Galiba son haftalarda içerik gündeminde –Türkiye, ABD ve pek çok başka yerde– en çok Amazon’un The Rings of Power dizisi ile HBO’nun House of the Dragon dizisi konuşuluyor. Birbirinden farklı projelerin, genellemek istememekle beraber, Foundation ve başka yakın zaman uyarlamalarıyla benzer eksende dönen tartışmalarla ilgili söylenecek yeni bir şey yok. En azından şimdilik benim için durum böyle.
The Rings of Power ve House of the Dragon gibi diziler yayına başlamışlar olsa da televizyonda sezon tam başladı denemez. Bu metin kaleme alınırken devam eden Venedik Film Festivali, eğlence medyasının gündem odağını yukarıdaki dizilerden Don’t Worry Darling film ekibinin maceralarına taşıyacak gibi. Sanki bu film ve festivalden bahsetmek için de biraz erken.
İşte böyle bir anda Manifold’un sevgili editörlerinden Esen mükemmel zamanlamayla bir fikir paylaştı. Geçen ayki yazıda Bourdain’den bahsetmemin üzerine Esen, hem ünlü şefin üretimi hem de hakkında üretilenlerle ilgili bir yazı konusunda editöryel bir ilham vermişti. Ben de sonbahar sezonu içerikleri artmadan evvel konuya zaman ayırmak istedim.
Anthony Bourdain, 2018 yazındaki ölümünden beri medyada farklı şekillerde yer bulmaya devam ediyor. Şef/yazar/televizyoncu olarak anabileceğim Bourdain’in ölümünden sonra hakkında yazılan metinler ve hatta kitaplarla beraber çekilen bir belgesel var. Bourdain’in televizyon için çekilmiş eski programları yoğun ilgi görmeye devam ederken haziran ayında CNN, Bourdain’in programı Parts Unknown’ı podcast olarak yayınlayacağını açıkladı. Televizyon için üretilen görsel bir ürünün bu formda paylaşılması ilginç bir tercih olmakla beraber, Bourdain içeriğine yönelik talebin göstergesi olarak kabul edilebilir. Benim geçen ay kısaca bahsettiğim Bourdain içeriğine ulaşmaktaki zorluğa gösterilen tepkiler aynı talebin başka göstergesi.
Söz konusu tepkiler aynı zamanda gitgide karmaşıklaşan çevrimiçi izleme sektörüne ilişkin ipuçları veriyor. Bourdain’in The New Yorker’da yayımlanan yazısı sonrası kazandığı şöhretin ardından sırasıyla Food Network, Travel Channel ve CNN’de yayınlanan yemek-gezi belgeselleri, şu an internette farklı mecralarda bulunuyor. HBO Max yayın hayatına başladığında Bourdain’in CNN’deki programı Parts Unknown bölümlerine yer verirken, bölümler beklenmedik şekilde CNN’in kısa ömürlü yayın platformu CNN Plus’a taşınmıştı. Tabii Bourdain severler bu ani taşınmaya epey kızdı. Hem HBO hem de CNN markalarının sahibi olan Warner Bros. daha sonra CNN’in çevrimiçi platformunu komple kapatınca ortalık iyice karıştı. Bunun hemen ardından Bourdain bölümlerinin yine aynı şirket çatısı altındaki Discovery Plus’a geçeceği açıklandı. Warner Bros. tüm çevrimiçi platformlarıyla ilgili yeniden yapılandırmaya giderken Bourdain’in programlarının hareketi, devam eden karmaşanın önemli örneklerinden biriydi. Diğer Bourdain programlarından No Reservations ve The Layover zaten halihazırda Discovery Plus’taydı. A Cook’s Tour ise ABD’de Tubi ve Vudu gibi platformlardan izlenebiliyor.
Bourdain’in televizyonda şöhret olmadan ve şöhret olduktan sonra yazdığı kitaplar ile hayatının en sonlarına doğru yazma yükünü büyük oranda editör-yazar Laurie Woolever’in üstlendiği eserleri, yukarıdaki programların yanı sıra hâlâ ilgi gören Bourdain ürünlerinden.
Ölümünden sonra –ölümüyle ilgili detaylar ve ölümü öncesinde magazin basınında yer alan çalkantıların da etkisiyle– Bourdain’in kendi programları ve kitapları tekrar yoğun bir ilgiyle karşılaştı. Tüm bunların ötesinde Bourdain’in kendi içerikleri dışında bir de onunla ilgili yeni içerikler türedi.
Bourdain’in programlarında çalıştığı yönetmenlerden Tom Vitale’nin kitabı In the Weeds: Around the World and Behind the Scenes with Anthony Bourdain ve çoğu yerde asistanı olarak tanıtılan ama bence editörü ve yazı ortağı demek gereken Laurie Woolever’in kitabı Bourdain: The Definitive Oral Biography, Anthony Bourdain hakkındaki yeni yayınlardan.
