Don ve Moki
Moki Cherry, Brown Rice

Don Cherry (1936–1995) caz tarihinin önemli müzisyenlerinden. Bu yazıda onun kariyerinden ayrıntılı olarak söz etmeyeceğim. Caz tarihini ele alan kaynaklarda, mesela Cazkolik sitesinde şöyle başlar bilgiler: “Çağdaş caz ve dünya müziğinin en özgün seslerinden Afrikalı-Amerikalı trompetçi. Don Cherry kariyerine saksofoncu Ornette Coleman’la birlikte çalarak başlayarak, teknik açıdan dehşet trompetçilerin yer aldığı bir dönemde anlatım ve müzikal iletişime ağırlık vererek son derece kişisel bir sound ve stil geliştirmiştir.” Merak edenler internette kısa bir araştırma yapınca çok daha geniş bilgi bulacaklardır. Cherry’nin bence en önemli özelliği “doğu” ile özel ilişkisi sonucu çok özgün albümlere imza atabilmesidir. Hani bir aralar “dünya müziği” modası çıkmıştı ya, o moda yokken Don Cherry vardı ve kırk köşeden dünyayı seslendirmeye çalışıyordu. Bu kısa yazıda onun İstanbul dönemini ele almaya çalışacağım.

Don Cherry 1960’lı yıllarda İsveç’e yerleşmişti. Danimarka ve İsveç’te “müzikte emprovizasyon imkânları” konulu dersler de veriyordu. Bu arada yine İsveç’e yerleşmiş bir müzisyen olan Muvaffak (Maffy) Falay ile tanıştı. Onun sayesinde klasik Türk müziği ve halk müziğiyle ilgilendi. Don’un eşi, onun giysi, sahne ve albüm tasarımlarını da yapan Monika (Moki) Cherry anlatıyor: “Maffy Falay ve ‘Tootie’ Heath1 ile bir öğleden sonra Stockholm’de Skansen’de ‘Jazz Under the Stars’ için bir araya gelmiştik. 1965 Temmuz ayı dolaylarıydı. Maffy bize teypten Türk klarnetçi Şükrü Tunar’ı dinletti. Don bunu duyunca çıldıracak gibi oldu ve bu müziğe zaten aşina olan Maffy’yi soru yağmuruna tuttu. Don ve Maffy daha önce hiç bu kadar derin bir muhabbete girmemişlerdi. O günden itibaren ikisi ne zaman bir araya gelseler birlikte trompet çalmayı ihmal etmediler.

1968 yılında Okay Temiz’in de üyeleri arasında olduğu Ulvi Temel Topluluğu, İsveç’de bulunuyordu. Maffy, Okay Temiz’i Don ile Kungsgatan’da Grigg’in lokantasında tanıştırdı. Toplulukta İrfan Sümer, Özer Süalp, İsmet Sıral ve başka Türk müzisyenler de bulunuyordu. Bu müzisyenler Gamla Stan’a (eski kent), bizim eve gelip Maffy ile birlikte çaldılar. Gerçi Don ve Maffy birkaç yıldır birlikte pratik yapıyorlardı, ama bu ritmlerle ilk kez birlikte burada çaldılar. Bundan sonra da Okay’la her fırsatta birlikte vakit geçirdiler ve müzik yapmaya başladılar. Don birlikte daha çok zaman geçirecekleri bir fırsat arıyordu.”2

Don ve Moki 1969 yılında Amerika’dan döndükten sonra Don Cherry, Paris’te Ed Blackwell ile Mu albümünü doldurdu. Ardından Okay Temiz ile Belçika’da Byg Festivali’nde, İsveç’te Uppsala’da birlikte çaldılar ve Stockholm’de radyo için kayıt yaptılar. Paris’te Miles Davis ve Cecil Taylor’ın konserini izlediler. Moki’nin kızı Neneh, Miles ona bir çikolata verdiği için pek mutlu oldu. Ardından Türkiye’ye gelmeye karar verdiler.

