Bir Dizi Olay #6
Siyasal’ın karşısındaki taksi durağının kapısı açık. Telefon çalıyor durakta. Sevgili okur, bu öyle böyle bir çalmak değil. Araç vınlamalarına sıvışıyor, kulak zarımı ele geçiriyor. Ilık bir süt gibi sönen gün ışığının çizgilerini belirliyor. Bu öylesine, sıradan bir ses değil. Bir hipnoz bu besbelli. Telefon susmuyor. Çalmaya devam ediyor.
…
Cohen. Everybody Knows. Bir arkadaşım, bana bu şarkıyı yolluyor. Sanırım dün akşam veya dünden önceki akşam. Özellikle sözlerine takılıyorum, diyor. Herkesin bildiği sırlar…
…
Gün açık. Saat 14:26. İki ret aldım. Tadım tuzum kalmadı. Ebedi stajyerliğim sürüyor.
Gün açık. Saat 14:27. Size dünyanın en küçük ordusundan bahsedeceğim. Bu resmi veya gayriresmi bir ordu filan değildir. Tespit edilmiş bir şey hiç değildir. Vazifelendirilmiş bir ordu değildir kendisi, onun bütün hevesi üstüne vazife olmayan mevzuları kendine hak bilmesindedir. Şaşırırsınız, o, öyle garip temsiliyetler ağının burçlarını ele geçirmeyi kendine hak bilmiştir ve onunla yapılan her bürokratik temasın, iletişimin doğal akışını ortadan kaldıran öyle ilginç ve komprador bir dili vardır ki, işin sonunda suçlu hissettirir size kendinizi: “Ben ne kabahat işledim, belki de onlar haklı.”
Dünyanın en küçük ordusu, kutsal bir emaneti korur; yani koruduğu ve kutsallık atfettiği bir emanet muhakkak vardır ki bunlar seküler emanetler de olabilir. Burada mesele dini veya askeri değil, kültürel. Ordu bir benzetmedir. Bu ordu dışarıdan insan almaz. Dışarıdaki kişi, içerideki ordu müntesiplerine istihbarat verdiği ölçüde kıymetli ve kabul edilebilirdir. Ordunun gözünde eğer arada kalmış bir kararsızsanız muhtemelen muhbirsiniz, arada kalmışlığın ve kararsızlığın içrek doğasını aktaran özgül bir dilinizin olması mümkün değildir. Dünyanın en küçük ve temsili ordusu, Arabölge’yi sevmez, çünkü oranın nüfusu zihinseldir. Arabölge’de kafatasınızın içinde kendinizi kaç kişi adedince görüyorsanız o kadarsınız.
Dünyanın en küçük ordusu, pek büyüklük taslar. Rütbe farkı vardır onlarla aranızda her daim. Özgül bir kimliğin içrekliği, onların gözünde ya işe yaramaz bir küstahlık ya da istenmeyen, risk alınmaya değmez bir durumdur. Bu ordunun koruduğu kutsal emanet de müzeliktir, seküler evrende hiçbir karşılığı yoktur. Bu müzelik eşyaların maddi pahaları, spekülatiftir. Yani... tecimenler onu keyfi olarak fiyatlandırır. Emanetin ederi üç de olabilir üç yüz de. Emanetin paha biçilemezliği, fiyat spekülasyonuna olan bu açıklığındandır.
Dünyanın en küçük ordusu, varlığını dünyanın en büyük ordusuna isnat eder. Yani halka. Temsiliyetini buradan sağlar. Bu ordunun temsiliyeti her vakit değişir. Fakat değişmeyen yegâne şey, mazlum halkın zihninin diriliğine ve cesaretine bürokrasi koridorlarında Kafkavari bir erime yaşatan, sivil veya askeri karşılıkları olmayan kültür bekçilerinin karşısındaki yalnızlıktır.
Dünyanın en küçük ordusuyla rekabet etmekten muaf hâle gelmek ümidiyle siz de dünyanın başka bir en küçük ordusunu kurabilirsiniz. Ancak yine bu orduyu karşınızda bulursunuz. Bu ordunun gücü, hayali ve zihinsel oluşundadır. Her kimliği kuşanabilir, çünkü gurura sahip değildir. Her rüzgâra yüz verebilir, çünkü ben diyebileceği şeyin merkezi nedir, aslı nedir bilmez ve bu uğurda kaygılanmaz da. Dünyanın en küçük ordusunun kültürel galibiyeti, ana akım kültür elemanlarını karşısına almış olduğuna insanları ikna etmesindendir. Ordu mensupları nadir eserleri korur. Böyle konuşmalarına bakınca zannederseniz ki haklılar: Onların küçük dertleri yalnızca müzelik ve otantik eserlerin hakkıyla korunmasından ibarettir.
Dünyanın en küçük ordusunun nüfusu çok çok azdır, zaten ismini de bu niceliksel azlıktan alır. Marşı yoktur, üniformaları nizami veya gayrinizami askeri yapıların bezlerini andırmaz. Onlar daha çok hayalde vardır, hayaldeki varlıkları bir kez kabul olunacak olduğunda, sırtlarını dayandırdıkları bu kurgusal alan üzerinde hak iddia etme nispetleri arş-ı âlâya çıkar.
Dünyanın en küçük ordusu mağlup edilebilir. Çünkü gerçekte yoktur. En habis yapılar, varlıklarını aslında var olmadıkları fikrinden temelle güçlendirir. Ve elbette hepimizin rekabet ettiği bir dünyanın en küçük ordusu illaki bulunur. Eğer yoksa, onun kendini gizleyen varlığını gömüldüğü yerden bulup çıkarmak ve uykudan uyanmak gerekir. Geriye kalan hayat, bu keşfin dayattığı acı bilinçle yaşamasını öğrenmekten ve mücadeleden ibarettir.
