Bugünlerde, ekim ayında yeni sezonu yayına giren HBO’nun Succession dizisinden kaçmak mümkün değil. Viral klipler, talk show’lar,1 dergi röportajları2 ve sosyal medya paylaşımları, dizinin üçüncü sezonunun bol bol reklamını yapıyor.
Son iki yılın Emmy’lerinde toplam yirmi üç dalda aday olup dokuzunu kazanan bol ödüllü Succession, birkaç yıldır senaryosu ve oyunculuk performanslarıyla konuşuluyor. Rupert Murdoch’un ailesinden ilham aldığı gizlenmeyen dizi, ultra zenginlerin hayatlarını ışık tutması ve bunu yaparken de Murdoch ailesinin deneyimlerinin bir kısmını kullanması3 ile dikkati çekiyor. Bir izleyici olarak dizide benim ilgimi çeken ise çocukları üzerinde duygusal baskı uygulayan bir babanın dört kardeş üzerindeki büyük etkisi ve dizinin yazarı Jesse Armstrong’un bu etkiyi ortaya koymaktaki başarısı.4
kaynak: IMDb
Dizi basında büyük oranda Murdochlar ile beraber anılıyor ama televizyon yazarlığı kariyerine skeç ve komedilerle başlayan Armstrong, Murdochlar dışında Redstone ve Suzlbergerler gibi başka medya hanedanlarından ilham aldığını söylemiş. Roy ailesinin babası Logan (Brian Cox), tıpkı Avusturalyalı Rupert Murdoch gibi Amerika’da dünyaya gelmemiş; İskoçya’da doğup Kanada’da büyümüş, daha sonra Amerika’da büyük bir medya imparatorluğu kurmuş. Succession, Logan Roy’un kendisinden sonra bu imparatorluğun başına kimin geçeceği konusunda karar vereceğini söylemesiyle başlıyor. Logan’ın çocukları kadar şirketin üst düzey yöneticilerini de heyecanlandıran bu açıklama, süre geçtikçe bitmeyen bir kedi-fare oyununa dönüyor. Logan her an başka bir adaya umut verirken diğerlerinin yaşadığı sıkıntıyı izlemekten keyif alıyor.
Nicholas Braun ve Kieran Culkin (önde), Succession’da
Dört çocuk, bu süreçten en büyük zararı görenler. Logan’ın ilk eşinden olan oğlu Connor (Alan Ruck) şirket işlerinin daha dışında; kardeşlerinden farklı bir anneye sahip ve aslında kendisini işlerle beraber aileden uzak kalmış hissediyor. İkinci eşinden olan oğlu Kendall (Jeremy Strong) ve kızı Siobhan “Shiv” (Sarah Snook) ile en küçük oğlu Roman (Kieran Culkin), şirketi devralmak konusunda umutlu. Logan’ın en çok ümit verdikleri ise Shiv ve Roman.
Logan’ın yeğeninin oğlu Greg (Nicholas Braun), üst düzey yönetici ve aile dostu Gerri (J. Smith-Cameron), Shiv’in eşi Tom (Matthew Macfadyen) ve Logan’ın zaman zaman karşımıza çıkan son eşi Marcia (Hiam Abbas), çekişmeden etkilenen diğer karakterler arasında.
İlk bakışta –ve hatta devam bakışların çoğunda– tüm bu karakterlerin, pastadan büyük pay kapma çabasında, başkalarını önemsemeyen, kötülük yapmaktan ve kendilerini sevenlere zarar vermekten çekinmeyen, bencil insanlar olduğunu söylemek mümkün. Siyasi emelleri olan Connor, kendi çocuklarını ihmal eden ve uyuşturucu aldıktan sonra trafik kazasıyla ölüme sebebiyet veren Kendall, eşi Tom’un dertlerini önemsemeyip babasına iyi gözükmek için siyasi prensiplerinden zaman zaman vazgeçen Shiv ve maddi kaynaklarını muhafaza etme peşindeki Roman, zenginliğin mümkün kıldığı ayrıcalıklı hayatlarında5 sığlıklarını bolca gösteriyor. Roy kardeşler, etraflarındaki diğer herkes gibi birbirine de bol bol ihanet edip zarar veriyor.
