Lizbon’daki Siza yapıları, hikâye anlatıcılığı, azulejo’lar ve Portekizli
üç güçlü kadın üzerine.
“Biz işe yarar hayaller kurup gerçekleştirmeye çalışıyoruz” dedi inşaat mühendisi. “Biz ise özellikle işe yaramaz hayaller peşindeyiz” dedi sosyolog. “Biz her türlü hayale açığız” dedi mimar. Hangar’da1 o gün misafir olarak Boğaziçi akademisyenleri vardı. Projenin başlarıydı.
Projenin bitişi Boğaziçi Güney Kampüs’te Stepler’deki panayır gibi sergiydi. Baştan beri böyle şenlikli bir buluşmayı hayal etmiştim.
Üniversite hayal kurma yeri. Mimari proje de hayalsiz olmaz. Bina falan olur da mimarlık olmaz o. Bu dönem proje stüdyosunda2 üniversite hayalleri kuralım dedik. Kişinin birey olduğu, toplumla, sistemle, ekosistemle ilişkisini, mesafesini yeniden kurduğu yer olan üniversiteye bakalım biraz.
Önce “Birey / Toplum / Üniversite” ve Mimari Yansımaları konulu, 8 metreye uzanan dev bir zaman çizelgesi hazırlandı. 11. yüzyıldan bugün ve geleceğe insanlık tarihinde birey-toplum ilişkisini etkileyen, bilimi tetikleyen ve üniversite eğitimini dönüştüren eşikler, kavramlar, olaylar ve durumları tartıştık. Eksiği çoktu, fazlası yoktu. 16. yüzyılda kurulan ve yıkılan İstanbul Rasathanesi de gündeme geldi, non-binary kavramı da, Magna Charta Universitatum da, metaverse de, metafizik de; rahipler, cadılar, atlı kütüphaneciler, darbeler, savaşlar, isyanlar, en çok da bireyin özgürleşmesine veya baskı altında tutulmasına yol açanlar. Sloganlar çıktı karşımıza. Bitmeyen insan olma ve insan kalma mücadelesini takip ederken nefesimiz kesildi.
Silence is violence. [Sessiz kalmak şiddettir.]
Gidip Boğaziçi kampüslerini gördük. Edebiyat öğrencisi bize polisten dayak yedikleri yeri gösterdi. Bir kamu üniversitesinin kampüsleri ile şehri buluşturan her yerde polisler var. Kimi kimden koruyorlar; üniversiteyi mi toplumdan, toplumu mu üniversiteden?
Rektörlük binasına sırtınızı dönmeniz büyük saygısızlık, kampüsü derhal terk edin!
Boğaziçi Üniversitesi güvenlik görevlisi, 25 Şubat 2022
Hangar’da “Birey / Toplum-Şehir / Üniversite” konusunu faklı yönlerden tartışmaya açan misafirlerimiz oldu.3 Dünyadaki ve bizdeki –makul veya akla ziyan– üniversite yasalarını okuduk, üniversitelerin şehirlere kattığı değerleri ekonomik ve sosyal açıdan değerlendirdik. 3. ve 4. nesil üniversitelerin veya “her ile bir üniversite” gibi politikaların neler getirip neler götürdüğünü tartıştık.
Madde 4 – Yükseköğretimin amacı: a) Öğrencilerini; …, (2) Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan… vatandaşlar olarak yetiştirmek, …
Yüksek Öğretim Kanunu (2547)
Maazallah mutsuz olanlar sınıfta bırakılabilir. Her üniversite öğrencisinin düşünmesi gereken soruları sorduk: Üniversite ne işe yarar; insanı nasıl dönüştürür? Eleştirel düşünebilmek ne demektir; eleştirel düşünebilen bir birey olmak neden önemlidir? Etik, neden ahlak ve hukukun üstündedir? Neden üniversite etik olmalıdır? Neden üniversite özerk olmalıdır?
Tarih göstermiştir ki, akademik özgürlüğe ve üniversite özerkliğine karşı yapılan engellemeler daima sosyal ve ekonomik durgunlukla sonuçlanan entelektüel gerilemelere yol açar.4
ve Elif Alkay (İTÜ), 16 Şubat 2022
Peki özerkliği kim koruyacak? Bizdeki gibi sistem korumadığına göre iş başa düşüyor. O zaman toplum korumalı, sahiplenmeli. Bu da bizi town & gown, toplum ve üniversite ilişkisinin önemine getiriyor.
