Joel Coen (yön.), The Tragedy of Macbeth,
2021, Denzel Washington ve
Frances McDormand, kaynak: IMDb
Peyderpey
Çevrimiçi Ekranda Shakespeare

Önce tiyatro, sonra sinema ve televizyon için tekrar tekrar kullanılan Shakespeare metinleri çevrimiçi izleme platformlarına orijinal içerik olarak yetişti. Coen Kardeşler’den Joel Coen’in, kardeşi Ethan olmadan yönettiği ilk film The Tragedy of Macbeth, Apple TV+’da geçtiğimiz ay gösterime girdi. Filmde Macbeth olarak başrolde Oscar ödüllü oyuncu Denzel Washington var. Lady Macbeth rolünde ise Oscar ödüllü oyuncu Frances McDormand1 yer alıyor. Filmle ilgili olumlu eleştiriler, Shakespeare’in önemini çevrimiçi platformlara taşıdığını gösteriyor. 

Coen’in siyah-beyaz çektiği uyarlaması, dili ve karakterleri büyük oranda muhafaza etmiş, fakat öyküyü minimalist ve soyut setlere taşımış. Filmi izlerken yönetmen, Shakespeare oyunlarının tiyatro geçmişini sinemaya uyarlamak istemiş gibi geldi. Time Out’taki yazısında Dave Calhoun, aynı tercihleri erken dönem sinemanın sahne eksenli görsel yaklaşımına benzetmiş. Eleştirmenin değindiği diğer bir nokta, Coen’in estetik tercihlerinin Shakespeare hayranı Orson Welles’in uyarlamalarını hatırlatması.

Joel Coen’in kardeşi olmadan yönettiği projenin yönetmenliğiyle beraber oyuncuların performansları beğeni kazanan yönlerinden. Başroldeki isimlere bakınca bu hiç şaşırtıcı değil. Denzel Washington, Amerikan sinemasının uzun yıllardır önde gelen oyuncularından. 2010 yılında August Wilson’ın aynı isimli oyunundan uyarlanan Fences ile yönetmenlik konusunda iddiasını ortaya koydu. Pek çok projesinde hem ana akım sinema izleyicilerine hem de eleştirmenlere hitap eden Washington aslında daha önce tiyatro sahnesinde ve büyük ekranda Shakespeare eserlerinde yer aldı. Laurence Olivier, Ian McKellen, Kenneth Branagh ve Ralph Fiennes gibi ona da bir Shakespeare oyuncusu demek doğru olur. McDormand ise Olive Kitteridge (2014), Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017) ve Nomadland (2020) ile sektördeki yeri son yıllarda iyice perçinlenen bir isim. McDormand’ın sektörde kadınların ve azınlıkların karşılaştıkları fırsat eşitsizlikleri konusunda rahatsızlığını yüksek sesle dile getiren bir oyuncu olduğunu eklemek gerek. Ayrıca daha evvel sahnede Lady Macbeth’i canlandırmış.

Coen’in filminde Washington ve McDormand’ın performansları her zaman olduğu gibi çok iyi ama bence filmin en etkileyici oyuncusu, hikâyenin başında Macbeth’e geleceğinden haber veren cadıyı –daha doğrusu cadıları– canlandıran Kathryn Hunter. Coen orijinal oyunda aynı zamanda kız kardeş olan üç cadıyı tek bir bedende yani Hunter’ın bedeninde birleştirmiş. Zaman zaman ışık ve gölge oyunlarıyla üç kişi gibi görünen kız kardeşler, Coen’in versiyonunda bir bedende saklanan farklı kişilikler. Hunter her bir cadıyı farklı ton ve tarzlarda konuştururken bedeniyle cadıların gerçeküstülüğünü hissettiren bir oyunculuk sergilemiş. Daha sonra Macbeth’in öldürtmek istediği Fleance’a (Lucas Barker) yardım eden yaşlı adam karakteri olarak ekrana gelen oyuncuyu ikinci rolde tanımak neredeyse imkânsız. Hunter filmin sürprizlerinden biri olarak çokça övülmüş. Sadakatinin kimden yana olduğunu hiç belli etmeyen Ross2 rolündeki Alex Hassell ve Macbeth kurbanlarından Banquo rolünde Bertie Carvel, yan rollerdeki tüm güçlü performanslar arasında benim daha çok dikkatimi çeken oyuncular. 

The Tragedy of Macbeth, 2021,
Frances McDormand ve
Denzel Washington, kaynak: IMDb

Uzun yıllar boyunca tiyatro, sinema ve televizyon için farklı şekilde uyarlanan Shakespeare metinleri söz konusu olunca pek çok farklı yaklaşım görmek mümkün. Coen’in versiyonu görsel stil konusunda kendine has özellikler taşımakla beraber orijinale büyük oranda sadık kalan bir uyarlama. Halbuki öyküleri farklı zaman ve coğrafyalara uygularken daha belirgin değişiklikler yapan örnekler mevcut.

