Arabesk Rap

Yakın bir tarihe kadar Türkiye rap piyasasındaki (artık endüstri de diyebileceğimiz bir kalibreye geldi sanırım) en büyük mesele kendilerini “old school” olarak gören müzisyenlerin yeni çıkanları hem icra hem içerik açısından küçük görmesi ve bu argümanın üzerinden gençlerin kazanmaya başladığı büyük paraları esas kendilerinin hak ettiğini söylemeleriydi. Bugün artık bu şekilde çıkışlara çok denk gelmiyorum, yeni nesil rap müzisyenleri o kadar arttı ki bir kısım eskinin serzenişi iyice cılızlaştı. Bir kısmı da yeni piyasadan pay alabilmek adına işlerinde değişikliklere gitti. Artık çok güncel örnekler takip etmemekle birlikte benim gözlemlediğim bir değişiklik, müzikal altyapılar iyiye giderken şarkı sözlerinin giderek basitleşmesi oldu. Bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum bu arada, sadece şarkı süreleri kısaldı ve söylenen şeyler çok daha süssüz, dolaysız söylenmeye başlandı. Kimi insan söylenenlerden tatmin olmuyor, onları kendi hayatına kıyasla çok daha basit buluyor olabilir ama o genç müzisyenlerin yaşadıkları veya hayal dünyaları söz konusu günün sonunda. Birileri beş kilo madde tüketip arabalarını valeye vermek konusunda büyük bir coşku yaşıyorsa bu onların bileceği bir iş elbette. Yaygınlaşan bu yeni icra türü ile on yıl öncesinin arabesk rap şarkıları arasında büyük benzerlik olduğunu düşünüyorum.

Rap ve arabesk arasında çok zamandır paralellikler kuruluyordu, daha doğrusu Amerika’da rap’in ve Türkiye’de arabeskin ortaya çıkışı birbirine benzetiliyordu. İkisinin de sosyoekonomik durumları çok da parlak olmayan yerlerden çıkıp iyi kötü bir isyan içeriyor olması bu argümanların esas noktasıydı. Aslında çok da alakalı değiller, özellikle çıkış itibarıyla. Hip hop kültürü partiler içinde yeşermeye başlamış bir kültür; arabeskin ise Osmanlı’dan Mısır’a, Hindistan’dan gecekonduya garip bir oluşum süreci var. Çok farklı tecrübelerin yarattığı müzik türleri bunlar ve kendi içlerinde çok farklı dönüşümleri oldu. Biri çok kabaca entegrasyon ve üst kültür dayatmalarına isyanken, diğeri ırkçılık, polis şiddeti, Afro-merkezcilik gibi pek çok değişkenle kollara ayrılarak şekillendi. LL Cool J, Public Enemy, Beastie Boys ve Ice T benzer zamanlarda bambaşka işler üretirken arabeskin içinde bu kadar keskin bir dallanma olmadı. Konu bu iki kültürün de kendilerine ait kodları olmasıysa bu her türlü (alt, üst, karşı, vs.) kültür için geçerli. 1950’lerin rock and roll kültürü için de arabesk kıyaslamaları yapıldığını duymuştum fazlasıyla, hatta derslerde. Ortak bir şeyler çıkabiliyor ama 1950’ler gençlik kavramının (bir tüketici topluluğu olarak) icat edildiği dönem, arabesk bir ait olamama isyanı gibi daha çok. Bizim memlekette bazı şeylerin Batı’yla karşılaştırılması yaygın bir etkinlik olageldi hep. Hepimizin kafasında “Doğu’nun Paris’i” gibi bir kavram var mesela.

