İpek Film Stüdyosu

İpekçiler, Eminönü Meydanı’nın genişletilmesi sırasında Selanik Bonmarşesi’nin bulunduğu bina da yıkılınca kendilerini bütünüyle sinema işletmeciliğine verdiler. Cumhuriyet’in hemen öncesinde Elhamra Sineması’nı, 1925 yılında da Melek Sineması’nı (daha sonra Emek adını alan sinema) işletmeye başladılar. İpek Film’in ilk prodüksiyonu, Kurtuluş Savaşımıza adapte edilmiş bir oyundan alınmıştı: Ankara Postası. İlk kez 2 Ekim 1929 tarihinde Melek ve Elhamra sinemalarında gösterilen film büyük gişe başarısı kazandı. Ardından İstanbul Sokaklarında ve Kaçakçılar çekildi. Bu iki film ilk sesli filmlerimiz olarak tarihe geçti.1

Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bir yazı, İpekçiler’in stüdyo açma teşebbüsünü İstanbul Sokakları filminin getirdiği zorluklara bağlar: “Sesli sinemanın zuhuru ile memleketimizde film yapmak teşebbüsü daha ziyade bir hareket kesbetmiş, İpekçi Kardeşler harici manzaraları şehrimizde alınan ve mükâlemeli [konuşmalı] kısımları Paris’teki bir stüdyoda yapılan ‘İstanbul Sokaklarında’ filmini vücude getirmişlerdir. Başka memleketteki stüdyoda film çevirmek müşkülatı İpekçi Kardeşler’i İstanbul’da bir stüdyo tesis etmek mecburiyetine sevk etmiş ve Nişantaşı’ndaki eski fırın binası stüdyo haline ifrağ olunarak oraya en son tertibatı haiz makineler getirmiştir.”2

Vakit gazetesinin sinema sayfasını yöneten Fikret Adil, stüdyonun açıldığı günlerde Fahir İpekçi ile bir röportaj yapar. Fahir Bey bu yıl Reşat Nuri’nin Tanrı Misafiri oyunundan adapte olunan bir komedi ve Kalbimin Rüyası adıyla Nâzım Hikmet tarafından yazılan bir operet olmak üzere iki film çekeceklerini açıklar. Stüdyonun başka şirketlere de açık olduğunu sözlerine ekler: “Stüdyoda her arzu eden, istediği kadar film çevirebilir. Pek tabii, bunun için, biz stüdyoyu film yapmak isteyen kimselere sadece kiralamakla kalırız. Sesli film stüdyosu bütün Balkanlar’da yalnız bizim yaptığımız stüdyodan ibarettir. Yunanistan’dan şimdiden bize müracaatlar var. Filmlerini seslendirmek için buradan istifade etmek istiyorlar.”3

İpek Film Stüdyosu’nun dıştan görünümü

Stüdyodaki gelişmeleri yakından izleyen Fikret Adil, bir başka yazısında da stüdyo için gereken makinelerin Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan faydalanılarak getirtildiğini söyler. İşlenmemiş film ithalatı da kontenjan harici bırakılmıştır. Ardından şunları da yazar: “Memlekette başlayan film sanayiinin sadece bir stüdyo tesisine inhisarı kâfi gelmez. Burada yapılacak filmleri göstermek, yani ‘işlemek’ lâzımdır. Bunun için de şimdiye kadar sesli projeksiyon makinesi yapmamış olan sinemaların bu tesisatı yapmaları icap eder. Hatta birçok şehirlerde bulunan sessiz sinema makinelerini, sesli projeksiyon makinesi ile değiştirmek lâzımdır. Bu da pek kolaydır. Zira sesli sinema projeksiyon makineleri şimdi pek ucuzlamıştır. Ve evvelce 30 bin liraya yaptırılan bir tesisat bugün 2.500 liraya yapılıyor.”4

Montajcı İclal Ar,
laboratuvar uzmanı Hoffman ve aksesuarcı;
stüdyonun yanındaki arsada

