Çifte Sarmal
Mark Fisher’ın kültleşmiş kitabı Kapitalist Gerçekçilik’in temel tezinin ya da tespitinin, kapitalizmin sonunu hayal etmenin dünyanın sonunu hayal etmekten zor, hatta belki imkânsız olduğu olduğunu biliyoruz. Bundan kasıt, kapitalist gerçekçilik denen şeyin, kapitalizme bir alternatifin yokluğunda ortaya çıkan geç kapitalist şartlarca koşullu bir tür duygu duruma denk gelmesi. Bunun mantıki sonucu, tabii ki bu duygu durumun sanat eserlerinde de yansımasını bulması olacaktı. Fisher kendi payına edebiyattan sinemaya bu durumun tahlilini yapmıştı, örneğin Tuhaf ve Tekinsiz’in kimi sayfalarında (ama tabii Hayatımın Hayaletleri’nde de aynı durumun müzikteki yansımalarının peşine düşecekti). Söz konusu kuramı ileri sürdüğü kitabını ise Children of Men’in tahliliyle açması boşuna değildi, zira tam da bu filmde kapitalist gerçekçilik mükemmel ifadesini buluyordu. Bir film ki üremenin son bulmasıyla, “insanlığın kısırlaşması”yla yiten bir insan soyunu resmediyordu ama “koşullar” hâlâ aynıydı. Herkes hâlen “işe gidiyor”, yaşamaya devam ediyordu. Bu sefer ölene dek değil soyu tükenene dek yaşamaya. Wax’te bu filmi konuşma nedenimiz ise bugün biraz da bu koşulları anıştıran bir vaziyet içinde bulunduğumuzu düşünmemiz. Dolayısıyla, filmi konuşmak için “oturaklı” bir zamandayız diye düşündük. Fisher’ın kitabı bizce güncelliğini koruyor. Ve tabii, tüm kitabın açılmasını sağlayan film de, aynı şekilde. Konuşulanlar madde madde şu şekilde:
- Ismarlama film ve sözde kuramsallık.
- Kapitalist gerçekçilik, geleceksizlik.
- Post-insanlık hâli.
- İsyanın estetiği.
- Kamera, takip ve yoldaşlık.
Podcast Türkçe ve süresi 35:59
