Çifte Sarmal
Sanal gerçeklik denen şey her ne kadar gerçekliğin yitiminden ibaret sayılsa ve görülse de, aynı anda bir gerçekliğin, paralel ya da alternatif olduğu söylenebilecek bir gerçekliğin kurulumdan, inşasından ayrılamaz. Bu perspektiften, sanal gerçekliğe bakışın iki yönü vardır ve bu yönler, onu iki ayrı şekilde tanımlar: var edici ve yok edici. Ama gerçekte, bu ikisi bir sürecin iki ilişkili veçhesidir. Evet, gerçeklik yiter ama bu, gerçekliğin, diyelim ki fiziksel gerçekliğin tastamam ortadan kalkmasına değil, onun bir diğer gerçeklikle hemhâl vaziyete ermesine ya da bir diğer gerçeklikle yan yana düşünülmesine işaret eder. Sanal gerçeklik, sanılanın aksine, gerçekliği ortadan kaldırmaz, daha ziyade onu daha müphem ve “öteki” kılar. Gerçeklik denen şey the gerçeklik olma özelliğini yitirdiğinde yok oluyorsa, evet, sanal gerçeklik gerçekliği yok eder; bir a gerçeklik olarak. Ama eğer ki sorun gerçekliği, ta kendisi muallak bir kavram ya da belirlenimi olduğu gibi duyulur kılmaksa, hayır, sanal gerçekliğin gerçekliğe “gerçekdışı” karakterini iade ettiği ya da yeniden bahşettiğini söylemek olasıdır. O kadar ki, bu açıdan sanal gerçekliğin gerçekliği kuran faktörü yenilediği, böylelikle gerçeklik algısını tazelediği bile söylenebilir. Sanal gerçeklik gerçekliğin ta kendisini sorunsallaştırır, ama onu yok etmeden, daha ziyade onu onun içinde hâlihazırda verili kuvvetlerin halesiyle kuşatarak. Satoshi Kon’un Paprika’sı da tam da bu tip bir sanal gerçeklik filmi işte; rüyalar tarafından soğuruladuran fakat yine de varlığı bulunan, en azından var gibi, varlığı “-mış” gibi olan bir gerçeklik deneyimini var ettiğinden. Yalnızca rüyaların gerçekliğini görünür kılmıyor bu film, bilinen hâliyle gerçekliği de bir rüya mantığının tekeline sokuyor tastamam. Gerçekliği rüyasallaştırıyor bir nevi. Diğer bir deyişle, gerçekliğin kendi içinde var ettiği sanallığı onun edimsel kuvvetlerinden biri kılıyor. Ve bunu da, ta kendisi bir tür sanal imge kompleksi olarak iş gören sinema makinesi üstünden, animasyon aracılığıyla, diyelim ki upuygun bir biçim altında yapıyor. Bu filmi Wax’te konuşma nedenimiz de bu: Filmle yapılabileceklerin sınırlarından bir diğerini daha görünür kılması. Filmin sanallığını görünür kılacak şeyi, gerçekliğin sanal boyutu olan rüyaları konu edinmesi ve kendisini bu yolda bir tür rüya olarak sağlaması. Her zaman olduğu gibi bullet’lar:
- Animenin özgüllüğü.
- Animatif tasarım ilkesinin önemi.
- İçsel sinema olarak rüya.
- Klişeler, anamorfozlar, gündüz düşleri ve benzerleri.
- Rüya içinde rüya içinde gerçeklik.
Podcast Türkçe ve süresi 29:49
