Çifte Sarmal
Bir müzik türü olarak drone’un minimalist bir müzik olduğu sıkça tekrarlanan bir şeydir; yani bir janr olarak müzik kültürü içerisinde minimalistik bir haleyle kaplanır drone sıklıkla. Sesselliği [aurality] söz konusu olduğunda minimal bir temayülü yansıtan, müzikte minimum olanın kuvvetini dışavuran yani bir tür müzikal asgariyetle tanımlanan bir müzik olarak görülür. Bu itibarla da müzikal minimalizmin özgül bir boyutunu, belirli bir veçhesini yansıtır sadece. Kendinden menkul değildir bu açıdan yani. Genel tanım, diyelim ki drone’a dair genelleme budur en azından. Basitçe drone’a nakşedilmiştir minimallik.1
Peki, müzikte minimal olan nedir? Minimalistik bir müzik var mıdır? Ve var ise drone ne anlamda ve hangi bağlamda minimalistiktir? Kısacası, neden ve nasıl bir minimalizmden bahsediyoruz drone söz konusu olduğunda? Minimal sıfatı ve onun içermiş olduğu, ona yüklü olan tüm muğlak ve müphem anlamları taşımaya uygun gözükür drone ilk bakışta. Minimallik ismiyle bağdaştırılmasının ve dolayısıyla bir sıfat olarak minimalin drone’a iliştirilmesinin nedeni biraz da bu gibidir. Ama yine de, drone’un minimalistik bir müzik olarak görülmesi, müzikal olarak belirli bir hâl ve şekilde var olmayan müziklerin minimal yaftasıyla etiketlenmesinden ve kodlanmasından ileri gelir sanki en temelde. Bundan kasıt, minimal müzik denen şeyin ilkin belirli bir müzikaliteyi tanımlar bulunması ve drone’un da bu tanımlanmış müzikaliteye tekabül eder gibi gözükmesidir. Bu ise şu demektir: Drone müzikte minimalizmi kendi payına yansıtmadan evvel müzikal anlamda minimal olanın hâlihazırda belirli paratametrelerce nitelenmiş olması ve drone’un bu parametrelerle uyum sağlaması (ya da böyle düşünülmesi) hasebiyle minimal bir müzik ol(durul)masıdır söz konusu olan. O hâlde ilkin –minimal müzik tabirinin özsel Batılılığını göz önünde bulundurmayı unutmayalım– drone’un minimal olanı değil, minimal olanın drone’u tanımladığını söyleyebiliriz.
Öyleyse drone ile minimal müzik arasındaki ilişki çift taraflı, karşılıklıdır: Bir, minimal müzik belirli bir şekilde karakterize edilmesi itibarıyla belirli müzikleri bünyesinde barındıran bir çatı terimdir ve yine belirli müzikal özellikleri ya da kriterleri karşıladığı, diyelim ki bunlarla uyumlu olduğu için drone da bu derleyici toplayıcı terimin içerisine dahildir ve iki, drone her ne kadar minimal müziğin içerisine dahil olsa da onun içerisinde ayrıksı bir konuma sahiptir ve müzikte minimal olanın ne olduğunu ve/veya ne olabileceğini yeniden tanımlayan müzikal bir tavrı yansıtması itibarıyla da birer burç olarak müzikal ve minimalin yeni tipteki bir amalgamının temsilidir. Birer terim olarak drone ve minimal müzik bu açıdan, dönüşümlü olarak kullanılacak denli iç içe geçer yer yer; zira hem drone müzikte minimalizmin belirli bir uğrağı olarak sudur eder hem de müzikte minimal olan drone’la birlikte niteliksel olarak değişip dönüşmek suretiyle başka bir şekilde alımlanmaya açık hâle gelir. Kısaca, müzik babında minimalliğin belli bir başkalaşımını ifade eden, kendi payına –minimalizmin lensinden görülecek olursa– minimalistik bir müziktir drone. Müzikal minimalizmin sessel [aural] genetiğiyle ilintili bir boyutu dışavurur bu minvalde.