Stüdyoda İki Film Birden Çekilecek

İpekçi Kardeşler’in fabrikada gerekli hazırlıkları yapmayı sürdürdüğü haberi, 19 Mayıs 1932 tarihli Milliyet gazetesinde yer alır: “Sipariş edilen ses ve film alma makineleri de gelmiştir. Bir iki gün zarfında gümrükten çıkarılacak ve yerlerine yerleştirileceklerdir. Film alma ve laboratuvar makineleri Debrie; ses makineleri de Klanz film mamulatıdır. Stüdyonun tesisile İktisat ve Maarif Vekâletleri bilhassa alakadar olmuşlardır. Bu itibarla makineler ve tesisat Teşvik-i Sanayi Kanunu’ndan istifade ettirilmişlerdir. Stüdyoda ilk eser olarak Selma Kâzım Hanım’ın ‘Al Senin Olsun’ isimli bir opereti çevrilecektir. Bu operette Darülbedayi artistleri oynayacaklardır. Müzik kısmı Muhlis Sabahattin Bey tarafından hazırlanmaktadır.”5

İpek Film Stüdyosu, daha ilk günlerinden itibaren çekeceği filmler için yeni artist adayları aramaya başlar. Yukarda söz edilen röportajda Fahir İpekçi “Kendilerinde sinema artisti olmak kabiliyetini gören hanımlar ve beyler serbestçe stüdyoya müracaat edebilirler” diyerek kapıyı açık bırakır. Holivut mecmuası da stüdyonun ilk açıldığı günlerde, bir anlaşma yapmak üzere olduklarını duyurur: “Bize müracaat eden amatör artistleri kendilerine takdim ediyoruz. Resimlerini neşrettiğimiz amatör artistlerin hemen bize tercüme-i hallerini göndermeleri mecburidir. Ve artist olmak isteyen bey ve hanımefendiler de resimlerini derhal bize göndermek için istical etmelidirler.”6 Kısa bir süre sonra çıkan bir haberden, müdüriyete birçok başvuru olduğunu, “fakat böyle ceffelkalem artist olmak kabil olmadığı için ve esasen gelenler de sadece ‘heveskâr’lardan ibaret olduğu”ndan kimsenin “angaje edilmedi”ğini öğreniyoruz.7

Stüdyoda Bir Gezi

Fikret Adil haziran ayı sonunda yaptığı bir habere stüdyonun yolunu tarif ederek başlar: “Nişantaşı’nda durunuz. Maçka’ya sapmayınız. Sola, Osmanbey’e çıkan caddeye de sapmayınız. Yürüyünüz. Hafif bir yokuş. Bir az daha yürüyünüz, solda bir fabrika bacası, sonra parmaklıklarla çevrili bir bina. Kapıdan giriniz.”8

Karım Beni Aldatırsa’nın çekimleri sırasında Muhsin Ertuğrul ve
Muhlis Sabahaddin Ezgi stüdyoda

Stüdyoyu daha ilk alındığı günlerde ziyaret edenlerden biri de Cumhuriyet gazetesinin sahiplerinden Doğan Nadi’dir. Sabah 11.00 gibi stüdyoya gelen Doğan Nadi, “kırmızıya yakın, tuğla rengi bir bina” diye anlatır eski fırını. Kapıdan girince duvarlarda “Yavaş olunuz”, “Hızlı konuşmayınız” gibi levhalar karşısına çıkar. Buna rağmen içeriden kahkahalar gelmektedir. Müdüriyet odasına girince Nizamettin Nazif, Muhlis Sabahattin, Vahit ve İhsan İpekçi ve Nail Himmet’in orada olduğunu görür. Muhsin Ertuğrul ve filmde rolü olan sanatçılar Suadiye’ye çekime gitmiştir. Stüdyo müdürü Vahit Bey, Karım Beni Aldatırsa filminin dış çekimlerinden fotoğraflar gösterir. Stüdyonun salonuna doğru ilerlerken, bu kez kapının üzerinde elektrik şirketinin kulübelerindeki ölüm tehlikesi işaretinin bulunduğu bir levha daha görür. Üstünde “Vazifeni bil, başka işe karışma!” yazmaktadır. Bu levhanın Muhsin Ertuğrul tarafından yazdırılmış olduğunu öğrenir. İçerdeki provayı Doğan Bey’in anlatımıyla aktaralım:

“Kalın duvarlardan sızan bir piyano sesi, ne zamandır merakımızı celb edip duruyordu. Nihayet içeri girdik. Burada 3-4 manga asker, ellerinde silahları ile habire talim ediyorlar. Bir taraftan silahların terkine çalışılırken, İpek Film Stüdyoları’nda bu askeri faaliyet nedir diyeceksiniz. Hakkınız var. Fakat keşke her milletin askeri faaliyeti böyle olsaydı. Buradaki mangalar zarif hanımlardan, silahlar da omuzlarındaki küreklerden ibaret. Genç kızlar filmdeki vazifeleri icabı mayoları giymişler. Piyanoda çalınan marşa ayak uydurarak koca odayı dört dönüyorlar.”