Tüm bunlar yüzünden karakterler, sevilecek ya da sempati duyulacak türden değil. Zaten dizinin izleyicilerinin çoğu, Royların arasında liderlik yarışında kimi destekledikleri sorusuna yanıt vermekte zorlanıyor; çünkü kolayca tarafı tutulacak kimse yok.
Aslında dizinin ana eksenindeki liderlik yarışı kazanılabilecek bir yarış değil. Logan’ın manipülatif oyunları karşısında herkes kaybediyor. Gözle görülen en büyük kaybı, gitgide bozulan psikolojisiyle Kendall yaşıyor. Şirketin üzerini örttüğü taciz ve tehdit vakaları konusunda suçu üstlenmeye zorlanınca babasına karşı savaş açan Kendall’ın, işler istediği gibi gitmedikçe akıl sağlığı sarsılıyor. Öte yandan tüm kardeşler, kolektif olarak babalarının açtığı yaralara karşı birbirini destekleme ihtimallerini kaybediyor.
Halbuki bencillikleri öne çıkan Royların, kardeşlerini önemsediğini gösteren anlar var dizide. Armstrong’un senaryosu böyle anları ince detaylarla ve kısa sahnelerle gösteriyor. Bu anlardan biri Kendall’ın, babaları Logan en küçük kardeş Roman’a saldırdığındaki tepki anı. Logan’ın duygusal şiddetle beraber geçmişte çocuklara fiziksel şiddet de uyguladığına işaret eden bu sahnede, Kendall’ın olaya müdahalesi ve babasına kardeşine dokunmaması konusundaki isyanındaki nüans, kardeşlerin o kadar da birbirinden uzak olmadığını ve bencilliklerinin kökeninde Logan’ın kışkırtmaları olduğunu ortaya koymuştu.
Çoğu zaman birbirini bir kaşık suda boğacak gibi olan kardeşlerin zarar verme içgüdülerinin altında başka hisler yatıyor. Kendall’ı canlandıran Jeremy Strong’un etkileyici bir performansla kardeşlerin birbirinin desteğini aradığını gösterdiği bir diğer an ise kız kardeşi Shiv’e, babaları kendisine ihtiyaç duymazsa ne yapacağını bilmediğini söylediği konuşma.
Bir önceki sezonda Avrupa’da anneleri Caroline’i ziyarete giden Kendall ve Roman’ın uyanıp annelerinin gittiğini gördükleri anda geçmişte defalarca yaşadıkları hayal kırıklığını yansıtan bakışmaları yukarıda söz ettiğim anlara bir diğer örnek. Tabii aynı bölümün başında henüz Kendall onlara katılmadan evvel Shiv ve Roman’ın, mal paylaşımı konusunda anneleriyle pazarlığa gönderildiğini eklemek gerek.
Son sezonda ise Logan’a karşı gelen Kendall’la pazarlık etmeye gelen Shiv, Connor ve Roman, kardeşler arasındaki dinamiği ortaya koyan yeni bir sahnede buluşuyor. Yine bir posta atışıp kapışan kardeşler, tam sakinlik içerisinde konuşacakken babalarından gelen donut paketini görüyor. Logan’ın çocukların beraber olduklarını bildiğini gösteren bu hareketi, kardeşler arasındaki yaklaşma anını hemen bozuyor ve Roylar yine birbirine sırtını dönüyor.
Söz konusu sahneyi içeren üçüncü sezon ikinci bölümü inceleyen yazısında Maria Tallarico, dört kardeşin baş başa kaldığı tüm zamanlarda çocukluk travmalarının etkisiyle aynı rollere büründüğünü söylemiş. Tallarico, büyük iki kardeş (Connor ve Kendall) ve küçük iki kardeşin (Shiv ve Roman) yetiştirilmelerindeki farklara değinirken, ben Logan’ın manipülasyonlarından en çok etkilenenlerin Kendall ve Shiv olduğunu düşünüyorum. Liderlik pozisyonunu hak ettiğini düşünen Shiv ve şirketin başına geçmek istemesinin tek sebebi babasının onayını alabilmek olan Kendall, sık sık Logan tarafından karşı karşıya getiriliyor.
