Yayın diliminin reytingi yüksek programlarından biri olan MasterChef, izleyicileri ekran başına çekmek için yarışmacılardan mini bir ulus temsili yaratmaya çalışan bir format. Öte yandan programın içinde yer aldığı reality TV kategorisi yarışmacı ya da katılımcıların görebileceği zarar konusunda etik olarak tartışmalı bir tür. Üstelik reality TV programlarının ne kadarı kurgu ne kadarı katılımcıların doğal tepkileri, bilmek zor. Yapımcıların yarışmacıları belli şekilde davranmaları için manipüle ve teşvik etmeleri mümkün olduğu gibi, yarışmacılar da belli reaksiyonları almak için çeşitli şekillerde davranmaya çalışabiliyor. Bir de duruma sosyal medyada izleyicilerden gelen eleştirilerin, yapımcı ekip ve yarışmacılara etkileri eklenince işler iyice karışıyor.
Birkaç hafta evvel Elif Doğan’ın Instagram hikâyelerindeki paylaşımında tam bu karmaşaya işaret eden bir yorumla karşılaştım. Elif Doğan, Instagram’da @zeynepg13 hesabında paylaşılan MasterChef’le ilgili önemli bir eleştiriye değinerek yarışmada geçen bir diyaloğa dikkat çekiyordu. Jüri üyelerinden Danilo Zanna ve yarışmacılardan Dilara [Başaran] arasında geçen diyalogda kadın yarışmacılar arasında bir dayanışma olmadığı konuşuluyordu. Daha doğrusu jüri üyesi, birbirini destekleyen erkek yarışmacıların aksine, kadın yarışmacıların birbirine destek olmadığını söylerken Dilara da kadınların birlikte eğlenmeyi beceremediğini söylüyordu. Instagram’da hem @zeynepg13 hem de @blogcuanne hesabında Elif Doğan, söz konusu diyaloğu ve ortaya attığı genellemeleri neden problemli bulduklarını belirtmişlerdi. Daha sonra Elif Doğan, Substack’te konuyu daha detaylı incelemiş. Kaynağından okunmasını gerekli bulduğum bu incelemeleri gördükten sonra, onları özetlemek yerine, uzun zamandır üzerine düşündüğüm MasterChef’te kadın yarışmacı olmak konusundan söz etmek istedim. Çünkü ekranda gördüklerim @zeynepg13, Elif Doğan ve daha birçok izleyici gibi beni de rahatsız ediyor.
Haftanın neredeyse her günü yayınlanan1 ve de gün içinde tekrarları ekrana gelen yarışma, yaz aylarından kış aylarına kadar devam ediyor. Bu nedenle televizyon izleyicileri için yarışmaya denk gelmemek epey zor. Normalde yarışmacıların yemekleriyle jüri üyelerine en iyi şef olduklarını kanıtlamaya çalıştıkları formatın bu sene ayrı bir özelliği var. MasterChef All Star, geçmiş sezonların birincilerini,2 ikincilerini ve elemeyi geçen eski yarışmacıları bir arada yarıştırıyor. Başta uzun elemelerle belirlenen grup kendi aralarında yarışırken, kadroya yavaş yavaş ikincilerin ve birincilerin dahil olmasıyla rekabet gittikçe artıyor. All Star formatı daha evvel Survivor’da denenip reyting almış bir format zaten.
Elbette All Star sezonu, daha evvel yarışmada karşımıza çıkmayan sorunların3 ilk kez görüldüğü bir sezon değil. Daha önceki sezonlarda da anlaşmazlıklar, gruplaşmalar ve topluca hedef alınan yarışmacılar olmuştu. Bu durumlara jüri üyelerinin farklı şekillerde müdahale ettiği anlar yaşandı. Geçen sezonlardaki böyle anlar, jüri üyelerinin ve yarışmacıların kimliklerinden ve toplumdaki güç hiyerarşilerinin etkilerinden azade değildi.
All Star’ı biraz farklı kılan, söz konusu sorunların şiddeti. All Star sezonunda eski yarışmacıların birbirlerini “MasterChef evreninden” bilmeleri ve sosyal medyadan birbirlerinin paylaşımlarını takip etmeleri, başka bazı gerginlikleri doğuruyor. Aynı nedenle normalde oluşması daha uzun süren bazı gruplaşmalar –ki buna farklı sezonlardan gelen yarışmacıların kendi aralarında ayrılmaları dahil– çok daha kısa sürede gündeme geliyor. Tabii zaman içinde gruplar değişiyor ve dağılıyor. Fakat, bütün değişikliklere rağmen değişmeyen bir şey var: Kadın yarışmacıların sıklıkla hedef alınması.
Belirttiğim gibi bu tamamen yeni bir durum değil yarışma için, ancak All Star sezonun ilk aylarında çok daha şiddetli hissedilen bir problem oldu söz konusu durum. All Star’da erkek yarışmacılar önce hızla gruplaştı. Sonra da hem kadın yarışmacılara hem de kendi erkeklik anlayışlarına uymayan erkek yarışmacılara tabiri caiz ise mobbing yapmaya başladılar. Söz konusu mobbing, bazıları hakaret sayılabilecek ısrarlı laf sataşmaları, takım oyunlarında istenen yemekleri vermemek ve oylamalarda yarışmacıyı başarısından bağımsız olarak eleme potasına göndermek şeklinde devam etti. Hatta bu konu bir kez jüri üyeleri ve yarışmacılar arasında o haftalarda hedef gösterilen ismin kadın olmasına çok da dikkat çekilmeden konuşuldu. Ve konuşma esnasında erkek yarışmacılardan biri, mobbing yapmak istese çok güzel yapabileceğini ama yapmadığını açıkladı! Buna karşılık jüri üyelerinden Somer Sivrioğlu, önce mobbing’in sözlük tanımını açıkladı ve bireysel olarak mobbing yapılamayacağını söyledi, sonra böyle bir şeye izin vermeyeceklerini ekledi. Fakat, hangi yarışmacıların böyle davranma hakkını kendinde gördüğü ve hangi yarışmacıların hedefe alındığı hiç sorgulanmadı. Ve bence hakkında konuşulan durum, bir grup erkek tarafından bir kadın yarışmacının hedef alındığı bir mobbing örneğiydi.
