Bertrand Russell kolajı: Manifold, 2021
Russell’ın Mubi Hesabı

Post-internette kendimi konumlandırmam kolay olmadı. Bu zorluğu hâlâ çekiyorum. Çünkü, anladığım kadarıyla, ben de insanım. İnternet “goygoyuyla”, infografiklerle, podcast’lerle, film-şarkı falan indirmekle beni tavlamak pek zor olmuyor.

Ancak, bunun bedelini de ödemeye başladım. Artık bir kitabı bitirmem bir ayı buluyor, keşfettiğim bir grubu sindirmem de keza üç-dört hafta alıyor. Bunun mazereti ise zamansızlık falan değil. Zira, işime gelince, internet goygoyuna zamanım var.

Çünkü internetin tuzağına düştüm. Bu tuzak, düşününce, aslında epey ilginç bir paradoks.

Bu paradoks, zamanım olmadığı için kaliteli filmleri izlememek için bahane yaratırken, ki gerçekten zamanım yoktu bazen, bir yandan da goygoy diziler için zaman yaratıyordu. Zamanım yokken, zamanı yanlış şeyler için yaratıyordum. Yoksul bir alkoliğin içki için para kazanmaya çalışması gibi bir şeydi bu.

Bu, internetin en büyük paradokslarından biri: Zamanı yanlış yerlerden çalıp yanlış yerlere nakletmesi, bunu da kolayca ve eğlenceli bir şekilde yapması. Gündelik hayatta bunun yansımalarına çoğumuz aşinayızdır. Bilgisayarla birtakım işler yaparken, gözümüzün arkada dolaşan web’e takılması, on dakikalık işin ardından gelen elli dakikalık internet molası gibi şeyler, artık bu devrin bir gerçeği. Bir de buna, sosyal medya goygoyunu, film ve dizi platformlarındaki on binlerce içeriği de ekleyin.

Çünkü, paradoks zaman ve öncelik algımızı alt üst ediyor. Bu hikâyenin kökeni aslında çok öncesine gidiyor, internetin halka ilk açıldığı döneme. Dünyanın tüm bilgisinin, en azından ideal dünyada, parmaklarımızın ucunda olması hülyasından, Twitter trollerine doğru kayan bu karşı-evrim, gündelik hayatımızı apayrı bir eksende de etkiliyor. Sadece zamanı değil, zamanı kontrol becerimizi de elimizden alıyor. Biz interneti kullanmıyoruz, internet bizi kullanıyor.

Yukarıda Allah var1, teknoloji sektörünün de hakkını vermek lazım. Post-internet dönemine hakimiyetleriyle sayfa sayfa, satır satır bir post-kapitalizm kitabı yazdılar. Dünyayı bankerlerden bile daha çok değiştirdiler. Bunu yapmalarının en önemli nedeni de bu paradokstu. Zamanı kontrol ettiler, zamanımızı kontrol ettiler. Bundan da vazgeçecekmiş gibi görünmüyorlar.

Çünkü, internette içeriğin çoğu, çoğumuz için ya ücretsiz ya da sudan ucuz. Hâliyle, yarış zamanımızı çalmak üzerine inşa ediliyor. Bunun nedenine de aslında hepimiz aşinayız. Zaman demek veri demek, veri demek de para demek. Zaman geçirmek demek ise veri biriktirmek, hâliyle para istiflemek demek.

Binaenaleyh, zaman kontrolü paradoksunun diğer bir boyutu da veri paradoksu. Bu kadar vaktimizi, başka faydalı şeylerden alıp saçma sapan içeriğe vereceksek eğer, birilerinin bu içeriği üretmesi gerekiyor. Dinleyecek grup bulamazken, müzik stream servislerinde 65 milyon şarkı içinden faydalı bir şey bulamamaya gelmemizin nedeni bu. Tüm bu “zamansızlık” içinde, saçma içeriğe hem zaman hem de veri harcıyoruz. Bunun bedelini de kişisel veriyi takas ederek ödüyoruz. Bu kadar kişisel verimiz de tıp, siyaset, demokrasi gibi faydalı işlerde değil, hangi reklamın bize gösterileceği hususunda israf ediliyor.2 İnsanlık olarak bir araya geliyor, bu kadar kişisel verimizi toplayıp, post-internetin kapitalist ağalarına veriyoruz, karşılığında da, heyhat, daha isabetli reklamlar görüyoruz. Keza insanlık olarak bir araya gelip, günde bilmem kaç milyar saat film izliyoruz, izlediğimiz film de Fast & Furious gibi şeyler. Örnekleri artırmak mümkün, Metaverse’den Ekşi Sözlük’e, ücretsiz içerik dünyasında düşünmeden zamanımızı takas ediyoruz.

İnternet artık bir teknoloji değil, iktisat deneyi; bir mühendislik projesi değil, sosyal bilim platformu. Çünkü, madem biz de insanız, belki pandemi, belki yorgunluk, goygoyun tadını aldık mı, vazgeçemiyormuşuz. Bunu biz şimdi fark ettiysek, düşünün teknoloji firmaları ne zaman fark etmiştir.*

* İlk Manifold yazımın başlığı “Sartre’ın Facebook Hesabı”ydı. Dönüp dolaşıp aynı yere varmanın verdiği tatlı huzuru yaşıyorum. Bu yazı 14 Temmuz 2016’da yayımlanmıştı, o şeyden bir gün önce, bugünden yaklaşık beş buçuk yıl önce. Demek ki yörüngem beş-altı yılmış.

1. Şaka şaka, tabii ki yok.

2. Brexit kampanyası da buna bir örnek ya da karşı-örnek.

Can Başkent, dijital kültür, internet, post-internet, veri, zaman