Goran Stolevski,
You Won’t Be Alone, 2022,
kaynak: Battleship Pretension
Bir Cadının Bedenlenmesi:
You Won’t Be Alone

Judith Nisse Shklar tarihe baktığında korku ve zalimliğin baskın gücünü görür. Sıra dışı kötülükler yerine sıradan kötülüklere odaklanan düşünür, kendi çalışmalarının ilhamını Montaigne’den alır ve onu izleyerek zalimlik, ikiyüzlülük, züppelik ve ihanet gibi sıradan insan kötülükleri arasında zalimliği ilk sıraya yerleştirir. Bunun sebebi zalimliğin, diğerlerinden farklı olarak, yarattığı korku sebebiyle özgürlüğü yok etmesidir.1 Zulüm ve ortaya çıkardığı korku en büyük kötülüktür. Shklar eşitsiz bir gücü de en büyük korku kaynağı olarak inceler. Bu eşitsiz gücü, korku kaynağını ve zulmü Goran Stolevski’nin yazıp yönettiği You Won’t Be Alone filmindeki Kurt Yiyen olarak adlandırılan yaşlı cadı Maria ile henüz bebekken cadı olarak işaretlediği Nevena arasındaki ilişkide de görebiliriz.

Maria’nın cadı olarak işaretlediği Nevena on altı yaşına geldiğinde saklı tutulduğu mağaradan çıkarılır ve Maria’nın öncülüğünde hayatıyla ne yapacağını öğrenmeye başlar. Maria’nın gösterdiği yaşama biçimi canlıları öldürmek, kanlarını içmek ve iç organlarını çıkarıp kendi derisinin içine yerleştirerek onların suretinde yaşamaya devam etmektir. Maria’nın onu bulmaması için saklı tutulmuş ve ergenliğe dek annesinden başka hiçbir canlı formuyla iletişime geçmemiş olan Nevena için dışarısı büyük bir kaostur, Maria’nın gösterdiği yaşama biçimi ise korkutucu. Ağaçların, yaprakların, nehirlerin gölgesinde yaşam belirtisi gösteren her şeye dikkatle bakar o; Maria’nın ondan beklediği şiddeti gösteremez. Her ne kadar insanlardan uzak durması istense de küçük köy hayatlarına denk gelir ve kendini insanlardan uzak tutmayı beceremez. Maria, hâkim olma arzusu kırıldığı için Nevena’yı bir süreliğine terk eder. Nevena da ondan görüp öğrendiği beden değiştirme yoluyla insanların arasında var olmaya başlar. Her ne kadar beden değiştirerek farklı yaşlarda ve cinsiyetlerde yaşama şansı elde etse de insan olmanın kendine ait zorluklarını görür. Nevena bu açıdan queer bir deneyime sahiptir. Bazı günler ev içi şiddet gören bir kadın, bazı günler de ağır işler altında çalışan yetişkin bir erkek olur. Film bu açıdan hayatın her alanını kontrol altına almış erk dilini ve şiddetini başarıyla resmeder. Bu perspektiften insan deneyimi bir cadı için bile zorlu bir deneyim hâline gelmiştir artık.

