MasterChef Türkiye, 2021,
televizyon ekranından fotoğraf:
Manifold
Peyderpey
MasterChef

Dizi sezonu bittikten sonra yaz aylarında televizyon ekranlarına genelde bir rehavet çöker. Dizilerle beraber canlı yayın yapan pek çok program tatile girer. Ekranlardan giden içeriklerin yerini eski dizi tekrarlarının, yaz dizilerinin ve yaza özel bazı programların almasına izleyiciler de alışır.1

Çevrimiçi izleme platformları yaygınlaştığı için yaz ekranına eskisi gibi ihtiyaç duymuyor izleyiciler belki. Ancak her zaman olduğu gibi televizyon hâlâ erişimi daha kolay bir kafa dağıtma aracı. Ülke ve dünya gündemini göz önünde bulundurunca kafa dağıtma ihtiyacı aşikâr.

Söz konusu ihtiyacı karşılasın ve karşılamasın, televizyon yadsınamaz sayıda izleyici tarafından izleniyor. Bu yaz ise haber programları dışında ekranların en görünür içeriği MasterChef Türkiye. Eleme ve düello aşamaları biten ve final turu devam eden yarışmanın esas kısmı henüz başlamadı; fakat yeni bölüm ve tekrarların yayımlanma sıklığına bakınca yarışmayı görmemek için özel bir çaba sarf etmek lazım.

Formatın özellikleri, bu anlık karşılaşmaları kolayca uzun izleyicilik deneyimlerine dönüştürüyor. Komik veya tansiyonu yüksek anlar içeren tanıtımlar merak uyandırıyor. Eleme ve düello turlarında bireysel ve grup olarak yarışıldığı için tüm programı izlemeden bazı yarışmacıların mücadelesi kolayca takip edilebiliyor; yani programa kapılmak için bölümü baştan beri izlemeye gerek yok. Epey uzun bir süre devam eden bölümlerin içine herhangi bir noktadan girilmesi mümkün. Bir izleyici olarak bana en ilginç gelen ise yarışmaya biraz bakınca yarışmacılardan birini ya da bazılarını “tutma” içgüdüsü.

Toplumsal kutuplaşmanın sosyal medya etkisiyle tavan yaptığı bugünlerde, taraf tutma hissinin beslenmesi kime ne kadar fayda eder meçhul. Ancak her türlü etik probleme rağmen izleyicilerin çoğu, hayatında en azından bir dönem MasterChef gibi reality TV programlarını takip ediyor.

Türkiye’nin diğer çok izlenen reality programı Survivor’ın son sezonu biter bitmez yeni sezonu yayına giren MasterChef, türün genel özelliklerini taşıyor. Mesela yarışmacılara sık sık öyküleri ve zorlu geçmişleri soruluyor. Elemeye geldiklerinde yanlarında olan yakınları gösterilerek öyküler destekleniyor. Elemeyi geçip başka yarışmacılarla üçlü olarak yarıştıklarında aynı zorlu öyküler hatırlatılıyor. Hoş, programın sunucularının ve kazananlara karar veren jürideki şeflerin, programın pek çok muadilindekine göre öykü sorma sürecine daha hassas yaklaştığını düşünüyorum. Fakat her hâlükârda kişilerin yaşadıkları anlattırılarak melodramatik bir etkinin arandığı kesin.

İlk olarak İngiltere’de yayımlanan MasterChef formatının farklı ülkelerde uyarlamaları olduğu gibi 8-13 yaş grubu çocukların yarıştığı bir versiyonun da uyarlamaları var. Hatta Amerika versiyonunda ünlü şef Gordon Ramsey yer alıyor. MasterChef gibi yemek üzerine odaklanan reality TV programları tüm dünyada popüler. Bu nedenle çeşitli formatları karşılaştıran akademik araştırmalar2 mevcut. Geleneksel medyada yer alan haberler ile internetteki yorumlara bakınca tıpkı araştırmacılar gibi izleyicilerin de formatları karşılaştırdığı görülüyor. Örneğin jüri üyelerinin yarışmacılara kızıp bağırdığı formatların aksine The Great British Bake Off (ya da ABD’de yayımlandığı adıyla The Great British Baking Show) daha sakin ve arkadaş canlısı ortamı nedeniyle beğeniliyor.

MasterChef Türkiye kendine sanki bu iki tarzın arasında yer bulmuş. Şefler zaman zaman kızıyor ve sert davranıyor. Bazen yarışmacıları iddialı olduklarını kanıtlamaları için diğer yarışmacılara sataşmaya teşvik ediyorlar. “Kazanmayı çok isteyen kendinden emin konuşur” gibi bir alt mesaj var olmakla beraber, kimsenin şeflere saygıda kusur etmemesi bekleniyor. Gitgide artan rekabet, yarışmacılar arası gerginliklere neden oluyor. Öte yandan özellikle geçmiş deneyimleri zor olan yarışmacılar ile ortalamadan daha genç ya da daha yaşlı adaylara karşı bir hassasiyet hissediliyor.

Tüm bunların ötesinde, ülke mutfağının önemine yapılan atıfla beraber farklı coğrafya ve “kategori”deki yarışmacılarla minik bir ulus inşa edilmek isteniyor. Programın ilk tanıtımında yarışmacıların Türkiye’nin çeşitli illerinden geldiğinin altı çiziliyor. İlk elemeye gelen yarışmacılara muhakkak nereli oldukları soruluyor. Etnik ve dini kimlik üzerine açıkça konuşulmazken sosyoekonomik sınıfa dair referanslar yarışanların zorlu geçmişleri çerçevesinde dile getiriliyor. Yarışmacıların yaşları ve tarzları da nereli oldukları gibi sık sık konuşuluyor. Kimliğe etkisi olan tüm kategorilerde yeterli çeşitlilik sağlanırsa gerçek temsile ulaşılacağı gibi bir anlam çıkıyor bundan, ister istemez. Elbette kategorilerin ana akım medya için kabul edilebilen kimlikler çerçevesinde şekillenip konuşulduğunu eklemeli.