Boğaziçi’ne bakalım mesela, özerkliği yeni yeni yok edilmekte olan o hüzünlü yere. Asıl hikâye yeni değil tabii, biz bunları önceden yaşamıştık. Taşkışla’nın her daim güç seven İTÜ’den de bağımsız bir hâli vardı zamanında. Önce seçilen rektörlerin iktidar sarhoşluğu ile baskısı, sonra daha da yukarıdan müdahale derken geçiş hızlı ve sert oldu. Taşkışla kendi kararını veremez artık, bağımsız kalabilmek için borcu çok.
Hepimiz yaşadık ama bir farkımız vardı tabii, biz direnmedik. Halbuki Boğaziçi akademisyenleri ve öğrencileri aylardır direniyor, kabul etmiyor, vazgeçmiyor. Özgürlüğün bedeli ağır biraz ama. Kimi kovuluyor, kimi uzaklaştırılıyor, kimi mahkeme kapılarında, kiminin mezuniyeti iptal ediliyor. Nedir bunların derdi ya? Neden bizim gibi kabul etmiyorlar rahat rahat? Nedir kaybetmekten korktukları?
Bu manastıra, üzerinde tam bir egemenlik kurulmamış son manastır olduğu için abbatia ultima ismini verdim… Populus ordinarus bile son manastıra ağladı. Son manastırı her zaman kıskanmıştık. Ne ilginç! Yıkılışını da kıskandık!5
Kim Boğaziçi Üniversitesi’nin populus ordinarus gözünde saygın olmadığını iddia edebilir? Hakkında elit, liberal gibi –nedense sevilmeyen– sıfatlar kullanılsa da saygınlığı tartışılmaz. Ama “Neden?” diye sorsan çoğunluk “Diploması değerli, onunla maaşı yüksek bir iş bulabilirsin” der. Bu da haksızlık biraz şimdi. Hepsi bu mu yani? Hiç değil. Burası değerleri olan, kararlarını tartışarak veren gerçek bir üniversite, –idi.
Üniversite eğitiminde biz öğrenciye ne öğreteceğimizi tam olarak bilmiyoruz. Daha doğrusu emin değiliz. Eğer öğreteceklerimizden emin olsaydık, o zaman orası üniversite olmazdı. Üniversite tartışılarak gerçeklerin araştırıldığı bir kurumdur. Üniversite tartışmanın serbest olduğu bir yerdir.
Cahit Arf, 19776
İşte sorumuz buydu gelen misafirlere: Boğaziçi Üniversitesi’nin kaybetmekten korktuğu değerleri nelerdir? Kendilerinden dinledik.7 Tarihçiler eskilerden başlayıp bugüne geldi. Herkes yaptığı işlerden, projelerinden, üniversitedeki formel ve enformel eğitimden bahsetti. İşe yarayan, yaramayan hayaller böyle gündeme geldi. Ortak akıl bulma süreçleri, çokseslilik, süreklilik, sürdürülebilirlik, kendine yetebilme, sansür(-süzlük), tabuları tartışma, kırılgan olanın yanında durma, dayanışma ruhu, sahiplenme, birey olma, takım olma, ekosistem, toplum, demokrasi, politika gibi konular ile kavramlar da. “Dayanışma yaşatır!” dedi psikolog.
The personal is political. [Kişisel olan politiktir.]
Sonra üniversiteye iş yapan mimarları dinledik.8 Her kafadan ses çıkan ama herkesin de birbirini dinlediği, üstelik mimara saygı gösterilen ortamlarda nasıl tasarımlar yapılmış, gördük. “Burada bir şey olmuş ama ne olmuş?” dedirtmenin hazzını dinledik.
Bir yandan da kendi mimari projelerimize daldık. Ana konumuz, “akademi ile toplumu gündelik hayatta karşılaştıran, buluşturan kamusal mekânlar” tasarlamak oldu. Yer belirlerken ve program oluştururken tabii bazı kurallarımız vardı. Mesela kampüslere dokunmuyoruz ve kampüslerde olan işlevleri dışarı taşımıyoruz. Kampüsler çevresinde belirlenen 6 yerde her biri birbirinden farklı 17 proje konusu geliştirildi. Konu belirlemede tetikleyicimiz, kişisel ilgi alanları yanında birey-toplum-üniversite zaman çizelgesinde ya da Hangar misafir konuşmalarında, kampüs ve çevre ziyaretlerinde etkilenilen kavramlar, olaylar ve durumlar, ama öncelikle kaybolmasın diye uğraşılan değerler ile işe yarayan ve yaramayan hayaller oldu.
