Chloë Grace Moretz ve Gary Carr
“Haptic Drift”te (2022), The Peripheral,
kaynak: IMDB
Peyderpey
The Peripheral

Tam Amazon’un yeni bilimkurgu dizisi The Peripheral ile ilgili yazmaya karar vermişken, başka bir bilimkurgu dizisinin iptali haberini aldım. Üstelik iptal edilen dizi, HBO’nun önde gelen içeriklerinden Westworld ile The Peripheral aynı yapımcıların imzasını taşıyordu. Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un bir dizisinin yayın hayatına sürpriz bir biçimde son verilirken, ikilinin markası diğer bir diziyle çevrimiçi platform Amazon’da yerini koruyordu.

Aslında William Gibson’ın 2014 yılında yayımlanan aynı isimli kitabından uyarlanan The Peripheral, internetteki yankı odalarında pek ses bulmamıştı. Sadece başrol oyuncusu Chloë Grace Moretz ile yapılan röportajdan aktarılan alıntılar birkaç kez karşıma çıktı. Ancak biraz bilimkurgu türüne hayranlığım, biraz da Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un projenin yapımcılarından olmasının yarattığı merakla diziye başladım.

Bilimkurgu, Amerikan pazarında ana akım kanallarda Star Trek sonrası pek fazla sayıda uzun ömürlü örnek gösteren bir tür değil. İstisna sayılabilecek Lost benzeri örnekler ise bilimkurgu elementlerini ilk başta açığa çıkarmaktan kaçınan diziler oluyor. Öte yandan kablolu televizyon kanalları ve çevrimiçi platformlar bilimkurgu sevenlere hitap etme konusunda daha istekli. HBO dizisi Westworld ve Apple TV+ dizisi Foundation benim gibi bilimkurgu meraklılarına ulaşmayı hedefleyen böyle örneklerden.

Nolan ve Joy’un yapımcılığına karşın The Peripheral’ın sosyal medya akışında karşıma çıkmaması beni biraz şaşırtmış, biraz da meraklandırmıştı. Yıllanmış kitaplardan ya da eski filmlerden uyarlanan dizilere kıyasla The Peripheral genç bir ürün. 2014 yılında yayımlanan bir kitap hâliyle Foundation ya da Disney Plus’ın Star Wars evreninde geçen dizileri kadar güçlü fandomlardan beslenemiyor. Ama yine de Westworld ile büyük tanınırlığa erişen Jonathan Nolan ve Lisa Joy’un adlarının yer aldığı proje daha çok ilgi çeker diye düşünmüştüm.

Aslında diziyle ilgili eleştirmen yorumları da çok görünür değil. Üstelik, görünen eleştirmen tepkileri çoğunlukla olumsuz gibi. IndieWire yazarı Proma Khosla diziyi, botlar yazsa bu kadar olurdu diyerek hayli sert eleştirmiş. TVLine’dan Dave Nemetz ise dizinin ilk iki bölüm sonrasında hız kaybedip karmaşıklaşmasından şikâyet etmiş.

Çeşitli platformlarda diziyle ilgili izleyici yorumlarına bakınca daha olumlu bir resim ortaya çıkıyor. Dizinin IMDb notu ben bu metni yazarken 10 üzerinden 8,3’tü. İzleyiciler ve eleştirmenlerin görüşlerindeki farklılıklara önemli bir örnek de Rotten Tomatoes performansı. Eleştirmenlerin notu %73 iken izleyiciler diziye %89 vermiş.

Kullanıcı notuna dayanan ölçüm sistemlerinin çoğu, hayranların stratejik müdahalelerine açık. Hayranlar organize olup sevdikleri içeriklerin puanını yükseltebiliyor. Aynı şekilde eleştirmenlerin beğenileri ile kitlelerin beğenileri arasındaki farklar zaten kültürel değerler hiyerarşisi çerçevesinden çok tartışılan bir konu. Sayıları izleyicilerden daha az olan eleştirmenlerin fikirleri neden daha önemli? Ayrıca eleştirmenlerin kimliği hangi içeriği iyi bulduklarını etkilerken, onların beğenilerinin objektif değerlendirmeler olduğunu düşünmek doğru mu? Bu gibi sorular üzerine uzun uzun konuşulabilir.

Yine de The Peripheral özelinde eleştirmen ve izleyici tepkileri arasındaki farklardan bazı çıkarımlar yapabileceğimizi düşünüyorum. Nolan ve Joy’un yapımcılığını üstlendiği dizinin showrunner’ı* Scott B. Smith, senaryo deneyimi olan bir roman yazarı. Başrolde Flynne Fisher rolüyle eski çocuk oyuncu Chloë Grace Moretz var. 2032 yılında başlayan hikâyede, Flynne ağabeyi Burton (Jack Reynor) ve annesi Ella (Melinda Page Hamilton) ile Kuzey Carolina’da yaşıyor. Burton, askerlik günleri sonrası kullanılan yeni haptik teknolojilerin eseri travmalarla uğraşıyor. Flynne ise bir yandan üç boyutlu baskı yapan bir dükkânda çalışırken bir yandan hasta annesine bakıyor. Sanal gerçeklik oyunlarında başkalarını üst seviyeye çıkararak para kazanan Burton’ın yerine Flynne’in oyuna girdiği bir gün tüm ailenin hayatı değişiyor.

