Onur Ayı’nın Ardından Tilki ve Ejderha

Bir Onur Ayı’nı daha tuhaflıklar içinde atlatmış bulunuyoruz. Üniversite giriş sınavında –adı şu anda her neyse, harfler içinde kayboldum– Mabel Matiz’li soru soruluyor, saatler geçmeden mevzu soruya konu olmuş şahıs ahlak değerlerimize aykırı bulunuyor ve soru geri çekiliyor. Adam evinde otururken karmakarışık duygulara sürükleniyor. Birkaç gün sonra da Altın Kelebekler Ödülleri’nde yaptığı konuşmanın metni kesilerek yayımlanıyor. Neyse, biz alışığız karışık duygular içinde kalmaya. Benim için esas dev hayal kırıklığı Harry Potter serisinin yazarı J.K. Rowling’in bir transfobik olduğunu öğrenmek oldu. Sosyal medyada kendisini yeni takip etmeye başlamıştım, çocukların yaptığı resimleri filan paylaşıyordu, tatlı geliyordu. Derken bir anda bir biyolojik determinizm mevzusuna girdi ve çıkmak bilmedi. Ama nasıl söylemler! Bir de üstüne bir makale yayımladı ki, bitirdiği saniye masasında “Sieg Heil” diye bağırdıysa şaşırmam. Filmlerinde oynayan oyunculardan LGBT+ topluluklarına herkes, Stephen King de dahil, Rowling’in söylemlerini kınadı. Meğerse geçmişte de benzer çıkışları olmuş. Heyhat… Neyse, bu tatsız TERF mevzularından ziyade oyun dünyasından iki renkli figürü tanıtmak buradaki amacım: SonicFox (Dominique McLean) ve Dragon (Ryan Walker).

Bahsedeceğim gençlerin ikisi de e-sporcular ve dövüş oyunlarında uzmanlar. Bir de ikisi de gey. Mortal Kombat gibi vahşet-maçoluk ekseninde ilerleyen (gerçi hakkını yemeyeyim, MK11’de durum epey toparlanmış) bir serinin şampiyonlarının bu ikisinin olması, ne yalan söyleyeyim, beni mutlu eden bir durum. Dragon’un ustalığı kendini daha çok Injustice 2’de (2017) belli ediyor, Mortal Kombat 11’de (2019) genelde birinciliği SonicFox almış. Bu ikisinin maçlarını izlemek dev keyifli bu arada, her şeyi makine gibi yapıyorlar. Oynarken birbirleriyle etkileşimleri de son derece cana yakın görünüyor; dev turnuvalarda değil de, evlerinde kaynatıyor gibiler. Sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla turnuva dışında da muhabbetleri devam ediyor. Yeni bir dövüş oyunu çıktığında hemen birkaç el atıp video yayımlıyorlar.

MK11 Pro Yarışması, ECT 2019, SonicFox ile Dragon karşı karşıya, Büyük Final, videodan ekran görüntüleri

Bu noktada biraz daha SonicFox üzerine yoğunlaşmak istiyorum, Dragon hakkında çok da fazla bilgiye ulaşamıyoruz henüz. Fox hayli enteresan bir insan. Twitter’da kendini “I’m a Black Nonbinary Furry who’ll mix your shit in fighting games.” [Ben kendini bir cinsiyet içinde değerlendirmeyen kürklü1 bir Siyahım ve dövüş oyunlarında aklınızı alırım.] Siyah + nonbinary + furry! Kotaku ile yaptığı bir röportajda bu kadar fazla demografik grubu temsil etmenin kendisinde bir baskı oluşturup oluşturmadığı soruluyor. Ekstra dikkat ediyormuş davranışlarına bunca temsil yükü olduğu için ama kendisini de bir hayli seviyor ve kendisine güveniyor. Barındırdığı kimliklerin ona yapılan saldırılara konu olması pek umurunda değil, kontrolünü kaybetme ihtimali olmadığını söylüyor. Ve dövüş oyunlarında karşısında gerçekten kimse duramıyor. Kürküyle veya seçimleriyle dalga geçen herhangi bir oyuncu bir anda arenada t-bag’lenirken2 buluyor kendisini!