Gündeme gelen konuları dört ana grupta toparlayabilirim:
1. Sürdürülebilirlik ve ekoloji konusu: gıda, giysi, yenilenebilir enerji, ekosistem
Hisarüstü Kampüsü yanında İADEC İstanbul Tarım Araştırmaları Merkezi
HATİCE NUR BÜLBÜL
20. yüzyıl başlarına kadar Güney Kampüs arazisinde buğday yetiştirildiğini öğrenmek, sürdürülebilir gıda konusunda çözüm üretiminin acil olduğunu ilk elden bilmek ve kampüsün hemen yan sokağında sebze meyve satılan, herkesi buluşturan bir semt pazarı kuruluyor olması konunun geliştirilmesinde etkili oldu.
Ülke tarımını hayata döndürmek amacıyla araştırma yapmayı ve toplumu bilinçlendirmeyi amaçlayan bu merkezlerin ilki burada kurulmuş, ama benzerleri başka şehirlerde de açılacak.
Burada hem sürdürülebilir tarım ve hormonsuz tohum araştırmaları yapılıyor, hem de teorik ve uygulamalı eğitimler veriliyor.
Kentin ortasında yeşil park olarak da kullanılabilecek bostanlar gibi, sertifika programları, konferanslar, tartışmalar, düşey seralar, herbarium ve polinatür böcekleri koruma strüktürleri profesyonel veya amatör herkese açık.
---
Güney Kampüs Bebek Kapı yanında IN-BETWEEN
Su Sporları ve Sürdürülebilir Enerji Araştırma Merkezi
ZEYNEP ÇOLAK
Boğaziçi Üniversitesi’nin kendine yeten sürdürülebilir kampüs yaratma çabası ve Boğaz’ın geçen yüzyıl ortalarına kadar deniz hamamları, atlama kuleleri, çekçek yerleri ve iskeleleriyle su sporları için kullanılabilir olduğunu görmek proje fikrini tetikledi.
Kampüsün yeşili denize aksın, yeşil bir koridor oluşsun, araba yoluyla kesilen ekosistem denize kadar uzansın istendi.
Boğaz’ın kamusal mekân olma özelliği kuvvetlensin, herkes Boğaz’da yüzebilsin, spor yapabilsin, kıyıyı ve denizi kullanabilsin.
Boğaz’ın rüzgârından, akıntısından, dalgasından, alglerden yenilenebilir enerji üretim araştırmaları yapılsın, denizin yüzeyi kadar içi de önemsensin.
---
Hisarüstü Kampüsü yanında Sürdürülebilir Moda Merkezi
İREM GÜVERCİN
---
Kuzey Kampüs kapısı karşısında SECRET SEED
Tohum Bahçesi
DİLARA YILDIZ
---
Güney Kampüsü Etiler Kapı karşısında Herbaryum ve Tohum Deposu
DİDEM UÇAK
---
2. İfade özgürlüğü ve sansür konusu: medya, yayın, dergi, sanat, tartışma ortamı
Kuzey Kampüs kapısı karşısında UNIVERCITY
Konuşma ve Tartışma Merkezi
DİLA DİL
1960’ların Berkeley Üniversitesi’ndeki free speech hareketinden bugünün Boğaziçi Üniversitesi protestolarına, bastırılmaya çalışılan ama her türlü baskıya da direnen ifade özgürlüğünün üniversite eğitimi ve toplum için kritik öneminin fark edilmesi böyle bir konuya yönlendirdi.
Herkesin konuşması ve sesini duyurması için kamusal alanlar yaratılmaya çalışıldı.
Burada megafonla forumda konuşmaktan yuvarlak masa tartışma odalarına, amfilerden münazara salonlarına farklı konuşma, dinleme ve tartışma durumlarına imkân veren açık, kapalı, yarı açık mekânlar yer alıyor.
Bu mekânlara Kuzey Kampüs kapısından, ana caddeden veya şehrin neresinden gelinirse gelinsin direkt metrodan rahatça ulaşılıyor.
---
Hisarüstü Kampüsü yanında UNCENCORED MEDIA
Medya Prodüksiyon Merkezi
EZGİ NİL DURU
Proje için Boğaziçi Üniversitesi’nin şu anda yok edilmeye çalışılan önemli değerlerinden iletişim kültürü ilham verici oldu. Bu merkez sadece üniversite ile toplum arasında değil, pek etkileşimi olmayan Rumelihisarı mahallesi ile Hisarüstü mahallesi arasındaki iletişimi de güçlendirmeyi hedefliyor, kampüslerle iki mahalleyi bağlayan yolun parçası haline geliyor, adeta bir köprüye dönüşüyor.
