İnternetin (ve kapitalizmin) ne menem bir şeye dönüştüğünü anlamak için biraz borsaya, piyasalara falan bakmak gerekiyor artık. Çünkü dört büyük şirketin ticari zekâsı interneti şekillendiriyor artık. Zira internete yön veren artık bizler –yani kullanıcılar ve meraklılar– değil, bu dev şirketler. Bu dev şirketlere yön verenler de hissedarları.
Kapitalist tablo pek iç açıcı değil.1 Google/Alphabet’in en büyük on kurumsal hissedarının kontrol ettiği toplam hisse neredeyse %29. Bunların toplam değeri de 200 milyar doları geçiyor. Apple için ise rakamlar daha vahim. En büyük on kurumsal hissedarın kontrolü %28 civarı ve bunların toplam değeri de 575 milyar doları aşıyor. Microsoft’ta on firma %28’i kontrol ediyor ve değeri de 525 milyar doları buluyor. Keza Amazon’da da en büyük on kurumsal hissedar %23’ü kontrol ediyor ve bunun değeri de 380 milyar dolar falan. Hâliyle yaklaşık 15 firma küresel internet trafiğinin yaklaşık %30’unu kontrol eden dört firmada, öyle ya da böyle söz sahibi. Bu sözün de toplam değeri 1,5 trilyon dolar falan.
Bu gücün karşısında kendini küçücük hisseden bazıları gruplaşıp kimi diğer şirketler üzerinden, oyunun kurallarıyla, iyi para kazandılar geçenlerde.2 Küçük balıklar bir araya geldi ve hisse fiyatlarını yükseltti; sonra da hisselerini satıp iyi kâr ettiler. Bu furyaya geç katılan acemiler ise yüksek alıp düşük satarak zarar etti. Netice olarak, yine bir sınıfsal ayrışmayla, redditperver borsacılar kâr etti, bu işi anlamaya, furyaya yetişmeye çalışan acemiler ise zarar etti. Derslerini de aldılar. Bu piyasa işlemleri sıfır-toplamlı bir oyundur: Sen on kazanıyorsan, birileri de on kaybediyor.
Buna sosyal demokratik bir cevap elbette var. Meşhur “Ontario Öğretmenler Emeklilik Fonu” –ki dünyanın en büyük sermaye fonlarından biri– ve “Norveç Devlet Emeklilik Fonu”. Bu fonlar, örneğin etik nedenlerle ya da Sincan’daki toplama kamplarıyla olan bağlantıları nedeniyle, birçok büyük firmaya yatırım yapmaktan imtina ederek, öyle ya da böyle “piyasaları” etkileyebilmekte. Bu ikisinin hangi sektörlere ve piyasalara ağırlık vereceği, mesela, piyasalar için önemli bir bilgi olarak kalmaya devam ediyor. Zengin memleketlerin memurlarının maaşlarından kesilen emeklilik primleri, demek ki bu memleketlerin ekonomilerinin de kuvvetlenmesine koşut olarak, zarlar düşeş geldiğinde küresel ekonomiyi de ivmeli bir şekilde dönüştürmeye çalışabiliyor.
Bu iki-üç kısa hikâyenin bir de kıssası var. Kısa gün kârı peşinden koşan Reddit’çiler, coin’ciler falan, sıfır toplamlı oyunun kurallarını bozarak, şu başta bahsettiğim on-on beş yatırım şirketinin gücüyle aşık atabileceklerini düşünüyor. Hayır, o kadar kolay değil. O kadar kolay olsa biz bu yoldan çoktan geçerdik. Ama geçemedik. Çünkü sıfır toplamlı oyunun kaybedenlerinden olageldik. Tavlada yenile yenile yenmeyi öğrenmeye çalışmak gibi bir şey belki de bu. Ama söz konusu büyük teknolojik şirketler olunca karşımızda dünya şampiyonu tavlacılar var. Elimiz mahkûm, kırık veriyoruz, katmerli mars oluyoruz.
Yıllarca satranç oynadım ama şu “geçerken alma” kuralını3 bir türlü içselleştiremedim, oyunuma katamadım. Hâliyle kuvvetli bir satranççı olamadım. Benzer şekilde rakibinizi kapitalizm oyununda yenmek için belki de ilk kural, oyunu iyi öğrenmektir. Yoksa üç beş arkadaş birleşip satranç masasını yıkmak oyunu bize kazandırmayacak.
1. Alphabet Inc (NASDAQ:GOOGL)
Apple Inc (NASDAQ:AAPL)
Microsoft Corp (NASDAQ:MSFT)
Amazon.com Inc (NASDAQ:AMZN)
2. “GameStop olayı: Sırada ne var?”, DW, 29 Ocak 2021.
3. “Geçerken Almak”, Vikipedi
