Sabah erken saatler, evde bir hareket var. Ortada, koltuğun üstünde açık duran bir çanta var. O, çantanın yanından geçerken içine bir şeyler koyuyor. Bir süre sonra geri dönüp çantanın içinde bir şeyler arıyor. Sonra sehpanın üstündeki listeye bakıyor ve bu defa farklı bir yöne gidip, oradan başka bir şeyle geri gelip onu çantaya yerleştiriyor. Arada duvardaki saate bakıyor. Son iki defadır saate baktıkça hareketlerinden biraz geç kaldığı, bu yüzden acele ettiği, acele ettikçe de daha çok hata yaptığı anlaşılıyor. Bir yöne doğru giderken, yarı yoldan dönüyor ve tam tersi yöne gidiyor. Bunlar aceleden biraz kafasının karıştığını gösteriyor. Üstü çıplak, sandalyenin arkasında asılı bir gömlek var. Çantayı kapatıyor, diğer koltuğa oturup sehpanın üstündeki kâğıttan yapması gerekenleri kontrol ederken bir sigara yakıyor, önce duvardaki saate bakıyor, sonra gözleriyle evi tarıyor. Çıkmadan önce son kontrol bu. Kalan kahvesini içiyor, banyoya gidip dişlerini fırçalıyor. Elinde diş fırçasıyla geliyor, erken kapattığı çantayı açıyor, bir başka küçük çantanın içine diş fırçasını yerleştiriyor, çantayı, son kez olduğunu umarak, kapatıyor. Saate bakıyor, mutfağa gidiyor, hızla geri geliyor. Gömleğini giyiyor, pantolonunun cebinden anahtarlarını çıkarıyor, kapının kilidine takıyor. Çantasını dışarı çıkartıyor, kapıyı kapatıp, kilitliyor. Ev, normal sabahlarından birini yaşarken, o günlere has güzel bir ışık dolmuş hâliyle, birden bomboş ve onun ardında kalıyor.
Kısa bir yolculuktan sonra arkadaşının evine varıyor. Bir kahve içiyorlar. Artık daha sakin, artık yola çıktığı için bir acelesi kalmamış gibi. Yine de arada bir saati kontrol ediyor. Arkadaşı yola çıkmaya hazır gibi görünmüyor henüz ve acelesi de varmış gibi değil. O ise artık bundan sonrasını dilediğince yönetemeyeceği gerçeğini kabullenmiş gibi. Sonunda arkadaşı da hazırlanmaya başlıyor. Biraz onun az evvel kendi evinde yaşadığına benzer bir tempo başlıyor arkadaşının evinde bu defa. Arkadaşı ona göre çok daha sakin ancak. Zaman geçtikçe onun tedirgin olmaya başladığı ve bir an evvel yola çıkmak istediği hareketlerinden belli oluyor; fakat olaylar pek de onun istediği gibi gelişmeyecek belli ki. Arabaya iniyorlar, birkaç eşyayı arabadan alıp eve çıkartmaları gerekiyor. Belli ki o kutulara yolculuk boyunca gerek yok ve gerekli olanlar için de yer açmak gerekiyor. Hava sıcak ve hatta biraz bunaltıcı. Araba asma yapraklarının altında olabilecek en serin gölge yerde. Araba biraz yorgun, öte yandan da görmüş geçirmiş, deneyimli biri gibi görünüyor. Arabaya yakın bir yerde bu gölgeden yararlanan dört yaşlı adam bir masada iskambil oynuyor. İki binanın arasından havuz görünüyor, oradan ara sıra ılık bir rüzgâr esiyor. O ve arkadaşı birazdan kendi çantalarıyla arabanın yanına geliyor. Çantalar yükleniyor. O, geçip arabanın sağ ön tarafına oturuyor. Arkadaşı son dakika rastladığı biriyle konuşuyor. O, vakit geçirmek için yanına aldığı çantasının içini kontrol ediyor. Vakit geçmek bilmiyor. Arkadaşı rastladığı kişiyle lafı uzattıkça uzatıyor. O arabadan iniyor, bir aşağı bir yukarı yürümeye başlıyor, bir sigara içiyor. Sonunda arabaya biniyorlar ve gürültüyle oradan uzaklaşıyorlar. Dört yaşlı adam yanık mazot kokusunu elleriyle kovmaya çalışıyor. Araba uzaklaşınca ve duman dağılınca ortalık tekrar sakinleşiyor, gölgenin serinliği huzur veriyor. Adamlardan biri desteyi karıştırıyor, diğeri kesiyor ve yeni kartlar dağıtılıyor onların ardından.
