Eski Fotoğraf

Pek dışarıda sürtmek mümkün değil. Yazmak da daha zor oluyor, ne yazacağını kestirmek de. Günler birbirine gitgide daha çok benzerken olayların sırasını hatırlamak da zorlaşıyor. Halbuki hafızam iyidir, gerçi iyi mi artık emin değilim. Önümüzdeki aylarda yazacaklarıma karar versem de bu yazının teslim tarihi yaklaşırken hâlâ belirsizdi. Aslında bir fotoğraf yıllığını yazmak istiyordum ama sayılır mı diye düşünüyordum. Gerek var mı? Neden şimdi 1978 yılından bir kitaba bakalım? Hem de beğenmediğim bir kitaba? Önyargılı olduğum bir kitaba. Affetmek için? Hatalardan öğrenmek? Belki yanlış anlamışımdır bir şeyleri...

Kırmızı karton kapakta beyaz büyük harflerle YENİ FOTOĞRAF yazıyor. Altında dört satırda “1978 Türk Fotoğraf Yıllığı / 1978 Jahrbuch der Türkischen Photographie / 1978 Turkish Photography Year Book / 1978 Annel de la Photographie Turque” beyaz baştan başa çizgilerle ayrılıyor. Altında düşük tramla ve siyah noktaları oldukça yüksek basılmış fotoğraflar bir ızgara hâlinde, arka sayfaya doğru da devam ediyor. Editörü Engin Çizgen (Özendes), tasarımcısı Şahin Kaygun olan bu yayın Yeni Fotoğraf dergisinin bir ürünü, yıllık yayımladığı bir fotoğraf derlemesi, almanak ya da telefon defterlerini veya eski stok fotoğraf albümlerini andıran bir yapısı var sanki. Acaba bu yayın tekil mi yoksa başka yıllarda da yayımlandı mı? Şimdilik merak etmeye devam etmek istiyorum.

Yeni Fotoğraf, Editör: Engin Çizgen (Özendes), grafik düzen: Şahin Kaygun, teknik sorumlu: Zafer Tekin,
yayımlayan: Yeni Fotoğraf,
20 × 27,5 cm, 288 sayfa;
fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

Özendes’in giriş yazısını, Kaya Özsezgin’in “Türk Fotoğraf Sanatı” başlıklı makalesi izliyor. Makalenin başlığındaki probleme işaret etmeme gerek var mı? Abdullah Biraderlerden uzun uzadıya bahseden ve Osmanlı’da fotoğrafçılığın ilklerini de özenle anan bu makalenin başka bir zamandan olduğunun farkındalığıyla okunması lazım. Makaleyi yaklaşık 120 sayfalık bir fotoğraf potpurisi izliyor. Her sayfada bir fotoğraf ve bir isim yer alıyor. Bunlar hep anılan o “ustalar” yani “master’lar”... 120 sayfanın ortasında bir noktada fotoğrafçıların biyografileri geliyor. Bu bölüm çift dilli, dört dilli değil. Herhalde bütçe ya da yer yetmemiş. Olur öyle şeyler, bizim de başımıza geliyor. Bölüm Onat Kutlar’ın “Bir Anadolu Masalı: Türk Fotoğrafı” başlıklı metniyle son buluyor. Bu yazıların analizi için bu doğru bir mecra mı emin değilim.

Kitabın yukarıda bahsettiğim ilk yarısını “Fotoğraf Dünyamız” başlıklı bölüm izliyor. Bu bölüm de diğerinden sayfa düzeni olarak farksız. Her iki bölümdeki fotoğrafların belli birtakım serilerin projelerin bir parçası mı yoksa bazılarının amatör olduğu biyografilerden de anlaşılabilen bu fotoğrafçıların rastgele seçilmiş belki de en zamane buldukları işleri mi olduğunu anlamaya çalışıyorum. Böylesi biraz garip yayınlara zamanında İFSAK’ın kütüphanesinde bol bol bakmıştım. Yüksek lisans tezimde de Osmanlı albümlerini inceleme fırsatım oldu. Bu yüzden, biraz da cüretkâr bir hipotezi buraya bırakmak istiyorum. Burada yani Türkiye’de fotoğraf albümleri ve yayınları, hatta biraz daha iddialı söyleyecek olursam fotoğraf kurumları “Aman bir şey eksik kalmasın, kimseyi atlamayalım, hatamız olmasın” düsturuyla üretiliyor. Daha yakın zamanda İstanbul Modern’in çevrimiçi Pandemi Günlerinde Fotoğraf sergisine ya da yakın zamanda açılacak fotoğraf grup sergilerine bakarsanız da benzer bir tutumu görebileceksiniz.

Elimdeki yayının önümüzdeki aylarda yazacağım Banu Cennetoğlu’nun Katalog’una da farklı bakışlar sunacağı kesin. Tam gerçekleştiremediği dört dilli kurgusu, bugünün sanat yayıncılığının da gündeminde olan dil ve uluslararasılık meselesinin daha da büyük bir sorun olduğunu gösteriyor. O zamanlar dört dil çat pat, şimdi ise iki dilde akıcıyız. International Art English çağında anadilde sanat yayıncılığı mı?

Nazif Topçuoğlu’ndan asla beklemeyeceğim bir fotoğrafa bakarken ciddiyetimi kaybetmek üzereyim. Yine de yayına bakınca fotoğrafçıların baskılarını kendilerinin hazırladığı, bu baskılardan yapılan transfer ya da ara filmle kitabın derlendiği bir üretim sürecinin var olduğunu iddia etmek mümkün. 1978 yılında her şeyi dahil etmeye çalışırken tüm bu fotoğrafları ara negatifte birbirine yaklaştırmak istememiş dizen kişi. Rötuşlanmamış ya da flu maskeyle keskinleştirilmiş fotoğraflar ya da Ahmet Elhan, Nazif Topçuoğlu gibi isimlerin erken dönem işlerini görmek benim için eğlenceli, biraz daha vaktim olsa bu fotoğraflar acaba daha büyük serilerin parçası mı diye bakmak isterdim.

Yeni Fotoğraf 1978 Türk Fotoğraf Yıllığı’nda eksik olanı nasıl anlayacağız peki? Yakın fotoğraf tarihinde kolektif yapıları araştırmak, dünyanın her yerinde gentleman’s club etnografyasına benzeyeceği için çok ilgi çekici bir alan olmayabilir günümüz genç araştırmacıları için. Halbuki üzerinde neredeyse hiç doğru düzgün akademik araştırma yapılmamış bu alandan (yapılmışsa ve biliyorsanız ve gözden kaçırmışsam, lütfen yollayın) 1970–2000 arası sanat ortamı hakkında ilginç durumlar su yüzüne çıkabilir. Facebook profiline göre 1969–1984 yılları arasında Evcim Reklam Fotoğraf Atelyesi’nin sahibi Sevgi Evcim’in şahane natürmortu, bu kitapta da göz ardı edilmiş Türkiyeli kadın fotoğrafçılara dair bir araştırma için iyi bir başlangıç olabilir.

NOT: Bu kitabın üstünde ücreti yazıyor: 275 TL. 30.12.1977 tarihinde açıklanan asgari ücret 3.300 TL. Kitabın asgari ücrete oranı %8,3.
{fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre}

Ali Taptık, fotoğraf, fotokitap, kitap