Ütopik pazar veya proletarya diktatörlüğü, demokrasi her iki durumda da sistemdeki düzensizliğe işaret eder. Demokrasilerde halklar daima unutkandır; çünkü siyasi mesaj kendi tirajı tarafından yutulacak şekilde dolaşıma girer ve mesajın esas kaynağını tespit etmek zorlaşır: nöroelektronik-mukbang-tat-imge ve gökten inen lütuflar, SEO metinlerinde bilerek kullanılan “yanlış aratılan kelimeler”, homisidal manyak Elliot Rodger’ın rahatlatıcı videoları, trans deneyimi implantları ve kopyalamakla bağı kopmuş, vasektomik üreme fırsatı arayışları, sweatshop LSD ego ölümü, spoiled entitled monopol, beyaz yakalılık ve homeless’lık arasındaki ince çizgi, psyops, Hale-Bopp, ürünlerin eskatolojik imaj faydası. Gösteren yapısını genişlettiğiniz an bunların tamamı ilişkisel hâle gelmeye başlar ve sizin iş sahanızı tanımlayan bir magnasantic hack’e dönüşür (R.O.M.S.). Semiyotik üretimi bu aktivitenin yönetimi altındadır ve süptilasyon tarafından istila edilmiştir. Çalışma alanı ve alışveriş arasındaki uzlaşma başından itibaren kopuktur. Politik bir enstrümanı her yönüyle mükemmel şekilde içeriklendirmek bu yüzden imkânsızdır.
Aslında çoğunuz bir yüz havlusu kadar politiksiniz. Bu yüzden kendi “toplumsal, tarihsel” koşullarınızı hurafeler aracılığıyla tanımaya mecbur kaldınız.* Bir zıtlıklar sistemi üzerine tarihselleştirilen öznellikleriniz tüketim karşısında büyülenmiş durumda. Ürettiğiniz hizmete yabancılaştığınızı ya da bir meta-estetik unutkanlıktan mustarip olduğunuzu hafızanıza kazıyan oy avcıları, sizi çalışma alanı ve alışveriş semiyotiği arasında tıraş bir birlik kurmaya zorluyor. Fakat artık yabancılaşma gibi bir genel konseptten bahsetmek zordur. İnsan emeğinin ifadesi olarak meta ve onun metafizik karakterinin ikili doğası (zıtlığı ya da diyalektik birliği, artık hangisini tercih ediyorsanız) bir inanç vektörüdür ve temel bir varsayıma dönüştürülmesi (ya da buradaki spekülasyonu bir “verili koşullar kümesi” olarak kavramsallaştırdığınızda yasalaştırılması) gerekmektedir. Mülkiyeti merkezine alan prefigurative kültür proleterleşmenin standart tarifini yerle bir ediyor. Proletarya artık refah devletinin ürettiği toplumsal bir semptom değil, tüketim karşısındaki irrasyonel aşırılıktır. Yani artık sıralama değişmiştir: Tüketim aracılığıyla ortaya çıkan egoist özgürleşme (antitez), kamusal üretim (sentez) sayesinde ortadan kaldırılan-içerilen bir kuvvet olmayı bırakmıştır; şimdi antitez ilk uğrak kılığındadır, sermaye üretimi (tez) sentez sırasında hâlihazırda olumsuz olan bir şeyi olumsuzlayarak ya da kaldırarak sermayenin (yani kendisinin) özgün doğasını ortaya çıkarmıştır, böylece kendinde ve kendi içinde belirli hâle gelmiştir (Buna kabaca “diyalektik verili koşullar kümesi” denebilir). Kısacası üretim olarak sermaye (tez) başından beri reaktif bir olumsuzlamadan ibarettir. Tüketim olarak radikal özgürleşmenin (antitezin) dört yollu doğasının birliği hurilerin göğüslerinde zuhur ettiğinde, evrensel özgürleşme (özgün semptomal nokta olarak uydurma sentez) bu birliğe kendi malı gibi davranmaya başlar.