Bu nedenle en cesur adımları atan her zaman o ikisi oluyor. Connor ve Roman ise büyük adımlardan kaçınıyor. Örneğin, son sezonun üçüncü bölümünde Connor ve Roman, yine Logan’ın talebi ile Kendall’ı kötüleyen bir basına açıklaması yazan Shiv’e katılmayı reddederken, biraz sorumluluktan kaçarken biraz da açıklamanın Kendall’a etkisinden çekindiklerini görüyoruz. Shiv ise çok tereddüt etmeden kardeşi Kendall’ı sarsacak detayları basınla paylaşıyor. Böyle gelişmeler kardeşlerin birbirine güvenme ihtimalini sürekli baltalıyor. Oysa birlikte hareket ederek, ilerleyen yaşında değişen dünyada gücünü gitgide kaybeden Logan’ı alt etmeleri imkânsız değil. Ancak Logan’ın çocuklarına yönelik davranışları böyle bir ihtimalin birkaç dakikadan fazla düşünülmesine bile izin vermiyor.
Yani Logan gücünü tüm manipülatif hakaretleri ve sevgisizliğinin yanında aktif olarak kardeşlerin birbirine destek olmasını engellemek için yaptıklarından alıyor. Onun tüm müdahalelerine karşı kardeşlerin hafızalarında hâlâ paylaştıkları –az sayıda olsa da– güzel anlar var. Mesela şirketin halkla ilişkiler ekibi, Logan’ın imajını düzeltmek için Roman’dan babasıyla ilgili güzel anılarını bir röportajla anlatmasını isteyince Roman beraber balık tutmalarından söz ediyor. Logan daha sonra oğluyla dalga geçerken hikâyenin nereden çıktığını soruyor. Böylece Roman’ın güzel anısında ona eşlik edenin babası Logan değil ağabeyi Connor olduğunu göstermiş oluyor dizi bize.
Bence Succession’u özel yapan, güncel siyasi olaylara atıfta bulunan şirket entrikaları ve şirket sahiplerinin karmaşık hayatları değil. Logan’ın çocuklarına uyguladığı duygusal şiddeti ve bu şiddetin sonuçlarını gösteren yukarıdaki gibi ince detaylar. Armstrong’un komedi yazarlığı geçmişi viral olan komik diyaloglarda etkisini gösteriyor olmasına karşın, dizinin başarısından söz ederken, kurduğu kompleks aile ilişkilerinin derinliğine değinmek lazım.
Succession’ın dördüncü sezonu geçtiğimiz haftalarda onaylanmış. Armstrong ise daha evvel beş sezondan daha uzun bir dizi hayal etmediğini söylemişti. Yani iki sezon sonra Roy ailesinin tüm üyelerinin akıbetini öğrenmiş olacağız. Bakalım Logan Roy’un çocukları, sürekli onları iten, zorlayan, hırpalayan ve canlarını acıtan babaları ve onun yarattığı travmalara karşı beraber hareket edebilecek mi? Birbirlerine destek olamasalar da en azında bu deneyimde yalnız olmadıklarını kabul edebilecekler mi? Yoksa Logan Roy kendi veliahdını seçme kisvesi altında tüm çocuklarının sonunu mu getirecek?
1. Kalabalık kadronun Stephen Colbert’e konuk olduğu program YouTube’da izlenebilir.
2. Siobhan “Shiv” Roy rolündeki Sarah Snook ile bir röportaj için: “Sarah Snook Finds the Success in Succession”
3. Logan ve Kendall’ın Amerikan Senatosu’nda ifade verdiği sahne ile Rupert Murdoch ve oğlu James’in İngiltere’de meclis komisyonu karşısındaki konuşmalarını karşılaştıran bir klip için: “The Spinoff: Succession’s Logan Roy vs real life’s Rupert Murdoch”
4. Bölüm yazarları pek çok diğer dizideki gibi değişiyor. Ancak Armstrong’un, senaryoda İngiliz modelinin etkisiyle ABD standartlarına göre daha fazla etki ve kontrole sahip olduğunu söylemek mümkün. İlk iki sezonda da on bölümün üçü Armstrong tarafından yazılmış.
5. Royların “eski para” olarak tabir edilebilecek rakip Pierce ailesiyle bir araya geldiği sahnelerde ise Armstrong’ın sınıfsal eleştirisi daha belirgin hâle geliyor.