Topun Peşinde Koşanların Peşinde

İkisi de karton kapaklı kitaplar. Belgeselci tavırlarının iki yazarı da böylesi daha rahat ulaşılabilir yani satış fiyatı daha ucuz olacak kitaplara yöneltmesi önemli. İhtişamlı bir nesneden çok bir belge bırakma istemi olduğu açık. Birinde eski albüm sayfalarını andıran kırık beyaz, klasik bir üslupta tasarlanmış bir kapakta lokalize laklı eski bir fotoğraf gözüküyor, üzerinde kalın harflerle VEFA, altında da ince bir tipografiyle Burcu Göknar’ın ismi yer alıyor. Diğeri kareye yakın bir oranda lakin yatay bir kitap. Biraz daha ufak bu kitabın ön kapağında silme renkli, dinamik bir fotoğrafın üzerinde iki kale arasında / in between the goals ve Aytaç Togay yazıyor. Arka kapakta ise siyah bir zemin içinde karanlık bir fotoğraf görüyoruz.

Burcu Göknar’ın VEFA kitabı üzerine yazmayı çok uzun zamandır istiyordum. Bir iki ay önce benzer ama farklı bir kitabın daha yayımlanması güzel bir tesadüf oldu. VEFA ve iki kale arasında ülkenin tartışmasız en popüler sporu hakkında gerçekten nitelikli yapıtlar. Tabii benim futbola dair alakamın kısıtlılığı bu yargılarımı zayıflatır mı? Sonuçta dünyada çoğunluğu fotografik teknolojilerle bir araya getiren bir spor değil mi?

Yeni kitaptan başlayacağım. Uzun sözel bir girişin ardından fotoğraflar sıralanmaya başlıyor, dikey ya da kendi sayfalarında belirli bir yerleri var. Küçük bir çim sahada, çocuk sporcuların bir maçını, eskimiş bir mekânda sahayı temsil eden eski bir tahtanın fotoğrafı izliyor. Tek başına sağda yer alan bu fotoğraflardan sonra kitap sıklıkla her sayfa çevirmede sağda ve solda birer fotoğraf gösteriyor bize. Dikey ya da yatay kapladıkları yerin aynı olması, bir nevi dokunulmaz oldukları hissini veriyor bana. Kareye yakın bu “albüm”lere alışığım; eskiden daha uzak hissederken şimdilerde belli hikâyeler, seriler, anlatılar için gayet yerinde olduklarını düşünüyorum. İki kale arasında da bunlardan biri. Renkli karelerde hayli klasik bir üslupta mahalle takımlarının gündelik denebilecek yaşantısını izliyoruz. Tahmin edileceği üzere burası aslında yaşlı ve genç erkeklerin buluştuğu bir dünya. Orta Anadolu’nun renkleri, spor kıyafetlerinin ve ekipmanların renklerini sakil bir şekilde öne çıkartıyor. Gerçekten milyonların takip ettiği yetenekler böylesi yerlerden mi çıkıyor diye düşünüyorum.

Aytaç Togay, iki kale arasında /
between the goals, kendi yayını, tasarımcı belirtilmemiş, baskı: Emsal, 2020 Ankara, 120 sayfa, 23 × 22 cm, karton kapak, fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre
Burcu Göknar, VEFA, yayıncı: Fotoğrafevi, tasarım: Fethi Özalp, baskı: Bilnet, 2010 İstanbul, 130 sayfa, 23 × 28 cm, karton kapak, fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre

VEFA da kendini önce sözlerle ifade etmeyi tercih ediyor. Her ne kadar benzer bir yaklaşımda da olsa Burcu Göknar’ın fotografik sekansı alıştığımız tekil fotoğraflar üzerinden yürüyen bir hikâyeyi deliyor. Gazete kupürlerinden iki sayfaya açılmış kolajları iki küçük boyutta fotoğraf izliyor, bir açılış gibi. Birinde camekânda kapalı kupalar ve madalyaları gösteriyor. Gazete kupürlerindeki ihtişam bu nesnelerde de, sergilemelerinde de yok. Bir sonraki fotoğrafta ise kırık bir camın arkasından çerçevelenmiş bir marş sözlerini okuyabiliyorum. Sayfayı çevirdiğimde karanlık bir kare bekliyor beni. Burası soyunma odalarına inen koridor olabilir mi? Ya da belki de tribünlere çıkan bir alandır. Ben ne anlarım futboldan? Yine de burada görünen adamları tanır bilir gibiyim. Karanlık fotoğraflar Göknar’ınki, gölgeleri kontrolüne güveniyor. 2006 teknolojisi için de kötü bir baskı demek zor ama günümüzde bu fotoğrafları bassak nasıl gözükürlerdi merak ediyorum. Sayfalar arasında minik cümlecikler kuruyor gibi Göknar’ın anlatısını: Sağ sayfada yakışıklı bir adamı saha temsili olan bir tahtanın önünde görüyoruz, soldaki fotoğraftaki gençler onu dinliyor gibi. Böylesi oyunlar bana bazen fazla gelse de bu kitapta, bu konuda yerinde gibiler. Tekrar tekrar aynı anın farklı açılardan izlendiği bir gösteri değil mi sonuçta futbol?

Aytaç Togay, iki kale arasında
Burcu Göknar, VEFA

Burcu Göknar yaklaşık yirmi senedir tanıdığım bir meslektaşım, Aytaç Bey ile kitabını merakım vesilesiyle tanıştık. Aslında ilginçtir ki ben de Aytaç Bey’in bu yeni kitabını Burcu’nun sosyal medyadaki paylaşımlarıyla duymuş ve merak etmiştim. İki kitabı karşılaştırmak asla niyetim değil, çalışmaların doğaları ve niyetleri de farklı kanımca. Yine de fotoğraf ve görsellikle aslında çok yakın bir ilişkisi olan bu dünyaya alışılmışın dışında bakan serilerin ortak yönü, konularıyla kurdukları sistematik uzun süreli ilişki gibi. Burada Göknar daha çok sızmaya ve sert görünümlü, birbirlerine ölesiye vefalı bu erkeklerin duygularının belirginleştiği anlara odaklanıyor. Aytaç Togay ise çocukları çalışıyor ve bu nedenle de onlara biraz daha mesafeli kalırken, sahaların coğrafyasını görünür kılmaya odaklanıyor. Göknar’ın çalışmasının sadece bir fotoğrafçının değil, deneyimli bir gazetecinin çalışması olduğu, kitabın sonundaki görseller hakkında bilgilerin dökümü olarak nitelendirilebilecek sayfalarda görünüyor. İki kitap da bana hem sözle hem fotoğraflarla konuşacak ve bunlar arasında daha ahenkli geçişlerin ne kadar mümkün olduğunu gösteriyor.

_
Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Haber Ajansı ve dergileri 90’ların sonu, 2000’lerin başında, renkli nitelikli gazetecilik örneklerini derleyen MİHA isminde bir dergisi vardı. Burcu Göknar, Özlem Şimşek, Yusuf Sevinçli gibi günümüz fotoğrafçıları için yeri özel olan bu derginin genel yayın yönetmeni olarak görülebilecek Öğr. Gör. Kayıhan Güven’i yakınlarda kaybetmişiz. Kendisini bu sayfada anmak bir borçtur.
{fotoğraflar: Ali Taptık / Onagöre}

Ali Taptık, Aytaç Togay, Burcu Göknar, fotoğraf, fotokitap, futbol, iki kale arasında, kitap, VEFA