Peyderpey
Bir Rüzgâr Gibi
Geçen Quibi

Yeni yılın ilk günlerinde pazara giren iki yerel online izleme platformu, Exxen ve Gain, COVID-19 sonrası dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de internet yayıncılığının öneminin arttığına işaret. İki platform, yayın hayatlarına başlamalarının hemen ardından hem basında hem sosyal medyada bolca konuşulurken yerel ve yabancı diğer platform örnekleriyle karşılaştırıldı. Aslında tüm platformları çeşitli şekillerde sınıflandırmak mümkün. Bu yüzden çoğu zaman karşılaştırmalar üyelik/ödeme modeli, içerik türü, televizyon kanallarıyla kurumsal ilişki olup olmaması ve kullanıcının içerik yükleyip yükleyememesi gibi noktalara bakılarak yapılıyor. Hâl böyle olunca kısa içerik dağıtımına odaklanan Gain, pek çokları gibi benim de aklıma Quibi örneğini getirdi.

Türkiye pazarının kendine özgü özellikleri ve Gain’in çok yeni bir platform olması nedeniyle, niyetim bu aşamada Quibi ve Gain’i karşılaştırmak değil. Daha ziyade 2020 yılı geride kalırken, yayın hayatı aynı yıl içinde başlayıp biten Quibi deneyimini tarihe not düşmek istiyorum.

Yayın hayatı 2020’e sığan Quibi’nin ortaya çıkışı aslında 2018’e dayanıyor. Projenin, ayak üstü atıştırmak anlamına gelen quick bites ifadesinden evrilen ve mobil izlenecek kısa içerik formatına atıfta bulunan Quibi isminden önceki adı, pek yaratıcı olmayan NewTV. Eski Disney yöneticisi Jeffrey Katzenberg’in finanse ettiği ve yine eski bir Disney yöneticisi –ve eski Kaliforniya vali adayı– Meg Whitman’ın CEO’su olduğu şirket, bu iki ismin etkisiyle yatırımcılardan hızla kaynak toplayıp adını sektöre duyurmuştu.

1997’de Disney’den 250 milyon dolar tazminatla ayrılan Katzenberg, Dreamwork Animation ile başarılı projelere imza attığı için teklif götürdüğü yatırımcıların yanında içerik üreticileri ve oyunculardan olumsuz yanıt almamış. Quibi’ye yatırım yapanlara ve orijinal içeriklerde1 yer alan isimlere bakınca bu daha da belirgin hâle geliyor. Game of Thrones’un Sansa’sı Sophie Turner ve sosyal medyanın çok konuşulan isimlerinden model-yemek kitabı yazarı Chrissy Teigen gibi Quibi ekran yüzlerinin yanında Guillermo del Torro, Steven Spielberg ve Sam Raimi gibi yönetmenler projeye dahil olan isimler arasında. Yatırımcılar arasında ise Goldman Sachs, Disney, Lionsgate, BBC Studios, Time Warner ve Sony gibi büyük şirketler var. 

Açıkçası başında Katzenberg olmadan aynı proje söz konusu şirketlere gitse, aynı yatırımı yapacaklarını pek zannetmiyorum; çünkü Quibi’nin işleme ve üyelik modeli açıklandığında herkesin aklına aynı soru geldi: YouTube’da, TikTok’ta ve Twitch’te bedava erişilen kısa içerik için neden izleyiciler Quibi’ye para versin? Kimse bu soruya tatmin edici bir cevap veremezken Quibi, “kaliteli” diyerek pahalıya mal olduğunun altı çizilen kısa süreli içerikler, projelerde yer alan ünlü isimler ve özellikle gençler arasında artan mobil izleme oranlarına verilen referanslarla pazarlanmaya devam etti. Öte yandan Steven Spielberg’in yapımcılığını üstlendiği korku dizisinin –sanki lokasyon ayarları manipüle edilemezcesine– sadece hava karardıktan sonraki saatlerde izlenebileceği ve yine içerik izlenirken ekranın yatay veya dikey olmasına göre kadrajın değişeceği gibi, izleyici deneyimine odaklanan açıklamalar devam etti.

Turnstyle adı verilen bu kadraj değiştirme teknolojisi, Quibi’nin karşına çıkan ilk sorun oldu. Eko isimli bir başka şirket, Turnstyle teknolojisini kendilerinden çaldığı iddiasıyla dava açtı. Quibi’nin ilk safhalarından galip çıktığı kanuni süreç hâlâ devam ediyor.

