Peyderpey
Taylor Swift,
Super Bowl ve Toplumsal Kutuplaşma

4 Şubat gecesinde gerçekleşen Grammy Müzik Ödülleri’nde Taylor Swift dördüncü kez Yılın En İyi Albümü ödülünü aldı. Swift’in bugünlerde gündemde olmasının tek sebebi Grammy’lerdeki başarısı değil. 11 Şubat’ta gerçekleşecek olan Super Bowl’la ilgili haberlerin hemen hemen hepsinde Swift’in adı geçiyor. Çünkü San Francisco 49ers ve Kansas City Chiefs arasında Las Vegas’ta oynanacak oyunda, Taylor Swift’in erkek arkadaşı Travis Kelce’yi izlemesi bekleniyor. Hatta Taylor Swift’in, maçtan bir gün evvelki Japonya’daki konseri sonrası maça yetişip yetişemeyeceği konuşulurken, Washington, D.C.’deki Japonya Elçiliği eski adıyla Twitter yeni adıyla X üzerinden saat farkının Swift’in dönüşünü mümkün kıldığına dair bir açıklama yaptı.

“Tim McGraw” isimli ilk single’ı ile 2006’da şöhret kapılarını açan Swift, yirminci yılına yaklaşan kariyerinde magazin konularının yanında teknoloji ve medyanın dönüşümüyle ilgili ilginç tartışmaların odağında bolca yer aldı. Örneğin, geçtiğimiz günlerde Amerika gündeminde, Swift’in görüntüsünü kullanarak yapay zekâyla pornografik içerik üretenlere karşı dava açma ihtimali vardı. Microsoft gibi teknoloji şirketleri yapay zekâ sistemlerinde benzer durumların çıkmaması için önlem alma derdine düşerken, sosyal medya platformu X, Swift’in adının aranmasını engelleyerek görüntülerin yayılmasını yavaşlatmaya çabalıyordu. Gitgide yaygınlaşan yapay zekâ teknolojileri ve etkileriyle ilgili tartışmalar devam ederken Swift’in konuya müdahil olması, çoktan düşünülmesi gereken koruyucu yasaların gerekliliğini ana akım medyanın radarına sokmuştu.

Swift, müzik platformu Spotify’dan emeğinin karşılığını tam almadığını söyleyerek tüm kataloğunu kaldırttığında da ilk altı albümünün telif hakları onayı olmadan satıldığı için albümleri yeniden kaydettiğinde de çokça konuşuldu. İlk hareketiyle Spotify’la anlaşmasını iyileştiren Swift, ikinci hareketiyle şarkılarının telifi elinde olmayan eski versiyonlarının dinlenmesini engelliyordu. Böylece dinleyiciler, telif hakkı Swift’de olan yeni versiyonları dinleyip ona para kazandıracaktı. Teknoloji, kişisel dokunulmazlık ve mahremiyetle beraber fikir mülkiyet haklarının kesişiminde neredeyse her önemli konuda karşımıza çıkan Swift’in Super Bowl şampiyonluk maçına giden yoldaki Amerikan futbolu serüveni, günümüzün başka önemli meselelerinden bir diğerini, gitgide artan değerler kutuplaşmasını temsil eder nitelikte.

Swift’in bir süredir erkek arkadaşı Travis Kelce’nin oynadığı Amerikan futbolu maçlarında görülmesi, her konuda kutuplaşmaya meyyal topluma yepyeni bir konu bahşetmiş oldu. Bir yandan kadınların ve kız çocuklarının Swift dolayısıyla Amerikan futboluna ilgi duymaya başladığına dair sosyal medya paylaşımları arttı. Diğer yandan, onun dikkatleri oyundan ziyade kendi üzerine çektiğini yani bir nevi “rol çaldığını” söyleyenler ortaya çıktı. Fazlasıyla “Hollywood” bulunan şarkıcının, kendini geleneksel olarak tanımlayan izleyicilerin önem verdiği bir mecrada yer almasından hoşlanmayanlar oldu. Hatta artan görünürlüğünü komplo teorileriyle açıklayanlar bile mevcut. NPR’dan Shannon Bond’un incelediği komplo teorileri arasında, ABD’de başkanlık seçimleri yaklaşırken Swift’in niyetinin Demokratların adayı Biden için propaganda yapmak olduğu iddiası yer alıyor. Ayrıca ünlü şarkıcının bir CIA operasyonunun parçası olduğuna inanlar var.

Yani Swift, herkesin dünyadaki tüm gelişmeleri siyasi görüşüne göre yorumladığı post-truth çağına yakışan bir kutuplaşmanın ana ekseninde yer alıyor. Bu kutuplaşmanın bir diğer yönü de ülke tarihinde önemli yeri olan Super Bowl’un, medyanın dönüşümüne rağmen kabalık kitlelere ulaşma konusunda etkisini koruyan bir müsabaka olması.