Fakat, Bourdain’in ardından en çok konuşulan içerik Morgan Neville’in yönettiği belgesel Roadrunner oldu. Morgan’ın projesi özellikle yapay zekâ yardımıyla Bourdain’in sesini taklit etmesiyle konuşulmuştu. Belgeselde daha evvel Bourdain’in seslendirmediği metinleri, bilgisayar ortamında kendi sesiyle seslendirilmiş. Neville, bunu açıkça belirtmemesi etik olarak eleştirilince, ünlü şefin yakınlarının konuyla ilgili bilgisi olduğunu söyledi.1 The New Yorker yazarı Helen Rosner, Neville’in belgeselde adı bolca –ve genelde hayli olumsuz şekillerde– geçen Bourdain’in eski kız arkadaşı Asia Argento ile görüşmemesini başka bir etik sorun olarak belirtmişti.
Roadrunner, programlarında birlikte çalıştığı ekip, arkadaşları ve ailesinin dilinden Bourdain’i anlatıyor. Belgesele Bourdain’in programlarından görüntüler ve yazılarından parçalar eşlik ediyor. Programları takip edip yazıları okuyanlar için çok sürpriz bir bilgi yer almıyor belgeselde. O yüzden Bourdain’in içerik üretiminin, büyük oranda kendisini yakın çevresine olduğu gibi yansıttığını (ya da yakın çevresinin onun çizdiği porteye ters bir şeyler demekten kaçındığını) söyleyebiliriz. Bu duruma aykırı istisnalar ise Bourdain’in son bir buçuk-iki yılıyla ilgili. Yakınlarının, ölümü öncesindeki son dönemle ilgili söyledikleri kendisinin tam dillendirmediği bazı huzursuzluklara değiniyor. Hoş, kendisi dillendirilmese de anlatılanlar magazin basınınca yazılanlardan biliniyordu.
Medyada görünürlük kazanan her kişi gibi Bourdain’i de eleştirenler ve sevmeyenler2 vardı. Ancak, onun imajı büyük oranda tatlı-sert bir “kötü çocukluk”tan açık fikirlilik, merhamet, keşfetme merakı ve öğrenme hevesiyle ilişkilendirilen bir markaya dönüşmüştü. Aslında Roadrunner sosyal medyada her gün paylaşılan Bourdain klipleri ve özdeyişleriyle Bourdain’e atfedilen bu pozitif imajın altından kendini hissettiren varoluş çıkmazlarını biraz daha açıkça ortaya dökmüş. Daha doğrusu, bu çıkmazların son zamanlarda artan sarsıcılığına tanıklık edenlere mikrofon tutmuş.
İki tarafa sallanan sarkaç ucu gibi Bourdain hep bu iki farklı yönüyle anılacak. Onunla ilgili üretilen içeriklerin çoğu, bilinçli veya bilinçsiz, hassasiyetin bedelinin ıstıraplı bir varoluş sancısı olduğunu ima edecek. Kendi ürettiği içeriklere bakanlar bu iki yöne dair ipuçları bulacak.
Oysa öldüğü sırada Fransa’daki ziyaretine eşlik etmekte olan şef arkadaşı Éric Ripert ve bir başka şef arkadaşı José Andrés, sarkacı yaşamdan yana çekmeye çalışıyor. Bourdain’in ölümünden on yedi gün sonrasına denk gelen 25 Haziran’daki doğum gününü Bourdain Günü olarak kutluyorlar.
İçeriğe olan talep dünyanın her yerinde artarken, anmak ve anılardan içerik üretmek arasındaki çizgi gitgide inceliyor. Aileler, arkadaşlar ve hayranları bu çizgiyle ilgili kararlar bekliyor. Ama büyük ihtimalle Bourdain ile ilgili üretilen yeni içeriklerin –ki bunlara yazım da dahil– sonu uzun bir süre gelmeyecek. Öyleyse çizgiyle ilgili düşünürken buraya onun sevdiği şarkılardan, biri uzun biri kısa iki liste bırakalım. Ve bir sonraki içeriğe bakalım.
1. Bourdain’in eski eşi Ottavia Busia-Bourdain, önce Twitter’da konuyla ilgili herhangi bir onay vermediğini açıkladı. Daha sonra ise Morgan Neville’in Bourdain’in sesini kullanma fikrinden en başta söz ettiğini, ancak kendisi filmle ilgili süreçte yer almaktan vazgeçtiği için bu konudaki son karardan haberdar olmadığını ekledi: “The Anthony Bourdain Documentary Faked His Voice. Would Other Filmmakers Do the Same?”
2. Bourdain’in kendi kendisini eleştirdiği noktalar da mevcut.