Müzikte minimalizm, kabaca, Batı müziği geleneğinin özgül çoksesliliğine ve ayrıca da bu çoksesliliğin kendi içerisindeki özgün çokboyutlu sessel varyasyon imkânına dayanmayan ya da diyelim ki, çoksesliliğin ve sessel çokboyutluluğun varyasyonlanışını kendince (yeniden) tanımlayan bir müziğe karşılık geliyor aslında.2 Öyleyse salt bir müzik tabirinden değil, kendine has bir müzik yapısından da –her ne kadar tek bir yapıyı imliyor olmasa da– söz ediyoruz aynı zamanda. Batı müziğindeki gerilim ve çözülüm ilişkilerini –Batı müziğinin genetik yapısının özsel bileşenlerini– büyük oranda lağveden ya da bu ilişkileri fazlasıyla gevşeten, gazsallaştıran, uçucu kılan bir müzikten bahsediyoruz yani (Tabii ki söz konusu ilişkileri böylesi bir bozulum sürecine sokan her müzik de minimal değildir, daha ziyade bu bozulumsal sürecin belirli, özgül bir çıktısı müzik özelinde minimal olarak değerlendirilebilir). Batı’dan ziyade Doğu’nun müzik yapıp etme biçimini, müzikal sezgisini, kulağının duyduğu ve duyurduğu müziği imliyor minimalizm. (Minimalizm terimi, bu açıdan, tamamen Batılı bir icattır; zira müzikte minimalizm, daha en baştan, varlığıyla minimalist olmayan müziğin karşısında konumlandırılır ve onun dolayımıyla tanımlanır; yani minimal olan müzik, özünde, Batı müziğinin perspektifinden yani ona göre minimal olan müziktir. Kendinde ve kendi için minimal müzik diye bir şey ise yoktur.) Her ne kadar müzikal minimalizm salt bu tip bir kavramsal çerçevenin içerisine sığmayacak denli geniş bir müzikalliği imliyor olsa da, en temelde böyle bir genelleme yapmak mümkün gibi gözüküyor en azından. O hâlde minimal müziğin, müzikte Batı’nın zaman-mekânında gerçekleştirilen ve –tabii ki gelişiminin belirli bir evresinden itibaren– geleneğe dayalı ve bağlı müzikal bir tertibata alternatif bir hat çizen bir müzik olduğunu, tüm belirsizliğiyle birlikte bu tip bir müzikalliği yansıttığını söyleyebiliriz basitçe. Salt bu alternatif hattı izlemesi itibarıyla minimal bir müzik olarak görülebilecek olan drone’un ise müzikteki minimallikle ilişkisi, müzikal minimalizme has olan genetik belirteçlerin içsel evrimindeki belirli bir boyutu yansıtmasıyla ilgili işte. En azından göreli olarak –minimalizm dendiğinde müzikte anlaşılan şeyin mahiyeti ve muhteviyatıyla belirli bir oranda özdeşleştirilebileceği düşünülebileceğinden ötürü yani– söylenebilir bu.
Drone’un ne olduğuna ya da daha doğrusu, bir müzik olarak nasıl işlerlik gösterdiğine yani onu müzik pratiği açısından karakterize edenin genel itibarıyla ne olduğuna gelirsek, en temelde yekpare tonlarla3 yani uzatmalı ve sönümsüz tınılarla,4 tekrar eden notalarla ve sürekliliği müziğin bütününe sirayet eden yani müzikal zamansallığın tamamına yayılan ton kümeleriyle5 ifadesini bulduğunu söyleyebiliriz. Ama aynı zamanda kısmi armonik varyasyonları devreye sokan, armoniyi mikro ve hatta nano ölçekte başkalaşıma uğratan müzikal bir karaktere sahip olduğunu da belirtebiliriz. İşte bu tip bir içeriğe sahip olmasından ötürüdür ki, bir müzik akımı ya da ekolü olan minimalizmle ilişkilendirilir drone. Bu açıdan bakıldığında da, tekrarlarsak, müzikte minimalliğin yepyeni bir veçhesine işaret eder. Sonik minimalizmin olabileceği ve oldurabileceği şey de, böylece, çeşitliliğini dışavurmuş olur.