Bu oyuncularda beni en çok şaşırtan nokta, farklı dövüş oyunlarını hatmedebilmiş olmaları; yani işsizlik zamanlarındaki görkemli oyunculuğum artık gitmiş olsa da Mortal Kombat’ta fena değilim ama Street Fighter V’te arka arkaya beş maç kazanabilmişliğim yok. Bunlar her şeyi çatır çatır oynuyorlar. Tüm dövüş oyunları farklı bir strateji, farklı bir kas hafızası istiyor. MK’da yok ettiğim bir arkadaşım Tekken’de yerden kalkmama izin vermiyor. Bütün bunlarda ustalaşabilen insanlar beni gerçekten etkiliyor. Atari salonlarındaki ‘bırak geçeyim’cilerden kalma bir hayranlık bu belki. Neyse, hırs yaptık, kırkımızdan önce birini çözebildik en azından… Fox da son zamanlarda profesyonel kariyerini belirli oyunlarla sınırladı ama. Bana sorarsanız yine çok fazla sayıda oyunda usta ama sanırım kendisi de çok fazla dağılmak istemiyor artık. En azından profesyonel olarak.

Son zamanlarda SonicFox’la ilgili en çok denk geldiğim eleştiri, kendisini politikaya fazla kaptırdığını alabildiğince saygısız bir şekilde ifade eden oyuncular. Bahsettikleri politika kendisinin #BlackLivesMatter hareketine verdiği büyük destekle alakalı sanırım. İnsanları bu olay niye bu kadar delirtiyor bilmiyorum. SonicFox’un ırkından mı bihaberler, ki gününü gecesini Reddit’te ‘araştırma yaparak’ geçiren bu tayfaların bilgi sahibi olduğuna eminim. Yeteneklerine saygı duydukları birinin bir insan gurubunun yaşama hakkını savunması niye birilerini bu kadar öfkelendirir? Sebebi nasıl bir sakat düşünce yapısından kaynaklanırsa kaynaklansın, Fox’a verilen tepkiler bana SNL’in, Beyazların Beyoncé’nin Siyah olduğunu fark ettiği günü anlatan skecini hatırlattı.

Yine sevdikleri bir şeye dair her şeyin istedikleri gibi olmamasına ağlayan oyuncu dehlizlerinde öfke içinde kaybolmadan meseleyi sonlandırıyorum. İnsan haklarını savunan, kendisiyle barışık SonicFox iyidir, dövüş oyunlarında bizi yok eder. İnsanlara tepeden bakarak dışlayan J.K. Rowling berbat bir insandır, geçtiğimiz yüzyıllardan kalma görüşleriyle insanı hasta eder. Bir insanın kendisini bu kadar –ne bileyim– ‘okumuş’ zannederken, cinsiyet hakkında bu kadar cahil olması da ayrıca şaşırtıcı. Bir insanın cinsiyetine veya cinsiyetsizliğine ancak kendisi karar verebilir ve kimsenin de bu konu hakkında tek bir şey söylemeye hakkı yoktur. ‘Ama şu şöyledir’ gibi bildirici şeylere inananlara, zamanında Adolf Hitler ve onu iktidara getiren düşünce yapısının Almanlığın nasıl olması gerektiği konusunda epeyce net olduğunu hatırlatırım. Bakın günümüzde ne güzel hatırlanıyorlar. ‘Trans kadınlar kadındır’ diyerekten bu yazıyı sonlandırıyorum.

1. Furry, tüylü ve insansı özellikleri olan hayvanlarla ilgilenen bir altkültür.

2. Oyunda kazanan tarafın kaybedenin yamacında hızla çömelip kalkması. Diğer anlamlarını hiç kurcalamayın derim…

bilgisayar oyunu, Çağıl Ömerbaş, e-spor, LGBTQİA+, SonicFox