Konser Kayıtları
ECLAT Festival 2021

“Konser Kayıtları” video serisi, en temelde çeşitli müzisyenlerin sahne performanslarını dinleyiciyle buluşturmayı amaçlıyor. Birçok farklı konserin kaydından oluşacak bu seri, özellikle de günümüz müziğini yansıtan performansları dinleyicinin beğenisine sunuyor. Bu bağlamda bir aracı olmasının yanı sıra kayıt altına alınmış performansların küçük bir arşivini oluşturması da planlanan “Konser Kayıtları”, Türkiye’de bulunan veya Türkiye’den yolu geçmiş müzisyenlere odaklanıyor.

Dizinin bu ay paylaştığı konserde SWR Senfoni Orkestrası üç farklı bestecinin müziklerini çalıyor. Stuttgart’ta gerçekleşen yaklaşık bir saatlik konserin programında yer alan besteciler sırasıyla Kristine Tjøgersen,1 Zeynep Gedizlioğlu2 ve Franck Bedrossian.3

Pandeminin etkisiyle çevrimiçi düzenlenen bu konser ve daha niceleri hem akustik açıdan hem de yaşattığı deneyimin duygusal ve duyusal yoğunluğu açısından alışageldiğimiz şartları sağlamakta zorlanıyor. Zira bir orkestranın kendine has biçimde müziğe kattığı en mühim şey ihtişamı, gücü, sağlayabildiği yoğunluktur. Bir bakıma sesin yüzünüze çarptığını hissettirebilecek bu geleneksel müzik topluluğu formasyonunun müziği, tıpkı diğer her icra edilen müzik gibi dijital bir ortam üzerinden dinlendiğinde üzerine düşünülebilecek çeşitli durumları da beraberinde getirir, getirebilir. Durumun müzik dinleme faaliyetinde sebebiyet verdiği fiziksel ve deneyimsel farklılıklar bambaşka perspektifler yaratılmasına veya kimi durumlarda da yaratılamamasına zemin yaratır. Bunlardan ilki müziğin akustiğiyle yani mekânsallığıyla ilişkilidir. Hem 21. yüzyılın teknolojisiyle müziğin bir mekâna değil de herhangi bir mekâna ait kılınabilme imkânının hem de görsel bir önerme sunmamasının etkisiyle müziğin yalnızca sessel olduğu düşünülebilir. Fakat sesin yalnızca zamana tabi olmadığı da unutulmamalıdır. Gerek yalnızca işitsel gerekse de görsel-işitsel bir biçimde sunulan tüm dijitalize olmuş müzikler bizlere bir ortamın akustiğini o veya bu şekilde sunar, sunmak zorundadır. Bu, hem sesin bir ortamda kayıt altına alınması dolayısıyla sahip olduğu akustik hem de kaydın çeşitli yöntemlerle düzenlemesi sebebiyle olur. Basit ama yeterince açıklayıcı bir örnek üzerinden gitmek gerekirse reverb dediğimiz efekt esasında sesin mekânda yol kat etmesi, muhtelif yapılara çarpıp geri yansımasıyla ilişkilidir; bu efektin ses kayıt teknolojilerindeki yaygın kullanımı ise bir mekânın görsel, kokusal ve hatta dokunsal deneyimini sağlamadan işitsel deneyimini yaratmaya, tüm mekânı yalnızca sese sıkıştırmaya çalışmaya benzer. Tabii ki buradaki görsel deneyimden kasıt, sesin oluş hâline geçmesine olanak tanıyan ve dolayısıyla onun tüm fiziksel parametrelerine etki etme kudretine sahip olan mekânın saf deneyimidir. Bu açıdan dijital müzik yayın organları üzerinden dinlediğimiz müzikler, kaydedilmiş seslerin virtüel bir mekâna dijital olarak yerleştirilmesi yani hâlihazırda kayıt altına alınmış sesselliğin sanal bir ortamdaki oluş hâlinin tekrar kayıt altına alınması olarak nitelendirilebilir. Denebilir ki, ses kayıt altına alındığı ortamın akustik özelliklerinden mümkün olduğunca yalıtılıp yeni bir mekâna yerleştirilir. Öte yandan, kayıt tekniğine de bağlı olarak mekânın sese etkisi mümkün olduğunca kayıt altına alınmaya da çalışılabilir. Fakat bu da sürecin en başında kayıt altına almayı sağlayan mikrofon sebebiyle tam olarak pek mümkün sayılmaz. Zira mikrofon gelen sesleri belli bir nitelikle ve belli bir doğrultuda seçer, kaydeder, dinleyiciye iletir. Bu aşamada dinleyici yalnızca mikrofonun duyduğunu dinleme imkânına sahip olabilir. Bu bağlamda, müziğin oluş hâline geçtiği mekânda dinlenmemesi, sessellik hariç duyusal açıdan tüm nitelikleri yitmiş birtakım mekândalıkları da beraberinde getirir diyebiliriz. Deneyimi tüm saflığında deneyimlemek için ise hâlâ ilkel ama bir o kadar da etkili bir yöntem olan konser kullanılır.

Bu bölümde dizinin konseptiyle de çelişkili bir vaziyette olan söylemlerin sebebi, hem konserin koşullar sebebiyle çevrimiçi gerçekleştirilmiş olmasıyla hem de böyle geniş orkestralara yazılmış müziklerin canlı deneyimlerinin gerçekten çok başka olmasıyla, olabilmesiyle ilişkilidir. Üç bestecinin de sunduğu şahane sesselliklerin ortaya çıkardığı en “ilkel” koşullarda dinleme istenci Türkiye’de de konserlerine denk gelme ihtimalimiz olan Zeynep Gedizlioğlu’nun fırsat bulunduğu müddetçe konserlerinin kaçırılmaması gerektiğini ifade eder cinsten. Tabii ki Kristine Tjøgersen’in ve Franck Bedrossian’ın müziklerinin de bulunduğu yerde dinlenmesi gereken cinsten olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İlk olarak hayran kaldığım “Bioluminescence”, ikinci olarak “Notes from the Silent One” ve son olarak “Don Quixote Concerto. Memories of a knight errant for a pianist, his assistant and a chamber orchestra”nın seslendirileceği bu konser için herkese keyifli dinlemeler dilerim.

1. Kristine Tjøgersen’in sanatçı sayfasına ve Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

2. Zeynep Gedizlioğlu’nun sanatçı sayfasına ve Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

3. Franck Bedrossian’ın Spotify sayfasına buradan ulaşabilirsiniz.

çağdaş klasik müzik, Franck Bedrossian, Furkan Keçeli, konser, Konser Kayıtları, Kristine Tjøgersen, müzik, Zeynep Gedizlioğlu