Anna Delvey olarak tanınan Anna Sorokin’in Shonda Rhimes tarafından Netflix için uyarlanan dizisi Inventing Anna, “Bu hikâye uydurulmuş kısımları haricinde tamamen gerçek”1 sözüyle başlayan gerçek bir suç öyküsü. Zengin bir Alman ailenin kızı gibi kendini tanıtan Sorokin’in New York’ta çok sayıda insanı nasıl kandırıp dolandırdığını işleyen proje, aynı zamanda geçtiğimiz ayın en çok izlenen içeriklerinden biri.
Anna’nın (Julia Garner) New York’ta kendi adını taşıyan bir sanat ve lüks tüketim kulübü kurma yolunda söylediği yalanlar ve ele geçirdiği paralar ortaya çıkmaya başladığında bu öykü gazeteci Vivian Kent’in (Anna Chlumsky) ilgisini çekiyor. Daha evvel röportaj yaptığı bir haber kaynağının yalan söylediğini itiraf etmesiyle mesleki itibarı zedelenen Kent, genç kadının gizemini çözerek durumunu düzeltebileceğine inanıyor. Başta editörü karşı çıksa da meslektaşlarının yardımıyla Anna’nın sırlarının peşine düşüyor. Bunun üzerine, Anna ve avukatı Todd’un (Arian Moayed) yanı sıra Anna’nın hayatına girip çıkan Rachel (Katie Lowes), Kacy Duke (Laverne Cox), Neff (Alexis Floyd), Val (James Cusati-Moyer), Chase (Saamer Usmani), Nora (Kate Burton) ve Alan Reed (Anthony Edwards) gibi isimlerle karşılaşıyor. Böylece Anna ile beraber bu karakterlerin perspektiflerinden aynı hikâyeye bakılmaya başlıyor.
Ünlü yapımcı-yazar Shonda Rhimes, televizyondaki başarısı sonrası Netflix’e transfer olduğundan yukarıda adı geçen karakterler dışında kalan karakterlerin çoğunu da televizyon ekranlarından tanınan bildik isimler canlandırıyor. Ve ortaya yine Rhimes etiketi taşıyan birçok dizi gibi bol bol konuşulan ve izlenen bir proje çıkıyor.
“Gerçek olaylardan esinlenilmiştir” ve “İzleyeceğiniz bu öykü tamamen kurgusaldır. Tesadüfi benzerlikler gerçek olaylar ve kişilerle ilişkilendirilemez” gibi alışılagelmiş açılışların yanında Inventing Anna’nın “Bu hikâye, uydurulmuş kısımları haricinde tamamen gerçek” diye başlaması manidar. Yalan söyleyen bir dolandırıcının geçmişinde pek çok uydurma olduğu için, söz konusu cümle esprili bir muğlaklık yaratıyor. Dizide uydurulan kısımlar, dizi için eklenen kurgulanmış kısımlar mı? Yoksa söz edilen Anna’nın kendisinin söylediği yalanlar mı?
Biraz da bu yüzden dizinin basında ve sosyal medyada en çok konuşulan yanlarından biri Anna’nın öyküsünün gerçeğe ne kadar sadık ve ne kadar objektif anlatıldığı.
Son yıllarda gittikçe popülerlikleri artan gerçek suç hikâyelerinin etikliği çok tartışmalı bir konu. Bazen soruşturma ve yargı sürecindeki problemlere ışık tutan bu tür, bazen suçtan zarar görenlerin ve yakınlarının hislerini istismar edip acılarını ticarileştirmekle suçlanıyor. Yine, suçu işleyenlerle yayıncıların girdiği ilişkiler ve sonuçları çeşitli etik sorular doğuruyor.
Inventing Anna özelinde hem Anna Sorokin’e proje için verilen para, hem de dizinin Anna’yı sempatik gösterip şöhretine şöhret kattığı iddiası öne çıkan etik eleştirilerden. Dizide ismini kullanarak öyküsünü anlatmak için Netflix, Sorokin’e 320 bin dolar ödemiş. New York eyaleti yasaları suçluların isim haklarını yayıncılara satarak kâr etmelerini engellediği için, Sorokin bu paranın bir kısmını dolandırdıklarına geri verirken bir kısmını avukatlara ödemiş.
Diziye yöneltilen en hararetli eleştirilerin sahibi ise Anna’nın eski arkadaşlarından Rachel DeLoache Williams. Sorokin’in yakalanmasında rol oynayan Williams, Vanity Fair dergisine Sorokin tarafından nasıl dolandırıldığını anlatan bir yazı yazarak skandalın akılda kalan isimlerinden olmuştu. Yazıdan sonra bir de konuyla ilgili kitap yazan Williams’ın hatıralarının uyarlama hakları HBO’da yayımlanacak bir dizi fikri için Lena Dunham tarafından alınmıştı. Dunham’ın projesi izleyiciyle karşılaşma fırsatı bulmadan rafa kalktı.