Chloë Grace Moretz, “Empathy Bonus”ta (2022), The Peripheral, kaynak: IMDB

Başta kendisini yeni bir sanal gerçeklik oyununda sanan Flynne, daha sonra 2099 yılının Londra’sına bağlandığını anlıyor. Zaten dizi de adını, bu tür bağlantılarda Flynne gibi kullanıcıların kontrol ettiği robot beden “peripheral” kavramından alıyor. Charlotte Riley’nin canlandırdığı Aelita West, Flynne’nin gelecek Londra’sına bağlanmasını sağlayan gizemli karakter. Onun gerçekleştirmeye çalıştığı operasyona karşı zengin işadamı Lev Zubov (JJ Feild), Aelita’yı uzun zamandır tanıyan Wilf Netherton’ı (Gary Carr) görevlendiriyor. Aelita’yı bulmak için Flynne tekrar Londra’ya bağlanmaya zorlanıyor. Bu esnada Flynne ve ailesi hedef haline geliyor.

Aslında bilimkurgu sevenlerin tahmin edebileceği bir çerçevede başlıyor dizi. Bilgisayar teknolojisiyle uzaktan kontrol edilebilen robot bedenler ve zaman yolculuğu türün alışılagelen öğelerinden. 2032 ile 2099 arasında yine tahmin edilebileceği üzere büyük bir felaket olmuş. Gelecek ve geçmiş arasında birbirini kontrol etme çabasını mümkün kılan teknolojik gelişmeler ile tüm bunlarla beraber test edilen duygusal bağlar, öykünün ilerleyeceği yönlerle ilgili ipuçları veriyor.

The Peripheral’ın türe büyük bir yenilik getirdiği söylenemez, ama artan çevrimiçi platformlarla beraber izlenebilecek içerik sayısının takip edilemeyecek kadar artması, biz izleyicileri belki de daha tanıdık içeriklere yönlendiriyor. Bilinip sevilen türler, geniş kataloglar içinde daha fazla dikkat çekiyor. İçeriğin performansından emin olmak zorlaşırken, türün tanıdıklığı izleyicilere yaptıkları zaman yatırımına dair cesaret veriyor. Bunu belki klasik anlamda rutin izleyicilikle açıklamak tam mümkün değil; çünkü rutin izleyiciliğin önerdiği kadar fon müziği yerine geçecek bir dizi değil The Peripheral. Fakat, tanıdık yanlarıyla avantaj kazanan bir dizi var ortada.

İşte bu yüzden eleştirmenler ile izleyiciler arasındaki beğeni farklarını düşünürken aralarındaki beklenti farklarını göz önünde bulundurmalı. Dizinin Rotten Tomatoes performansına bakarsak, izleyicilerin aradıklarını daha çok bulduğunu söyleyebiliriz.

Yalnız şunu asla unutmamak lazım: İzleyicilerin bir diziyle ilgili fikirleri bölümden bölüme değişebilir. James Hibberd, Westworld’ün iptalini değerlendiren The Hollywood Reporter’daki yazısında dizinin Rotten Tomoatoes’da ilk iki sezonu ile son iki sezonu arasında düşen puanına değinmiş. The Peripheral’ın ilerleyen bölümlerdeki akıbeti, izleyici görüşlerini eleştirmenlerinkine yaklaştırabilir. Eleştirmenlerin beğenmediği diziler izleyici beğenisiyle devam edebilirken, iki grubu da kaybeden projelerin rekabetin tavan yaptığı pazarda pek şansı yok. Öyle olmasa birkaç sene evvel her bölümüyle yeri yerinden oynatan Westworld bir kalemde iptal edilemezdi. Nolan ve Joy ise Amazon için aynı isimli oyundan uyarlanan ve yine felaketler sonrası gelecekte geçen Fallout dizisi üzerinde çalışmaya çoktan başlamış. Özetle The Peripheral, Westworld’ün kaderini yaşayacak olsa bile bilimkurgu severler için başka tanıdık içerikler çoktan yolda.

T'Nia Miller, “Haptic Drift”ta (2022),
The Peripheral, kaynak: IMDB

* Bir televizyon programının genel olarak yaratıcı otoritesi olan ve yönetim sorumluluğunu taşıyan kişi.

Amazon Prime, bilimkurgu, dizi, Peyderpey, Şebnem Baran, televizyon, The Peripheral, uyarlama, Westworld