Dünyanın çeşitli yerlerinde televizyon tarihinin ilk dönemlerinde, çok fazla seçenek olmamasından sebep, pek çok izleyici aynı anda aynı içeriği izliyordu. Yıllar içinde kanallarla beraber önce video sonra dijital içeriğe ulaşma alternatifleri artınca aynı anda geniş kitlelere ulaşmak zorlaştı. Fakat canlı spor müsabakaları ve onlar kadar olmasa da canlı ödül törenleri hâlâ insanları ekrana çekme potansiyeli taşıyor. Super Bowl söz konusu potansiyel nedeniyle hem markalar hem reklamcılar hem de kanallar için çok önemli. Geçtiğimiz sene Super Bowl’u 113 milyon kadar izleyicinin izlediği tahmin ediliyor.

Yüksek izleyici ilgisi sebebiyle, her sene Super Bowl tarihi yaklaşırken hangi ünlünün hangi reklamda oynayacağı konuşulmaya başlanıyor.* Bazen markalar reklamların fragmanı sayılabilecek kısa versiyonlarını daha önceden yayına sürüyor. Super Bowl sonrasında da hangi reklamların en başarılı olduğu konuşuluyor. Aynı anda pek çok kişinin izleyeceği büyük bütçeli reklamlar markaların prestiji için çok önemli.

Super Bowl esnasında yayınlanan reklamlara baktığımızda farklı nitelikte örnekler görmemiz mümkün. Fakat hemen hemen her sene, kendi tabirleriyle daha muhafazakâr ve daha ziyade Cumhuriyetçi Parti oy vereni olduğu varsayılan izleyicileri hedef alan semboller de görülebiliyor. Kamyonetler, motosikletler ve kovboy şapkalı karakterler bu sembollere örnek. Her halükârda Super Bowl’da görünür olmak çok büyük bir iktidar meselesi. Belki Swift devre arası şovu ya da reklamla ekranda olmayacak. Ama bir taraftar olarak onun sahadaki varlığı yine aynı derecede önemli.

Öte yandan ülkedeki siyasi kutuplaşma artarken, muhafazakârlar eğlence sektörünü Amerika’nın gerçek değerlerini yansıtmamakla suçluyor. Swift gibi sektörün önde gelen isimleri de bu suça ortak olmakla eleştiriliyor. Super Bowl’un Swift’e kazandıracağı ekstra görünürlüğün, güçlenmesini istemedikleri ve “liberal” olarak tanımladıkları görüşe avantaj sağlamasından endişeliler.

Halbuki Swift bugün tam da sabote etmekle suçlandığı muhafazakâr değerlerin bağrından çıkan bir sanatçı. Country müzikle başlayan kariyerinin pop müzik starlığına evirildiği ilk zamanlarda siyasi açıklamalardan şiddetle kaçınan şarkıcı, feminist olmadığını söylüyordu. Fakat şöhreti onu kadın düşmanı saldırı ve deneyimlerden korumaya yetmedikçe genç sanatçının siyasi duruşu ve feminizme bakışı değişti. Elbette Amerikan siyasetinin dönüşümün de etkisiyle Swift, kendini zamanla kültürel kırılmanın diğer yakasında buldu. Juliet Holder, Swift’in eski şarkılarını yeniden kaydederken adeta yeni bir feminist kimliğe büründüğünü söyleyerek durumu çok güzel özetlemiş.

Belki bu yüzden eskiden çok uzak olmadığı kitleler, Taylor Swift’i yeni kimliğiyle geleneksellik ve muhafazakârlık üzerinden sahiplenmeye çalıştıkları Super Bowl gibi bir sembolle beraber görmek istemiyor. Aynı anda erkeklere ait görülen bir alanın –ki gerçekte futbol izleyicileri sadece erkekler değil– başta Swift olmak üzere kadınlara açılmış olmasından duyulan bir rahatsızlık söz konusu. Taylor Swift’in kadın hayranları ise “Hangi takımı destekliyorsunuz?” sorusuna “Taylor’ın erkek arkadaşının takımı” diye cevap verdikleri esprili videolarla sosyal medya platformlarında görünüyor.

Kimin görünürlüğünün ne kadar sürekli olacağı ve görünürlüğün kime ne kazandırdığı zamanla daha iyi anlaşılacak. Teknolojik gelişmeler, medyanın dönüşümü, kadın düşmanlığı ve siyasi kutuplaşmanın Swift’in hayatıyla her kesişmesi içinde bulunduğumuz zamanların çözülmesi zor sorunlarına işaret ediyor. 11 Şubat’ta Super Bowl’da yalnızca takımlar değil markalar ve ideolojiler de yarışacak. Korkarım sonuç toplumsal kutuplaşma yolunda yükselen merdivenlerde yeni bir basamak olarak kalacak.

fotoğraf: Eva Rinaldi - Flickr, CC BY-SA 2.0, kaynak: Wikipedia Commons

* Devre arası hangi sanatçıların performansı olacağı aynı şekilde önemli bir merak unsuru.

ABD, kutuplaşma, Şebnem Baran, Spotify, Super Bowl, Taylor Swift, telif hakkı, yapay zekâ