Söz konusu mini-ulus inşası çabasını, Birleşik Krallık halkını temsil edebilmeyi hedefleyen The Great British Bake Off’ta görmek mümkün. Yalnız The Great British Bake Off’a bakınca bu amaç uğruna ortaya atılan kategorilerle, jüri üyelerinin ve içeriğin bu anlamda her zaman başarılı bulunmadığını söylemek gerek.

MasterChef Türkiye ise mini-ulus temsilini reality TV programlarının vazgeçilmezi olan stereotiplerle harmanlamış. Kadro kurulurken yer verilmek istenen “agresif yarışmacı”, “komik yarışmacı” ve “zorlukları yenip gelen yarışmacı”, “olgun yarışmacı”, “genç ama hırslı yarışmacı” gibi kategoriler kolayca anlaşılıyor. Özellikle yarışmacıların tam olarak neye göre gruplandığını anlamadığım üçlü mücadelede, aranan kategorilere uygun kişiler öne çıkıyor. Hem hikâyesi hem yüzü ekrana uygun yarışmacılar kendisini belli ediyor.

Tabii her kategorinin belli bir kontenjanı var. Mesela yarışmacıların yaş ortalamasından büyük bir yarışmacı kontenjanı tek kişilik gibi. Yine bir iki esnaf lokantası deneyimli ya da yöresel mutfağa hâkim katılımcı aranıyor. Kontenjanın büyük bir kısmı ise mutfak konusunda eğitim almış –ama “Nerelisin?” sorusuna farklı yanıt veren– gençlere ayrılıyor. Bu grubun olmazsa olmazı uluslararası mutfak –şefler bu tabir konusunda çok hassas ve kazayla “dünya mutfağı” diyen yarışmacılar kendini düzeltmeyi çoktan öğrenmiş– deneyimi olan bir iki aday.

Hâl böyle olunca finalistlerin yavaş yavaş belli olmaya başladığı anlarda sonuçları tahmin etmek kolay. Peki buna rağmen yarışma kendisini nasıl izletiyor? Finale giden süreçte izleyici yarışmacıları daha yakından tanımaya başladığı için, en başta söz ettiğim yarışmacılardan birini ya da bazılarını “tutma” hissi güçleniyor. İzleyiciler bazen kendilerine benzettikleri için, bazen kendilerinden farklı gördükleri kişiler gibi olmak istedikleri için birilerini tutmaya başlıyor.

MasterChef Türkiye’nin YouTube’da yer alan kliplerinin altında izleyiciler aynı içgüdüyle sık sık favorilerini neden beğendiklerini paylaşmış. Terbiye, samimiyet, başarı arzusu gibi özellikler kişileri yarışmacılara yaklaştırıyor. İzleyiciler, format gereği iddialı açıklamalar yapmaya teşvik edilen yarışmacıların rakiplerine nasıl davrandığına dikkat ediyor. Diğer yandan yarışmacıların “kimliği”, izleyicilerin “tutma” kararlarını net bir şekilde etkiliyor. Yarışmanın ülke nüfusu ve izleyicilerin kim olduğunu önce tahayyül edip sonra bunu yarışma kadrosuna yansıtmaya çalışması kadar, kadroya dahil edilenlere izleyicilerin verdiği tepkiler de önemli. Zaten bir toplumu temsil etmeye çalışırken bütünün parçaları arasındaki dinamiklerden azade olmak imkânsız.

Reality TV programlarının neden izlendiğine, ekrana getirdikleri bireyleri nasıl gösterdiklerine ve izleyici deneyimlerine dair dünyanın farklı yerlerinde kaleme alınmış pek çok çalışma3 var. MasterChef Türkiye gibi gerçekten çok popüler olan programların izleyicinin görmek istediği yarışmacı yelpazesi konusunda yaptığı varsayımlar ise son derece önemli. Yüksek reytingler her zaman varsayımların doğru olduğunu göstermiyor. Bazen izleyici ilgisi ve merakı, varsayımları beğenmemekten kaynaklanabiliyor. Yayıncı için program izlendikten sonra bu fark pek önem taşımayabilir. Ancak aynı fark, izleyicilerin içinde yaşadıkları toplum ve ekranda karşılaştıkları kategorik kimliklerle ilgili tutumları açısından çok önemli. Bu bilgilerin de toplumsal dönüşümün ve kutuplaşmanın gidişatı konusunda ipuçları taşıdığı kesin. O yüzden yaz ekranının lideri MasterChef Türkiye’nin Türkiye’si, üzerinde düşünülmeye değer. 

MasterChef Türkiye, 2021,
televizyon ekranından fotoğraf:
Manifold

1. Bu sene olimpiyatlar dikkati çekse bile aslında her sene yaz aylarında gerçekleşen diğer spor turnuvaları yine yaz ekranının tanıdık tercihlerinden.

2. İngiliz kimliğini, benzer formatlara bakarak tartışan örneklerden biri için: “More Cake Please — We’re British! Locating British Identity in Contemporary TV Food Texts, The Great British Bake Off and Come Dine With Me

3. Kısa bir Google Scholar araması sonucu MasterChef Türkiye üzerine akademik araştırmalara da ulaşılabilir.

dizi, MasterChef, Peyderpey, reality TV, Şebnem Baran, televizyon