Bu mekâna ilk dikkatimi çeken Fikret Adil oldu. Şöyle diyor üstadımız: “Bizde ‘kabare’ olmak istidatı gösteren birkaç yer açılmamış değildir. Rahmetli Raşit Rıza’nın Bizim Lokanta’sı bunlardandı. Fakat Beyoğlu’nda Su Terazisi Sokağı’nda [şimdi Turnacıbaşı] olduğu vesile edilerek saat 22’den sonra kapatılması istendi ve kapandı idi.”1 Gerçi Mehmed Kemal adresi “Tünel’den Galatasaray’a gelirken sol kolda, Emin Nevruz Çıkmazı’nda” diye verir, ama bu adresin doğru olmadığı dönemin birçok tanığının verdiği bilgilerle sabit.
Mekânın sahibi Raşit Rıza bir dönemin ünlü tiyatro aktörü… Darülbedayi’nin kurulmasında önemli rol oynayan bir tiyatro adamı. Lokantacılık nereden çıktı diye merak edebilirsiniz. Ama o dönemler sanatçılar için doğru dürüst geçinmek pek kolay değildi. Naşit ve Hazım Körmükçü’nün piyango bileti dükkânı açtığını bilince, Raşit Rıza’nın da lokanta açmasına şaşırmıyor insan.
Aka Gündüz de bu mekânla ilgili şunları yazar: “[1926 yılında Raşit Rıza sahneden bir süreliğine çekildiği dönemde] karnını doyurmak için Bizim Lokanta’yı açar. Elinde avucundakini verir. Borç edip katar. Üstüne ekler. Bizim Lokanta iyidir, bütün güzel sanatlar erbabı ve muhipleri oradadır. Orası bir aile yeridir, bir samimi artist mahfilidir. Yenilir, içilir. Çoğu da veresiyedir.”2 Yusuf Ziya Ortaç da mekânın müdavimleri arasında hatırladıklarını şöyle sıralar: “Mahmut Yesari, Peyami Safa, Mesut Cemil, Çallı İbrahim, Nurettin Artam, Osmanzade Hamdi, Kılıç Ali.”3 Lokantanın müdavimlerinden Mahmut Yesari, Bizim Lokanta’da geçen “Oyuncuya Oyun” adlı hikâyesinde, Raşit Rıza’nın ortağının Hasan Burhanettin olduğunu yazar.4 Peyami Safa’nın da “Bizim Lokanta’da Bizler” başlıklı ama yeni bilgi aktarmayan bir yazısı vardır.5 Bir Bizim Lokanta anektodu da yine Fikret Adil’den gelir: “[Bizim Lokanta’da] bütün sanatçıların toplandığı burada, bir akşam, Çallı İbrahim ile Mahmut Yesari cilveleşiyorlardı. Nihayet Mahmut Yesari masasında uyudu. Çallı da onu işaret ederek ‘Natürmort’ dedi.”6 Adil, Asmalımescit 74 adlı romanında Peyami Safa ile burada tanıştığını anlatır. Ama mekân hakkında işimize yarayacak başka bir bilgi vermez.