Nail Himmet, balet hocası olarak kızları çalıştıran Celal [Bulkat] Bey’in Almanya’da eğitim gördüğünü ve dokuz ay Berlin Operası balet kısmı şefi Max Termis’in yanında staj yaptığını söyler. Köşede oturan kişinin ise Karım Beni Aldatırsa filminin senaryosunu yazan Osman Mümtaz olduğunu da sözlerine ekler. Yani Nâzım Hikmet… Aynı sırada, balet heyetinin fotoğraflarını da Foto Namık çekmektedir. Nail Bey Doğan Nadi’yi teknik bölümlerde de gezdirdikten sonra yeniden aşağı inerler ve Muhlis Sabahattin’in çaldığı film şarkılarını dinlerler.9

Karım Beni Aldatırsa balet heyeti
stüdyoda çalışırken

Her ne kadar stüdyonun açıldığı, makinelerin geldiği duyurulsa da, ağustos ayında bile eksiklerin tamamlanamadığı anlaşılıyor. Vakit gazetesinin 11 Ağustos’taki haberinde, stüdyonun müdürü Vahit İpekçi’nin “Daha tamamen hazırlanamadık, ancak on beş gün sonra her şey yerli yerine oturmuş olacak” dediğini görüyoruz. Aynı röportaj bizi İpek Film Stüdyosu’nun içinde dolaştırarak yeni bilgilere ulaşmamızı da sağlıyor: “Aşağıda büyük bir salon; duvarları seloteks namı verilen seda nakletmeyen bir madde ile örtülü. Burası asıl çalışma yeridir: Filmlerin bütün dahili manzaraları burada çekilecek, projektörlerin güneş ziyaları burayı aydınlatacak, artistlerin sesi burada zapt olunacak, senaryocunun kafasında doğan senaryo burada rejisörün yardımı ile ve artistlerin gayretleriyle hayat bulacak, beyaz perde üstüne aksedebilecek bir hale gelecektir. Tahminen 250 metrekare bir sathı var. Salonun yanı başındaki odada sesi zapt etmeye yarayacak Klang film fabrikasının bir anrepistrman ve ses kontrolü makinesi bulunuyor. Filmlerin developman, fiksaj ve kurutulması için kullanılacak insan boyundan daha yüksek aleti, sıcak ve soğuk hava aletlerini hayretle karışık bir hayranlıkla seyrediyoruz.”

Röportajı yapan “E.U. Senaryo Kursu talebesinden A. Fuat” ve gazetenin sinema sayfasını düzenleyen Fikret Adil, stüdyonun üst katını da gezer: “Aşağıdakinden daha geniş ve daha çok aydınlık bir salon, müteaddit localara ayrılmış, bunlar kadın artistlerin soyunması için yapılmış kamaralardır. Ayrıca bir gardırobu da var.” Koridorun ortasındaki kilitli bir kapıyı açan Vahit Bey “İşte Motipo!” diyerek dikkatlerini çekmeyi başarır. Röportajcımız bu sihirli kelimenin manasını açıklıyor: “Motipo, meşhur Fransız firması Andre Debrien’in piyasaya numune olarak çıkardığı ve ilk olarak Nisantaşı’ndaki İpek Film Stüdyosu’na gönderdiği bir pozitif baskı makinesi. Bu makine resim ve yazılardan maada sadayı da otomatik bir surette basıyor.” Dekorları Vedat Bey [Ar] hazırlamaktadır; “mütevazı sessiz bir genç.” Onun yönetiminde marangozhanede altı yedi işçi çalışmaktadır.

