Moon (چاند) “Ay”, siyah mürekkep ile beyaz kâğıt üzerine baskı, kolaj: Waseem Ahmad Siddiqui, 2021, İstanbul
Evinizde Kalabilir miyim?
Harita Cevap Değil

Harita cevap değil. Ve doğum belgesi artık aynı değil. Şu andan itibaren ölene, tövbe edene ya da hain olana kadar hiç kimse bu soruyla senin gibi yüzleşmek zorunda kalmadı. Memnun olmak yeterli değildir, çünkü memnuniyet değişim getirmez, hiçbir şeyi havaya uçurmaz ve çorak arazi uçsuz bucaksızdır. Çöl, her zaman bir hapishane hücresinden büyük değildir.

Peki ev nedir?

“Evim doğduğum yerdir” demek en basiti olur.

“Evim öleceğim yerdir” demek en basiti olur.

Bu, cevaplayıp yolunuza devam edebileceğiniz bir soru değil. Davanız ve hayatınız birdir. Ve tüm bunların öncesinde ve ötesinde, o sizin kimliğinizdir. Ama [diyelim ki] geri döndüğünde hiçbir şey bulamadın. Bu ne anlama gelir?

Herhangi bir yerde ya da iki yer arasındaki sınırda ölebilirsin. Bu ne anlama gelir? Bir süre sonra soru zorlaşacak. Neden ayrıldın? Neden ayrıldın? Yirmi yıldır soruyorsun “Neden gittiler?” [diye]. Ayrılmak vatanın inkârı değildir ama soruyu bir soruna dönüştürür. Şimdilik tarih yazmayın. Bunu yaptığınızda geçmişi geride bırakırsınız, gerekli olan ise geçmişten hesap sormaktır. Yaralarınızın dışında bir tarih yazmayın. Sürgününüzden başka bir tarih yazmayın. Buradasınız; burada, doğduğunuz yerdesiniz. Ve özlemin sizi ölüme götüreceği yer[de].

Peki ev nedir?

Sen bir bütünün parçasısın, bütün ise yok ve yok olmaya mahkûm. Peki neden şimdi “Evim atalarımın yaşadığı yerdir” demekten korkuyorsunuz? Düşmanlarınızın bahanelerini reddediyorsunuz, çünkü onlar böyle söylüyor.

— Okulda ne öğrendin?

— Uzak diyarlardan sürgünde pencereme dönen kuşa selam olsun. Ey kuş, söyle bana, ailem nasıl?

— Peki ya ondan önce gelen şarkı?

— Sildiler.

— Sildikleri şarkının sözleri nasıl?

— Selam sana, ailemin ülkesi.

— Sende yaşamak güzel.

— Ve senin için şarkı söylemek güzel.

İki şarkı arasında uzaktan gelen bir hasret ile yakından yükselen bir hasretin farkı dışında çok büyük bir fark yok. Her iki şarkı aynı toprağa duyulan sevgiyi ilan ediyor ve ikisi de bunu ev üzerinden tanımlıyor.

Düşmanlık senin içinde ve

Sen düşmansın

Ve sen yargıçsın.

Onlar düşmandır ve onlar hakimdir.

“Ev nedir?” diyenler de onlardır. Bizim için. Onlar söylüyor:

Birlikte Mısır’dan kaçacak, asanla denize vuracaksın. Deniz yarılacak ve İsrail kabileleri geçecek. Deniz daha sonra düşmanlarını yutacak. Kırk yıl Sina Çölü’nde kalacaksın.

“Ev nedir?” diyenler de onlardır. Bizim için: Oturdum ve zulüm gören halkın kaderini düşündüm.

Doğum gününü kutlamak ister misin?

Ah, kutlamalar! Tarih size acımasızca saldırıyor. Bir yenilgi diğerini takip ediyor ama Araplar bütün bayramlarını kutluyorlar. Merak ediyorsunuz: “Günler, tüm bayramlar ve olaylar nedeniyle günlerimizi siliyor. Takvimde zafere tek bir gün kaldı. Bütün günler darbelere ve karşı darbelere ayrılmıştır ve hepsi resmi tatildir; bitmek bilmeyen yenilgilerinizin bir sebebini orada bulursunuz. Ama eğer takvimde açık bir gün bulursanız o zaman biz kazanırız.”

Bu gece senin doğum günün: Kasım ayının dördü. Ve sen, kasvetli günlerin içinden aldatıcı bir mutluluğu çekip çıkarmak için bir fırsat istiyorsun. Arkadaşlarınızı topluyorsunuz. Üzüntüye karşı bardaklarla, müzikle ve keskin şakalar kuruyorsunuz.

Müziğin sesi yükseliyor ve dans ediyorsunuz. Kızların kahkahaları komşuların pencerelerine kadar ulaşıyor. Gece yarısı bir polis gelip kimlikleri kontrol ediyor ve [sizi] tutuklamakla tehdit ediyor. Medeni ol. Yeterince barbarlık [yaptın]. Ona nedenini sorduğunuzda, komşuların binada gürültü olmaması için aradıklarını söylüyor. “Bugün bir doğum günü var” diyorsunuz ve o da “Bu beni ilgilendirmiyor” diye yanıtlıyor.

Ah benim güzel komşularım! Mutluluğumun sana acı verdiği konusunda neden beni uyarmadın? Peki neden çaldığın benim kanımdan yapılan müzik her gece benim hiçbir şikâyetim olmadan pencerelerime akıyor? Ne zaman inimden çıkacaksınız ey komşular? Ne zaman?

Yatağa gittiğinizde komşuların haklı olduğu sonucuna varırsınız. Sabah özür diliyorsun: “Komşun olduğum sürece kutlamaya hakkım yok. Bağışlayın beni ey komşular!” Kutladığım için tövbe ediyorum.

ev, göç, göçmen, harita, komşuluk, mülteci, Waseem Ahmad Siddiqui