Çifte Sarmal
Crash gibi bir film ancak pornografinin var olduğu bir dünyada yapılabilirdi. Erotizmin hükmü ortadan kalktığında, haz dolaylılıktan soyulduğunda pornografinin diyarına geçiş yapıyorsak, Crash’in tam da bu diyara ait olduğu söylenebilir. Aynı zamanda, mükemmel bir pornografik eserden bekleneceği gibi, iki temel işlem üzerine kuruludur: şeffaflaştırma ve aşırı uyarım sağlama. Bu iki işlem de beden üstünde ve üstünden uygulandığından, David Cronenberg’in bu filmi çekmeyi görev edinmesi de pek tabii anlaşılır hâle gelir. Film gerçekten de beden aracılığıyla gerçekleştirilen ölümcül bir deney dizisini yansıtır ve Jean Baudrillard’ın 2000’lerin başında sözünü ettiği, amaçsız kalan insanın deneyselliğini dışavurur. Öte yandan, cinselliği tüm veçheleriyle şeffaflaştırır da film, ama onu ölümcül bir devrenin, makinenin, bu örnekte arabanın devresinin bir parçası kılmadan da yapmaz bunu. Diğer bir deyişle, pornoyu genel olarak, bir kademe daha aşırılaştırır Crash: Bedenin çıplaklığı yetmez, onun içini açmak, onu kanatmak, organları boşaltmak ve bunu da bir kerede, bir darbeyle, “araba çarpması”yla yapmak gerekir. Böylece porno bağımlılarının iyi bildiği iki koşul uç bir şekilde sağlanmış olur: daha da şeffaf ve daha da uyarım eşiği artan bir şey olarak beden. Bu ise bir tür ölüm pornosudur tabii; zira erotizmin kurucu varsayımını, haz ile ölüm arasındaki ilişkiyi ters yüz eder: Ölümün varlığıyla sağlanan haz, ama kendisini ölümden, ölme ediminden ayırt edemeyen haz da. Bu noktada haz ilkesi ile ölüm dürtüsünün iç içe geçtiğini ve birinin diğerine göndermede bulunduğunu söyleyebiliriz. Hatta daha da ileri gidip bu ikilinin karşılıklı olarak lağvolduğundan söz edebiliriz. Crash hakikaten bu tip bir dünya tahayyülü sunar: Ölümün sadece bir sondan, bir tür “büyük ölüm”den ibaret olduğu, bir ufuk olduğu, ama haricinde hiçbir öneminin olmadığı, hazzın aşırılaştırışının yegâne varlık amacı olarak edinildiği, “küçük ölüm”ün büyük olanın yerini aldığı bir dünya. Bu dünya post-Fordist olduğu kadar post-Freudcu bir dünyadır, ama aynı zamanda post-erotiktir, hatta post-pornografiktir: Nekrofili. En radikal perspektiften ontolojik bir striptiz ya da ölümle girilen bir cinsel münasebet dizisi olarak okunabilir bu film, tamamen “ölmeye doğrulmuş beden”lerle dopdolu olması da (Cronenberg’in body horror’ının body terror’a evrildiği, zira bedenin hem özyıkımsal hem de teröristik hâle geldiği bir uğrak), bir tür “yaralı beden” toplamıymışçasına alımlanması da bundandır belki. Eros ile Thanatos’un güçlerinin iç içe geçmek suretiyle melez bir cinsellik imgesi, bir post-cinsel cinsellik imgesi oluşturduğu bir film. Bizim bu filmi ele alma ve Wax’e katma nedenimiz ise tüm bunlar tabii; bedene yaptıkları üstünden sinemaya yaptıklarının nevi şahsına münhasırlığı yani. As always, bullet’lar:
- Skopik haz ve otoyol.
- Hiper-libidinal kesme.
- Postmodern yücelik: Mikroskopik yüce.
- Erotik tempo.
- Sakin film, soğuk oyunculuk.
Podcast Türkçe ve süresi 28:03