Shonda Rhimes tarafından Netflix için yaratılan Inventing Anna ise Jessica Pressler’ın New York Magazine için yazdığı başka bir makaleden uyarlama. Dizinin yayımlanmasından sonra Williams basında diziye karşı bir savaş açtı. Instagram sayfasındaki son paylaşımların büyük bir kısmı kendisinin ve başkalarının diziyi eleştirdiği yazılara2 odaklanıyor.
Netflix’i Sorokin’in reklamını yapmak ve markalaşmasına katkıda bulunmakla suçlayan Williams, Anna’nın marka değeri konusunda tedirgin olmakta haklı. Ancak halkın Sorokin’e ilgisi diziden çok önceye dayanıyor. Rachel DeLoache Williams ve Jessica Pressler’in makaleleri zaten Anna’yı New York’taki sınırlı çevreden çıkarıp kitlelerce tanınmasını sağlamıştı. Mahkeme süreci başladığında Sorokin’in duruşmalarda giydiği kıyafetleri paylaşan sosyal medya hesabına gösterilen ilgi, Anna’nın markasının diziden çok evvel önüne geçilmesi zor bir büyümeye girdiğine işaret ediyordu.
Öte yandan dizinin popülerliği arttıkça Anna’nın gösterilme şeklini sorgulayan yayıncı ve influencer’ların bir kısmı daha evvel Anna’ya ve yarattığı markaya benzer şekilde ilgi göstermişti. Mesela geçtiğimiz günlerde Rachel DeLoache Willams’ı savunan bir yazı yayımlayan Vogue dergisinin internet sitesinde, bu yazıdan yaklaşık iki hafta önce dizideki kostümleri inceleyen bir başka yazı yer almıştı. Yani dizinin suçu ve suçluyu ticarileştirmesini eleştirenlerin bazıları, aynı ticarileştirmeden nemalanmaktan geri kalmıyordu.
Anna’nın marka değerini yükseltip ona haksız kazanç sağlamakla itham edilen diziye yöneltilen eleştirilerden bir diğeri, dizinin sonlarına doğru hissedilen Anna’yı sempatik gösterme çabası. Özellikle Anna’nın Almanya’daki geçmişinden söz edilen kısımlarda, dolandırıcılıklarının ardındaki en büyük motivasyon kabul edilme arzusu olabilir mi gibi bir soru ortaya çıkıyor. Yine Anna’nın erkeklerin hatalarının sonuçlarını kadınlar kadar şiddetli yaşamadığından söz ettiği kısımlar, izleyenlerde biraz empati yaratabiliyor. Basında ve sosyal medyada dile getirilen bir başka eleştiri de Inventing Anna’nın Anna Sorokin’in yalanlarının motivasyonunu tam açıklamıyor olması. Anna’nın zaman zaman para, zaman zaman şöhret istediği gibi bir izlenim yaratılmış. En sonunda ise çevresinden hep farklı ve bu nedenle yalnız bir karakter olduğuna dair ipuçları verilmiş.
Aslında motivasyonun tam açıklanmaması bence dizinin Anna’yı sempatik gösteremediğinin kanıtı. Proje daha ziyade Anna’nın yaptıklarının anlaşılmazlığını ortaya koymuş. Motivasyonunun anlaşılmamasının ardında karakterin salt fayda edinme arzusunun yanında psikolojik bir rahatsızlığının olabileceği iması var.
Zaten dizide olduğu gibi pek çok suçun herkesin kabul edebileceği rasyonel bir motivasyonu yok. Inventing Anna, tıpkı Jessica Pressler’ın diziye ilham veren makalesi gibi, Anna dışında New York elitlerinin ve elitlerinden faydalanmak isteyenlerin davranışlarına dikkat çekiyor. Dizideki muhtelif sahnelerden, konuyu araştıran gazeteci Vivian dahil herkesin çıkarlarının ya da çıkarlarına olacaklarını düşündükleri şeylerin ardından gittiklerini görüyoruz. Özetle Anna’nın yaptıkları aklanmadığı gibi diğer karakterlerin çoğunun yaptıkları eleştiriliyor.