Ortada her yönden ve kottan ulaşılabilen dev bir buluşma ve karşılaşma yeri var. Esas amaç birbirinden etkilenmek. Üniversiteden, çevre mahallelerden veya İstanbul’un başka yerlerinden gelenler arasında iletişim kurulması amaçlanıyor.
Bu buluşma alanından geçilen radyo-televizyon-internet stüdyo modüllerinde sansürsüz yayın yapılabilecek. Kısıtlanmaya ve engellenmeye çalışılan Boğaziçi yayınları için de bu stüdyolar kullanılabilir.
Açık ve kapalı amfilerdeki konser ve gösteriler karşılaşmaları artıracak.
---
Uçaksavar Kampüsü karşısında COMMON
Sansürsüz Dergi
BERFİN KÜÇÜKAÇAR
---
Güney Kampüs Bebek Kapı yanında ART+
Sanat Merkezi
AYSU KARADUMAN
---
3. Dayanışma konusu: kırılganlık, şiddet görenler, haksızlığa uğrayanlar, tabular
Güney Kampüsü Etiler Kapı karşısında LABO-ET-ORA (Latince, dua et ve çalış)
Modern Cadı Simyası Enstitüsü Örgüt ve Dayanışma Merkezi
ATAKAN AY
Ortaçağda bilimle, şifacılıkla uğraşan kadınlar yani cadılar cinsiyetleri sebebiyle haksız yere suçlanıyor, yakılıyor, idam ediliyor; yüzyıllar sonra suçsuz oldukları anlaşılıyor. Bu projede cadıların kurduğu dayanışma ağı kovanlardan da ilham alındı. Burasının BÜKAK (BÜ Kadın Araştırmaları Kulübü) ve BÜLGBTİ+ gibi öğrenci kulüpleriyle beraber çalışacak bir dayanışma evi olacağı düşünülüyor.
Bu merkezde iyileştirme kültürünün devamı olan, şifa dağıtan bireysel ve ortak simya laboratuvarları, seralar ve meditasyon birimleri, eğitim alanları olmasının yanında özellikle cinsiyet konusunda haksızlığa ve tacize uğramış, temel hak ve özgürlükleri kısıtlanmış mağdurların sığınabileceği ve destek bulabileceği bir dayanışma ortamı var.
---
Güney Kampüsü Etiler Kapı karşısında SAFEZONE
Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi
ECE GÜRÜ
Konu geliştirilirken Boğaziçi Üniversitesi Cinsel Tacizi Önleme Komisyonu’nun (CİTÖK) çalışmalarından etkilenildi.
Her türlü şiddet mağduru buraya sığınabilir; hukuki, tıbbi, psikolojik, ekonomik destek alabilir, geçici olarak konaklayabilir, çocuklarını bırakabilir, savunma sanatları veya farklı yetenekler kazanmaya yönelik eğitim alabilir.
Sokak ve iç avlu arasında uzanan binanın hem kolay ulaşılabilir herkese açık yerleri hem de daha kapalı korunaklı yerleri var.
---
MESKEN, Hisarüstü Kampüsü yanında Kolektif İçki Üretim ve Tüketim Tesisi
ZEYNEP SU ÖZDEMİR
---
4. Barınma, çevre, eğitim konularında alternatif arayışları: yurt, okul, hafıza mekânı
Uçaksavar Kampüsü karşısında ME’MORY
Bilgi Haznesi
TUNA ALP DEMİREL
Bugün aslında kamusal olması geren üniversite mekânlarının dışarıya kapalı olması böyle bir konu geliştirmede belirleyici oldu.
Bu hafıza mekânı ve açık kaynak dijital veri deposunda, zamandan bağımsız Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili bütün insanların, olayların, durumların, yorumların, tartışmaların, üretilenlerin bilgisine ulaşılabilir.
Mekânların duvarları, yer döşemeleri, tavanları, her yer bilgi aktarımı için kullanılabilir; soyutun somuta, dijital dünyanın fiziksel dünyaya dönüşmesi, mekânsallaşması esastır.
Duyu organlarıyla yaşanan interaktif mekânsal deneyimler bütünü hem eğlenmemizi hem de mekândaki bilgiyi algılamamızı sağlar.
---
Kuzey Kampüs arka kapısı karşısında MØTER (Norveçce; karşılaşmalar, buluşmalar)
Manifesto / Öğrenme / Toplum / Eğitim / Rumelihisarı: Komünel Okul
ÇAĞATAY GÖKHAN
Boğaziçi Üniversitesi’nin direnişinden, toplum tabularını tartışmaktan korkmayan toplumsal projelerinden ve hiyerarşik olmamaya çalışan yapısından ilham alındı.