Fikret Adil’in Vakit gazetesindeki 18 Ağustos 1932 tarihli yazısına göre “dahili levazımat” stüdyoya on gün kadar önce gelmiştir. “Stüdyonun içine yerleştirilecek olan aletler, ses alma makineleri ile büyük kudrette elektrik lambalarıdır.” Şirketin anlaştığı ses uzmanı da gelmiş ve işine başlamıştır. “Bu mütehassıs iki ay kadar burada kalacak, filmlerin dahili kısımlarının alınmasına nezaret edecektir.” Fikret Adil yapılan çalışmaları övgüyle karşılamaktadır: “İpek Film müdüriyeti, memlekette film sanayine yardımı dokunabilecek ne kadar sanatkâr varsa hepsini stüdyoda toplamış bulunuyor. Mesela dekoratör olarak stüdyoda İstanbul Sokaklarında filminin Paris dekorlarını yapmış olan Vedat [Ar] Bey’i gördüm. Bundan başka filmde oynayan balet artistlerini de kıymetli Celal [Bulkat] Bey çalıştırmaktadır. Filmlerin senaryolarını yazıp dekupajlarını yapanlar, memleketin sanat aleminin en yüksek şahsiyetlerindendir. Bu itibarla İpek Film elinden gelen her şeyi yapıyor demektir.”10

Fikret Adil’in İpek Film Stüdyosu’nda dekoratör olarak çalıştığından söz ettiği Vedat Ar, kendisiyle yıllar önce yaptığımız konuşmada şunları anlatıyordu: “İpekçiler fırını stüdyo yapmak üzere aldıklarında beni çağırdılar: ‘Burası senin eserin olacak, Paris’te gördüklerini burada tatbik edeceksin. Platformlar, dekorlar, dekorların büyüklüğü, panoların ebadı, ne varsa düşün taşın, burada bunları tatbik edeceksin.’ Ben arkadaşımla gece gündüz çalıştım, yer döşemelerini yaptık, tavanları yaptık. Sonunda bir plato halini aldı. Tavanlar pek yüksek değildi. Bir Millet Uyanıyor’da perspektifli dekor yaptık...”

Vedat Ar’ın Karım Beni Aldatırsa filmi için yaptığı dekorlar dönemin Mimar dergisinde yayımlanır. Dergi bu çalışmaları şöyle aktarır: “İpek Film, Nişantaşı’nda tesis ettiği stüdyosunda birçok yeni sesli filmler imal ediyor. Bu filmlerde temsil ve musiki kadar dekora da büyük bir ehemmiyet verilmektedir. Bu senenin ikinci yarısında muvaffak eserlerini tanıdığımız dekoratör Vedad’ın Karım Beni Aldatırsa operet filmine ait ve dahili mimari nokta-i nazarından modern ve fantezi bir kıymeti haiz birkaç dekorunu takdim ediyoruz.” (Mimar, yıl 2, s. 9, 1932)

Vedat Ar sonradan eşi olacak İclal Hanım’la da İpek Film Stüdyosu’nda tanışmıştır. Yine yıllar önce yaptığımız konuşmada İclal Ar, babası Edip Bey’in, kızının evde sıkıldığını fark ettiğini ve onu yeni açılan İpek Film Stüdyosu’na yerleştirdiğini anlatmıştı. İclal’in teyzesi Neyyire Hanım’ın eşi de Naci İpekçi’dir. İclal bu nedenle İpek Film Stüdyosu’nda yakın bir aile ortamıyla karşılaşır. İşe başladığı gün onu stüdyonun müdürü Vahit İpekçi Bey karşılar. Ardından Nâzım Hikmet’le, Muhsin Ertuğrul’la ve diğer oyuncularla tanışır.

İclal Ar o yılları şöyle anlatmıştı: “Film montaj işlerini öğrenmeye başladım. Laboratuvar şefi Hoffman benim amirimdi. Bana üst katta bir montaj odası verdiler, burada çalışıyordum. Odama oyuncuların gelmesini Vahit Bey yasaklamıştı. Beni küçük bir kız olarak kabul edip, korumasına almıştı! Ses mühendisimiz Morgen, Tobis-Klang firmasından gelmişti. Nâzım Hikmet o zamanlar İpek Film Stüdyosu’nda senaryo yazarı olarak çalışıyordu. […] Bir gün ‘Paris’ten yeni bir genç dekoratör geldi’ dediler. Vedat’la böyle tanıştım. İpek Film’in dekorlarını yapıyordu. Ben bu arada projeksiyon makinesinde film göstermeyi de öğrenmiştim. Gelen misafirlere stüdyoda film gösteriyorum.”11