“Bu bir yarışma, rakipler arası böyle şeyler olabilir, kadın ya da erkek olmakla ne alakası var?” diye düşünenler varsa ekleyeyim: Evet, uzun soluklu bir yarışma olan MasterChef’te, yarışmacılar elenmemek ve de rakip gördüklerini elemek için çeşitli stratejiler uyguluyor. Ayrıca yarışmacıların bireysel başarısı yarışmada ne kadar ilerleyebileceklerini etkiliyor. Fakat, altını çizmek istediğim durum bunun ötesinde kadınlara yönelik sistemik bir baskı. Üstelik bu baskı, Danilo Zanna ve Dilara arasında geçen diyaloğun başka bir yönünü gösteriyor.
Bir grup yarışmacı ortak hareket ettiğinde, hedef alınan yarışmacılar büyük bir elenme riski altında kalıyor. Sıklıkla hedef olan kadın yarışmacılarının bazıları da çözüm olarak erkek koalisyonlarına girmeye çalışıyor. Bazen bir ya da iki kadın, saldırgan gruplarda yer alamayan erkeklerle grup olmaya çalışıyor. Bu düzene uyamayanlar ise çoğu zaman çok geçmeden eleniyor.
Yani Dilara’nın kadın olmaya bağladığı “beraber eğlenememe” veya birlik olamama durumu kadın olmaktan ziyade ortamla alakalı. Öte yandan @zeynepg13’ün dediği gibi erkekler arası tartışmalar böyle genellemelere neden sebep olmuyor? Ya da Elif Doğan’ın sorduğu gibi erkekler gerçekten birbirine destek oluyor mu? MasterChef’te aynı takımda yer alan erkekler de büyük kavgalar ediyor. Ortamın yapısı nedeniyle dayanışması zorlaşan kadınlar yine de birbirine destek oluyor aslında. Mesela Dilara, takım oyunlarında fırsat buldukça, en çok anlaştığı yarışmacılardan Tanya [Kilitkayalı] ile beraber yemek yapıyor. Ayrıca ne kadınların ne erkeklerin arasındaki anlaşmazlıklar, kimliğin sınıf, etnik köken, cinsel yönelim benzeri diğer eksenlerinden bağımsız değil. Yani bir grup kadının anlaşamaması sadece kadın olmalarına bağlanamaz.
Fakat, ortada değiştirilemeyen bir gerçek var. O da MasterChef’te kadın yarışmacı olmanın, erkek yarışmacı olmaktan daha zor olduğu. Jürilik yapan şefler, zaman zaman sektörde kadın şef olmanın zorluğu ve kadın şeflerin desteklenmesi yönünde yorumlar yapıyor ama yarışma özelinde, MasterChef düzenine pek ayna tutmuyorlar. Yarışmacılar arasındaki gerginlikler jüri üyeleri eşliğinde konuşulurken –ve hatta yarışmacılara davranışlarıyla ilgili birbirlerinden özür diletilirken– mobbing, kadına saygısızlık, şiddet, duygusal şiddet kelimeleri geçse de mobbing’e uğrayan yarışmacılar bile bazen durumu bireysel husumetlere ya da güçlü bir rakip olarak görülmelerine bağlıyor. Mesela profesyonel aşçı olmayan ev kadınlarına farklı davranıldığını herkes biliyor. Öte yandan aslında uzun dönemde her kadının hedef olduğu açıkça konuşulmuyor. Mobbing yapanlar ise kendilerini, hedef aldıklarının davranışları üzerinden savunuyor; onları dürüst ya da samimi olmamak, kameralara oynamak gibi şeylerle suçluyorlar. Sebep davranışlarsa neden aynı davranışla suçlanan farklı yarışmacılara farklı şekilde davranılıyor?
Yarışmanın ilk aylarında yaşanan durumlardan izleyiciler de rahatsız. Sosyal medyada yarışmacılar arasındaki çatışmalar ve gruplaşmalar, mobbing kavramı üzerinden sık sık tartışıldı. Hatta bir noktada grup saldırılarının şiddeti az biraz duruldu. Yarışmacılar belki sosyal medyadaki tepkileri kendileri gördüler belki de yapım ekibi tarafından uyarıldılar. Bugünlerde yarışma yine muhtelif gerginliklerle devam ediyor. Belki yarışmayı izletmek için özellikle drama yaratılıyor ve tansiyon yükseltiliyor diye düşünüyorum bazen. Ama tüm bunlar kurgu ise, izleyicilerin özellikle bu biçimde –çoğunlukla kadınlara saldırılan bir kurguyla– ekran önüne çekilmeye çalışılması bile başlı başına bir sorun değil mi zaten?
1. Bu sıklık yarışma süresince değişiklik gösterebiliyor.
2. Eski birincilerden sadece biri, 2020 sezonunun kazananı Serhat Doğramacı, All Star sezonuna katılmayı kabul etmemiş.
3. Bu metinde söz ettiklerim dışında, yarışmadaki jüri üyeleri ve yarışmacıların davranışlarıyla ilgili elbette başka sorunlar var. Belki onları da başka bir yazıda incelemeli.