Peki drone’un, kendi payına, ne anlamda minimalist bir müzik olduğunu söyleyebiliriz? Soru pek tabii şöyle de formüle edilebilir: Drone’un müzikal minimalizmle dışrak ilintililiğinin haricinde kendinde ve kendi için, içrek olarak müzikal ve minimal olanla ilişkiselliğinin doğası nedir? Sessel yekpareliği –ister ritimsel isterse de ses kütlelerine6 dayalı ve bağlı bir şekil ve biçimde vesaire olsun– müziğin yapısının, müzikal yapısallığın merkezi motifi hâline getirmiş bir müziğin minimalliğinin içerimleri ne olabilir? Öncelikle drone’un müzikal açıdan monoton olduğu söylenecektir; yani müziği tonsal açıdan fazla basit (yani az bileşenli) kıldığı iddia edilecektir. Bir bakıma doğrudur da bu, ama yalnızca teknik anlamıyla böyledir. Drone söz konusu olduğunda monotonluk, tonik olanın duyumsal mono’luğuna –her daim böyle olmasa da sıklıkla– gönderdiği [referment] oranda drone’un monotonluğundan söz edilebilir. Ve bu da özellikle dronik müziklere has olan yaratıcı bir protokoldür; yani monotonluk, bu bağlamda, sessel kapsayıcılığın ve boğuculuğun yaratabileceği türlü algısal ve işitsel ve hatta bedensel deneyimle tanımlanan müzikal bir prosedürdür.7 Sesin olumsal bir kuvvetini, müzikte yeğinliğe dayanan bir gücüllüğü dışavurur. Gilles Deleuze’ün müzikte atımlı [pulsed] zaman hakkında söyledikleri, bu sebepten, en çok da dronik müziği özetler gibidir (“Müzikal Zaman”): “Malzeme kendi başına duyulabilir olmayan bir gücü, yani zamanı, süreyi, hatta yeğinliği duyulur kılmak için oradadır. Madde-biçim çiftinin yerine malzeme-güçler çifti geçmektedir.”8 Monotonluğun, dronik müzik dahilinde –müziği yargılayan hâlihazırda salt dinlemek istiyor olduğu şeyi duymaya meyilli olan yani aslında dinlemeyen bir dinleyici değilse tabii– pejoratif değil, süperlatif bir anlamı vardır bu açıdan. Artık monoton kesinlikle sıkıcı demek olmayacaktır, daha ziyade sıkıştırıcı, sesi sıkıştıran, onu yoğunlaştıran, sonik hacim, enerji ve oluş [becoming] sağlayan olarak anlaşılacaktır. Monotonik ve monofonik9 ve pek tabii monolitik olanın kuvvetinden, sonoröz bir kütlenin süreminin deneyiminden söz ediyoruz. Müzikal olanın nevi şahsına münhasır bir yoğunlaşmasından, sessel maddenin kendine has bir yeğinliğinden. Sonik koyulaşmadan.