You Won’t Be Alone’u diğer tür korku filmlerinden ayıran ve hikâyeyi güçlendiren de şiddet göstererek korku yaratması beklenen karakterin (Nevena) şiddete başvurmayı reddetmesi, şiddet odağı olan Maria’ya ihanet etmesidir. Nevena basit insan kötülükleri arasında dahi şiddete yönelmez. Bu onun kabul görme arzusundan ileri gelir. Örneğin şiddete uğrayan bir kadına kendi boynundaki morlukları göstererek yalnız olmadığını anlatma çabası kendini bir topluluğa kabul ettirme arzusunun gücünü gözler önüne serer. Böylelikle alışıldık ve yerleşik olma, aidiyet ve kimlik arzusu kolektif çabanın sığınağında bir varoluşa götürür onu. Her ne kadar patriyarkadan, erkin dilinden, bakışından ve himayesinden kaçınamayacak olsa da herhangi bir birliktelik onu şahsi, bireysel kılacaktır. Farklı bedenlerin deneyimi içinde kendi dilini bulur ve Maria’nın intikam ve öfke dilinden uzakta bir hikâye yaratmaya başlar kendine. Bu Maria için de şaşırtıcıdır bir yandan; “Senin için ne kadar da kolay oldu” der, çünkü kendi hayatı insan eliyle yıkıma uğramıştır, yıkılıp yakılmıştır. Çalınan şey kendi hikâyesi olduğundan insanların iyi bir hikâyeye sahip olmasını arzu etmez, dilemez. Bu nedenle de insanlar için bastırılanın geri dönüşü olmuştur bir nevi. İnsanlar ona göre affedilemez varlıklardır.

You Won’t Be Alone iki cadının bedenlenmeleri aracılığıyla bir şeyi kurmak ve yıkmaya, kurmak ile yıkmak arasındaki ebedi kavgaya dairdir aslında. “Kimse bir bedenin ne yapabileceğini bilmez” diye yazar Spinoza.2 “Bir bedene sahip olmak bedene sahip olmama olasılığını, bedenin bütünüyle var olmadığımız bir yer olmasını gerektirir. Bir beden olmak, beden diye adlandırdığımız, fakat beden aynı zamanda onu boydan boya geçen duygular, tesiri altında kaldığı fikirler, onu paramparça eden nicelendirilemez acı ya da onu dolduran şimşek gibi şiddetli zevk olduğu için hiç de kolay adlandırılamayan bu canlı maddeyle özdeşleştirir bizi.”3 Bir cadı olarak Nevena’nın bedenlenmesi ise başkalarıyla gerçekleşir; sahip olduğu bedenin neye kadir olabileceğini bilmez çünkü. Girdiği her bir beden ona başka duygular yaşatır; sevinci ve acıyı anlamlandırmaya çalışırken bedeninin sunduğu cinsel hazzı keşfeder. Her bir beden onun için başkalıktır. Cadı bedeninin verdiği yıkıcılığı aşmanın bir yolu olarak insan bedenini seçer kendine ve gittikçe küçülür onun içinde. You Won’t Be Alone böylelikle bir bedenlenme sahnesi sunar izleyiciye, her bir bedenin kendi sınırları dahilinde var olabildiği ve dans edebildiği.

Goran Stolevski,
You Won’t Be Alone, 2022,
kaynak: What’s On
{fold içindeki imge: Goran Stolevski, You Won’t Be Alone, 2022, film karesinden detay, kaynak: Jezebel}

1. Cennet Uslu, “Judith Shklar ve Korku Liberalizmi”, Ankara Üniversitesi SBF Dergisi 77/2 (2022): 385-405.

2. “Şimdiye kadar kimse bedenin neler yapabileceğini onlara göstermemiş, başka deyişle kimse kendi deneyleriyle bedenin zihinden hiçbir etki almadan, sadece cisimsel olarak düşünülen doğanın yasalarına bağlı olarak neler yapabileceğini ya da neler yapamayacağını öğrenmemiş.” Alıntılanan yer: Benedictus Spinoza, Ethica: Geometrik Yöntemlerle Kanıtlanmış ve Beş Bölüme Ayrılmış Ahlak, çev. Çiğdem Dürüşken (İstanbul: Kabalcı Yayınları, 2012), 154.

3. Anne Dufourmantelle, Riske Övgü, çev. Murat Erşen (İstanbul: Kolektif Kitap, 2021), 104.

beden, cadı, Dilara Erdem, film, Goran Stolevski, insan, Judith Nisse Shklar, kadın, korku, korku filmi, öteki, şiddet, sinema, You Won’t Be Alone