2018’de BBC 2’de yayımlanan King Lear, hikâyeyi 21. yüzyıl İngiltere’sine uyarlayan versiyonlardan. Krallığını kızlarına bölüştürme kararı büyük bir iktidar kavgasına yol açan Kral Lear rolünde Anthony Hopkins’in yer aldığı televizyon filminde Lear’ın kızlarını Emma Thompson (Goneril), Emily Watson (Regan) ve Florence Pugh (Cordelia) canladırıyordu. Tıpkı Coen’in filmi gibi bu uyarlama çok olumlu tepkiler almıştı. Bu versiyon Amerika Birleşik Devletleri’nde Coen’in filmi gibi bir çevrimiçi izleme platformunda, Amazon’da, izleyiciyle buluşmuştu.

2000’lerde Shakespeare eserlerinin benzer olarak güncellenmiş uyarlamalarına sıkça rastlanıyordu. Ethan Hawke ve Julia Stiles’ın yer aldığı, pek de beğenilmeyen Hamlet (2000) bu duruma örnek teşkil eden uyarlamalardan. Yine Julia Stiles’ın oynadığı Ten Things I Hate About You ve O, Shakepeare’in The Taming of the Shrew ve Othello’sunu 2000’li yıllarda liseye taşıyan versiyonlardı.

1990’ların Shakespearecisi ise tartışılmaz olarak Kenneth Branagh. Branagh tiyatro sahnesinde ve ekranda Shakespeare karakterlerini canlandırmanın yanı sıra Shakespeare projelerinin bir kısmının yönetmenliğini yaptı. 1990’larda yönettiği Much Ado About Nothing (1993), Othello (1995) ve Hamlet (1996) uyarlamaları söz konusu projelerden sadece bazıları. 1990’ların ve hatta geçmişin en yaratıcı uyarlamaları arasında benim ilk aklıma gelen, Baz Luhrmann’ın 1996 yılında vizyona giren Romeo + Juliet’i.

Shakespeare uyarlamaları elbette saymakla bitmez. Yukarıdakiler Anglo-Amerikan coğrafyasında çekilen ve bu nedenle daha çok görünürlük kazanan örnekler. Öykülerin geçtiği coğrafyalar ve karakterlerin kimliklerinin değiştiği başka örnekler olduğu gibi yenileri de gelecek. Ali Abbasi’nin yönetmenliğinde Noomi Rapace’ın başrolde olduğu bir kadın Hamlet filmi yakında karşımıza çıkacaklardan. Sonbaharda Gain’de yayına giren Kaan Müjdeci’nin Hamlet uyarlaması, kadın bir Hamlet’i tercih eden ve hikâyeyi özgün şekilde yerelleştiren başka bir uyarlama. Reha Erdem’in Hayat Var’ından (2008) sonra Elit İşcan ve Erdal Beşikçioğlu’nu tekrar buluşturan proje, Shakespeare’in Türkiye’deki çevrimiçi platformların da gündeminde olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki ilk kadın Hamlet3 ise geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Fatma Girik. Metin Erksan’ın filmi İntikam Meleği-Kadın Hamlet (1977), tıpkı Coen’in filmi gibi kendine özgü şekilde tiyatro ve sinema geleneklerini harmanlayan bir eser. 

Uyarlama söz konusu olunca genelde motivasyon sevilen bir metni ya kutlamak ya da yeni bir eleştiri için kullanmak oluyor. Coen’in versiyonu Macbeth’in öyküsüne çok büyük yenilik getirmemiş; fakat metnin şiirselliğini estetik ve yalın bir şekilde görselleştiren, izlemesi keyifli bir Macbeth sunmuş. Zaten kendisi de röportajlarında Macbeth’in ilgi duyduğu bir öykü olduğunu paylaşmış ve eşi Frances McDormand’ı tiyatro sahnesinde Lady Macbeth olarak izlerken hikâyeyi nasıl daha heyecanlı hâle getirebileceğini düşündüğünü eklemiş. Normalde Shakespeare izlemeyenleri de cezbedebilecek bir versiyon yapmaya çalıştığını ve Macbeth çiftini normalden daha büyük yaşta göstererek oyunun zaman ve evlilik konularıyla ilişkisine kendi perspektifinden eğildiğini söylemiş. Coen’in niyetine uygun bir sonuç elde ettiğini söyleyebiliriz. Dünyanın her bir yanında sarsıcı iktidar kavgaları devam ederken ve çevrimiçi izleme platformları yeni yayıncılık olasılıkları sunarken, Macbeth’in çok daha güncel ve eleştirel uyarlamalarının ise çok uzak olmadığını tahmin ediyorum.

The Tragedy of Macbeth, 2021,
kaynak: IMDB

1. McDormand ve Joel Coen aynı zamanda evliler.

2. Coen’in filmini eski uyarlamalarla karşılaştırırken yönetmenin Ross karakterine verdiği öneme değinen bir yazı için: “What makes Joel Coen’s Shakespeare unique: His ‘Macbeth’ is haunted by other movies.”

3. Shakespeare’in sahne uyarlamalarında kadın oyuncuların Prens Hamlet’i canlandırdığı örnekler mevcut; fakat Erksan’ın filmi Hamlet’i bir kadın olarak ekrana taşımak konusunda Türkiye’deki ilk örnek. Coen’in filminde cadıları canlandıran Kathryn Hunter ise Kral Lear’ı sahnede canlandıran ilk kadın oyuncuymuş.

Apple TV+, film, Joel Coen, Macbeth, Peyderpey, Şebnem Baran, uyarlama, William Shakespeare