Drone’un –bir kavram olması dolayısıyla– minimallikle ilişkisi müzikalliğiyle doğrudan doğruya bağlantılı olsa da, kendi payına, daha detaylı bir kavramsallaştırmayı hak eder yine de. Drone minimalist midir? Bu soruya minimalizmin müzikal bir okul ya da ekol olması hasebiyle ve bu bağlamdaki teknik boyutuyla daha önce değindik ve evet cevabını verdik, fakat şimdi, minimallik denen şeyi salt kavramsal açıdan inceleyecek olursak, hayır diyeceğiz. Drone söz konusu olduğunda minimal, bir sıfat olarak, şaibeli. İlkin, drone’un minimal olduğunun düşünülmesi, aslında minimalliğin kurucu değil bozucu bir özellik olarak görülmesinden kaynaklı. Minimalliğin müzikte bir tür azaltımı, bir tür nicel –tınısal ya da enstrümantal vesaire açıdan– kaybı imlemesi hâli bundan kasıt. Drone’un da az sessel öğeye ve müzikal varyanta dayandığı düşünüldüğünden, onun ister istemez minimal olduğu kanısına varılıyor. Sayısal anlamda minimal ritmin, armoninin, melodinin ve hatta bunların tastamam yokluğunun yaratmış olduğu çatısal perspektif göz önünde bulundurularak minimal sanılıyor ve sayılıyor yani drone. Ama aslında, dronik müziğin mesele ettiği ya da daha doğrusu, vurguladığı şey basitçe müzikal niceliğin asgariliği değil, tam aksine belirli bir müzikal niteliğin azamiliği.10 Sesin türlü yolla yeğin ve yoğun bir duyumunun sağlanması hâli yani. Bu açıdan müzikteki nicel azaltım, yalnızca müziğin nitel etkisinin, tesirinin çoğaltımının bir aracı, o kadar. Drone’u bir müzik olarak, kullandığı araçların perspektifinden değil, kullandığı araçlar vasıtasıyla elde etmiş olduğu sonucun yani amacının perspektifinden ele almalı (Müzikte minimallik kavramsal olarak o denli kodlanmış ki, drone ve benzeri farklı veçheleri olduğu, olabileceği bile düşünülemiyor bazen). Drone’a minimal dendiğinde gözden kaçan da bu nüans zaten en temelde. Müzikal anlamda asgari olandan çıkarsanan bir azamilik söz konusu drone’da. Minimal olmak için minimal olan değil, kendince minimal olana varan bir müzik o olsa olsa. Öyleyse kendi payına, münferit olarak minimal değil, maksimal bir müzik olduğu söylenebilir (Hay aksi şeytan!). Sesin yaratıcı bir şekilde var olduğu süreci, sessel sürecin sanatsal yaratımını, müziği tınısal bir özyoğunlaşım hâliyle niteliyor çünkü. Drone minimalist bir müzik belki, ama yalnızca (ve görece) minimal öğeyle maksimal bir müzikal kuvvete ulaşması babında. Drone söz konusu olduğunda, o hâlde, minimum nicelik ya da segmental değişkeden değil, maksimum nitelik ya da integral dönüşkeden söz ediyoruz. Kısacası, drone’un hem kökenini hem de ereğini tanımlayanın minimalizm değil, bir tür maksimalizm olduğunu kastediyoruz (yani minimalizmin, drone’un var oluş süreci içerisinde içine sığdığı, sığabildiği kavramlardan yalnızca biri olduğunu ima ediyoruz). Araçsallığı yani kullandığı müzikal araç gereçler açısından minimalist, amaçsallığı yani yaratmayı amaçladığı müzikal hale açısından maksimalist ya da ekstremist bir müziktir drone. Sessel arıtım ve yalıtımın, aynı zamanda müzikal yaratıma karşılık düştüğü, müstesna bir müzik.
Ama yine de drone’un, müzikal ve minimal olanla ilişkisi haricinde, tarihselliğini de –kısaca da olsa– söz konusu etmek gerekir; çünkü drone’un, müzik pratiğinin tarihselliğinin geneline yayılma biçimi hâlihazırda genetiğinde verilidir. Aslında tarihsel boyut söz konusu olduğunda drone’un modern ya da postmodern bir müzik olduğunu söylemek, teknik açıdan bakıldığında, zor; zira teknik bir terim olarak drone’un,11 müzikte dronik pratiğin birçok farklı coğrafyada, zamanda ve kültürde –işlevi her seferinde farklansa da, modüle ve modifiye olsa da– var olduğu aşikâr. Müziği çoğu