HBO’nun çevrimiçi izleme platformu Max’in orijinal dizisi The Pitt, yayın hayatına genel olarak olumlu eleştiriler ve bolca ER karşılaştırmasıyla başlayıp henüz ilk sezonu bitmeden sektör için önemli sonuçları olacak bir davaya konu oldu. Pittsburgh’de bir acil serviste geçen ve ER yapımcılarından John Wells’in şirketi tarafından çekilen The Pitt’in başrolünde ER ile tanınan Noah Wyle olunca, eleştirmenlerle izleyicilerin yaptığı ER karşılaştırmalarının yerini telif haklarının ihlaliyle ilgili suçlamalar aldı.1
Suçlamayı yapan, Jurassic Park’ın yazarı Michael Crichton’ın eşi Sherri Crichton. 1994–2009 yılları arasında yayınlanan, zamanın en popüler dizilerinden olan hastane draması ER, Crichton’un tasarladığı bir proje. Sherri Crichton’un hayatta olmayan eşinin yazarlık haklarını ihlal etmekle suçladığı John Wells diziye uygulayıcı yapımcı olarak katılıp, ilk altı sezonun showrunner’lığını2 yapmış. Sherri Crichton, Wells ve Wyle’ın ER devam projesi üzerinde çalışırken telif hakkı ödememek için projede küçük değişiklikler yapıp The Pitt’i yeni bir dizi gibi pazarladıklarını iddia ediyor. Mahkeme iddiaları destekleyen kanıt olduğu gerekçesiyle Warner Bros. şirketi ile Wells, Wyle ve yazar R. Scott Gemmill hakkındaki şikâyeti kabul etti.
Wells ve diğer davalılar dizinin ER’ın devamı olmadığında ısrarcı. Hastanede geçen pek çok dizinin var olduğunu belirtirken, The Pitt’in sağlık çalışanlarının COVID sonrası deneyimlerini özgün bir şekilde işlediğini öne sürüyorlar.
The Pitt’i herhangi bir hastane dizisi olarak görmeyi zorlaştıran nedenlerden biri, acil servisin başındaki Doktor Michael “Robby” Robinavitch’in, ER’ın çaylak doktoru John Carter’ı canlandıran Noah Wyle tarafından canlandırılması. Her bölümü acil servistekilerin vardiyalarının bir saatini gösteren dizide Doktor Robinavitch adeta Carter’ın yaş almış hâli gibi. Ekibin halihazırdaki diğer üyeleri Doktor Heather Collins (Tracy Ifeachor), Doktor Frank Langdon (Patrick Ball), Doktor Samira Mohan (Supriya Ganesh), Doktor Cassie McKay (Fiona Dourif) ile deneyimli hemşire Dana Evans (Katherine LaNasa). Dizinin ilk bölümünde ekibe yeni asistan doktorlar Dr. Mel King (Taylor Dearden) ve Dr. Trinity Santos (Isa Briones) ile tıp öğrencileri Dr. Dennis Whitaker (Gerran Howell) ve Dr. Victoria Javadi (Shabana Azeez) katılıyor. Dizinin on beş bölümlük ilk sezonu, ekibin aynı günkü vardiyasını takip ediyor.
ER’da Noah Wyle’ın canlandırdığı Carter da ilk bölümde ekibe üçüncü sınıf tıp öğrencisi olarak dahil olmuştu. Böyle detaylar nedeniyle, The Pitt doğrudan bir devam dizisi olmasa bile, ER izleyicilerinin nostaljik hislerle karşılaştırma yapması kaçınılmaz. Her bölümde ekibin üyelerinin çeşitli sıkıntılarını öğrenirken, hastalar üzerinden toplumsal problemlere atıfta bulunuluyor. Irkçılık, COVID sonrası sağlık çalışanlarını hedef alan şiddet ve kâr amacı güden şirketlerin sağlık hizmetleri üstündeki etkileri işlenen konuların sadece bazıları.
Medikal dramalar, tıpkı polisiyeler gibi, içinde bulundukları toplumların sorunlarını incelemek için pratik bir formül sunuyor. Genelde tür, çalışanların özel hayatları, hastalar ve toplumsal sorunlara yer verirken her örneğin hangi unsura önem verdiği değişebiliyor. Bence ER’dan sonra Grey’s Anatomy gibi karakterler arası ilişkilerin daha önde olduğu hastane dizileri görünür olmuştu. Henüz çok konuşulmamakla beraber İtalyan formatından uyarlanarak Kanada’da çekilen ve Amerika’da yayınlanan Doc da doktorların özel hayatlarına hastaların öykülerinden daha fazla yer veren drama örneklerinden.