Hip hop kültüründe müzik çok sabit formlar üzerine kurulmadığı için dallanıp budaklanmaya elverişli. Doğu’ya geldiğinde de yerel motiflerle veya türlerle birleşerek yeni alttürler oluşturuyor. Bizim coğrafyamızda bu olay arabesk rap gibi melez bir tür ortaya çıkardı. Aşırı üstünkörü bir tanımlamaya girişirsem, kente yeni göç etmiş, gecekonduları oluşturmuş insanların hâkim kültür karşısında yaşadığı ezilme duygusunu ve buna olan isyanlarını (ve teslimiyetlerini) konu alan bir tür arabesk. Arap müziğinin Türk sanat müziği, halk müziği ve zamanla Batı çalgılarıyla birleşimiyle oluşmuş ayırt edilebilir bir stili olduğu söylenebilir. Kendisinin elitliğinden çok emin insanların saldırılarını hak edecek sığlıkta ve basitlikte bir tür asla olmadı. Arabesk rap durumunda ise basitlik belirleyici bir şeydi. Çok basit stüdyolarda, zaten var olan veya üzerine çok da zaman harcanmamış gibi duran altyapıların üstüne ekseriyetle bağıra çağıra icra edilen flow’lar eşliğinde isyanlarını dillendiriyordu genç arabesk rap müzisyenleri. Efecan’ın “Sevgilin Evlendi mi?” (2014?) adlı şarkısı, videosuyla bu türün son derece grafik bir örneği. Kayra betimlemelerinden, K”st metaforlarından uzak, İstanbul Trip ve benzerlerinden bambaşka yerlere yöneltilmiş bir öfkenin doğrudan ifadesi gibi bu tür. Esas arabeskte olduğu gibi bir teslimiyetten bahsedilebilir, kaybetmişlik durumu ve bunun karşısında kadere isyan gibi bir his net bir şekilde veriliyor bu şarkılarda; arabeskte de bolca tüketilen yenilmişlik durumuyla mücadele maddeleri sıklıkla anılıyor.

Arabesk rap konusunda ufak bir kavramsal karmaşa yaşanıyor. Isyan Tetick, Asi Styla, Ceyhan Prensi ve Arsız Bela gibi popüler, hatta bugün kültleşmiş diyebileceğimiz müzisyenler tarafından icra edilen tür benim esas bahsettiğim. Bir de arabesk olan bir rap’ten bahsedebiliriz. Yener Çevik bu müzisyenlerden farklı bir noktada duruyor mesela. Kendisi de gecekondu mahallesinde zor koşullarda yetişmiş ve arabesk kültürüyle büyümüş bir insan ve bu kültürü kendi rap tarzına özenle yediriyor. Bahsettiğim genç müzisyenlerden farkını açıklayabilmek için “Donar” (2017) adlı şarkısından kadere isyan sayılabilecek bir kısım paylaşmak istiyorum:

Sana şiir yazdım şair tek bastonlu kırık dişli
Bu satırlar çocukluğumdan beridir gecekondulu diye fişli
Ben de dâhil bilmiyom aga ne zaman başladı ne zaman bitti
Neyi ne kadar sevdiysem, o kadarı gitti (gitti)

Tematik olarak benzer bir serzeniş Ceyhan Prensi’nin “Sen Parfüm Ben Esrar Kokarım” (2012?) adlı şarkısında şu şekilde ifade ediliyor:

Dost saydıklarım kefenimi dikti
Ölüm yakın bize, ecel peşimde
Hani nerde lan benim gardaş dediğim
Neden içiyom ben? Nerden bilesin
Niye doğurdun ki sen beni ana
Her gün vuruyom kuru kuru kubara