O sıralar İstanbul’da bulunan Emin Fındıkoğlu’na,3 Muvaffak Falay’dan bir telefon geldi. Falay ondan, İstanbul’a gelecek olan Don Cherry ile ilgilenmesini istemekteydi. Moki’nin yazdığına göre Don ve Emin, Muhittin Paydaş’ın evinde tanışmıştı. Emin Fındıkoğlu, Don ve Moki’ye ailesinin Erenköy’deki evinin boş olduğunu ve orada kalabileceklerini söylemişti. Daha sonra da Amerikan Kültür Ataşesi Kenton Keith’i4 aramıştı. Kenton Siyahi ve eski bir caz davulcusuydu. O sıralar İstanbul’da bulunan James Baldwin’i5 de Don Cherry’yi de tanıyordu. Böylece Don, James ve Kenton bir araya geldi. Don zaten eskiden beri James Baldwin’e hayrandı. Bu beraberlikten daha sonra “Düşenin Dostu”na müzik yapmak düşüncesi doğacaktı.

Don Cherry’nin İstanbul günleriyle ilgili ilginç anektodlar çıktı karşımıza. Örneğin Aka Gündüz’le nasıl tanıştığını Tevfik Yener şöyle anlatıyor: “1969’da İstanbul’a gelen ünlü zenci caz trompetçisi Don Cherry ile üstat Aka Gündüz’ü tanıştırmıştım. Üstadın ney sololarını banda kaydetmişti. Bir ara trompet-ney birlikte çaldılar. Aman ne müzikti.”6 Don Cherry bu tanışmadan çok etkilendi ve dayanamayıp bir de ney satın aldı. Onun hakkında bir haber hazırlayan Zeynep Oral da şunları anlatıyor: “Karısıyla birlikte Hilton Oteli’ni gezmek isteyen Don Cherry, ‘bu kılık kıyafetle içeri girilemeyeceği’ gerekçesiyle otele sokulmamıştı. Kendisinin caz dünyasının en ünlü müzisyenlerinden biri olduğu söylendiğinde, müdüriyet ‘Biz bu isimde kimseyi tanımıyoruz’ diyerek, kapıları yüzüne kapamıştır.”7

Don Cherry
Cherry ailesi Gümüşsuyu’nda
Alman Konsolosluğu’nun arkalarında
bir yerde. Kucaktaki minik çocuğu sonraları Eagle-Eye Cherry olarak tanıyacağız.
Küçük kız ise daha da meşhur:
Neneh Cherry. İkisi de büyüyüp
müzik dünyasında başarılı
birer isim olmayı başardı.

Düşenin Dostu

Gelelim Don Cherry’nin Türkiye’de ürettiği müziklere. Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu 1969-1970 sezonunda Şişli’de yeni inşa edilen Ümit Tiyatrosu’na geçti. Burada John Herbert’in Düşenin Dostu adlı oyununu sahnelemeye karar verdiler. Konu çarpıcı ve sakıncalıydı: Bir hapishanede erkek mahkûmların sorunları ve aralarındaki homoseksüel ilişkiler anlatılıyordu. Yönetmenliği de o sıralar Türkiye’de olan Engin’in sıkı arkadaşı ünlü yazar James Baldwin üstlenmişti. Müzikleri kim yapsın diye düşünürken ilginç bir gelişme oldu. Bundan sonrasını yıllar sonra Roll dergisinin yaptığı söyleşide Engin Cezzar anlatsın:

“Ben, Gülriz ve Jimmy provadan dönüyoruz bir gün. Alman Konsolosluğu’nun çıkış kapısında bir manzara: Bir karavan, yerde rengârenk bir halı, halının üzerine çömelmiş Hint fakiri gibi bir Arap, kafasında da rengârenk bir takke. Yanında sarışın bir kadın, kucağında iki çocuk. Ve hayatımda görmediğim bir enstrüman çalıyor bu adam: Küçücük bir trompet. Durduk, taş kesildik, inanılmaz güzel bir manzara. Binbir Gece Masalları gibi uçan halının üstünde… Jimmy ‘Wooow, Don Cherry’ dedi, gitti herifin boynuna sarıldı. Herif de bunun boynuna sarıldı. Haydaa! Gittik Jimmy’nin evine. Don Cherry’ler yerleşti eve. Jimmy ertesi gün ‘Bu iş tamam, müzikleri Don Cherry yapacak’ dedi. Bu arada Okay Temiz de çıktı piyasaya. Meğer Don Cherry tek başına düşmemiş İstanbul’a. Okay’la gelmiş. İkisi provaları epey seyrettiler. Ve azizim bir trompet, bir piyano ve Okay Temiz’in ıvır zıvır vurmalı sazlarıyla bir günde müzikleri bitirdiler.”8 Zeynep Oral da şöyle anlatıyor: “Büyük bir yazar ve büyük bir müzisyenin birlikte çalışmalarından başarılı bir sonuç alınmıştır. Oyunun konusunu dinleyen Don Cherry o anda hissettikleri ve düşündüklerini müziğe aktarmış, flüt, kornet, zil, piyano ve kendi sesini kullanarak değişik bir fon müziği bestelemiştir. Banda alınan bu beste oyun boyunca kullanılacaktır.”9 Moki Cherry, Eagle-Eye çok küçük olduğu için oyun müziği kayıtlarına katılamadığını yazar.

Don Cherry ile ilişkisi yok pek ama anlatalım. Düşenin Dostu oyunu ağır baskılarla karşılaşır. İstanbul Valiliği’nin tiyatroyu yasa dışı kapatma kararına, savcılığın daha önce takipsizlik kararı alması gerekçe gösterilerek itiraz edilir. Böylece devam eden oyun basında ve kamuoyunda büyük ilgi ve beğeniyle karşılanır. Biz yine dönelim Don Cherry’nin Türkiye öyküsüne. Sırada Ankara konseri var.

Don Cherry oyun çalışmaları sırasında James Baldwin ve Engin Cezzar ile birlikte 
Düşenin Dostu’nun müziğini içeren bandı Engin Cezzar bana vermişti, hâlâ bende.
Bu müzikten tadımlık bir parça.

Ankara’da Canlı Kayıt

Don, Moki, Okay, çocuklar hep birlikte yine Volkswagen’lerine atlayıp Ankara’ya giderler. Ankara’da TRT TV için bir kayıt yaparlar. (Bu kayıt arşivde var mıdır acaba?) Amerikan Kültür Ataşesi Kenton Keith yine devreye girer ve ekibe Türk-Amerikan Derneği’nde bir konser ayarlar. Toplulukta Don ve Okay’ın yanı sıra o sıralar Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nda çalmakta olan basçı Selçuk Sun ve tenor saksafon ile perküsyonda İrfan Sümer vardır. Moki konserin yapılacağı gün bir iki saatte afişi ve sahnedeki resimli panoları hazırlar. Saat 20.00’de başlayacak olan konserin afişinde “Ücretsiz konser. İlk gelen oturur” yazmaktadır. Konserde Don Cherry ve Ornette Coleman bestelerinin yanı sıra ağırlıkla Maffy Falay’ın derleyip aranje ettiği Türk halk türküleri seslendirilir: “Efeler”/ “Anadolu Havası” / “Yaz Geldi” / “Tamzara” / “Karadeniz” / “Köçekçe”… Ankara’da Okay Temiz’in ailesiyle de tanışırlar. Okay’ın annesi cümbüş çalar, annesi ve babası birlikte şarkı söyler. Yemekler de enfestir… Ertesi gün İstanbul’a dönülür.

Don Cherry’nin Türkiye ile ilişkisi (Türk müziğiyle ilgilenmesinin dışında), özellikle Okay Temiz’le yaptığı konserler ve doldurduğu plaklarda karşımıza çıkar. Hemen aklımıza gelen plaklar şunlar:

Don Cherry: Live in Ankara (1969), Blue Lake (1971), Orient (1971), Organic Music Society (1972, bu albümde Muvaffak Falay da trompet çalmaktadır), Dona Nostra (1993) vb.

Don Cherry’yi 1992 yılında Akbank Caz Festivali’nde 16 ve 17 Ekim geceleri, Okay Temiz’in de içinde yer aldığı ve 1970’lerden beri beraber olduğu İsveçli Rena Rama topluluğuyla birlikte sahne aldığında izleme fırsatı bulmuştuk.

