ve Selefler
Türkiye’de 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde gerçekleşen iki turlu seçim, ülkenin gündeminin uzun süredir ana konusuydu. Seçim süreci kadar sonuçları da daha konuşulacaktır. Sürecin tüm katılımcılar için eşit ve özgür şartlarda gerçekleşip gerçekleşmediği üzerine yöneltilen sorular, ana akım ve geleneksel medya ile sosyal medyanın toplumsal hayata etkileriyle bağlantılı. Bu bağlantıları inceleyen ve Türkiye’den çok uzakta geçen kurgusal bir örnek ise HBO dizisi Succession.
Geçtiğimiz günlerde ekranlara veda eden dizinin başkanlık seçimiyle ilgili “America Decides” isimli bölümü Türkiye’deki seçimin ilk turuna denk gelince sosyal medyada çokça konuşulmuştu. Amerika’daki Trump dönemine ve o dönemde artan toplumsal gerginliğe atıfta bulunan bölüm, alternatif gerçek kavramı ve medyanın kutuplaşmaya etkisi konusunda dizinin her zamanki tarzında önemli ve yerinde eleştirilerde bulunuyordu. Gittikçe artan küreselleşme ve sosyal medya platformlarının popülerliği tüm bu eleştirileri Türkiye’yle de alakalı kılıyor. Son bölümü “With Open Eyes” ise direkt siyasi eleştirilerden uzaklaşarak dizinin ana sorusuna yanıtlamaya odaklanmış. Böylece Roy ailesinin şirketlerinin başına Logan Roy’dan (Brian Cox) sonra kimin geçeceği sorusuna bu bölümde yanıt bulurken aynı anda kardeşlerin arasındaki ilişkiye bir kez daha yakından bakıyoruz. Zaten dizinin adı Succession ana konusu olan vâris belirleme sürecine atıfta bulunuyor.
Ben de daha evvel Peyderpey’de Logan Roy’un çocuklarına uyguladığı duygusal şiddetten ve bitmeyen manipülasyonlarından söz etmiştim. Son sezonu ya da son bölümü henüz izlemeyenler için buraya ufak bir sürprizbozan notu bırakıp yine babalarının davranışlarının Roy kardeşlerin akıbetine kaçınılmaz etkisinden söz etmek gerek. Amerika’nın siyasal iklimine değinen sondan üçüncü bölüm “America Decides” ile Roy hanedanın yeni hükümdarını ya da gerçek tabiriyle CEO’sunu belirleyen son bölüm “With Open Eyes”ın yanı sıra iki bölüm arasındaki “Church and State” isimli bölüm söz konusu etkiyi anlamak için önemli. Çünkü “Church and State” bölümüyle dizi, izleyicilere Connor (Alan Ruck), Kendall (Jeremy Strong), Shiv (Sarah Snook) ve Roman Roy’un (Kieran Culkin) babalarının cenazesini ve çocukların vedalarını göstererek politik eleştiri çerçevesinden karakterlerin çelişkilerine geçiş yapıyordu.
Macall Polay/HBO, kaynak: NPR
Greg (Nicholas Braun) ve
Tom (Matthew Macfadyen),
Macall Polay/HBO, kaynak: NPR
Bu yüzden 14 Mayıs-28 Mayıs tarihleri arasında yayınlanan üç bölüme, karakterlerin yolcuğunu anlamak için yakından bakmalı. Son üç bölümün ilki “America Decides”, izleyicilere Logan Roy’un çocuklarının dünya yansa da dertlerinin babalarının koltuğuna geçebilmek olduğunu hatırlattı. Kendall, Roman ve Shiv, babalarının ölümü sonrası, satılma aşamasındaki şirketler grubuyla ilgili kısa zamanda anlaşmazlığa düşünce Shiv, kardeşleri Kendall ve Roman’ın cephesinden ayrılmıştı. Başkanlık seçiminde henüz sonuç netleşmemişken kardeşlerin televizyon kanalı ATN, Trump’ı anımsatan Cumhuriyetçi aday Jeryd Mencken’in (Justin Kirk) kazandığını açıklamıştı. Vârislik iddiası olmayan –ve kendisi de kaybetmeye mahkûm bir başkan adayı olan– en büyük kardeş Connor konuya çok dahil olamazken Kendall, Shiv ve Roman, bu şekilde şirketlerinin geleceği konusunda Mencken’den medet umarak siyasi kutuplaşmaya taraf oldu. Roman tereddütsüz şekilde Mencken’le işbirliği yapmak isterken, kendi kızı Mencken’in ırkçı söyleminden bire bir etkilenen Kendall ile ailenin sözde en liberal üyesi Shiv de biraz tereddüt sonrası Roman’ın atağını kabul etti.