Bana kalırsa Yener Çevik’in genç meslektaşına göre çok daha tecrübeli olduğunu, şarkısını yazarken daha dolaylı yollar tercih ettiğini bu örnekler net bir şekilde gösteriyor. Şiirinin yanında müzik tercihleri olarak da Çevik arabesk rap olarak bahsettiğimiz türün çok ilerisinde. Türkçe rap içerisinde arabeskin etkisini ilk örneklere, 1980’lerde Islamic Force’a kadar görebiliyoruz. 2019’da Flow Radyo için yaptığımız röportajda da Yener Çevik doğrudan arabesk rap ifadesini kullanarak kendini genç meslektaşlarından ayırmıştı. Arabeski kendi tarzını tanımlarken kullanıyordu ama arabesk rap müzisyenlerini düşük prodüksiyon kalitesi ve stil farklarını gözeterek ayrı bir kategoriye koyuyordu. Arabesk ve rap konusundaki kafa karışıklığı Prof. Dr. Adem Sağır’ın “Yeni Bir Ergen Kültürü Olarak Arabesk Rapin Kimlik Dışa Vurumları” (2020) başlıklı makalesinde de fazlasıyla kendini belli ediyor. Sağır bu makalesinde Ezhel ve Murda gibi konuyla uzak yakın alakası olmayan müzisyenleri de sadece madde referansları üzerinden bu alttüre dahil ediyor. Konuyla ilgili yapılmış tek kapsamlı çalışma Furkan Dilben’in 2016’da savunduğu yüksek lisans tezi “Varoşların Sözü: Arabesk-Rap-Arabesk Bağlamla Rap Müzik”. Dilben konuda asla açık bir nokta bırakmadan harika bir araştırma yapmış. Bu tez de sadece popüler diye bir konuya girmek ile o konuyu gerçekten merak etmek arasındaki farkı gösteren çalışmalardan.

Önceki örneklerde bahsettiğim genç müzisyenler arabesk rap’in ilk örneklerini ürettikleri zamanın çok daha ilerisinde bugün. Eski umursamaz stillerinden ödün vermeden her açıdan çok daha profesyonel işler üretiyorlar. Eski şarkılarına yapılan yorumlara bugün baktığımda “Eskiden kendileriyle çok dalga geçmiştik oysa güncel şarkılarla kıyaslandığında çok daha iyiler” gibi yorumlar özellikle dikkatimi çekiyor. Daha iyi veya kötü oldukları çok öznel görüşler ama bu müzisyenlerin on-on beş yıl önce yaptığı parçalar günümüzün popüler şarkılarıyla umursamazlık açısından benzeşiyor bence. Mesela Lvbel C5, geçtiğimiz yıllarda çok konuşulan şarkısı “10 Numara”dan (2021) bir bölüm:

Valla flowlar kaymak
Sarışın kız kategorisi WhatsApp
Şarkıyı yap ve de patla
Seninkine saksoyu bastım çoktan wow

Veya UZI’ni “Makina” (2020) adlı şarkısından:

Yok biz de ayar, alayına gider (Ya, ya)
Parasını verelim de konuşmayın, yeter (Ya, ya)
Artık beş kilo da bi’ gecede biter
Yaktık tüm olanı, dayanmadı ciğer

Veya BLOK3’ün “BAYBAY” (2023) şarkısından:

Benden iyisini bul’cakmışsın (Öyle bi’ şey yok)
Yavru, sen harbi aptalmışsın (Haha)
İstemiyo'm seni bundan sonra
Çok soğudum, vallahi kalsın
Artık benim derdim değilsin (Yok)
Yoldan geçen basic birisin

Verdiğim örnekler arabesk rap demeye getirmiyorum lafı, olay kadere isyandan çıktı: Zenginliğin, buna bağlı olarak müptezelliğin ve çeşit çeşit cinsel başarı ifadesinin sıralanmasına dönüştü yaygın olarak. Ama aslında arabesk rap’in icrasındaki doğrudanlık ve umursamazlık bugünün belirleyici özelliği sanki. Millet artık lafı çok dolandırmayı sevmiyor. Yine günümüz tercihleri doğrultusunda şarkı süreleri iyice kısaldı. Daha bir sürü şey de olacak. Belki olan arabeskin fantezi müzik diye etiketlenerek televizyonda gösterilebilen versiyonu gibi bir şeydir; Ali Tekintüre-Ebru Gündeş skalasında olan şey Ceyhan Prensi-Ati242 düzleminde gerçekleşiyordur.

{fold içindeki imge: İsyan Tetick’in “Adana Merkez Patlıyor Herkes” adlı şarkısı [2015] için yapılmış videodan kare}

altkültür, arabesk, Çağıl Ömerbaş, hip hop, kültür, müzik, rap