Ali Asgari ve Alireza Khatami,
Terrestrial Verses, 2023,
kaynak: Films Boutique
Ses ve İktidar: Terrestrial Verses

Belirli kanonlar üzerine kurulmuş otoriter dil, ona o ya da bu şekilde paydaş olanların kendi kurdukları alanlarda salınmasına izin vermez, onları belirli bir zamana ve mekâna tabi kılarak kendi diliyle ördüğü ağlarının içerisine hapseder. Bu hapsoluş Franz Kafka’nın metinlerinde özgürlükten ziyade kaçış arzusuyla gösterir kendini. Onun dar geçitlerden, labirenti andıran koridorlardan, basık çatı katlarından geçen karakterleri, neyle ve kim tarafından suçlandığını bilmeyerek dil hapishanesinden kaçmanın yollarını arar; iktidardan, babadan, kendinden, dünyadan kaçmaktır bu.

Ludwig Wittgenstein “Bir insan kilitli olmayan, ama içeriye doğru açılan bir kapıyı boyuna itiyor, çekmek aklına gelmiyorsa, odada hapistir” der.1 Kendi dilinden dışarıya adımını attırmayan, despotik bir yapının altında yaşayan ve birbirinin polisi olmuş, sahici bir iletişimin reddini dayatan insanlar da o kapıyı içeriye açmak yerine boyuna dışarıya iten, manasız bir hapsolmuşluğun işbirlikçileridir. O oda bu yeryüzüdür, kapı da dili kullanma edimi.

Ali Asgari ve Alireza Khatami de Terrestrial Verses’le tam da bu otoriter dil hapishanesine mahkûm edilmiş dokuz sıradan insanın çaresizliğini gösterir. Nedeni ve niçini hiçbir zaman beyan edilmemiş kurallar bütününe itaat etme zorunluluğunun yarattığı zayıf düşürülme her bir karakterin bakışında sezdirir kendini. Başka başka kimselerin kaderleriyle ilişki kuran film, karakterlerinin de maruz kaldığı, sorgulayan ile sorguya çekilen arasındaki tuhaf diyaloglardan alır dinamiğini. Sorgulayanın sadece sesiyle var oluşu otoritenin ve iktidarın aşkın ve kurucu dilini temsil eder: Filmin bu suretsiz sesleri (her ne kadar farklı hikâyelerde değişkenlik gösterse de) baskının ve tek dilli zulmün Kafkaesk hapishanesini oluşturur ve bu hapishanenin inşasında suç ortağıdır. Suretlerini gördüğümüz sorguya çekilenler ise birbirinden bağımsız, seslerini kaybetmeye zorlanan farklı hikâyelerin özneleridir.

Fakat Terrestrial Verses hiçbir mantığı olmayan bürokratik Kafkaesk sorgulamaların karşısına kendi dilini kurmakta ısrarcı ve kararlı kadın karakterler çıkararak kendi konusunu sınırlandıran ve tanımlayan zamanın ve mekânın dışına taşmayı da başarır; iktidarın dilini bir süreliğine de olsa bozguna uğratmayı becerir. Her ne kadar bunlar gündelik hayatın sıradan zaferlerleri olsa da kazanım sahibi özneleri hapsolduğu odadan çıkışa götürecek adımlardır bir o kadar. Gündeliğin solmuş gözlerini parlatacak seslerdir diyelim. Füruğ Ferruhzad’ın “Bak” adlı şiirinde seslendiği gibi.

Gözlerimin derinliklerindeki gama bak
nasıl da eriyor damla damla.
Nasıl tutsak düşüyor güneşe
serkeş karaltım.
Bak bir
harap oluyor tüm varlığım
Bir kıvılcım içine çekiyor
ağdırıyor yükseklere
çekiyor ağına beni.
Bak bir
yıldız doluyor gökyüzü
bir baştan
bir başa.
Uzaklardan geldin sen
çok uzaklardan
Itırlar ve nurlar ülkesinden
Şimdi bir sandala bindirdin beni
fildişinden
billurdan.
Götür beni yüreğimi okşayan umut
şiirler
coşkular şehrine götür.2

{fold içindeki imge: Ali Asgari ve Alireza Khatami, Terrestrial Verses, 2023, film karesinden detay, kaynak: IMDb}

1. Ludwig Wittgenstein, Yan Değiniler, çev. Oruç Aruoba (İstanbul: Altıkırkbeş Yayınları, 1999), 37.

2. İran Şiiri Antolojisi, haz. ve çev. Mehmet Kanar (İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2015), 181.

Ali Asgari, Alireza Khatami, dil, Dilara Erdem, film, iktidar, iktidar ilişkileri, kadın, ses, sinema, Terrestrial Verses