Bu okul bulunduğu Hisarüstü mahallesindeki çocuk ve gençler için olsa da aslında her mahallede benzerleri açılacaktır.
Eğitimin çok boyutlu, çok aktörlü olması gerektiği düşünülmüştür. Burada sadece profesyonel eğitimciler değil, mahalleli, üniversite öğrencileri, ev kadınları, emekliler, esnaf ve Boğaziçi hocaları da eğitim vermekte ve almaktadır.
Bir araya gelinen bu buluşma, karşılaşma ortamında hiyerarşi yoktur, herkes eşit konumdadır, itiraz ve protesto ruhu baskılanmaz, ifade özgürlüğü esastır.
Taşıyıcı duvarlar hem pankart asmaya, şehirle ilişki kurmaya hem de gösterilerde polisten kaçan öğrencileri mahalle içi yollara yönlendirmeye yarayabilir.
---
Güney Kampüs Bebek Kapı yanında Yurt ve Koru
DİLARA DEMİRBAY
---
Uçaksavar Kampüsü karşısında REDORM
Yurt ve Sinema
CEYDA KURTULUŞ
---
Hayal kurmadan hiçbir şey mümkün olamıyor. Mimarlık da, üniversite de, gelecek de. Biz bu dönem Boğaziçi Üniversitesi değerlerinin korunmakla kalmayıp, kampüs dışına etraflara sıçradığını, şehre yayıldığını hayal ettik.
Bugün MEF mimarlık öğrencileri geleceğe dair hayallerini sundu. Konu Boğaziçi ve çevre ilişkisiydi (en hafif tabiriyle). Diyoruz ya, başka bir üniversite mümkün işte.
Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji hocası, 9 Haziran 2022.
{fotoğraflar: İpek Yürekli arşivi}1. MEF Üniversitesi Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (FADA) tasarım stüdyosu.
2. MEF FADA MİMARLIK, ARC302_301_401 öğrencileri: Atakan Ay, Aysu Karaduman, Berfin Küçükaçar, Ceyda Kurtuluş, Çağatay Gökhan, Didem Uçak, Dila Dil, Dilara Demirbay, Dilara Yıldız, Ece Gürü, Ezgi Nil Duru, Hatice Bülbül, İrem Güvercin, Mustafa Güney, Tuna Alp Demirel, Zeynep Çolak, Zeynep Su Özdemir.
3. Üniversite ve toplum ilişkileri konusundaki misafirlerimiz ve konuşma başlıkları: Erhan Erkut (MEF), “Town & Gown: Şehir ve Toplumun Gelişmesinde Üniversitenin Rolü”; Elif Akay (İTÜ), “Şehir, Ekonomi, Politika, Üniversite”; Can Candan (BOUN), “Dönüştürücü Bir Deneyim Olarak Üniversite”.
4. Academic Freedom and Unıversity Autonomy, Council of Europe Parliamentary Assembly, 2006. “History has proven that violations of academic freedom and university autonomy have always resulted in intellectual relapse, and consequently in social and economic stagnation.”
5. Perfectus Belaslatinas, Kurbağa Manastırı [Abbatia Ranae], çev. Kemal Gözler, (İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınevi, 2021).
6. ODTÜ’de Hasan Tan Dönemi (1976-1977 Krizi), Uğur Ersoy, 2020.
7. Boğaziçi Üniversitesi’nden misafirlerimiz ve konuşma başlıkları: Ahmet Ersoy (Tarih), “Kampüsler, Binalar, Mimari”; Ayfer Bartu Candan (Sosyoloji), “Toplum, Akademi”; Can Candan (Batı Dilleri ve Edebiyatları), “Öğrenci İnisiyatifleri, Programlar+”; Çiğdem Kafescioğlu (Tarih), “Tarih, Felsefe, Değerler”; Emre Otay (İnşaat Mühendisliği), “Kendine Yeten Sürdürülebilir Bir Kampüs Yaratmak”; Esra Mungan (Psikoloji), “Neden Direniş ve Dayanışma”; Murat Ata Kalkan (Edebiyat), “Öğrenci Gözünden”.
8. Mimar misafirlerimiz, ofisleri ve Boğaziçi Üniversitesi’ne yaptıkları işler: Aslı Şener (Anonim): Güney Kampüsü Peyzajı; Gamze İşcan Küçükay (Halükâr Mimarlık): Güney ve Kuzey Kampüs’te Tiyatro ve Sinema Salonları.