Quibi uygulamasında, görüntünün 

ekran kullanımına göre kadrajlandığı mesajını veren ilan

Şirketin eleştirildiği bir diğer nokta, içeriklerin on dakika ve altında olması nedeniyle sendika kurallarındaki bir boşluktan faydalanıp, çalışanlara sendikanın gerekli kıldığından daha az ödeme yapmasıydı. Yayımlanan dizilerin bazılarının, bölümleri on dakika ve altında olmasına rağmen doksan dakikalık film gibi çekildiği ortaya çıktı; yani Quibi içeriği film gibi çekip sonra bölmüştü ama bölüm sürelerini kısa tutarak, film standartlarının altında bir ödeme yapmayı garantilemişti.

Quibi’nin yayın hayatı devam ederken sorunlar Turnstyle ve sendika kurallarıyla sınırlı kalmadı. İçeriklerin sadece mobil cihaz ve tabletlerde izlenebilmesinin yarattığı tepkiler dışında, uygulamanın ekran resmi alınıp paylaşılmasını engellemesi eleştirilere neden oldu. Platform daha sonra ekran resmi almayı mümkün kıldı ama bunu telefonun tuşuyla değil de pop-up bir menüyle yapınca yine kullanıcılar memnun olmadı. Hedef alınan genç izleyici kitlesinin içerikle ilgili sosyal medyada paylaşım yapmayı ne kadar sevip önemsediğine bakınca bu engelin olumsuz etkisi yadsınamaz.

Başta projenin başarısızlığını pandemide okula ve işe gitmek için yolda zaman harcanmamasına ve bu nedenle mobil izleme oranlarının düşmesine bağlayan Katzenberg, daha sonra yenilgiyi kabul etti. 21 Ekim’de kapatılacağı açıklanan platform, 1 Aralık itibarıyla yayın hayatına son verdi.

Medya sektörüne odaklanan yayınların yanı sıra ana akım medyada Quibi’nin başarısızlığı çoğunlukla, yaşı ileri yöneticilerin medya ekosistemini ve özellikle genç kullanıcıların alışkanlıklarını anlamamalarına bağlanıyor. Katzenberg gibi eski jenerasyon yöneticilerin arkalarına aldıkları finansal destekle YouTube, TikTok, Twitch ve diğer platformlardan izleyici çalma çabası çok şaşırtıcı değil. Bu amacı gerçekleştirecek kadar genç kullanıcı alışkanlıklarına hâkim olmamaları da anlaşılabilir. Fakat en başta paylaştığım platformları karşılaştırmak için kullanılabilecek üyelik/ödeme modeli, içerik türü, televizyon kanallarıyla kurumsal ilişki olup olmaması ve kullanıcının içerik yükleyip yükleyememesi gibi noktalara dönecek olursak, unutulan çok daha basit ama önemli bir şey var. YouTube, TikTok, Twitch ve diğer benzer platformlar, kullanıcıların kendi içeriklerini üretip takipçileriyle direkt iletişim kurabildiği bir sistem sunuyor. Evet, içerik üretenlerden yarı profesyonel olanlar veya süreçte profesyonel olup televizyon ya film sektörüne geçenler oluyor. Zaman zaman hâlihazırda profesyonel üretici olanlar da aynı platformlara geçip izleyicileriyle bire bir iletişim kurup yer edinebiliyor.2 Fakat hedef alınan o genç kitleden kimse Guillermo del Torro ya da Steven Spielberg’in hazırladığı içeriği izlemek için bu platformlara gitmiyor. 

O yüzden söz konusu platformlar özellikle genç izleyicilere hitabeden yeni yatırımlara ilham olacaksa öncelikle içerikler tek elden seçilip yüklenmeyecek. Ayrıca kullanıcıların birbiriyle ve içerik yükleyenlerle iletişim kurabileceği bir arayüz olacak. Tabii platformun başarısı son kertede yine izleyicilerin beğeni ve taleplerine bağlı. Hoş, ben şahsen bir sonraki popüler platformun hâlihazırdaki modellere öykünmeyen yepyeni bir model olacağına inanıyorum; çünkü yarış geriye bakarak koşmak için fazlasıyla hızlı artık.

1. Orijinal içeriklerin bir kısmını görmek için: “A Handy Guide to Everything on Quibi Right Now

2. Brie Larson böyle örneklerden biri: “Quarantine Has Driven Brie Larson to Become *Gasp* a YouTuber”

dijital kültür, internet, Peyderpey, Quibi, Şebnem Baran, streaming media, yayıncılık