Disco Elysium, ZA/UM, 2019,
ekran görüntüsü, kaynak: Steam
Geç Kalmış Bir Yazı: Disco Elysium

ZA/UM’un 2019’da çıkardığı Disco Elysium adlı oyunu dağıtıma başladığı tarihlerde alıp oynamaya çalışmıştım. Başlar başlamaz aşırı derin bir evrende, cevaplanması hiç de kolay olmayan sorularla uğraşacağımı gördüm. O zaman oyunun hak ettiği ciddiyeti gösteremeyeceğimi düşünerek oynamayı ertelemiştim. Bir yıldan fazla bir süreden sonra tekrar başına oturabildim ve hayatımdaki en iyi RYO (Rol Yapma Oyunu) tecrübelerinden birini yaşadım. Yakın geçmişte daha iyi yazılmış bir şey oynadığımı hatırlamıyorum. Disco Elysium, Baldur’s Gate (1998) gibi, kültleşmiş RYO’larıyla karşılaştırılıyor haklı olarak. Kendi adıma, fantastikliği büyük oranda karakterimizin psikesine yükleyip daha dünyevi bir olaylar zinciri içine sürüklendiğimiz için Disco Elysium’un hikâyesini daha çok beğendim. ZA/UM’un kurucusu Robert Kurvitz ve ekibi yarattıkları dünyanın fiziksel koşullarını ve karmaşık tarihini o denli iyi kurmuşlar ki, oyunun geçtiği zamana neler sonucunda gelindiği, kendimizin ve karşılaştığımız karakterlerin kişiliklerinin nasıl oluştuğu mükemmel bir şekilde yerine oturuyor. Gerçi kendi karakterimizi büyük ölçüde kendimiz oluşturuyoruz ama bu esnada verdiğimiz kararların son derece ikna edici tarihsel dayanakları var.

Her şeyden önce Disco Elysium alıştığımız RYO’lardan değil. Oyunda ilerlemek aksiyondan çok gözlem ve sorgulama üzerinden ilerliyor. Karakterimizin tecrübe puanlarını zekâ, psike, fizik ve refleks (oyunda motorics diye geçiyor, bilişsel refleksler de bu alanda) ana başlıklarının altında yer alan sekizer beceri arasında paylaştırıyoruz. Geliştirdiğimiz bu beceriler oyun içinde atılan zarların sonuçlarını etkiliyor. Bir suç mahallini gördüğümüzde görsel hesaplama kabiliyetimiz yeterliyse neler yaşandığını yeniden kurabiliyoruz mesela. Veya retorik kabiliyetimiz çok yüksekse kapalı bir kapıyla konuşarak kendisini açılmaya ikna edebiliyoruz. Bu yetenek puanları dışında bir de “düşünce dolabı” adlı başka bir sistem var. Oyunda tanık olduğumuz şeyler bazı fikirler edinmemizi sağlıyor. Bu düşünceleri kanıksamamız biraz zaman alıyor ve bu süreç içinde çoğunlukla bazı yeteneklerimiz geriliyor. Mesela ileri ırk teorisini öğrenmeye gayret ettiğimiz iki saat boyunca drama kabiliyetimiz (yalan söyleme ve yakalama becerisi) bir puan geriliyor. Öğrendiğimizde retorik ve kavramsallaştırma becerilerimiz gelişmiş oluyor ama. Oyun içinde bir beceri zarını tutturamazsak da kaybetmiş olmuyoruz yine de. Yani çoğunlukla. Bu durumda karakterimiz beceriksizliğini gizlemek adına tuhaf şekillere giriyor ve çoğunlukla kaybetmemize sebep olan özelliğimizi geliştirince o durumu yeniden deneyebiliyoruz. Bunların dışında giydiğimiz kıyafetler ve kullandığımız maddeler de becerilerimizi etkiliyor. Oyunda kalmamızı sağlayan iki faktör var: sağlık ve moral. Kırmaya çalışıp beceremediğimiz bir kapı gibi fiziksel başarısızlıklarımız (veya keyif verici madde tüketimi) sağlığımızı etkiliyor, diğer yanlış kararlarımız da moral durumumuzu. Bu iki durumdan biri sıfırlandığında oyunu kaybetmiş oluyoruz.

Disco Elysium, ZA/UM, 2019,
ekran görüntüleri, kaynak: Steam

Oyun Elysium adlı araları gerçeklik algısını bozan sisle kaplı adalardan oluşan bir dünyada bulunan Revachol şehrinin fakirlikten kırılan Martinaise bölgesinde geçiyor. Bu dünya bizimkini hatırlatan ama bambaşka gelişmeler sonucu ortaya çıkmış bir alan. Oyunun geçtiği zamandan elli yıl önce gerçekleşen bir komünist devrim görkemli yıllarını geride bırakmış olan krallığı yıkıp yerine bir komün kurmuş. Bundan altı yıl sonra NATO benzeri çokuluslu (kapitalist ve ahlakçı devletlerden oluşan) bir yapı yönetime el koymuş ve Revachol’u yarı özerk bir konumda bırakmış. Koalisyon adlı bu yapı günün sonunda şehirdeki son karar mekanizması haline gelmiş ama daha gündelik meselelerde görünürde bağımsız bir yapısı var. Karakterimizin bağlı bulunduğu kolluk kuvveti Koalisyon’a bağlı olsa da gündelik meselelerde inisiyatif kullanabilen RCM adlı oluşum. Elysium’da baskın dört düşünce mevcut: komünizm, liberalizm, faşizm ve ahlakçılık. Bunların içinde en baskın görüneni dine dayalı bir merkez ideolojisi olan ahlakçılık; Koalisyon’un da hâkim düşünce sistemi bu. Bahsettiğimiz din de Katolikliğe fazlasıyla benzeyen Dolorianizm. Bütün bu düşünce sistemleri bizim dünyamıza göre farklı şekillerde gelişmişler ve bu değişiklikler Elysium evreninde kendini belli ediyor. İsa’nın kalbinin yerine Dolores Dei’nin ciğeri bir sembol mesela. Veya komünizmdeki (oyundaki adı Mazovianism) orak çekiç yerine ters beş köşeli yıldız ve geyik boynuzu farklı renklerde kullanılıyor. Oyunda karşılaştığımız karakterler hangi ideolojinin temsilcisiyse onun perspektifinden tarihi aktarıyor.

