Çifte Sarmal
Sabrina Ratté’nin Radiances’ı video yüzeyinin resimsel kuvvetlerini açığa çıkartan, videotik imgelemi elektriksel olduğu kadar piktöryel kılan, diyelim ki videoyu resme (hem madden hem de manen) yaklaştıran bir video serisi. Bir başka ifadeyle, altı videodan oluşan sayısal-pentürel bir etüd dizisi. Hem resmi aşan hem de resimden taşan bir duyumsamayı (bir matematik işlemiymişçesine) sağlayan videolar bunlar. Resimsel bir videotiklik oluşturuyorlar. Bu bakımdan da kesinkes paramedyatik bir tarafları var.
Ratté’nin Radiances’ı özelinde paramedyatizm nevi şahsına münhasır bir anlamı haiz. Şöyle ki bu eserin bağlamında paramedyatizm, bir mecranın aşılmışlığına (en azından reel anlamda) değil, bir mecranın yarattığı (her daim estetik olan) duyumun diğer bir mecranınkiyle benzeşerek (ya da diğer bir mecranınkini anıştırarak) başkalaşmasına karşılık geliyor. Bu ise bir mecranın estetiğinin bir diğer mecranınki referans alınarak kurgulanması ve bu yolla baz estetiğin ötekileştirilmesi ve dolayısıyla, bir mecra dahilinde kurgulanan ve gitgide o mecrayı tanımlar bir hâl alan jestlerin bir başka mecranın olanaklılıklarını keşif için seferber edilmesi, böylece mecradan mecraya “estetik transfer”le estetiğin ta kendisinin başkalaşımsal (ve değişimsel) kılınması demek. Radiances’ta olan da bu tam manasıyla. Resimsel jestlerin videotik bir model olarak alınışı yani. Videonun resimsellikle keşfi diyelim. Ya da videonun resim-oluşu.
Radiances’ı bir modelleme olarak düşünmek pek tabii mümkün. Animatif olduğu kadar resimsel bir modelleme bu. Resmin renklerle ve çizgilerle, sıkı bir doku (tuval) üstünde üretmiş olduğu jestleri salt zamansal bir deneyimin nesnesi kılarak ve yapay bir düzleme (ekran) gömerek mimikliyor. Böylece tuval organikliğini yitiriyor, ama ekran da pürüzsüzlüğünü kaybediyor. Pürüzsüz olamayacak kadar kılcal, organik olamayacak kadar ışınımsal bir mekân bu videolarınki. Bu raddede söz konusu olan ise ne ekran ne de tuval, ama ekran-tuval. Hibrit bir imgelem bu. Arı değil asla ve bilhassa.
Video yüzeyini, ekranı bir tuval gibi kullanan videolar Radiances serisindekiler. Resme has olan yüzeysel [surficial] jestleri videoda sağlıyorlar. Renksel, noktasal ve çizgisel kuvvetlerin, özetle asal ve asli olarak resmin kuvvetlerinin videonun ana maddesince yani bir materyal olarak zamanla işlenmesinden oluşuyorlar; çayır çimenin suda savruluşunun (Radiances I), buzun oluş ve bozuluşunun (Radiances II), nehrin okyanusa akışının (Radiances III), rengârenk çiçeklerin açışının (Radiances IV), denizanalarının süzülüşünün (Radiances V), gündoğumunun denize büzülüşünün (Radiances VI) resmini oluşturuyorlar (ve tabii ki, Ratté’nin tüm işlerinde olduğu gibi, sanatta reel ile virtüeli kendi paylarına kavuşturuyorlar). Diyelim ki video yüzeyini kimi zaman kıpraşan, kimi zaman dalgalanan ama her daim canlı kalan bir alan hâline getiriyorlar. Basitçe, cansız bir yüzeye can katıyorlar; yapay bir yüzeyi organikleştiriyorlar.
Diğer taraftan, Radiances’taki videotik mekânların yeşillik ve suluk alanları andırması da boşuna değil (Belki de bu bağlamda tek istisna, görselliği volkanik ve/veya magmatik bir niteliğe sahip gibi gözüken beşinci videodur). Hatta bu videoların siber izlenimci bir tarafının olduğu düşünülecek olursa, bu gayet anlaşılır bir durum. Yeşilliği, suyu ve türevini ayrımsanmış ve kanıksanmış bir içerik olarak yani figüral bir biçimde değil, akışkanlığa model ve dolayısıyla karma bir maddesellik olarak yani yapısal bir alaşım hâlinde yansıtıyor Radiances. Bu serideki hiçbir imgenin loop etmemesi de bundan. Doğada döngüler var, ama aynının tekrarı hiç yok. Olsa olsa farklının tekrarı var, hem tanıdık hem de yabancı olan. Aynı nehre –haşa!– Radiances’ta da iki kez girilmiyor, girilemiyor. Bu videolarda mikro modellenen şey doğa bu anlamda. Ya da daha net olarak: Flux. Heraklitosçu bir videoculuk!
Öyleyse Ratté’nin bu videolarının zamansal birer tablo olduğu da söylenebilir açıkça. Bu sav, eğer ki geçerliyse, iki nedenle geçerli: Bir, bu videoların her biri sabit bir perspektifi yansıttığından ve iki, bu perspektif zamanda deneyimlensin diye kurgulandığından. Kendi içinde evrimleşen, değişip dönüşen, modüle olan manzaralar sunan videolar bunlar. Geleneksel bir tablodan farklı olarak zamanı estetik bir öğe olarak içlerinde barındırıyorlar. Gözün makro düzeyde yani videoların bütülüğünde algılamasının imkânsız olduğu, mikro değişikliklere tabi bir imgesellik bu videolarınki. Resimsel jestlerin inceliğini ve niceliğini, zamanın neredeyse hipnotik olduğu söylenebilecek bir duyumunu yaratmak için videoya adapte ediyor Radiances. Diyelim ki (Lev Manovich’in deyişiyle) sine-gözü değil sine-fırçayı devreye sokuyor. İstemsiz (ama yine de azgın) bir karşı-Vertovculuk.
Aslına bakılırsa Radiances, ne tam anlamıyla analojik ne de tam anlamıyla dijital olduğu söylenebilecek bir imgeleme sahip. Daha ziyade, bir ara-imgesellik oluşturuyor. Analojik bir imgeden oluşmuyor Radiances, ama dijital imgeye has işlemleri, örneğin glitch’e ya da distortion’a benzer bir işlem tekniğini izlediği de söylenemez (3D animasyon ve video sentezleme, bu eserin tekniğini tanımlar nitelikte). Daha ziyade, dijital bir protokol içinde ama analog bir prosedürle işlev görüyor. Paramedyatikliği de buradan ileri geliyor. Radiances’ta Ratté analojik bir imgeyi analojik yollarla oluşturmaktansa analojik bir imgenin dijital bir analogunu oluşturuyor ki bu, resminki. Biçimin dijital, içeriğin analog kaldığı değil, biçimin analojik bir başkalaşıma uğradığı bir video serisi Radiances: Analojik işlemleri radyal bir süzgeçten, filtreden, elekten geçiriyor (Serinin adı boşu boşuna “parlaklık” hâline ve ismine göndermiyor). Böylece videonun genine resmi işliyor ya da diğer bir deyişle, videoyu estetik bir mutasyona uğratıyor. Videotik olanı resimselleştiriyor. Transmutational videoticism.
kaynak: It’s Nice That
{fold içindeki imge: Sabrina Ratté, Radiances IV, 2018, video karesinden detay, kaynak: Sabrina Ratté}