Q Hayashida, Dorohedoro (2000-2018),
kaynak: AnimeCollective
Dorohedoro

Çizgi roman okumak konusunda yıllar içinde giderek yetersiz kaldığımı görüyorum. Bunun ilk sebebi tabii ki kontrolden çıkan fiyatlar. Öğrenciyken çok da düşünmeden on sayı orijinal çizgi roman alıp dükkândan çıkardım, oysa günümüzde alacağım birkaç sayının hesabını iki ay önceden yapmaya başlıyorum. Bir de üstüne bir bıkkınlık çöktü, uzunca seriler gördüğümde “Şimdi kim uğraşacak” diyerek başlamıyorum bile. Özellikle mangalar için geçerli bu söylediklerim. Sonsuzmuş gibi görünen maceralar, karışık yayın takvimleriyle birleşince geri adım attırıyor. Naoki Urasawa’nın 20th Century Boys’u (1999-2006) böyle olmuştu mesela. On birinci sayıyı okuduğumda tünelin ucunda bir ışık göremeyip bırakmıştım seriyi. Gerçi her tamamlayan serinin harika olduğunu söylüyor… One Piece (1997- ), Berserk (1989- ) ve benzeri sonsuz debelenme mangaları, daha baştan nihayete erme ihtimalini şaibeli hâle getiriyor. Tek sayılık veya maksimum on sayıda meselesini çözen mangalarla pek bir derdim olmadı ama. Osamu Tezuka’nın Budha’sı (1972-1983) ve Katsuhiro Otomo’nun Akira’sı (1982-1990) genel çizgi roman listemin epey üst sıralarında hatta.

Yakın tarihte iki seri bu bıkkınlık hâlinden çıkardı beni. Biri animesinin ikinci sezonu daha yeni tamamlanan Solo Leveling (2016). Chugong tarafından ilk web romanı olarak piyasaya çıkan anlatı kısa süre içinde web comic formatına çevrilmiş. Ben de animenin ilk bölümünü izledikten sonra hafta hafta beklememeye karar verip bu formatta bitirdim anlatıyı. Ama buna para harcamadım ve öykü de bir günde bitti. Öyle pek bir yatırımım olmadı yani. Diğer manga zamansal ve parasal olarak daha, çok daha zorlayıcı olsa da aldığım tatmin de kat ve kat fazla oldu. Q Hayashida’nın yazıp çizdiği Dorohedoro (2000-2018) serisinden bahsediyorum. Yine izlediğim şeyin adına bile bakmadan dizi tükettiğim bir ara, Netflix’te karşıma çıkmıştı anime uyarlaması; 2020’de bir MAPPA garantisiyle. Daha ilk sahneden azımsanmayacak bir hayranlık yarattı bende ve bir oturuşta anime serisini hatmettim. Kimi bölümleri birkaç kere izleyerek. Ama işte yine serilere ait sorunlar baş gösterdi: Yok işte ikinci sezonu şu tarihe ertelendi, bilmem ne yapıp bitireceklermiş, şu stüdyoda devam edecekmiş filan gibi çevrimiçi dedikodu yumağını saat başı inceleyecek duruma gelmiştim. Bir deneyeyim diye ilk sayısını almıştım ki benzersiz kirlilikte panelleri ve garabet anlatısal tercihleriyle, blok hâlinde hayatıma girdi Q Hayashida.

Dorohedoro’nun (kelime anlamı balçık ve çamur kelimelerinin birleşimi anladığım kadarıyla) kolaylıkla özetlenebilecek bir hikâyesi yok gibi. Adı Hole [delik] olarak geçen ve fevkalade Brezilya favela’larına benzeyen bir şehirde başlıyor öykü. Timsah kafalı Caiman, gyoza dükkânı sahibi Nikaido ve alt seviye bir büyücü olan Fujita ilk tanıdığımız karakterler. Hole’dan ayrı, sadece büyücülerin yaşadığı bir gerçekliğin var olduğunu ve büyücülerin Hole’a gelerek normal insanlar üzerinde büyülerini tecrübe ettiğini öğreniyoruz kısa sürede. Caiman da bu büyücülerden birinin kurbanı olmuş, bu esnada hafızasını kaybetmiş ve büyüye karşı direnç geliştirmiş. Birinin kafasını ısırdığında gırtlağından biri çıkıyor ve ısırdığı insanın kendisini bu hâle getiren olup olmadığını söylüyor. Bu mülakatın sonucunda büyücüler çoğunlukla ölüyor, çünkü Caiman’ın bıçakla insan doğrama yetenekleri bir hayli üstün. Elinden şans eseri kurtulan Fujita büyücüler dünyasının lideri En tarafından ikilinin kim olduğunu çözmekle görevlendiriliyor, işler zorlaştığında kendisine yardımcı olmak üzere En’in tahsildarları olarak çalışan Noi ve Shin adlı yetenekli katiller de yanına destek olarak veriliyor. Caiman gırtlaktan sorguya çekerken, Fujita tarafından çekiştirilerek suratı sökülmüş olarak kurtarılan ancak bütün akıl sağlığı paramparça olan Ebisu var bir de. Tartışmasız favori karakterim. Hikâye önce Caiman’ın başına neler geldiği üzerine gelişecek gibi görünse de bir şekilde o evrenin nasıl oluştuğuna bağlanıyor.