“Church and State” bölümünde ise Roman, babasının cenazesinde ufak çaplı bir sinir krizi1 geçirip bir önceki bölümdeki atağın avantajını yitirdi. Amcaları Ewan’ın (James Cromwell) Logan’la ilgili çarpıcı konuşması ve Roman’ın kürsüde konuşamayıp gözyaşlarına boğulması sonrasında Kendall’ın babasıyla ilgili söyledikleri ve Shiv’in nispeten daha duygusal sözleri, ikilinin “taht” iddiasının devam ettiğine işaret ediyordu. Cenaze öncesinde Roman ve Kendall, kırılgan ittifaklarının bozulmaya meyyal hâline rağmen bir süre Shiv’e karşı direnebilmişti. Ancak dengeler değişince, Kendall ve Shiv yine Waystar Royco grubunun “tahtının” en iddialı vâris adayları oldu.
Shiv (Sarah Snook),
Macall Polay/HBO, kaynak: NPR
“With Open Eyes” isimli son bölüme kadar Shiv, şirketi almaya hazırlanan Lukas Mattson (Alexander Skarsgård) ile işbirliği yaparken Mattson’un kendisini CEO yapmayacağını öğrenince Roy kardeşlerin son bir kez daha bir araya gelme şansları oldu. Annelerinin Karayipler’deki evinde bir araya gelen üçlü, önce annelerinin davetinin ardında kendi ekonomik çıkarı olduğunu anladılar. Sonra, Mattson’un Shiv’i ekarte etme planını öğrenip Waystar Royco grubunu satmamak için beraber bir çıkış aramaya başladılar.
Lukas Matsson (Alexander Skarsgård), David M. Russell/HBO, kaynak: NPR
Succession işte tam bu noktada daha evvel çeşitli yol ayrımlarında yaptığı gibi bizi kardeşlerin baş başa kaldıklarında nasıl bir dinamikleri olduğunu gösterdi. Pek çok eleştirmenin ve izleyicinin sosyal medyada dile getirdiği gibi bir araya gelince çocuklaşan üçlü, bir kez daha dünyaya karşı kendi cephelerini oluşturmaya karar verdi. Önce sahilde sonra mutfakta şakalaşırlarken, manipülatör babaları Logan ve ihmalkâr anneleri Caroline’nin (Harriet Walker) etkisinden uzaklaşabildikleri anlarda, Roy kardeşlerin dünya üzerinde birbirini en iyi anlayan insanlar olduğunu gördük.
Aslında, dizinin önceki sezonlarında babalarına karşı bir araya gelme denemeleri olan üçlünün planları bazen Logan’ın manipülasyonları etkisinde verdikleri kendi kararları, bazen de Roy ailesinin yörüngesinde yer alanların ihanetleri sonucunda hep başarısız olmuştu. Logan’ın ölümü babalarının müdahalesinden korunmalarını sağlarken Kendall, Shiv ve Roman’a gerçek bir birleşme şansı veriyordu. Ben ve benim gibi başka izleyiciler, bencilliklerini defalarca gösteren karakterlerin –üstelik dizi açık bir biçimde karakterlerin sınıfsal kimliklerini eleştirirken– yine de birleşmesini umuyorduk.
Fakat son bölüm benim gibi izleyicilerin beklentilerini boşa çıkardı. Logan Roy’un halefinin kim olacağına dair teoriler sosyal medyada son dakikaya kadar devam ederken, Roy’un tek kızı Shiv’in oyuyla şirketler grubunun başına, Roy kardeşlerden biri yerine Shiv’in bir dargın bir barışık olduğu eşi Tom (Matthew Macfadyen) geçti. Roman, sonlara doğru artan kararsızlığına rağmen Kendall’ın planı doğrultusunda oy verdi. Tabii bu kararında Kendall’ın Logan’ın zorbalığını anımsatan tavırlarının etkisi söz konusu.2 Taraflar arası eşitliği bozacak oy için sıra kendisine gelen Shiv ise birden panikledi. Tıpkı üçüncü sezonda olduğu gibi Shiv, kardeşlerin birleşme şansını yok etti. Dizinin yazarı Jesse Armstrong ve son bölümün yönetmeni Mark Mylod ile yapılan sahne arkası röportajlarında, Shiv’in plandan vazgeçmesinden kendini sabote etmesi olarak bahsedilmiş. Ben ise bunu Logan’ın kardeşlerde yarattığı tahribatın son sonucu olarak görüyorum. Elbette tek böyle düşünen ben değilim. Elaine Lui diziye ilişkin yazısında, çocuklardan hiçbirinin “tahta” çıkamamasının baba istismarının verdiği zarardan kaynaklandığını söylemiş.