İlk İki Filmin Çekimleri

1932 yazında İpek Film Stüdyosu’nda iki film birden çekilir. Biri Karım Beni Aldatırsa, diğeri Bir Millet Uyanıyor’dur. Temmuz ayında Karım Beni Aldatırsa filminin dış sahneleri tamamlanmış gibidir.12 Stüdyoda ise hazırlıklar sürmektedir. Yapılan seçmeyle bir araya getirilen “balet heyeti” çalışmalara başlamıştır. Gerçi Yedigün dergisinin de işaret ettiği gibi, Fransız heyetleri denli becerikli olmaları pek mümkün değildir, ama İngiliz ve Amerikan kızlarından aşağı kaldıkları da söylenemez! Bu balet heyetinden, sonraki yıllarda oyunculuğa geçecek genç kızlar, en başta da Cahide Sonku çıkacaktır. Filmin balet heyetinde 42 genç kız yer almakta ve Almanya’da yıllarca bu konuda tahsil görmüş Celal [Bulkat] Bey tarafından çalıştırılmaktadırlar.13 O dönemin bir tanığı da Osman İpekçi’nin kızı İnci İpekçi’ydi. Kendisiyle yaptığım konuşmada şunları anlatmıştı: “Stüdyoyla ilgili ilk hatıram, balerinlerin provaları. Film stüdyosunun en üst katı terastı. O terasta, yanlış hatırlamıyorsam, ilk reklam filmlerinden biri çekilecek. Bir sürü genç kız, balerin. Şehir Tiyatrosu’nun bale hocası Celal Bey (çok sevdiğim bu insan, sonradan arkadaşım da oldu) tarafından çalıştırılıyorlar. Ben de küçük bir kız çocuğu olarak dolanıyorum aralarında. Bir yanda da banyo kurulmuş. Kızlar bu banyoya girecekler, köpük içinde çıkacaklar[dı].”14

Bir Millet Uyanıyor filminin stüdyo çekimleri, fotoğraf: Namik Görgüç,
Cengiz Kahraman arşivi

Dış sahneler büyük oranda tamamlanınca iç sahneler için stüdyoya geçilir. Karım Beni Aldatırsa setini ziyaret eden Holivut dergisi muhabiri, filmin müziklerini yapan Muhlis Sabahattin’le konuşur: “Muhlis Bey henüz stüdyoya girmişti. Terini kurutmaya vakit bulamadan üstattan fikirlerini öğrenmek istedim. Ricamı memnuniyetle kabul ederek dedi ki: ‘Bu bir ilk tecrübedir. Tabiî bana müteaddit kereler birçok sual tevcih edildi: Film güzel mi? Kendimin de içinde çalıştığım bir iş olduğu için ceffelkalem güzeldir demek doğru sayılmaz. Filim hakkında benim tarifim şu olabilir: Rejisör Ertuğrul Muhsin’in bu ilk yerli filimin muvaffak bir şekilde çıkarılması için gücü neye yetiyorsa, bütün kudret ve kabiliyetini sarf ederek çalışmaktadır.’”15

O dönemde İpek Film’in bütün operet filmlerinde olduğu gibi senaryo Nâzım Hikmet’e aitti. Karım Beni Aldatırsa kadrosunda, Feriha Tevfik, Ercümend Behzat, Refik Kemal Arduman, Muammer Ruşen [Karaca] vd. yer alıyordu. Bu filmin çekimleri sürerken Bir Millet Uyanıyor’un çalışmaları da başlamıştı. Fikret Adil’in yazdığına göre bu film için “iri yarı gövdeli gençlerden figüran arandığı” konulu gazete ilanları yayımlanmıştı. (16) Muhsin Ertuğrul’un sinemasını inceleyen Alim Şerif Onaran ise, Bir Millet Uyanıyor’da “perspektif dekor” denen küçük dekorlar kullanıldığının altını çizer.17

