Return to Monkey Island,
2022, kaynak: Steam
Guybrush Threepwood Geri Döndü!

Canımın hiçbir şey yapmak istemediği dönemlerde özellikle yapmam gereken şeyler varsa, bunları yapmak yerine eskiden bitirmiş olduğum oyunları tekrar oynamak gibi bir huyum var. Oyun evreninde başıma gelecekleri biliyor olmanın verdiği tekrara dayalı huzur ve olaylar zincirine hâkimiyetim sayesinde bunların başında çok da fazla zaman harcamadan gerçek sorumluluklarıma dönebileceğimin (asla dönmesem de) bilinci, bu huyumun altında yatan sebep olabilir. Yapmak istemediğim bir şeyin zorla başına oturup Barton Fink gibi haftalarca ekrandaki aynı cümleye bakmaktansa bıçak kemiğe dayanana kadar bekleyip, panik tabanlı bir motivasyon kazanıp o işi tamamlamak –veya tamamlamayıp bedelini ödemek– daha cazip görünüyor. Bizim coğrafyada hırslanılması teşvik edilen alanlar dışında beğenilere sahip olmak zaten yıpratıcı bir olay, nadiren gerçekten istediğimiz bir şeyle uğraşıp karşılığını alabiliyoruz. Tabii burada ağlamanın da pek bir faydası yok. Özlediğim zamanlara ait oyunlar oynayıp günü kurtarmak iyidir…

Bu ruh hâlindeyken 1980’lerin sonlarından 2000 başlarına kadar Lucas Arts’ın yayımladığı adventure oyunları en çok tercih ettiğim işler oluyor. Bunların arasında, belki en uzun seri olmasının da etkisiyle Monkey Island oyunları –en azından çoğu– öne çıkıyormuş gibi görünüyor. Bıkkın ruh hâlini de çok iyi toparlayabiliyor kanımca. Yalnız geçtiğimiz ay, beni güvenli alanımın dışına çıkmak zorunda bırakan bir gelişme oldu: Serinin yaratıcısı Ron Gilbert yeni bir Monkey Island oyunu yayımladı. Hem de serinin ilk programcısı ve oyun tasarımcısı Dave Grossman ile işbirliği içinde. Her ne kadar yeniliklere kapalı bir dönemde olsam da beni harekete geçiren bir işbirliği oldu bu. Bir yandan yine özlediğim zamanlara ait bir oyun oldu (bu iyi bir şey mi, tam olarak emin olamıyorum), diğer taraftan da ezberimin dışında, azıcık uğraştırıcı bir tecrübe...

Seriye son eklenen oyunun adı Return to Monkey Island. George Lucas’a dair her şey artık Disney’in malı olduğu için özel imtiyazla Gilbert’ın yeni şirketi Terrible Toybox tarafından geliştirildi ve Devolver Digital tarafından dağıtıldı. Seslendirme sanatçılarının da önemli bir kısmı önceki oyunlardan tanıdığımız insanlar. Oyundaki en büyük değişiklik sanat stili olmuş: Ekip önce piksel sanatı kullanmayı düşünmüş ama bunun fazlasıyla nostaljik olabileceğini düşünerek yeni bir tarz denemeye karar vermiş. Sonuç olarak LittleBigPlanet (2008) gibi görsel açıdan son derece etkileyici oyunlarda çalışmış Rex Crowle’u sanat yönetmeni yaparak pop-up kitap* estetiğinde karar kılmışlar. Bu karar, oyun nisan ayında duyurulduğundan beri en çok tepki çeken kısım oldu. Bir ara tepkiler o kadar büyüdü ki Ron Gilbert ve bazı geliştiriciler sosyal medya üzerinden sitem etti ve oyunun sosyal medya hesaplarını yoruma kapadılar. Bu tepki çok çözebildiğim bir şey değil; serinin genel bir görsel estetiği yok. İlk oyunlar hâliyle iki boyutlu 320 × 200 piksel görüntülerden oluşuyordu, teknoloji ilerledikçe çözünürlük ve renk arttı doğal olarak. Ama birden, 2000 tarihli Escape from Monkey Island’da üç boyutlu grafiklere geçilmişti ve benim için son derece yadırgatıcı olmuştu. Gerçi o tarihte sosyal medya kantinlerde birilerinin arkasından konuşmakla sınırlıydı, insanlar henüz global düzeyde kişilere rahatsızlık verme becerisini elde etmemişti.

Return to Monkey Island, 2022,
kaynak: Steam

Oyuna dönecek olursak, yine harika yazılmış bir hikâyenin içine giriyoruz. Yeni birkaç adanın dışında bildik mekânlarda, tanıdığımız karakterlerle etkileşime geçiyoruz. Yine, biraz geçkince olsa da, bilgisayar başında kendisini kontrol eden oyuncuya laf sokmak dışında bir vasfı olmayan Guybrush Threepwood’u yönetiyoruz. Acımasız bir korsan olma hayallerinden vazgeçmemiş; zalimliğiyle olmasa da beceriksizliği ve düşüncesizliğiyle küçük orman canlılarını travmatize etmeye, meşhur korsanları kör kuyularda merdivensiz bırakmaya devam ediyor. Ama en azından arkasını toplayan karısı Elaine’nin yoluna çıkmamaya gayret ediyor. Ezeli düşmanı korsan Le Chuck’la olan ilişkisi de yoğun bir mizahla derinleştirilmiş. Final yine seriye, özellikle Ron Gilbert zamanlarına yakışır düzeyde.