zaman estetik olanla değil ritualistik olanla, duyusalla değil ayinselle bitiştiren ve bağdaştıran kültürleri anıştırabiliriz ilkin örneğin. Bizans ilahilerinin ison’larını, İskoçların gaydalarla icra ettiği pibroch’u, karnatik müzikteki ve tabii ki Hint klasik müziğindeki tanpura kullanımını, Çin müziğindeki tok sesli gongları, geleneksel bir Japon müziği olan ve Japon klasik müziğinin bir parçası olarak görülebilecek gugaku’nun müzikalliğini, Avustralya yerlilerinin kullandığı didgeridoo’ların heybetli ve haşmetli sesselliğini, ortaçağ Avrupa’sının polifonik12 devir öncesi müziğindeki organum’ları vesaire söz konusu edebiliriz. Ama diğer taraftan, ikincil olarak, modern dönemde var olmuş olan klasik müzik tandanslı dronik müzikleri, –ki bugün anladığımız hâliyle drone’un yani drone müziğin ilksel kapsamı da ilkin bu özgül boyuttan yeşermiştir aslında– örneğin La Monte Young’ın ve grubunun (Theatre of Eternal Music) müziğini ya da Amerikan minimalizmini (Steve Reich, Terry Riley vesaire) öne sürebiliriz. Fakat bununla da kalmayıp –üçüncü ve kesinlikle kayda değer bir boyutu göz ardı etmemek adına– postmodern dönemde serpilmiş olan drone’dan yani müzikteki dronik postmoderniteden, John Cale’ın ve The Velvet Underground’un müziğinden, krautrock akımından, drone’a sesselliği itibarıyla epey yakınsayan –hatta onun bir modu olduğu bile rahatlıkla düşünülebilecek olan– ambient müzikten13 (ama özellikle de dark ambient’tan), sesin bozulumunun sürekli muhafazasına ve bozulmuş sesselliğin ses uzamındaki sürekli askısına dayalı, uçucu ve hülyalı bir sesselliğe sahip olan shoegaze’den ve türevi indie-drone füzyonlarından, ama aynı zamanda elektronik ve elektro-akustik drone’dan ve last but not least, metalik yani metal müziğe dayalı drone’dan yani ekstrem metalin kendine has bir füzyonik türevi olan drone metalden bahis açabiliriz. Bütün bunlar hesaba katıldığında drone’un, tradisyonalist ya da enstrümantal, modernist ya da akımsal ve postmodernist ya da tutumsal bir düzlemde aynı anda, hem teknik hem teorik hem de pratik olarak yer aldığını, müzikte çokboyutlu bir şekilde var olduğunu, müziğe farklı kanallar aracılığıyla sirayet ettiğini ve onu değiştirip dönüştürdüğünü iddia etmek de mümkün hâle geliyor. Son kertede söz konusu olan, o hâlde, drone’un sadece tikel anlamında değil tümel anlamında da müzikteki bütünsel bir yayılımıdır yani. Müzikolojinin içerisine bir alt terim daha ekliyoruz böylelikle: Dronoloji.
Bu playlist, bir müzik olarak drone özelinde belli başlı tüm eğilim ve yönelimleri bünyesinde barındırmaya çalışan katalog benzeri bir kaynak, yani bir tür index-list her şeyden önce. Folk tandanslı olanından metal tandanslı olanına dek, drone’un aşağı yukarı tüm tip ve kiplerini kapsıyor. Listenin bu denli uzun olmasının nedeni de zaten bu; yani drone’a dair çeşitlilik arz eden ve kapsamlı bir kaynak oluşturma istenci. Bu minvalde listede birçok sanatçının, grubun vesaire parçası bulunuyor: Earth’ten Nico’ya, Boris’ten Tim Hecker’a, Stars of the Lid’den Kali Malone’a, Sonic Youth’tan –belki de gelmiş geçmiş en harikulade elektro-drone albümlerinden biri olan Transamorem - Transmortem’i yapan– Éliane Radigue’e kadar açılan ve genişleyen, spektrumu epey genleşmiş olan bir playlist bu. Ama drone’un enstrümantal boyutunu yani yukarıda bahsi geçirilmiş olan dronik enstrümanları duyuran parçaları da es geçmiyor ve içeriyor tabii ki. Listede Türkiye’den yer verilen sanatçılar ise Ekin Fil, Enis Gümüş ve Hüma Utku. Listenin herhangi bir belirli dizilimi –tematik, kronolojik ya da benzeri– olmadığından, dinlenmeye de herhangi bir yerinden başlanmaya uygun. İyi dinlemeler.