Lokantanın özelliklerinde biri de Hazım’ın [Körmükçü] Karagöz oynatmaya 1927 yılında burada başlamasıdır.7 Hazım’ın uzun yıllar devam edeceği, daha sonra filme de alınacak olan Karagöz oynatıcılığı Bizim Lokanta’dan sonra başka mekânlara da taşınır. 14 Şubat 1929 gecesi Elhamra sinemasında gösterilen “Rasputin’in Muaşakaları” adlı filmin ilanında şu bilgiler yer alıyor: “Programa ilaveten Beyoğlu’nda Bizim Lokanta’da umumiyetle ecnebi ve Türkleri alakadar eden meşhur artistlerimizden Hazım ve Vasfi çelebiler bu akşamdan itibaren Karagöz oynatacaklardır.”8
Refik Ahmet Sevengil mekânın açık olduğu dönemde şunları yazar: “Türk tiyatrosunun belli başlı şöhretlerinden biri olan Raşit Rıza Bey bir müddetten beri sahneden uzak yaşıyor. Davası, iddiası, tekrar gelirim, gelmem şeklinde sözü yok; yalnız bir yeni mesleğe girdi, ayrı iş tuttu, bu işi de günden güne tevsi ediyor. ‘Bizim Lokanta-Gece Kuşu’ isimli kabare artistiğe gidip geldikçe, Raşit Rıza Bey’i müşterilerine itina eden, garsonlarına, yemeklerine, içkilerine dikkat gösteren; zeytinyağı, salatalık, viski, kebap ve emsali bahisleri alaka ile dinleyen bir patron rolünde görüyorum. Bana hep öyle geliyor ki, karşımdaki hâlâ eski aktördür, bu kabare artistik sahneden, bu süslü duvarlar dekordan başka bir şey değildir. Ve burası bir tiyatrodur. Bir farkla ki, müşteriler salonda değil sahnede oturuyorlar! Bizim Lokanta’ya gittiğim zaman ben hep bu hissi duyarım…”9
Aka Gündüz, Raşit Rıza’nın yaptığı işten yani lokantacılıktan memnun olduğunu söyler. Ama bu durum mekânın kapanmasına engel değildir elbette: “Raşit’in kurukafası memnun olmuş kaç para eder? Şehremaneti memnun değildir. Sağındaki Mişon, solundaki Panayot, karşısındaki Karabet, tepesindeki Markoviç sabahlara kadar açıktır da Raşit’in Bizim Lokanta’sı on birden sonra yasak! Amma efendim, dünyada bütün artistlerin, güzel sanatlar erbabının hayatı on ikiden sonra başlar. Başlamaz olsun! Patla! On birde kapatacaksın işte! Raşit, başüstüne makamında: ‘Hay hay! Kurukafa üstüne!’ der kapatır. Ve kapata kapata sermayeyi kedinin, borçları da icra memurunun sırtına yükletip düşünceye varır.” Mekânda Karagöz oynatan artistlerinden biri olduğunu öğrendiğimiz Vasfi Rıza Zobu da Raşit Rıza’nın hiçbir ticari kabiliyeti olmadığını, parlak bir surette başlayan bu tür işlerinin, yanlış metot yüzünden sönük bir surette bittiğini söyler: “Kurduğu tiyatro heyetleri de tıpkı ticarethaneleri gibi ömürsüz oldu. Para ‘kazanma’sını severdi. Bunun için de birçok teşebbüslere girişirdi. Ama ‘para’yı sevmezdi. ‘Kazanç’ bir varmış, bir yokmuş misali, geldiği gibi, iyi saatte olsunlara karışır giderdi.”10
Bizim Lokanta, benzerlerinin çok daha sonraları karşımıza çıkacak olan sanatçı kafelerinin, mekânlarının ilk örneği kanımca. Aka Gündüz’ün aktardığına göre Raşit Rıza, Bizim Lokanta’yı kapadıktan sonra, yaz ayları Boğaziçi’ne rağbet çok diye önce Boyacıköy’de bir yalı tutup işletmeye çalışır. Ama buraya kimse uğramayınca bu kez Galatasaray’ın göbeğindeki Pariziyana adlı kulübü kiralar. Lakin “o güne kadar dolup boşalan Pariziyana, Raşit tutar tutmaz bir tek Tanburacı Osman Pehlivan ile açılır ve kapanır.”11 Parizyana’nın Ekim 1929’da verdiği ilanlarda burada her akşam incesaz heyetinin çaldığını ve pazartesileri Hazım’ın Karagöz oynattığını görürüz. Bütün bu hezimetlerden sonra Raşit Rıza çaresiz esas mesleğine, tiyatroculuğa döner. Ama bundan sonrası başka bir hikâye…