Oyun aslında iki farklı zamanda ilerliyor: Oyuna arkadaşı Chucky ile bir eğlence parkında oynayan Boybrush’ı (Guybrush’ın oğlu) yöneterek başlıyoruz. Guybrush bir canlıyı isimlendirdiğinde ortaya çıkan durum bir bambaşkaymış deyip, ufak tefek görevler yaparak oynanışa alışıyoruz. Bu ufak oynanış eğitiminin sonunda bankta bizi bekleyen babamızı buluyoruz. Oyun bu aşamadan sonra Guybrush’ın anlattığı hikâye ve gerçek zaman arasında gidip gelerek ilerliyor. Bu aslında oyunun Ron Gilbert tarafından yazılmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda önemli bir mesele. Ron Gilbert’ın bundan önce seride çalıştığı son oyun Monkey Island 2: LeChuck’s Revenge (1991) olmuştu. Bu oyunun sonunda Le Chuck ve Guybrush eğlence parkında oynayan çocuklara dönüşmüşlerdi. Gilbert, Return to Monkey Island’ı bu şekilde başlatarak seriye bıraktığı yerden devam ediyor bir nevi. Ama seride çalışmadığı dönemde yapılan işleri de yok saymıyor, serinin bütünlüğünü bozmayacak şekilde önceki beş oyun sıklıkla referans gösteriliyor.

Monkey Island serisi hiçbir zaman karakter temsili açısından sıkıntılı olmamıştı. Daha en başından kadın-erkek rolleri “kurtarılmayı bekleyen genç kadın” motifini tersine çevirerek güzel bir başlangıç yapmıştı zaten. Son oyunda da bu durum değişmiyor. Birbirinden çok farklı ve son derece renkli karakterler isteksizce Guybrush’a yardım ediyor. Gerçi günümüzde, ne olursa olsun çeşitliliğe düşman bir ortam tüketicisi tipi gelişti veya zaten varlardı, şimdileri sesleri çok yükseldi. Küçük Denizkızı Ariel’in veya Yüzüklerin Efendisi’ndeki elflerin siyah olamayacağı konusunda ciddi bir mesai harcayarak insanı bezdirici açıklamalar yapıyorlar. Kimisi olayları daha ileri götürerek bu işlere ve karakterleri canlandıran oyunculara ırkçı saldırılar yapıyor. Temsil çeşitliliğini destekleyenlere de woke [duyarlı] veya sjw (social justice warrior [toplumsal adalet savaşçısı]) gibi, hakaret olduğuna inandıkları etiketler yapıştırıyor. Bu şekilde erkeklik kadar kırılgan olan beyazlığı savunurlarken düştükleri durumun çok da farkında değiller. İki bin yıldır İsa’yı beyaz resmeden milletlerin çocukları, denizin altına güneş ışığı gelmediğini, dolayısıyla Jamaika şivesi olan bir yengeçle ahbaplık eden küçük denizkızının siyah bir ten için gereken melanin pigmentine sahip olamayacağını açıklıyor. Yüksek refah bu tiplerin kendilerine seçtikleri dertlerde ve bunlara harcadıkları mesailerde etkili oluyor diyeceğim ama tiplemenin domestik versiyonları da hiç az değil. Neyse, kısaca çeşit görmek istemeyen insanlar son Monkey Island’dan da hoşlanmayacaktır.

Oynanışa bakacak olursak, Return to Monkey Island’ın serinin diğer oyunlarına nazaran biraz daha kolay olduğunu söyleyebilirim. Yine –bir cümleyi doğru bir şekilde birleştirmek gibi– insanı canından bezdiren, bol gelgitli bulmacalar mevcut ama hiçbir zaman yanımızda taşıdığımız bütün nesneleri sıradan birbirinin üstüne deneme seviyesine gelmiyoruz. Esas oyunun yanı sıra envanterimizde oyun dünyasından topladığımız çeşitli soru kartlarını biriktirebildiğimiz bir albüm bulunuyor. Bir de sıkıştığımızda bakabileceğimiz bir ipucu defterimiz var.

Kendi adıma oyunu oynarken çok keyif aldım. Ama bu seriyi daha önce hiç oynamamış birisi aynı keyfi almayabilir; çok fazla geçmiş referanslara dayanan espri var. Return to Monkey Island, seriye ideal bir devam olsa da türüne pek bir yenilik getirmiyor. Serideki önceki oyunlarla, özellikle iki boyutlu olanlarla aynı şekilde oynuyoruz. Dili, tonu ve akışı da öncekilerle aynı gibi. Ne farklılaştırılabilirdi kısmına getirecek bir önerim yok, aslında mevcut hâline de bir itirazım yok; Ron Gilbert oyunu duyurduğunda, farklı bir ara yüzle türü geliştireceğinden bahsetmişti. Bu iddia pek gerçekleşmemiş demeye çalışıyorum. Birtakım farklar var ama öyle çok devrim niteliğinde değiller. Bütün bunlara rağmen oyun insana kendini yirmi-otuz yıl öncesindeymiş gibi hissettirebiliyor. Sanki Zeki Kırtasiye’den CD’leri almışım gibi. Serinin önceki oyunlarını beğenenler bence bunu da denemeli. Pişman olmayacaklar…

Return to Monkey Island, 2022,
kaynak: Steam

* Sayfayı açınca üç boyutlu düzenlemelerin çıktığı kitaplar.

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, dijital kültür, oyun, oyun tasarımı, Return to Monkey Island, text adventure