Tom (Matthew Macfadyen) ve
Shiv (Sarah Snook), HBO, kaynak: NPR
Son bölüm bize Logan her ne kadar hayatta olmasa dahi çocuklarının birlik olma ihtimalini ortadan kaldırmak için yıllarca sarf ettiği çabanın, ölümünden sonra hâlâ etkisini koruyabildiğini gösterdi. Hatta kardeşlerin birleşememelerinin ya da sadece kısa süreli birleşebilmelerinin yanı sıra, şirketle ilgili kararlara dahil olan hissedar ve yöneticiler tarafından ciddiye alınmamalarının ardında da Logan Roy’un çocuklarının itibarı üzerinde yarattığı tahribat var. Bu tahribatın derinliği ve kendi kendini yeniden üreten mekanizmaları açıkça dile getirilmeden Logan’ın çocuklarının, dizinin son anlarında Shiv’in karar değişikliğiyle birbirine düşmesi anlaşılamaz. Çok kısa süre evvel şakalaşıp gülen üçlünün bir anda birbirine en kırıcı şekilde saldırmasının3 ve babalarının hâkimiyeti gibi sorgulanamaz bir güce sahip olmak dışında hiçbir alternatifi kazanmak olarak görmemelerinin arkasında yıllarca süren duygusal istismar var. Logan çocuklarında öyle bir psikolojik yara açmış ki kazanma istekleri ile başkasına zarar verme istekleri birbirine karışmış. Yine aynı nedenden birleşme ihtimalleri onları korkutuyor, çünkü babaları daha önce buna hiç izin vermemiş.
Logan’ın yıllar yılı çocuklarının akıllarına ve hatta kalplerine soktukları öyle bir günde geride kalacak şeyler değil. Böyle psikolojik tahribatlar sadece bireyleri değil toplumları ve toplumlarda yer alan kurumları da uzun dönemli etkiliyor. Şartlar değişirken fikirler aynı hızda değişmeyebiliyor. Son bölüm sonrası internette Shiv’i ve diğer Roy çocuklarını –ve de yazarların karakterlere uygun gördüğü davranışları– eleştiren paylaşımlar hiç az değildi. İzleyiciler, karakterleri tıpkı gerçek hayatlarında karşılaştıkları insanlar gibi yargılayabiliyor. Elbette gerçek hayatta karşılaşılan insanların dizi karakterlerinden farkı, bireylerin özgür iradelerinin olması. Ancak özgür irade doğrultusunda verilen kararlarda yıllar yılı bize söylenenler, öğretilenler ve anlatılanların etkisi çok. İşte bu sebeple hem medya hem de eğitim sistemi üzerinden uzun yıllar boyu söylenenler, öğretilenler ve anlatılanlar muhakkak göz önünde bulundurulmalı. Hem toplumsal hem bireysel kararları anlamak için sadece yakın geçmişe bakmak yetmez. Analizler daha geniş zaman dilimlerini çerçeveye almalı. Gerçek hayata kurgudan örnek verecek olursak, özetle Shiv’in kararıyla Roman ve Kendall’ın tepkilerinden evvel Logan’ı ve onun verdiği zararı konuşmalı. Yoksa Logan’ın hayaleti gibi görünmez bir rakibin tekrar tekrar yenilgisine uğramak kaçınılmaz.
1. Bu sahnede Roman’ı canlandıran Kieran Culkin’in sesinin çocuklaştığı performansı görülmeye değer.
2. Üçüncü sezonda babasının Roman’a attığı tokata tepki veren Kendall, dizinin son bölümünde Roman’ın yüzündeki dikişi açacak şekilde Roman’ın yüzünü omzuna bastırmaktan çekinmiyordu. Bazı izleyiciler ve Kendall’ı canlandıran Jeremy Strong, sahneyi farklı yorumlamış.
3. Roman’ın Kendall’ın çocuklarıyla ilgili yorumu bu acımasız saldırılara örnek.