Çifte Sarmal
Blade Runner’ı nasıl bilirdiniz? Öldü mü yoksa? Cenazesi çoktan kalktı mı? Hortlatmalı mı onu? İfa etmediği rüyaları yok muydu? Denis Villeneuve öyle düşünmüş olacak ki, Ridley Scott’tan “helallik” alarak Blade Runner 2049’u çekmeye girişmiş ve “hayırlı” bir işe imza atmak suretiyle girebileceği sevabın azamisine girmiş. Şaka bir yana (hiçbiri şaka değildi, olsa olsa abartmadır), Blade Runner franchise’ının otuz yıl ileri sarılması ama (“gerçek hayat”ta) iki film arasında otuz beş yıllık bir açıklık olması ve ikinci filmin çekildiği tarihten otuz iki yıl sonrasıyla ilgili “söz söyleme”si kafaları iyice karıştırıyor olsa da, tarih sorunu yalnızca “konuyu değiştirmek” için bir bahanedir. Wax’in bu bölümünde bu bahanenin sunulmasıyla neyin elde edilmeye çalışıldığı ve tabii elde edildiğini ele aldık. Çoğu kişi bu filmin kendi başına bir başyapıt (lonesome masterpieces), franchise içinde ve özelinde ise bir “kötü film” olduğunu düşünse de, bizim yorumumuz “başka.” “Hadi ateistler, bunu da açıklayın!” der gibi, sorabiliriz: Böylesi bir film, o hâlde, nasıl oluyor da ilk filmin sorunsalını (makinenin insanlaşması ve insan-makine simbiyozunun nihayetine ermesi hususu) bu denli sofistike bir biçimde, bir makineyi önce Sartrecı, sonra Camuscü yapacak kadar ileri itebiliyor (Önce bulantı, sonra kusma)? “Hadi, bunu da açıklayın!” Biz kendi açıklamalarımızı sunduk, “filmin iyiliği”ne dair gerekçelerimizi sıraladık, tahlil, tefsir ve tasnifi, özenli bir taksim yoluyla, kendi temayüllerimiz doğrultusunda tahakkuk ettik. Alın size podcast tefekkürünün tertibi, her zamanki gibi nizamsız hâlde:
- Ruh ve huzursuzlukları.
- Makinelerarası aşk: Hologram-replikant birlikteliği.
- Blade Runner ile “devam filmi” arasındaki fark.
- İnsan-makine özdeşliği: Çift kutuplu bir sorun.
- Emperyalizmden neokolonyalizme: Yıldızlararası sermaye.
- Yapılmış olmak, doğmuş olmak ve sistemik hiyerarşi.
- Sisler, gölgeler ve dinamik ışıklar.
- Islak teknik ve akışkan modernlik.
Podcast Türkçe ve süresi 42:05