{Ahmet Kerem Keçeli’ye listeye eklenebilecek parçalarla ilgili vermiş olduğu öneriler için müteşekkirim, Furkan Keçeli’ye ise metnin teknik dipnotlarını yazmamdaki yardımları için teşekkür ederim.}1. Tabii ki drone’u müzikte minimallikle hiçbir şekilde bitiştirmeden ve bağdaştırmadan ele almak ve incelemek de mümkün. Fakat benim bu yazıda sorunsallaştırmak istediğim şey tam da bu varsayımsal ilişki olduğundan, bu tip bir kavramsal çerçeveyi yeğliyorum bu yazı özelinde. Kısacası, müzikal minimalizmle olan ilişkisi ve ilişkisizliği üzerinden analiz etmeyi arzu ediyorum drone’u.
2. Bu kabataslak ve özü itibarıyla negatif tanımın fazlasıyla Batı müziğinin yapısı ve biçimi baz alınarak yapıldığının ve pek tabii sorunsallaştırılabilir olduğunun gayet tabii farkındayım. Minimalizmi illa ki bu perspektiften tanımlamak gerekmiyor, farklı tanımlar da yapılabilir kuşkusuz. Yalnızca kavramsallaştırmayı umduğum husus açısından işlevsel olan tanımdır bu, o kadar.
3. Tone: Sesin perdesini karakterize eden, müzik içerisinde sabit bir periyodik değere sahip olan sessel nitelik.
4. Sustained sound: Müzikal sürem içerisindeki bir sesin belirli bir yoğunlukta sabit bir sessel değer olarak muhafaza edilmesiyle ortaya çıkan ses.
5. Cluster chord: Müzikal ölçekte en az üç bitişik ton içeren müzikal akor.
6. Sound mass: Müzikte ses perdesinin tekilliğinin önemini asgari hâle getirip müzikal doku, jest ve ses dinamiğinin önemini bütünsel olarak azami kılan ses öbeği, sessel kompleks.
7. Bu tip bir sesselliğin yaratabileceği muhtemel etki, Éliane Radigue’in şiirsel ifadesiyle, pek tabii şu şekilde de özetlenebilir: Before the greatest achievement. Before the greatest detachment. At the limit of the frontier space of the unconscious — tuned waves — ‘consonant things vibrate together.’ Where does the change happen? In the inner field of perception or the exterior reality of moving things in the course of becoming. And time is no longer an obstacle, but the means by which the possible is achieved.
8. Gilles Deleuze, İki Konferans, çev. Ulus Baker (İstanbul: Norgunk Yayıncılık, 2003), s. 52.
9. Monophony: Müziğin belirli bir bölümünün veya tamamının tikel tek bir ses hattı barındırdığını ifade eden müzik belirteci.
10. Aynı şey minimalizmin kapsamına girdiği düşünülen müziklerin neredeyse tamamı için de söylenebilir pek tabii. Minimalizme ve türevlerine müzikal anlamda niteliği değil de niceliği baz alan bir perspektiften yaklaşma hâlinin doğrudan doğruya Batı müziği ile bir bütün olarak müzik denen şeyi eşanlamlı görme hâlinden ileri geldiğini düşündüğümden, bu noktaya ayrıca değinmek istedim.
11. Drone: Bir parçanın çoğunda veya tamamında bir nota ya da akorun veya akorların süreklilik arz edecek şekilde çalındığı armonik ya da monofonik bir efekt veya eşlik.
12. Polyphony: Müziğin belirli bir bölümünün veya tamamının birçok tikel ses hattı barındırdığını ifade eden müzik belirteci.
13. Ambient müzik ile drone arasındaki temel fark, eğer ki bir farktan söz edeceksek, ilkinin sessel bir atmosfer yani bir tür sonik ambiyansla –ki janrın adı da buradan ileri gelir zaten– tanımlanan bir müzikal formu imlemesi, ikincinin ise doğrudan doğruya genel sessel hacimin yani sonik kütlenin holistikliğinin önplanda olduğu bir müzikal formasyona delalet etmesidir.