Yani ortada diyalektik (ya da rasyonel toplumsal bir bütünlük) falan yoktur. Özne-nesne çiftinin bu yanıltıcı doğası kavramsal bir içeriği etkilediği ölçüde gerçekliğinizi de etkiler. İdeoloji sizin gerçeklik deneyiminizi yapılandırmaz, bunun tam tersi geçerlidir. Ortada sembolik bir dolayım falan yoktur. Soyut emekten, pazarı dolayımlayan, mübadele yoluyla kendisini gerçekleştiren, kusturucu “somut emeğe” geçme şansınız da yoktur. Her dışsallaştırma girişimi –örneğin işçinin metada kendini araması– yüzeysellikle ya da soyutlamayla son bulur, böylece politik pusulanız özne-failden sınıf-sermaye sayıklamasına doğru kayar. Zincirlerinizden başka kaybedecek hiçbir şeyinizin olmadığını mı düşünüyorsunuz? Çalışma sorunuyla uğraşmak yerine sistemi alaşağı edecek yasal bir formül deneyin. Bu sadece sınıf mücadelesinin sınıfsal inceliğe bulanmasına yol açar. İdeallerinizi veya fikirlerinizi ifade etmek için pazarlama stratejileri kullanmak, bir tür markalaşmayı ya da ürün tanıtımını amaçlayan sınıfsal bölünmeler, başlıca kurumsal fantezilerdir. “Yeni öznelikler keşfetmek”, “yeni alanlar açmak”, “görünür hâle gelmek”, “kendini gerçekleştirmek” ve diğer palavra sol arama motoru optimizasyonları size hileli bir ürün satmaya çalışıyor. Sınıf istismarcısı bir siyasi parti size yeni alanlar açmaktan ve yeni öznellikler keşfetmenizi sağlayacak değiştirici güçler yaratmaktan bahsediyorsa, bunların hiçbirine niyetinin olmadığını ve sadece incelikli bir sol demo sunduğunu tahmin etmek zor değil.
Olguları birbirine belirli bir biçimde bağlamaya kalktığınızda, onların kavramsal değerini asla yeniden koordine edemezsiniz. Teorik doğruluk başından beri structure-fiction ya da metafiction hâldedir ve bu noktada bir ilk temaya gönderme yapmamız imkânsızdır. Bir ilk-özgün tema falan yoktur, kaldırım taşlarının altında kumsal da yoktur. Kapitalist üretim alanı istikrarlı kalmak için belirli bir semiyotik imalatına ihtiyaç duymaz. Zaten bu alan istikrarlı olduğu için böylesi bir semiyotik dolaşımdadır. R.O.M.S.’un, kabaca sizin iş sahanızı tanımlamak için uydurulduğu doğrudur. Fakat proletaryanın tanımı zaten ideolojik kadranı bozan bir yanılsamadan ibarettir. Bir anonimin kendisini gerçekleştirmesine engel olan (ya da görmezden gelinen) eklentisini ortaya sermek, onun olanaklılık koşullarını ya da sınırlarını yeniden tanımlamaktan başka bir işe yaramaz. Yani anonimin kendi sınırlarına içkin olarak kendi olanaklılığını tanımlayan “imkânsızlığı” kendi devinirliğinin bir parçası olarak olanaklılığıyla örtüşür. Daha kestirmeden söylemek gerekirse: Kapitalin kökten, değişmez (örneğin kendi yıkımına yönelmiş) temelleri olduğunu iddia etmek aptalcadır ve onun nesnelliğinin veya söylencesinin yegâne koşuludur.
{fold içindeki imge: Serhat Yenisan tarafından Stable Diffusion 2.1 (768) yazılımı aracılığıyla jenere edilen dijital illüstrasyon, işlemsel bir çıktı olarak alınan text girdisi: “The devil is explaining the liberal manifesto”, 2023, kaynak: github}* Burada kalkış noktanız yine arı batıl inançtan başka bir şey değildir. Eğer kurgusallığın ne olduğunu birine ya da bir şeye sormanız gerekiyorsa, ne olduğunu öğrenememe ihtimaliniz oldukça yüksektir (Tabii bir makineye sormadığınız sürece). Benzer bir durum kanunlar için de geçerlidir (Kaldı ki GPT-4 bile büyük oranda palavra atmaktadır, köşeye sıkıştığında –en azından siyaseten doğrucu– yalanlar ve uydurma referanslar jenere etmeye başlar). Bu zaten yeni toplumsal düzenler kurmanın şartlarından biridir.