---
Raşit Rıza Kimdir?*
İstanbul’da doğdu, 25 Şubat 1961’de aynı kentte öldü. Liseden sonra Hukuk Mektebi’ne girdi. Buradaki öğrenimini sürdürdüğü sırada 1908’de açılan bir sınavı kazanarak Vatan Yahut Silistre oyununda İslam Bey rolüyle sahneye çıktı. Daha sonra Ahmed Fehim Efendi ile birlikte çalıştı. Onunla Selanik turnesine çıktı, Üsküp ve Manastır’a gitti. 31 Mart olayından sonra gene Fehim Efendi ile Samsun’a geçerek Meşrutiyet Tiyatrosu adlı topluluğu kurdu. 1910’da İstanbul’a döndü, Üsküdar’da temsiller verdi. 1911’de başka bir grupla önce Kavala’da, daha sonra Edirne’de oyunlar oynadı. Burada dönemin ünlü oyuncularından Otello Kâmil (1889-1932) ile yeni bir grup oluşturdu. Ancak hastalandı, bir süre Konya’da kaldıktan sonra İstanbul’a döndü. İyileşince bir kez daha Edirne’ye giden bir topluluğa katıldı. 1912’de Balkan Savaşı başlayıp Edirne kuşatıldığında oradaydı. İstanbul’a dönünce kendi adına kurduğu bir grupla birlikte Samsun’a gitti. Bir ay sonra grup dağılınca aldığı bir çağrı üzerine Giresun’a geçti ve orada bir sezon çalıştı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca İstanbul’a döndü. Çeşitli tiyatrolarda çalışan dönemin birçok ünlü oyuncusu gibi o da yeni kurulmuş olan Darülbedayi’ye girdi. Disiplinli çalışması ve yeteneğiyle kısa sürede sivrildi. Darülbedayi’de Eliza Binemeciyan’la birlikte oynadıkları başrollerle çok tutulan bir çift oluşturdular. Raşit Rıza, 1920’lerin sonlarına doğru kurumun içindeki sürtüşmelerden dolayı Darülbedayi’ den ayrıldı ve Bizim Lokanta-Gece Kuşu adlı bir lokanta açtı. Ama tiyatrodan uzak yaşamaya uzun süre katlanamayarak yeniden sahneye döndü ve ölene değin sanat yaşamını başarıyla sürdürdü. Raşit Rıza düzgün fiziği, özenli diksiyonu, üstlendiği her role saygıyla yaklaşması ve getirdiği içten yorumu ile Türk tiyatrosunun uzun yıllar hem en iyi hem de izleyici tarafından en çok sevilen oyuncularından biri olmuştur.
* Kaynak: Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi
1. Son Havadis, 21 Mart 1962.
2. Aka Gündüz, “Raşit Rıza’nın Kurukafası”, Cumhuriyet, 31 Ocak 1931.
3. Akbaba, 8 Aralık 1959.
4. Mahmut Yesari, “Oyuncuya Oyun,” Yedigün, s. 145, 18 Aralık 1935. Yazı Yesari’nin Babıali’den Son Selam kitabında da yer almaktadır. (İstanbul: DBY Yayınları, 2019), 162-265.
5. Akbaba 1928’den aktaran Zahir Güvemli, Türk Mizah Edebiyatı Antolojisi (İstanbul: Varlık Yayınları, 1955), 107-109.
6. Son Havadis, 17 Ağustos 1962.
7. İ. Necmi, “Millî Bir Oyun”, Milliyet, 7 Kasım 1929.
8. Akşam, 14 Şubat 1929.
9. Refik Ahmed [Sevengil], “Raşit Rıza Nasıl Aktör Oldu”, Tiyatro ve Musiki Mecmuası, 16 Şubat 1928. Akt. Hâfi Kadri Alpman, Portreler (İstanbul, 1972), 171.
10. Vasfi Rıza Zobu, “Raşit Rıza,” Cumhuriyet, 26 Şubat 1961.
11. Aka Gündüz, agm.