Holivut mecmuasının 1932 yılı Ekim ayında yazdığına göre, İpek Film Stüdyosu’nda Bir Millet Uyanıyor ve Karım Beni Aldatırsa filmlerinin “dahili ve ses kısımlarının ikmaline” çalışılmaktadır.18 Bir sayı sonra mecmuanın başmuharriri Muammer Celâl Bey stüdyoyu ziyaret eder. Muhsin Ertuğrul hummalı bir faaliyet içindedir. “Stüdyonun ve sinemaların çok mühim emektarı Süleyman Efendi, o günkü mübayaatı hakkında dert” yanmaktadır. “Maarif Vekili muhterem Reşit Galip Beyefendi stüdyoyu teşrif buyurmuş olduklarından herkeste bariz bir sevinç var; o gün refikaları hanımefendi ile ziyarette herkesi memnun bıraktı. Vali Muhittin beyefendi bu çalışkan kitleye dahi yorulmaz bir kuvvet vermiş gibi geliyor.”19 Foto Süreyya mecmuası da İpek Film Stüdyosu’nun memlekete getireceği hizmetin büyük olduğunu söyledikten sonra şöyle devam ediyor: “Birçok artistler iş buldular, nakliyeciler istifade etti; terziler, kunduracılar para kazandı. Elektrik Şirketi fazla sarfiyata nail oldu, hülasa Stüdyo’nun şu buhran zamanında bir kısım vatandaşlara iş temini mucib-i memnuniyet bir keyiftir.”20

Bu iki filmden ilk vizyona giren Bir Millet Uyanıyor olur. Film 7 Aralık 1932 günü Beyoğlu’ndaki Elhamra ve Melek sinemalarında gösterilmeye başlar. İlanlarda memleket sinema sanayisinin başarısı öne çıkarılmaktadır. Karım Beni Aldatırsa ise 22 Ocak 1933 günü, yine Elhamra ve Melek sinemalarında aynı anda vizyona girer. İlk kez beyazperdeye yansıyan Türkçe operet şarkıları ve İstanbul’un günlük yaşamı seyircileri haklı olarak çok etkiler. Şarkılar dillere, plaklara düşer… İpek Film Stüdyosu’nun kuruluşunun öyküsü böyle özetlenebilir…

Filmlerin ilanları

1. Ayrıntılı bilgi için bkz. Gökhan Akçura, “Bir Mitolojik Öykü: İpekçi Kardeşler”, Aile Boyu Sinema, 2. baskı (İstanbul: İthaki Yayınları, 2004), s. 87-116.

2. “On Yılın Sinema Tarihi”, Cumhuriyet, 29 Ekim 1933.

3. Vakit, 29 Nisan 1932. Gerçekten de aynı yıl sonlarında yönetmenliğini yine Muhsin Ertuğrul’un yaptığı ve ilk sesli Yunan filmi olan Fena Yol (O Kakos Dhromos) İpek Film Stüdyosu’nda çekilir. Bkz. Hikmet Feridun, “Stüdyonun bahçesinde kocaman bir Yunan köyü kuruldu”, Akşam, 21 Şubat 1933.

4. Fa [Fikret Adil], “İlk film stüdyoları işe başladı”, Vakit, 16 Haziran 1932.

5. Milliyet, 19 Mayıs 1932. Sanırım Al Senin Olsun adı daha sonra Karım Beni Aldatırsa’ya dönüşmüştür.

6. Holivut, sene 2, sayı 14, 20 Mayıs 1932.

7. Vakit, 16 Mayıs 1932.

8. Fa [Fikret Adil], “Stüdyoda beş dakika”, Vakit, 30 Haziran 1932.

9. Doğan Nadi, “İpek Film Stüdyosu’nda bir saat”, Cumhuriyet, 17 Temmuz 1932.

10. Fa [Fikret Adil], “(İpek Film Stüdyolarında) Bize Kadın artist lazım”, Vakit, 18 Ağustos 1932.

11. Gökhan Akçura, “İclal Ar: Kızıl Saçlı Soprano”, İnsanlar Alemi (İstanbul: İthaki Yayınları, 2005), s. 152-153.

12. “İpek Film stüdyolarında”, Vakit, 14 Temmuz 1932.

13. Akçura, “Martı Gibi Kotramız”, Aile Boyu Sinema içinde, s. 247-256.

14. Akçura, Aile Boyu…, s. 108.

15. Holivut, sene 2, sayı 22, 10 Ağustos 1932.

16. Fa [Fikret Adil], “Figüran aranıyor”, Vakit, 11 Ağustos 1932.

17. Alim Şerif Onaran, Muhsin Ertuğrul’un Sineması (Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 1981), s. 204.

18. Holivut, sene 2, sayı 29, 5 Ekim 1932.

19. Holivut, sene 2, sayı 30, 12 Ekim 1932.

20. Foto Süreyya, sayı 22, Mart 1933.

Gökhan Akçura, İpek Film Stüdyosu, sinema tarihi, Türk sineması