Live in Ankara plak kapağı, Moki Cherry

Moki Cherry

Don Cherry’nin eşi Moki Cherry ile ilgimiz (1943–2009) önceleri fotoğrafta iki çocuğuyla birlikte gördüğümüz bir kadından öte değildi. Tamam, Zeynep Oral yaptığı haberde Don Cherry’nin giydiği kıyafetlerin modellerini ressam ve desinatör olan İsveçli karısı Moki’nin yaptığını yazıyordu. Ankara’daki plağın afişini de Moki yapmıştı ama o kadar işte… Ne zaman ki 2016 yılında Stockholm’de Moderna Museet’deki Moki Cherry’yi anlatan Moment sergisini gördüm, işler değişti. Bu sergide onun 1967’den 2007’ye kadar yaptığı çalışmalar yer alıyordu. Özgün işler, belgeler, fotoğraflarla Moki Cherry’yi tanıma fırsatı yaratılmıştı. Anlaşılıyordu ki Moki Cherry çok özel bir sanatçıydı; biraz araştırınca onun diğer yeteneklerini de keşfedecektim. Örneğin Don Cherry’nin birçok konserinin yanı sıra önemli bazı albümlerinde de müzisyen olarak da yer almıştı. [Orient (1971), Relativity Suite (1973), Brown Rice (1975), Hear and Now (1976) albümlerinde tambura çalıyor.]

Moki hakkında yazılanlara göz attığımızda çokyönlü bir sanatçıyla karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Tasarım, resim, tekstil, müzik, sahne tasarımı, drama birçok çalışmasında iç içe geçer. Disiplinler arasında keskin sınırlar yoktur. Aslında 1968 kuşağındandır ama oralarda takılıp kalmamış, kendine özgü bir yolda ilerlemiştir. Çok daha sonra gündeme gelecek şehirleşmeden kaçış, kırda yaşama, ev içinde üretim onun yaşamının ana ilkeleri hâline gelmiştir.

Moki Cherry,
Stockholm Gamla Stan’daki evinde

Yaşamını özetleyerek aktarmaya çalışalım. Moki Cherry 1943’te İsveç’in Norbotten kentinde doğdu. Çocukluk döneminden itibaren hayvanlar arasında ve doğa içinde yaşadı. Zamanının çoğunu diğer çocuklarla oynayarak değil, ormanda geçirmeyi seçti. Beckman’s School of Design’da moda ve tekstil eğitimi almak için 1962’de Stockholm’e taşındı. Daha sonraki üretimleri resim, duvar halısı, müzik, set tasarımı, tiyatro, heykel, seramik ve kolaj olarak gelişti. 1963 yılında Sonny Rollins ile turneye çıkan Amerikalı caz müzisyeni Don Cherry ile tanıştı. Moki kendi çalışmalarını sürdürürken, bir yandan da Don Cherry ile müzikler, posterler, sahne tasarımları ve albüm kapakları yarattı. Bu ortak üretimi tanımlamak için 1967’de “Movement Incorporated” konseptini ortaya attılar ve daha sonra bu ismi Organik Müzik olarak değiştirdiler.

1968’de Moki, Don ve iki çocukları Neneh ve Eagle-Eye Stockholm’den ayrıldılar. Aile iki yıl boyunca sabit bir evleri olmadan Avrupa ve ABD’yi dolaştı. 1970 yılında Moki ve Don Cherry, İsveç’e dönerek, “ev olarak sahne ve sahne olarak ev” sloganıyla yeni bir deneyim başlattı. O yıl İsveç’in güneyinde Skåne yakınında Tågarp’da eski bir okul binasını satın aldılar. Tågarp okulu, zaman zaman komün benzeri bir sosyal merkez hâline geldi. Ertesi yıl Moki ve Don, Moderna Museet tarafından organize edilen Utopias & Visions 1871–1971 sergisinde açık bir sahne yürütmek üzere davet edildi. Aile üç ay boyunca müzede yaşadı ve sanatçı Bengt Carling tarafından inşa edilen bir kubbede günlük atölye çalışmaları yürüttü, etkinlikler düzenledi. Moki, kubbenin içinde yavaş yavaş boyadığı büyük bir Mandala da dahil olmak üzere çeşitli kostümler, duvar halıları, heykeller ve resimler yarattı. 1970’li yıllar boyunca iki çocuğunu büyütürken, bir yandan da sanatını geliştirmeye devam etti. Hint sanatı ve müziği, Tibet Budizmi, moda, geleneksel halk sanatları ve giyim, soyutlama, çizgi filmler ve pop sanatı gibi birbirinden çok farklı etkilere açık oldu.