Q Hayashida, Dorohedoro (2000-2018), kaynak: AnimeCollective

Hikâyeyi böyle kelimelere dökünce hiçbir şekilde hakkını veremiyorum ama. Mangada olan biten her şey aşırı rastgele gibi görünüyorsa da bir şekilde anlatı içinde gidiyor. Hiç kimse öyle mutlak iyi veya kötü değil. (Belki gyoza adam dışında. O iyi.) Olaylar ilerledikçe fraksiyonlar daha da çeşitleniyor; dünyalar, geçmişler ve amaçlar birbirine giriyor ve içinden çıkılmaz bir hâle geliyor gibi bir izlenim oluşuyor. Q Hayashida bir şekilde karman çorman yapıyı anlaşılır bir hâle getiriyor ama sonuç yine de kaos. Daha punk bir çizgi roman henüz okumamış olabilirim. Yani her an her şey olabiliyor. Aşırı hüzünlü bir anda birden bir karakter gülme krizine girebiliyor, savaşın ortasında aniden yemek yapmaya başlanabiliyor, herkes ayrı bir cins… Bu seviyede bir garipliğin anlatılması çok kolay değil.

Hayashida’nın çizim üslubu da bu anlatıyı çok daha üstün bir noktaya getiriyor. Sayfayı ilk açtığımızda karşımızda aşırı nizami çizimler bütünü varmış gibi duruyor. On santim daha yaklaştığımızda baktığımız şey sanki tarama ucu sayfadan hiç kaldırılmamış; rastgele tramlar seçilmiş, hiçbir tarama aynı yöne doğru değil, karakterlerin anatomisi çok sabit değil gibi şeyler düşünüyoruz. Birden renk geliyor sayfalara, birden yok oluyor vesaire… Ama bir on santim daha yaklaşınca bütün bu kaosun içindeki detaylar dikkatimizi çekmeye başlıyor; her milimetrekaresinde bir şeyler var manganın. Doğrudan tram üzerine basılıp üzerinde oynanmış paneller, baktıkça katmanlanan sayfalar… Hayashida da bir taslak çıkarıp başlamıyormuş çalışmaya, doğrudan mürekkeple girişiyormuş, ışığın filan hangi karakterin üzerine ne yönden geldiğine çok takılmayarak.

Osamu Tezuka, Yoshihiro Tatsumi, Kazuo Umezu, Katsuhiro Otomo ve Keiko Takemiya gibi insanların mertebesine hızla yükseldi gözümde Q Hayashida. Hatta farklı dönemlerin punk’ları olarak Tatsumi’yle grupladım kafamda ikisini. Karakter başarısından çok ekip çalışmasını ön plana çıkarıyor olması, oğlanların birden aşırı güçlenip ortamları yıktığı anlatılara harika bir alternatif olabilir. Aslında her şeyiyle farklı bir manga bu. Q Hayashida’nın şu anda devam eden Dai Dark (2018- ) adlı bir mangası var. Kemiklerini kullanarak dilek hakkı kazanmaya çalışanlarla mücadele eden bir uzaylının maceralarıymış, henüz sekiz sayı yayımlanmış. Dorohedoro gibi yılda ortalama 1,3 cilt basılıyor. Sanatçının aşırı uğraşılmış panellerini düşününce bu iyi bir süre, her türlü beklenir.

Q Hayashida, Dai Dark (2018- ),

kaynak: AnimeCollective

Çağıl Ömerbaş, çizgi roman, Dorohedoro, manga