Arabayla bir benzinciye giriyorlar. Depo dolduruluyor, lastiklere hava basılıyor, silecek suyu kontrol ediliyor. İçmek için su alıyorlar. O, artık yola çıktıklarını kabul ediyor ve biraz daha rahatlamış görünüyor. Benzinciden ayrılıyorlar. Benzinci tekrar ıssızlaşıyor, ortalıkta kimse yok. Az önce su doldururken oluşan su birikintisinde gökyüzünden bir bulut geçiyor onların ardından. Az ötede duruyorlar, arkadaşı iniyor ve çantasında bir şeyler arıyor, çabuk buluyor. Arkadaşı daha az önce yola çıkarlarken de arabanın anahtarını bulamamıştı, bunlar onu çok geriyor. Bu tür konulara gerilmemesi gerektiğini kendi kendine söyleyip duruyor. Gidilecek yer kadar oraya giden yolun kendisinin de bu işin bir parçası olduğunu kendi kendine tekrarlayarak tüm bu olup bitenden zevk almaya çalışıyor o, ancak bunu çok başaramadığı hareketlerinden belli. Yine bir sigara yakıyor. Benzincideki su birikintisi masmavi şimdi, sadece gökyüzü var, bulut yok artık.
Daha yarım saat yol almadan arkadaşı yoldan sapıyor; doğru düzgün kahvaltı etmediği için bir şeyler yemesi lazım ve orada bildiği, beğendiği bir yer var, orada yemek istiyor. O, evden çıktığından bu yana geçen süre içinde katettiği yolun azlığından rahatsız, bu öğleden sonra güneşi ona hep bunu hatırlatıyor. Gitmeleri gereken yol az değil, fakat hâlâ neredeyse daha başladıkları yerdeler. Yol birden gözünde büyüyor. Yemekten sonra tekrar yola koyuluyorlar; arkadaşının uğraması gereken bir yer daha var. O, dün gece de az uyuduğu ve gündüz yemek yemeye de alışık olmadığı için kendini fazlasıyla hâlsiz hissediyor. Arkadaşının işi için uğradıkları yerde, arabanın sorunlu bir bölümünü tamir etmeye çalışırlarken iyice morali bozuluyor ve gittiği yerde hasta olacağı endişesi beliriyor, hâlsizliğini buna yoruyor, suratı bayağı asık. Tekrar yola koyulduklarında, motorun gürültüsünden arkadaşının söylediklerini pek duyamıyor, bu nedenle sohbet edemiyor, zaten sohbet etmeye de pek keyfi yok gibi.
Yola devam ediyorlar; bir-iki saat sonra, artık güneş batarken tekrar yavaş yavaş keyfi yerine gelmeye başlıyor. Akşam oluyor. Akşam oldukça biraz daha rahatlıyor. Gidecekleri yerde kendisini bekleyenlere haber veriyor, abartılı olduğunu düşündüğü bir varış zamanı bildiriyor ve her şeyi oluruna bırakmaya karar veriyor. Adını bildiği, içini bilmediği şehirlerin yamacından geçiyor yol. Bazı sahneleri aklında tutmaya çalışıyor, bunları başka zamanlarda hatırlamak istiyor, çoğunlukla ıssız yerler. Hava kararınca tam, artık bu yolculuğun koşullarına alışmış ve rahatlamış oluyor. Artık birkaç saat öncesindeki gibi kendini hasta hissetmiyor ve bundan sonra bu yolun ne kadar süreceğiyle de pek ilgilenmiyor. O aslında genel olarak kaygılı biri. Bu kaygıların hayatına engel olmamasını sağladığı için ya da sağladığını sandığı için bunu çok dert etmiyor. Fakat toplamda bu yüzden yine de gergin olduğunu düşünüyor, rahat biri olmaya özeniyor. Arkadaşını bu konularda umursamaz ve rahat buluyor, ona özeniyor aslında, ancak bu onun yapabileceği bir şey değil. Ara sıra aklına evden çıkarken bir şeyleri tam yapıp yapmadığı konusunda kaygılar düşüyor. Hâlbuki bir listeyle planlamıştı yapılması gerekenleri. Bu listeyi yolda tekrar kontrol etmemek için arkadaşının evinden çıkarlarken, iskambil oynayan adamların yanındaki çöp kutusuna atmıştı, atmadan önce de yırtmıştı; çünkü listedeki her işi yapmış ve üstünü çizmişti, o liste bitmişti. Fakat yine de arada bir, listeye yazmayı ihmal ettiği ve bu yüzden de yapmadığı bir şeyler olabilir mi acaba diye kaygılanmaktan kendini alamıyor. Yapılan işleri değil ama listenin kendisini kontrol etmek için yırtıp atmamasının daha doğru olacağını düşünüyor.
Yol azalıyor, gece oluyor, benzincideki su birikintisi çoktan kurumuş, yaşlı adamlar çoktan evlerinde koltuklarına kurulmuş, onun evi de karanlık artık, sabah güneşi kalmadı orada da. Karşıdan gelen ışıklar onun içinden geçiyor, gözlerinden içeri girip, ensesinden sökülüp gidiyorlar. Şimdi daha rahat. Her şey yavaş yavaş onun ardında kalıyor. Bundan daha rahat da olamıyor zaten.