Disco Elysium’da, sonradan adının Harrier DuBois olduğunu öğreneceğimiz bir polisi yönetiyoruz. Muhtemelen ağır bir içki ve uyuşturucu kullanımı sonrasında hafızamızı kaybetmiş hâlde otel odamızda başlıyoruz oyuna. Bu şeklide oyun boyunca benliğimizi istediğimiz gibi kurabiliyoruz. Tercihlerimiz doğrultusunda ister Behzat Ç. gibi bir polis olabiliyoruz, ister Martin Riggs; tamamen bize kalmış. Benim karakterim bir miktar Abel Ferrara’nın Bad Lieutenant’ı (1992) veya onun Werner Herzog versiyonu (2009) gibi gelişmiş bulundu. Çok belirleyici bir durum değil ama karakterimizin nasıl olduğu; oyun bir şekilde anlatıda ilerlememizi sağlıyor tercihlerimiz doğrultusunda. Aşırı saçmaladığımızda, bize eşlik eden geçici ortağımız Kim Kitsuragi devreye girip durumu toparlamaya gayret ediyor izin verdiğimiz ölçüde. Bize üzerinde çalıştığımız davayı hatırlatan da kendisi. Esasen Martinaise’de bulunma sebebimiz günlerdir ağaca asılı bekleyen ve linç edilerek öldürülmüş gibi görünen cesede gerçekte ne olduğunu çözmek. Cinayetin devam etmekte olan rıhtım işçileri sendikasının grevi ve bunu bastırmaya çalışan Wild Pines adlı şirketin hamleleriyle bağlantılı olduğu çıkarımında bulunarak soruşturmamıza başlıyoruz. Bu oyunda hiçbir şey sıklıkla yinelenen Elysium’un 6.000 yıllık çatışmalarla dolu tarihinden bağımsız olmuyor ama.

Disco Elysium, ZA/UM, 2019,
ekran görüntüleri, kaynak: Steam

Bana kalırsa oyunun en etkileyici özelliği çok ince düşünülmüş evreni. Gerçekten de geçmişin yansımalarını karakterlerin en sıradan cümlesinde bile hissedebiliyoruz. Olayların oyuna konu olan noktaya gelmesi ise, son derece ikna edici bir şekilde 6.000 yıla dayandırılıyor. Elysium’un kurulması oyundan çok daha önceden, farklı formatlarda başlamış aslında. Oyunun yaratıcısı Estonya’dan Robert Kurvitz, 2000’lerin başında müzikle uğraşırken bu evreni şekillendirmeye başlamış. Daha sonra tanıştığı başka sanatçılar sayesinde, özellikle ressam Aleksander Rostov’la birlikte bu evreni kâğıt kalemle oynanan bir RYO’ya dönüştürmüş. 2013’te de Estonyalı yazar Kaur Kender ile birlikte Kutsal ve Berbat Hava adlı bir roman çıkarmışlar bu evrende geçen. Roman pek tutmamış ve Kurvitz sıkıntılı bir döneme girmiş. Bu dönemin sonunda yarattığı evrenin daha çok insana ulaşacağını düşünerek dijital bir oyuna dönüştürmeye karar vermiş ve 2016’da büyük ölçüde Estonyalı iş insanı Margus Linnamäe’nın finansörlüğünde Unity motorunu kullanarak oyunu geliştirmeye başlamışlar. Oyunun ruh hâlini çok iyi yansıtan izometrik grafiklerle ve İngiliz British Sea Power grubunun müzikleriyle harika bir oyun ortaya çıkarmışlar.

Disco Elysium çıktığı anda çok büyük bir olay oldu ve herkesten çok iyi puanlar aldı. Anlatı alanında neredeyse bütün önemli ödülleri kazandı ve 2019 Game Awards’da, Outer Wilds ve Slay the Spire gibi kuvvetli rakiplerin arasından sıyrılarak yılın en iyi bağımsız oyunu seçildi. ZA/UM ekibi de ödülü Marx ve Engels’e teşekkürlerini ileterek kabul etti. Bence yine de az ödül aldı, gerçekten de hayatımda oynadığım en bütünlüklü oyunlardan biriydi. Defalarca farklı şekillerde bitirmenin mümkün olduğu Disco Elysium’a mutlaka bulaşın, Revachol’un insanlarıyla beraber çürüyün bir süre. Belki sizin de karşılaştığınız üçüncü ırkçı şanslı ırkçınız olacak. 

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, dedektif [detektif] hikâyesi, Disco Elysium, RYO [RPG], ZA/UM