Utopias & Visions 1871–1971 sergisinde
Don Cherry ve ailesinin yaşadığı kubbe

Moki ilk kişisel sergisini 1973’te Stockholm’deki Galleri 1’de açtı. Bu sergide duvar halıları, resimler ve canlı müzik performansları yer aldı. Don Cherry ile 1975 yılında Tâgarp’taki okulda halka açık sanat, tiyatro ve müzik etkinlikleri düzenlemek için Tågarp Skola Kulturförening’i (Tågarp Kültür Kolektifi) kurdular. 1980’lerde daha az işbirliği yaptılar. Moki zaman zaman Don Cherry ve grupları CoDoNa ile Old and New Dreams için albüm çizimleri ve giysiler tasarladı. 1980’lerin sonunda ayrıldılar; Don, San Francisco'ya taşındı ve Moki, İsveç ile New York arasında yaşamaya devam etti. Moki sık sık her iki şehirde sergiler açtı. Bu dönemde daha çok ahşap, elektrikli ışık, seramik ve kolaj kullanarak yapılan heykeller üretti. Hayatının son yıllarında resim ve duvar halısına geri döndü. Moki Cherry, 29 Ağustos 2009’da Tågarp'ta evinde öldü.

Moki’nin yapıtlarının sahnede nasıl kullanıldığını görmek için, aşağıda yer alan Don Cherry ve Organic Music Theatre’ın konser filmini izleyin (İtalya 1976). Konserde cep trompeti ve diğer çalgılarda Don Cherry, vurmalılarda Nana Vasconcelos, tamburada Moki Cherry ve gitarda Giampiero Pramaggiore yer alıyor. Son parçada Moki ve Don’un çocukları Neneh ve Eagle-Eye’ın da sahnede yer aldığını göreceksiniz. Ve Moki Cherry’nin dansettiğini de…

“Don Cherry & Organic Music Theatre”
Moki Cherry’nin işlerinden ayrıntılar

1. Albert “Tootie” Heath (doğ. 1935) Amerikalı caz davulcusu.

2. Moki Cherry’nin Live in Ankara 1969 plağının arka kapağına yazdığı yazıdan. (Plak 1978 yılında İngiltere’de Sonet firması tarafından yayımlandı.)

3. Emin Fındıkoğlu ile 2020 Eylül başı görüşüldü.

4. Kenton W. Keith 1968–1972 yılları arasında İstanbul’da Amerika Büyükelçiliği’nde kültürel ataşe olarak çalışıyordu.

5. James Baldwin’in Türkiye yılları için bkz. Magdalena J. Zaborowska, James Baldwin’s Turkish Decade: Erotics of Exile (ABD: Duke University Press, 2009).

6. Tevfik Yener, İstanbul Aşk Ekmek Hayal (İstanbul: İnkılap Kitabevi, 2010), s. 465.

7. Zeynep Oral, “Don Cherry Türkiye’de”, Milliyet, 30 Kasım 1969. Akt. Gökhan Akçura, Engin Cezzar Kitabı (İstanbul: YKY, 1996), s. 135.

8. Emin Fındıkoğlu’nun anlattıklarından, Baldwin ve Cherry’nin Amerikan kültür ataşesi sayesinde tanıştığını biliyoruz. Bu ikinci karşılaşma olmalı. Roll, sayı 27, Kasım 2000.

9. Zeynep Oral, age. Emin Fındıkoğlu, oyun müziğinin kayıtlarında Don Cherry ve Okay Temiz’in yanı sıra perküsyoncu Bülent Ateş’in de yer aldığını hatırlıyor.

Don Cherry, Engin Cezzar, Gökhan Akçura, İsveç, Monika (Moki) Cherry, müzik, Okay Temiz, tasarım