Yayın hayatlarını geçtiğimiz yıllarda tamamlayan The Resident ve bir Kore formatı uyarlaması olan The Good Doctor ile inandırıcılığı dizinin sonlarına doğru iyice azalan New Amsterdam son yılların bilinen melodramatik örneklerinden. Ünlü yapımcı Dick Wolfe’un Chicago evreninde yer alan Chicago Med ise yayın hayatını sürdüren istikrarlı medikal dramalardan. Yayınlandığında dünyanın en çok izlenen dizilerinden olduğu söylenerek pazarlanan drama House M.D. akla gelen bir diğer doktor dizisi. Elbette, 2010’da son bulan Scrubs benzeri drama yerine komedi perspektifinden yazılan örnekler de mevcut.
The Pitt, on beş bölümlük sezonunun ilk dokuz bölümüne bakınca bence türün tatmin edici örneklerinden. Wyle zaten ER’dan beri gönüllerin doktoru. Diğer oyuncu seçimleri yerinde ve performanslar genel anlamda başarılı. Ancak dikkatten kaçmaması gereken bir nokta var: Sağlık sektörüne ve ülkenin sorunlarına yapılan göndermelere rağmen acil servis de ekip de epey iyi görünüyor. Bu da diziyi, göze hitap etmek için gerçekçilikten uzaklaşan klasik bir Amerikan dizisi yapıyor.
Apple Plus’ın ZDFneo işbirliğiyle yayınlayıp Berlin ER ismiyle pazarladığı Krank: Berlin, doktorlara ve sağlık sistemlerine ilişkin evrensel dertlerin yanı sıra diğerlerinden ayrışan yerel dertlerin ne kadar gerçekçi gösterildiğini karşılaştırmak için yerinde bir örnek. Münih’ten ayrılıp yeni bir başlangıç için Berlin’e gelen Dr. Zanna Parker (Haley Louise Jones), uyuşturucu bağımlılığını hastanenin ilaçlarıyla gidermeye çalışan Dr. Ben Weber (Slavko Popadić) ve bir an evvel daha iyi bir hastanede iş bulmayı uman Dr. Emina Ertan (Şafak Şengül) tarafından pek güzel karşılanmıyor. Çalışanlara söz geçiremeyen Dr. Parker, acil servise –biraz da kendi hayatındaki kaosu geride bırakmak için– düzen, nizam ve intizam getirmeye çalışırken çeşitli tepkilerle karşılaşıyor. Diğer rollerde Aram Tafreshian (Dr. Kohn), Samirah Breuer (Olivia), Bernhard Schütz (Olaf) ve Peter Lohmeyer’ın (Dr. Beck) yer aldığı dizideki acil servis, Pittsburgh’deki acil servisten çok daha kaotik ve karanlık. The Pitt’le benzer biçimde kaynak yetersizliklerinden mustarip Berlin’deki hastanenin acil servisinin tasviri, Amerika’daki örneğe göre daha az cilalanmış. Pittsburgh’de acil servisi fareler basar ve hastalara yeterli yatak bulunamazken bile hastanenin bina ve malzemeleri gayet yeni görünüyor. Doktorlar büyük oranda sevgi kelebekliklerinden taviz vermiyor. Berlin’deki acili, henüz izlediğim kadarıyla, fareler basmıyor ama bina ile medikal malzemeler sosyal devletin eriyişini temsil edecek şekilde yıpranmış. Doktorların çalışma şartlarındaki zorluklar özel hayatlarındaki ciddi sorunlara paralel şekilde ilerliyor. Özetle şartların set ve oyunculuk performanslarına daha gerçek biçimde yansıtıldığını söylemek mümkün.
The Pitt ekibi mahkemeyi dizinin ER’ın devamı olmadığına ikna eder mi bilinmez. Ama Berlin ER gibi örnekler benzerlik, telif hakları ve ilham konularını sadece ulusal değil uluslararası çerçevede anlamak için önemli. Sonuçta John Wells’in dile getirdiği gibi hastanede, hatta acil serviste geçen dizi çok. Ama bazı acil servisler diğerlerine daha çok benziyor. Bazen farklı ülkelerdeki örneklere bakmak benzerlikleri ölçmek bakımından faydalı oluyor. İşte bu noktada The Pitt’le ilgili dava, çevrimiçi izleme platformları küreselleşirken, sadece Amerika Birleşik Devletleri için değil başka pazarlar için de önem taşıyor.
1. Crichton’un eşi, Crichton’un ER ile ilgili anlaşmasında, onayı olmadan devam içeriği çekilemeyeceğiyle ilgili bir madde olduğunu söylüyor.
2. Bir televizyon programının hem kreatif direktörü hem de genel yönetim sorumlusu olan kişi.
