskesinde açılan yeni delikler ya da gireceği çatlağı arayan çılgınlık şuaları.

Büyüdük acemice. Büyüdük el yordamı yarım yamalak. Evlat edindik yedi cihandaki annesizleri. Libidinal enerjisi bloke edilmişlere güncel korporatizm masalları anlatma görevini hangimiz üstlensin.

Değil mi ki tüm çabaların hedefi, sonu, sonucu ve ereği esenlik. Değilse neye karşılık gelir koşuşturan insanın emeği, kolektifin içuzayında akan Dali saatlerine mi.

Ludist kapüşonlusunu giydi. Hayalet Radyo’nun kısıldı sesi. VYZ temrin edildi; kitaplık ise tarumar. Vegan kek ancak şimdi itilebildi elin tersiyle. Duvardaki Ernst Haas fotoğrafları sökülüp atıldı. Modern alametlerin not edildiği Moleskine’den de kurtulma zamanı geldi.

Gündüzün parlak lekelerine daya parmaklarını. Yarının tortusunu izle. İnsan, tökezlese de devam edecek; gök cisimleri geceyi transit geçse de. İnsansın sen. Kaç milyar doğumda mümkün olur böylesi. Söyle sen nasıl böylesin. Yüz, beden, zekâ, gönül, farkındalık.

Kimin çağrısı, akarsu yollarından süzülüp isabet ediveren. Kapıyı açıp da sokulan hançereye. Öpücüklerle benliğe aidiyetler iliştiren.

İmal muhteşemlikleri boşver. Her şeyin üzerindedir tabiattan akan duyumsayış. İstencin çeliğinden ya da mantığın alevinden de özverili. Sebepler matematiğinden de özenli üstelik.

üstelik.

Kavuşamayanlar aynı günün meçhulünde buluşur. Calasso cümlelerinin altı çizilir kısa nefeslerle. Kâinatta sınırsız miktarda umut vardır fakat yeterince değil.

Kelimesi kelimesine uzatılsa da kısıtlılık, sis düdüklerinin kestiği çeltik tarlaları sökülüp atılamadı bakışın derin katmanlarından.

Silerdim bitmek bilmeyen tartışmalarımızın yekûnunu.

Ayıklardım rengi çekilmiş çilekleri.

Çürüyen duvara mısır rengi boyayı vururdum.

Bir çırpıda tamamlardım yapbozu.

Alter egolarımı kurban ederdim.

Göz kırpmadan.

Bakışa esir düşmeden.

Asla geri gelmeyecek gibi çıkardım kapıdan.

Sen düşünmeye devam ederdin neyi neden yazıya akıttığımı.

Kısacası şu notu bırakırdım: .... yürür ve ... seyrederdik.

Yapabilirdik bunları; geçmişin hatalı seçimlerinde öğütmeseydik günleri.

Adım atabilirdik ileriye; yinelemeye düşmemenin kısa yolunu keşfedebilseydik.

Pişmanlıklarımız tekrar tekrar yüzeye vurmasaydı.

Geri çevrilebilseydi bu ... pentimento.

pentimento.

Ömer Altan, Pentimento