İsmail Tarhan, 
Atari Salonları
Şirinevler Ataköy Atari Salonu, 
2013



Gizli Kadraj 1.0

Bir fotoröportaj, bir resimli hikâye nedir peki? Bazen öyle bir resim olur ki kompozisyonu o kadar zengin ve zindedir ki, içeriği dışarı doğru ışır, böyle bir resim kendi başına bir öyküdür. Ancak bu çok ender gerçekleşir. Bir arada bir konuyu aydınlatabilecek kıvılcım gibi unsurlar genelde –en azından zaman ve mekan bağlamında– dağınıktırlar. Onları bir araya güç dahilinde getirmek bir anlamda sahne yönetimi, pek bana göre bir iş değil. Ancak hem etrafa saçılan kıvılcımların, hem de meselenin “çekirdeği”nin resimleri üretebiliyorsa o zaman bu bir resimli hikâyedir [picture-story]. Sayfa, bu birbirini tamamlayan bu dağınık unsurları bir araya getirir. [...] Resimli hikâye beyin, göz ve kalbin bir arada çalıştığı bir durumdur.*

İnternetin akışkan yapısından kaynaklanan belli sınırlamaları bir imkân olabilir mi? Bence Kadraj ile Manifold bu soruya “Evet” diyor. Erken Kadraj misafirlerinden biri olarak davete çok sevinmiş, en son, en güncel işimi yayınlamıştım. Fotoğraflarımın kare olması bana Kadraj’da avantaj sağladı, malum kare formatın üretilmesinin bir nedeni de yatay ve dikey sayfalara uygun kadrajlanabilir fotoğraflar yaratmasaydı. Kadraj her ekranda bunları farklı bir şekilde kesiyordu. Merkezi kompozisyonlar oldukça iyi çalışıyor sonuçta.

Yine Manifold’un tasarımı bize bir yazının fotoğraf galerisiyle sunulmasını engelliyor. Kanımca iyi ki de. Malum, ülkemiz internet medyası bu clickbait tuzağına düştü, çıkmakta da zorlanıyor, çoktan boğuldu desek yerinde olur. Herhangi bir haberi okumak için alakasız bir sürü fotoğrafa bakmak zorunda kalıyorsunuz. Bu arada scroll etmeniz ya da tıklamanız yeni reklamları çağırıyor. Sonuç olarak karman çorman bir deneyim içinde bilgiye ulaşmaya çalışıyorsunuz. Esen’in böylesi bir modülden uzak durmasının nedenlerinden biridir belki de.

Metin ve görüntü ilişkisi çok dallı bir konu, burada buna dair ahkâm kesmek niyetinde değilim, işi yazının başında Bresson'a emanet ettim. Ahkâm kesebileceğim başka bir konu var, o da ülkemizde editöryel fotoğrafa verilmeyen değer olarak özetlenebilir. Coğrafya, seyahat ve moda dergilerinde sınırlı foto-hikâyeler dışında pek bir şey görmek mümkün değil. Halbuki 90’larda bu durum çok farklıymış. Nazif Topçuoğlu’nun çektiği editöryel birkaç seriyle karşılaştım yakın zamanda ve gerçekten etkilendim. Her ne kadar iyi foto-hikâyeler üretilse de bunların sunumu üzerine de düşen sadece bir gazete vardı, o da artık yok. (Radikal’den bahsettiğimi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.) Alternatif medya kanallarında iyi örnekler olsa da metin ve fotoğrafları beraber kurgulayan bir yaklaşım sık görülmüyor ya da sürekliliği olmuyor.

Editörlüğünü üstlendiğim ilk metni dizerken bu konuda buralarda bir şeyler çekilmiş olduğuna neredeyse emindim. Cevahir sağ olsun beni İsmail Tarhan ile buluşturdu. İsmail cömertliğiyle serisini benimle paylaştığında beni üzen sadece 1-2 kare kullanabilmek, bunca fotoğrafı gösterememek olmuştu. Gizli Kadraj buradan çıktı.

Gizli Kadraj etiketiyle Manifold’da yayımlanacak ya da yayımlanmış metinlere eşlik edebilecek foto-hikâyeleri paylaşmayı hedefliyoruz. Gizli Kadraj ana sayfada gözükmese de etiketiyle girilebilecek, metinler içinde denk gelip karşılaşabileceğiniz foto-hikâyeleri barındıracak. Gizli Kadraj’ları yakalamaya çalışın!

* H. Cartier-Bresson, Henri Cartier-Bresson: The Decisive Moment (Almanya: Steidl, 2021)

Ali Taptık, fotoğraf, Gizli Kadraj, İsmail Tarhan