Çifte Sarmal
Dikkat dikkat! Mansplaining’in yeni bir varyantı Lehman Brothers’ın 15 Eylül 2008’de batışıyla, iflas bayrağını çekişiyle birlikte ortalıkta kol gezmeye, yayılım göstermeye başladı ve bugün bile alttan alta iş görmeye devam ediyor: Sistemik mansplaining. Mansplaning’in en Grimescı hâli; kısmen işe yarar ve uzaktan bakınca şamatalı ama yine de (her zaman olduğu gibi) sıkıcı mı sıkıcı. Ve daha da kötüsü: Zorunlu gözüken bir tanesi. Uygulayıcıları da (“şer odakları”?) pek görünür tabii. Aklınıza Joe Rogan mı geldi? Yoksa yahudi Joe Rogan olan Ben Shapiro mu? Jordan Peterson? Andrew Tate? DJ Khaled? (Evet, DJ Khaled.) Jocko Willink? Reload, recalibrate, reengage? Hayır hayır, uygulayıcıları görünür derken, birer fikir olarak demek istedik. Hani “Adamı öldürürsün ama fikrini asla” gibisinden. İçi boş olanından yani, ama tabii ki artık, ironik bir şekilde, dolmuşundan da (Her boşluğu dolduran bir sisteme yakışır biçimde!). Sistemik mansplaining’in mevcut (ve muhtemel) temsilcileri: borsa simsarları, ekonomi yazarları (Fox News et al), “yatırımcı”lar, holding sahipleri, hâlâ Monopoly oynayan herkes, Ivanka Trump, kripto dealer’lar, bahis oyuncuları, AVM üstü gökdelen-site sakinleri (together with postmodern mimari stilinde real estate property satan-dikenler), antiortodoks yani heterodoks ekonomi politikası bayraktarları… Özetle, her şeyi alıp satanlar (ya da alıp satanlarla ilgili konuşanlar): Hiper-kumarbazlar. (Eric André: Buy it, sell it, I dunno.) Bu büyük “erkek kompleksi” krize girdiği düzeyde ise her tarafı erkeklerin verdiği aklın doldurması manalıdan ziyade mecburidir: Erk-açıklama, “erbilmişlik”in bir kazadan çok kader olması. Hayır, “Akıl erkektir” demiyoruz ve hayır, “Mülkiyet erkektir” demiyoruz ve son kez hayır, “Ataerki parasaldır” demiyoruz. Bu fikirlerin her biri “erkeksi”dir ve ancak onları var eden sistem krize girdiğinde kuramsal olmaktan çıkıp kılgısal bir hâl alırlar, laklaka all hell broke loose baharatı katarak: (Heideggerci “hakikat erotizmi”nin perde imgesiyle konuşacak olursak) peçesi indirilmiş hiper-erkekliğin konuştuğu tek şey paradır ve para da, Nick Land’in haklı olarak dillendirdiği gibi (“Teleoplexy”), bir labirenttir; kaybolursunuz içinde. Steven Soderbergh’in The Girlfriend Experience’ı işte bu labirenti sinematografikleştiriyor ve pornografikten daha pornografik olan, tam manasıyla Baudrillardcı bir pornografi anlayışının dibine vuruyor: Her şeyin parayla ilgili olduğunu (hiçbir kaçış ufkuna ima düzeyinde dahi olsa işaret etmeksizin) açık açık söylemek, bilişsel kapitalizmin çöküşünün biliş ötesi, neredeyse insandışı, makinesel bir diyalog silsilesine mahal vermesi (“Sermaye senin içinden konuşuyor, kapiş?”). Filmde merkezi figürün bir eskort olması boşuna değil, hiç mi hiç değil. Bir eskortun simülatif dahi olsa bir mahremiyet hissi yaşayamadığı bir dünyadır kriz sonrası dünya, önemli olanın döviz kuru, faiz oranı, menkul kıymet, finans, tapu kadastro, kira ücretlerindeki artış, proaktif girişim vesaire olduğu. Hiper-libidinal ekonomi! Hiper-kapitalizmi konu alan tüm filmlerde tüm karakterlerin aseksüel gözükmesi bir rastlantı mı (Cosmopolis’i hatırlayın)? Sanmıyoruz. Makineleri seviyoruz, özellikle de insanı makine kılan makineleri; yani her türden makineyi. Sermaye kara sevdası? You never know. Wax için biçilmiş bir diğer kaftan (yoksa kefen mi?) ve “Bir filmden fazlası.” İşte (yine) bullet’lar:
- Belgeselimsilik, salaş sinematografi ve cinéma vérité.
- 2008 krizi ve kripto-mansplaining.
- Hiper-kroni.
- Tecimsel ilişkisellik ya da aksiyomatik yabancılaşma.
- Sasha Grey’in depornografizasyonu.
- Hiper-libidinal ekonomi.
Podcast Türkçe ve süresi 34:49