Aslında dizinin tartışılmasının nedenlerinden bir diğeri de bu. Mesele sadece Anna’nın nasıl gösterildiği değil, Anna’nın içinde bulunduğu çevrenin zafiyetlerini kullanarak onları kandırdığının gösterilmesi. Bu yüzden dizide Vivian Kent, editörüne Sorokin’inin neden önemli olduğunu anlatırken New York’un ünlü finansçılarını kandırmış olmasına değiniyor. Dizinin devamında Anna’nın çevresinde yer alanların, benzer şekilde dolandırılmaları sonucunda sosyal sınıf ve ekonomik güçlerine göre çok farklı seviyelerde etkilendiklerinin altı çiziliyor. Ayrıca zenginlerin, isimlerinin Anna ile beraber anılmaması için girdiği çaba ile Anna tutuklandıktan sonra bazı arkadaşlarının onu tanımış olmalarını kullanarak öne çıkma arzuları gösteriliyor. Dizide bu arkadaşların en göze çarpan örneği Katie Lowes tarafından canlandırılan Rachel.
Bu durum göz önünde bulundurulunca karaktere ilham veren Rachel DeLoache Williams’ın tepkisinin boyutu anlaşılır hâle geliyor. Uzun süre Anna’nın sağladığı imkânlardan faydalanıp daha sonra beraber çıktıkları Fas tatilinin altmış bin doların üstündeki masraflarını ödemek zorunda kalan Williams, Sorokin’i kendisine borcunu ödemediği için şikâyet etmiş ve yakalanmasına yardımcı olmuştu. Vanity Fair’e deneyimlerini aktardıktan sonra bu konuda bir kitap yazan Williams’ın, hikâyesinin haklarını Lena Dunham’a sattığını daha önce belirtmiştim. Yani dizide de ortaya koyulduğu üzere Williams için hatırı sayılır bir maddi kazanç söz konusu.
Williams her fırsatta, yapımında yer almadığı Shondaland projesi Inventing Anna’nın kendisini gösteriş şeklinden duyduğu rahatsızlığı bolca dile getiriyor. Fakat üzerine alınan tek kişinin o olmaması lazım; çünkü Jessica Pressler’ın makalesi gibi Shonda Rhimes’ın uyarlaması da New York’un ayrımcı ve ayrıcalıklı sosyal çevrelerinin çıkarcılıklarının nasıl gözlerini boyadığını gösteriyor. Eğitim, moda, lüks tüketim gibi sembollerle kendilerini başkalarından ayıranlar, bu sembolleri bilip onları kandırmak için kullanan Anna’nın kim olduğunu uzun süre anlamıyor. Williams’ın aksine sessiz olmalarının nedeni ise bu şekilde kandırıldıklarını itiraf etmek istememeleri. Aynı nedenle, hukuki sürece bireylerden daha çok banka ve özel işletmeler dahil olmuş. Williams sürece bireysel olarak dahil olan nadir isimlerden. Mahkeme ise Sorokin’in arkadaşı Rachel’ı dolandırmadığı yönünde karar verirken Sorokin’in söz konusu kurumlara karşı suç işlediği kararına varmış.
Williams ve Sorokin çekişmesi cephesinde Anna son sözü söyleyen olmuş gibi. Eski arkadaşının dizi sonrası yoğunlaşan suçlamalarına yine sosyal medya üzerinden3 cevap veren Anna, hapse girdikten sonra bile Williams’ın kendisiyle iletişime girip beraber kitap yazmak konusunda ısrarcı olduğunu söyledi.
Vize şartlarını ihlal ettiği için sınırdışı edilmeyi bekleyen Sorokin henüz markasından ve ününden vazgeçmiş değil. Sınırdışı kararına itiraz etmenin yanı sıra sosyal medya paylaşımlarıyla popülerliğini sürdürmeye çalışıyor.
Vivan Kent karakterine ilham veren gazeteci Pressler bir röportajında Anna ile geçirdiği zaman esnasında onunla ilgili net bir sonuca varamadığını ama Anna’nın “insanların isteklerine ayna tuttuğunu ve görmek istedikleri kişi hâline geldiğini” söylemiş. Öyleyse Sorokin’in macerasının nasıl devam edeceğini, takipçilerinin onu nasıl görmek istediği belirleyecek.
1. “This whole story is completely true, except for all the parts that are totally made up.”
2. Sorokin’in süreçteki stil danışmanı Anastasia Walker ile bir röportaj: “Yes, Anna Sorokin From Inventing Anna Really Did Have Saint Laurent Sent To Her In Prison”
3. Sorokin’in Instragram hikâyelerini görmek için: “Anna Sorokin Just Put Rachel DeLoache Williams On Blast On Instagram, And The Drama's Even Juicer Than What We Saw On ‘Inventing Anna’”
